DOLAR 18,6564 0.08%
EURO 19,3400 0.33%
ALTIN 1.046,710,45
BITCOIN 3032530,99%
Adana
20°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Kapıkulu askerleri ve tımarlı sipahiler

Kapıkulu askerleri ve tımarlı sipahiler

ABONE OL
03 Kasım 2022 13:48
Kapıkulu askerleri ve tımarlı sipahiler
0

BEĞENDİM

ABONE OL

KAPIKULU ASKERLERİ

Kapıkulu diye adlandırılan askeri sınıf bugünkü askeri terimimizce Hassa askerlerinden oluşur, devletten “Ulufe” adı ile ve gündelik hesabiyle maaştan başka tayinat da alırdı. Daha önceleri yalnız İstanbul’da kışlada yaşarken, sonraları Sınır boylarında bazı kalelerle Önemli mevkilerin korunmasıyla görevlendirilerek, taşraya da yerleştirildiler. Bunlar aslında piyade ve süvari olmak üzere başlıca iki sınıftan oluşurdu. Kapıkulu Piyadesi piyade askerleri aşağıdaki 7 ocaktan Kurulu idi : Bu
-Yeniçeriler
-Acemioğlanları
-Cebeciler
-Topçular
-Top arabacıları
-Humbaracılar
-Sakalar
KAPIKULU ASKERLERİ
Osmanlı Devletinin sürekli ordusunu oluşturan ve doğrudan padişaha bağlı olan yaya, atlı ve teknik sınıftan asker ocaklarına verilen ad.

Kapıkulu ocaklarının kurulmasından önceki dönemde Osmanlı Devletinin askeri gücünü yayalar ve müsellemler oluşturuyordu. Bu birlikler tımarlı sipahiler, akıncılar, azaplar, voynuklar, martoloslar ve cerahorlarla destekleniyordu. I. Murad döneminde (1360-89) örgütsel kuruluşu tamamlanan kapıkulu ocakları, 16. yüzyılda yeniden düzenlendi. Bu yapıda, yaya ve atlı olarak iki ana sınıf vardı. Acemi oğlanları, yeniçeriler, cebeciler, topçular, top arabacıları yay sınıfını, sipahiler, silahdarlar, sağ ulufeciler, sol ulufeciler, sağ garipler, sol garipler de atlı sınıfı oluşturuyordu. Kapıkulu ocakları, Bektaşiliğin güçlü biçimde örgütlendiği Osmanlı kurumlarındandı ve bu nedenle ocağa Ocağ-ı Bektaşiyan, askerlerine taife-i Bektaşiye, ocak subaylarına sanadid-i Bektaşiyan, yükselme yoluna da ilsile-i Bektaşiyan deniliyordu. Bektaşilikteki alegorik simgeler de (örn. börk, kazan) aynen kapıkulu ocaklarına alınmıştı ve Bektaşi dervişleri ocak ortalarının üyesi sayılıyordu.

Osmanlı Devletinin sınırları genişledikçe kapıkulu ocaklarında da yeni düzenlemelere gidildi. İstanbulun alınışından sonra, Geliboludaki Acemi Ocağı dışında İstanbulda ikinci bir Acemi Ocağı kuruldu. Ağa bölükleri de kapıkulu kısmına alındı; ocak subaylarının rütbeleri ve yetkileri belirlendi. Sınır boylarındaki kalelerin korunması için, kapıkulu kapsamında yerlikulu yeniçerisi (gönüllü yeniçeri), cebeci, topçu, lağımcı, humbaracı ortaları kuruldu. Kapıkulu ocaklarında, devşirme ve pençik yasalrına göre asker yetiştirilirdi. Adaylar (devşirmeler ve pençik oğlanlar) acemi ocaklarındaki eğitimden sonra kapıya çıkma denen işlemle ömür boyu asker olarak kapıkulu sınıflarına alınırlardı. Başka bir meslek edinmeleri ve evlenmeleri yasaktı. Bütün kapıkulu askerleri oda denen kışlalarda cemaatler oluşturur, her cemaat de kendi içinde bölüklere ayrılırdı.

BU HABER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Fransız Devrimi Ve Etkileri

Savaşçı bir sınıf olan kapıkuluların görevleri katı ve ödünsüz kurallara bağlanmıştı. Bu kurallara kavanin-i yeniçeriyan denirdi. Kapıkulları kent güvenliğinden ve sınırların korunmasından sorumluydu. Silah olarak genellikle tüfek, kılıç, ok ve yayi kalkan, mızrak kullanırlardı. Osmanlı padişahının kapıkulu ocaklarının Birinci Ortasının yoldaşlarından sayılması, ulufe günü yeniçeri ağası giysisi ile kışlaya gelmesi ve ulufesini alması, at üstünde bir kase şerbet içmesi gelenekti. Ulufeleri üç ayda bir galebe divanında dağıtılan kapıkulları padişahların tahta çıkışları (cülus) ve sefere gidişlerinde de bahşiş alılardı. Kapıkulu kışlalarının bir bölümü Atmeydanında, bir bölümü Şehzadebaşındaydı.

Kapıkullarının disiplini 17. yüzyılda bozuldu. Devşirme ve pençik sistemleri işlemez duruma geli ve ocağa rasgele asker alınmaya başlandı. İstanbulda sık sık çıkan ayaklanmalar, genellikle kapıkullarınca yönlendiriliyordu. 1632de IV. Muradın reform girişimi geçici bir iyileşme sağladı. Köprülüler döneminde de ocaklardaki disiplin yeniden kuruldu. II. Mustafanın, III. Ahmedin, III. Mustafanın ve III. Selimin bu konudaki reform çabalarının çoğu büyük ayaklanmalar karşısında başarısızlıkla sonuçlandı. II. Mahmud 1826da ocağın humbaracı, barutçu, lağımcı gibi teknik sınıflarını köklü reformlarla yeniden örgütlerken, öbür kapıkulu ocaklarını kaldırdı

Tımarlı Sipahiler

Eyalet askerlerinin dolayısıyla Osmanlı ordusunun en önemli kesimiydi. Tımarlı sipahiler Türklerden oluşurdu. Tımarlı sipahiler tımar sahiplerinden ve bunların beslemekle yükümlü oldukları askerlerden meydana gelirdi. Bir seferden 2-3 ay önce tımarlı sipahilere hazır olmaları emredilirdi. Bütün sipahilerin sefere katılması zorunluydu. Sipahilerin subaylarına Alaybeyi denirdi. Her alaybeyi 1000 sipahiye kumanda ederdi. Silahları kılıç,ok,kalkan,mızrak idi. Her sipahiye birde at verilirdi. Başlarında miğfer üstlerinde zırh bulunurdu. Tımarlı sipahiler atılı olduğundan hızlı hareket edebiliyordular. Bu nedenle düşmanı çember içine almak ve kaçan düşmanı kovalamak onların göreviydi. Akıncılar sınır boylarında oturur, seferde ordunun güvenliğini sağlardı. Bir kaç dil bilen tımarlı sipahiler istihbarat görevi yaparlardı. Barış zamanında ise düşman topraklarına akınlar düzenlenirdi.

OSMANLI İMPARATORLUĞU’NDA TIMAR KANUNU:
Tımar, Osmanlı İmparatorluğu’nda belirli görev ve hizmet karşılığı olarak kişilere verilen ve yıllık geliri 1. 000 akçe ile 20. 000 akçe arasında değişen araziye denir. Tımarın kullanılması ile ilgili kanuna da Tımar Kanunu denir. Tımar Sistemi’nin, Osmanlı İmparatorluğu’nda toprağın işlenerek, devletin masrafsız bir şekilde girmeden büyük bir askeri kuvvet sağlaması ve iktisadi hayatın gelişmesinde büyük yararı olmuştur. Fakat zamanla bu sistem içerisinde yolsuzluk ve rüşvet olaylarının baş göstermesi, bu sistemin bozulmasına ve imparatorluğun çökmesine sebep olan nedenlerden biri olmuştur.

BU HABER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Fransız İhtilalinin Osmanlı Devletine Etkileri

Tımar Kanununa göre ;

1- Tımar sahipleri devletin birer memurudur ve merkezin emri altında çalışmak zorundadır.

2- Görevini yerine getiremeyen tımar sahipleri görevlerinden azledilirler.

3- Tımar, hizmet karşılığı toprağın gelirinden yararlanıldığından dolayı elde ettikleri haklar veraset yoluyla bir başkasına verilemez.

4- Tımar sahipleri, devletin verdiği işleri yapmak ve verilen yetkileri kullanmakla sorumludurlar.

5- Tımar sahibi özürü olmadan sefere katılmazsa tımarı elinden alınır.

6- Ortak tımarlarda nöbeti geldiği halde gelmeyenlerin tımarına el konur.

7- Tımar ve zeamet sahiplerinin ölümü halinde, tımarların kılıç kısmı oğullarına verilir.

8- Şehit düşenin oğluna kılıçtan fazlası verilir.

Savaşlarda elde edilen topraklar gelirine göre kısımlara ayrılır ve savaşta yer alan sipahilere verilirdi. Tımarların gelir ve giderleri defterhanede bulunurdu. Tımar sahibi, her 300 akçe için cebeli getirmekle yükümlüydü.

Tımar sahibi, devlete ait miri toprakları devlet adına kullanır, köylü onu efendisi olarak tanırdı. Tımar sahibi köylüyü korumak ve ona daha iyi şartlar sağlamak, köylüyü toprağa bağlamak, ziraatı geliştirmekle görevlidir. Tımar sahibi, tımarın olduğu topraklarda otururdu.


Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.