Karşılıklı işlem Şartı

Karşılıklı işlem Şartı

Karşılıklı işlem Şartı

Karşılıklı işlem, iki devletin varlığını gerektirir. Bir devletin vatandaşının Türkiye’de belli bir haktan yararlanabilmesi, Türk vatandaşlarının da o devlet ülkesinde bu haktan yararlanabilmesi şartına bağlanmaktadır. Buna göre, karşılıklı işlem “en az iki devletin vatandaşlarına yekdiğerinin ülkesinde aynı mahiyetteki hakkı fiilen tanımalarıdır”, şeklinde tanımlanabilir. Türk hukukunda karşılıklı işlem ilkesi milletlerarası sözleşmelerle tanınmış ve mevzuatta da kabul edilmiştir. Tapu Kanunu’nun 35. maddesinde, Sigorta Murakabe Kanunu madde 4/c’de ve Fikir ve Sanat eserleri Kanunu madde 88/son, Bankalar Kanunu madde 6/2’de aranan karşılıklı işlem şartı örnek olarak gösterilebilir. Mevzuatımızda yabancılara tanınmış olan her hak karşılıklı işlem şartına dayanmamaktadır. Açıkça kabul edilmediği alanlarda uygulama alanı bulamayacaktır.

Karşılıklı işlemin bu tanımı iki şart ihtiva eder. Bunlardan ilki, hakkın mahiyet ve çeşidinde tam bir benzerlik olmasıdır. Şayet bir devlet, sınırlı ayni haklardan yararlanma yetkisi vermişse, bu devlet vatandaşı diğer devlet ülkesinde karşılıklı işleme dayanarak mülkiyet hakkını elde edemeyecektir. Diğer şartı da, söz konusu edilen haktan her iki devlet vatandaşının fiilen yararlanabiliyor olmasıdır. Karşılıklı işlem soyut kanun ve sözleşmeler ile kabul edilmesi yeterli değildir. Salt Karşılıklı işlem şartının varlığı yeterli olmamakta, fiili uygulamanın olmasıda gerekmektedir.

Karşılıklı işlem, dar yorumlanmalıdır. Yabancı bir devlet, diğer yabancı devlet vatandaşlarına taşınmaz mal edinme hakkı tanımamış olsa bile, bu hakkı sadece Türklere sözleşme, kanun, tüzük, teamül yoluyla tanımış olabilir. Bu halde Türkiye devleti, o devlet vatandaşlarının Türkiye’de taşınmaz mal edinme hakkını tanımamazlık edemez. Bu durumda karşılıklı işlem dar yorumlanarak, bu devlet vatandaşlarına mülkiyet ve miras hakkı tanınmalıdır.

Karşılıklılık kuralının yerine getirilmesini sağlamak için, eğer söz konusu ülkede Türklere aynı haklar tanınmıyorsa, o ülke vatandaşı yabancıya da o hak tanınmaz; yahut bir devlet yabancının ülkesinde kendi ülkesi vatandaşlarına yapılan farklı işlemlere ve uygulanan ağır şartlara cevap verebilmek için karşılık olarak aynı şekilde ağırlaştırılmış şartlar uygular. Bu son halde şartların uygulanması yasal bir yetkiye dayanır ve kanunla yetkilendirilen makam gerekli tedbirleri alır. Türk hukukndan örnek vermek gerekirse, gayrimenkullerde mirasın ve mülkiyetin elde edilmesinde Tapu Kanunu madde 35, Sigorta Murakabe Kanunu madde 6, Pasaport Kanunu madde 20/5 anılabilir.

Karşılıklı işlemin her halükarda vatandaşlık bağına dayanmasının zorunlu olmadığı ileri sürülmektedir. Bu düşüncede olan bir yazara göre, “karşılıklı işlemin ırk ve din gibi nedenlere dayandığı haller de mevcuttur.” Din ilkesinden hareketle karşılıklılığın gerçekleştirildiği duruma örnek olarak Lozan Antlaşması’nın 45. maddesi gösterilmektedir. Maddeye göre: “Bü kesimdeki hükümlerle, Türkiye’nin müslüman olmayan azınlıklarına tanınmış olan haklar, Yunanistan tarafından da kendi ülkesinde bulunan müslüman azınlığa tanınmıştır.

Ancak bu düşünceye iştirak etmek mümkün gözükmemektedir. Azınlık kavram itibari ile bir devlet vatandaşlığını ifade ettiğine göre, bu devletin kendi vatandaşlarına karşılıklı işlem şartıyla hak tanıması düşünülemez.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın