Karışık Kafa, Karışık Yazı

Karışık Kafa, Karışık Yazı

Şantiye yoğunluğundan dolayı dış Dünya’ya kapalı bir düzenim var, Gazete ve Televizyondan uzak bir yaşantı. Dolayısıyla gündemi yakalamakta zorlanıyorum. Dünya ile tek irtibatım face diyebilirim. Ara sıra da burada düşen haberlerin arkasını araştırmak için dolaştığım internet gazeteleri…

Bir kaç gündür bir resim dolaşıyor, Şırnak’ta PKK lı teröristler kendi polis teşkilatlarını kurmuşlar, kimlik kontrolü, ehliyet kontrolü vs yapmışlar….

Bir başka haber, Gezi Parkı olaylarının arkasında PKK varmış, biz gezi ile uğraşırken adamlar özerkliği hayata geçirmişler…

İktidar İsrail ile öyle sevişiyormuş ki Tel Aviv’de Yahudiler Türk elçiliği önünde RTE lehine sloganlar atmışlar….

ÖSO ile güneydoğudan ayrılan PKK’lılar Esad’ı devirmek için birlikte Esad askerleri ile mücadele etmeye başlamışlar….

Bir başka ifade ile dün terörist dediklerimize bu gün el altından silah vererek devirmek istediğimiz Esad’a karşı eylem birliği yapıyormuşuz…

Bu ve benzeri haberlerin doğru olma ihtimali var ve bana göre çoğu da doğru bilgi… Hatta bana göre bu bilgileri ülkemizdeki yabancı istihbaratlar bilinçli bir şekilde servis ediyorlar…

Münferit olaylara baktığımızda işin içinden çıkmak çok mümkün değil, resmin bütününü görmek sonra detaylara inmek gerekir…

Resmin bütününde ne var ?

BOP adı altında emperyalistlerin ( Rockfeller aşireti, ABD, İsrail vs) yayılmacılığı tehlikesi….

Bu amaca bilerek ya da bilmeden hizmet edenlerden kaynaklanan bir terör belası ve akabinde getirilip dayatılan özerklik dümeni…




Hemen dört bir yanımızda sorunlu hale getirilmiş komşu ülkeler ve sorunları….

İran’da seçilen yeni cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile esecek olan ılımlı bahar havasının oradaki 50 milyon Türk nüfusa nasıl etki yapacağı ve bu etkinin ülkemize nasıl yansıyacağı bilinmezliği…..

Kerkük’te katledilen Türkmen lider ve bu sürecin getirileri….

Kısaca hakim güçlerin hayatiyetini devam ettirmek için acımasızca uyguladıkları kendi politikaları ve bunlarda bize biçilen roller ve bunun yansımaları neticesinde oluşan kaos ortamı……

27 Mayıs ihtilalinin sebeplerinden birinin  de rahmetli Menderes’in “ ben orduyu asteğmenlerle de yönetirim” demesi ve polis sayısında hızlı bir artış göstererek ikinci bir silahlı kuvvetler oluşturması gösterilir. Bu ne derece doğru bilemem, işin doğrusunu bilmek yakın tarihçilerin işi. Yalnız 2013 lere baktığımda benzer ama daha tedbirli bir manzara görüyorum. Benzer çünkü devletin polisi olma özelliğinden çok iktidarın polisi gibi davranan yeni nesil polisler ile ilgili haberler her gün manşetlerde…

Tedbirli diyorum çünkü iktidar TSK yı öyle bir hale soktu ki ister sevin ister sevmeyin TSK yürekler acısı bir durumda. Moral değerleri sıfıra inmiş, çok yerde asaleten atayacak komutanı kalmamış, kazara içeri tıkılan paşalar beraat ederek çıksa ve mahkeme kararı ile iadeyi itibar ve göreve dönüş alsalar komuta kademesi alt üst olabilecek bir şekilde….

İşler her iki kolluk kuvvetinde de zıvanadan çıkarıldı. Bazı tespitler yapmak istiyorum

  1. Asker de olsa poliste olsa bunlar bizim çocuklarımız
  2. Özellikle genç polisler üzerlerindeki (kendilerini liste ile işe alan) baskı nedeniyle aklıselim davranamıyorlar ve devletin polisi olma vasfını kazanamıyorlar. Üzerlerinde ki baskı kalktığı an bunlar asli görevlerini yapan evlatlarımız olacaklar…
  3. TSK da alttan gelen bağımlı kadrolar ne zaman üst komuta kademelerine yükselecek bilmiyorum ama geçenlerde görüştüğüm bir emekli albayın ifadesine göre terfiiler liyakate göre değil biat esasına göre yapılıyormuş….
  4. Şahsım adına şarap değil barut kokan paşalarım olsun isterim ama iktidarın değil Milletin, Devletin askeri olmak şartı ile…

Tüm bunları neden yazdım biliyor musunuz…




Büyük resme baktığımda gördüklerimden biri de insanlarımız polis düşmanı, asker düşmanı olmaya doğru itiliyor. Bakıyorum gezi olaylarında bir öldürme olayına karışmış ve serbest bırakılmış polisi afişe etme yarışına girdi sanal medya, sanki açık hedef gösteriyorlar… Bunu tetikleyen derinler… Allah korusun yarın o genci de başka birine vurduracaklar ondan sonra sivil halk ile polisin arasını iyice gerecekler……

Polisin serbest bırakılmasında hakimler yanlış karar almış olabilir, bunun ileri de telafisi için mahkemeleri var, Yargıtay’ı var, hiç bir şey yoksa İlahi Adalet var… Her şey biz halletme telaşına kapılırsak derinlere istedikleri ortamı sunmuş oluruz……………….

Bu hafta biraz karşrık ve dağınık bir yazı çıktı klavyeden… tıpkı benim karışık ve dağınık olduğum gibi !

Görelim Mevla’m neyler…

Şükrü Işık / Gaziantep

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın