Kozan'ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılı kutlu olsun!

Kasım Süleymani’nin Öldürülmesi Ortadoğu’da Sonun Başlangıcı mı?

Kasım Süleymani’nin Öldürülmesi Ortadoğu’da Sonun Başlangıcı mı?

Kasım Süleymani’nin talimatıyla geçtiğimiz günlerde Haşdi Şabi taraftarlarının ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği’nin işgali girişimi sonrasında bu sabah Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi’nin önemli isimlerinin olduğu konvoy ABD tarafından vuruldu. Saldırıda Süleymani ile beraber birisi üst düzey komutan olmak üzere 10 kişi hayatını kaybetti.

İran saldırıyı ve Süleymani’nin öldürüldüğünü Fars Haber Ajansı’nda Devrim Muhafızları’nın açıklamasını yayımlayarak doğruladı. “İslam’ın gururlu komutanı Kasım Süleymani, Cuma sabahı Amerikan helikopterlerinin yaptığı bir saldırıda öldürüldü. Ebu Mehdi el Mühendis de helikopter saldırısında bir aracın içinde öldürüldü.” denildi. Ayrıca “ABD ordusu, Başkan’ın talimatı ile, ABD tarafından yabancı terör örgütü olarak tanınan İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü’nün Komutanı Kasım Süleymani’yi öldürerek (bölgedeki) ABD personelini korumak için kararlı ve savunma amaçlı bir adım atmıştır.” ifadeleri kullanıldı.

ABD Böylesine Büyük ve Riskli Saldırıyı Neden Yaptı, Niçin Şimdi Yaptı?

ABD Kasım Süleymani’nin yerini yeni tesbit ettiği için bu saldırıyı şimdi yapmadı. Uzun süredir ABD ve İsrail’in adım adım takip ettiği bir isimdi Kasım Süleymani. Peki o zaman saldırı neden yapıldı ve niçin şimdi yapıldı?

Genel olarak saldırının üç ana sebebi bulunmaktadır. Birinci sebep ABD Başkanı Donald Trump’ın iç politik sebeplerine dayanmaktadır. Trump içeride sıkıntı bir azil süreci geçirmektedir. Bu soruşturma Trump’ın görevden alınmasıyla neticelenebilir ve Trump manevra yapmak ihtiyacı hissetmektedir. Diğer taraftan 2020’de ABD’de seçimler yapılacaktır ve bu seçimler öncesinde Trump bu ve benzeri ses getirecek eylemlere yatkın bir mevcut başkan ve başkan adayıdır.

İkinci sebep ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği işgal girişimi ve bu girişim arkasında Kasım Süleymani’nin olması ithamıdır. Bu saldırı şüphesiz ki, Ortadoğu’da yol açacağı neticeler itibarıyla en önemli olaylardan birisidir. 1979 yılında devrimin hemen ardından ABD’nin Tahran Büyükelçiliği’nin İran’daki göstericiler tarafından işgalinin aradan geçen 40 yıla rağmen travmasını üzerinden atamayan ABD’nin bu defa Bağdat’taki elçiliğinin işgali girişimi ve Elçilik duvarına işgal emrini kimden aldıklarını gösteren “Kasım Süleymani Liderim” şeklinde yazı yazılması sonrası ABD bu son derece riskli adımı atmıştır.




ABD’nin Bağdat Büyükelçilik binasına yapılan baskınının organizasyonun Kudüs Güçleri Komutanı Kasım Süleymani’nin emriyle yapıldığı, bu emre uyarak yerel organizasyonu yapanların Asaib Ehl Elhak oluşumu lideri Kays el-Hezali ve Bedir kaolisyonu lideri Hadi el-Amiri olduğu ileri sürülmekteydi. Geçtiğimiz Pazar günü Irak-Suriye sınırında 5 noktada Haşdi Şabi güçlerini hedef alan ABD hava saldırısında Irak’ta Süleymani’ye en yakın isimlerden birisi olan 45. Bölük komutanı Ebu Ali Hazali’nin ve çok sayıda milisin öldürülmesinin Süleymani’ye direkt mesaj olduğu değerlendirilmişti.

Pentagon’un Süleymani’nin öldürülmesini üstlendiği açıklamasında bölgedeki ABD hedeflerine saldırı hazırlığında olmasının gerekçe gösterilmesi de bunu işaret etmektedir. Trump gibi dış politikada agresif bir tutum takınmaktan çekinmeyen bir ABD başkanının hele ki, iç politikada zorlu bir seçime hazırlanırken Bağdat Büyükelçiliğine yapılan baskının intikamını alacağı aslında beklenebilen bir gelişmeydi. Ancak Haşdi Şabi liderleri ve Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani’nin kendisini fazlasıyla rahat hissetmesi, sadece iki arabalık bir konvoyla havaalanı yolunda öldürülmesi bu saldırıya ABD’nin cesaret edemeyeceği beklentisinden kaynaklanmaktadır. Oysa Trump’ın çok daha ileriye gidecek bir yapıda olduğu zaten bilinen bir gerçektir.

Saldırının sayılabilecek üçüncü sebebi Kasım Süleymani’nin bölgede ABD ve İsrail çıkarları için en büyük tehdidi oluşturmaya devam etmesi ve Irak’ta bir türlü dinmeyen iç karışıklıkların arkasındaki güç olarak görülmesidir. Bilindiği üzere Irak’ta Başbakan ve Cumhurbaşkanının istifasına giden bir ayaklanma sürecinin yaşanmasına rağmen bir türlü istikrarın gelmemiştir. Irak’taki bazı çevreler son günlerde etkisini artıran İran’ın Irak üzerindeki bu etkisinden rahatsızlıklarını açıkça dile getirmekteydi. Afganistan’dan Suriye’ye, Lübnan’dan Körfeze kadar geniş bir alanda etkili bir operasyonel güç olan Süleymani bütün eylemlerini bizzat kendisi planlamakta ve doğrudan Dini Lider Ayetullah hamaney’e hesap vermekteydi.

İran iç politikasında da giderek güçlenen ve hatta efsaneleşen bir komutan olarak nam yapan Süleymani İran politik iç dengelerini de değiştirebilecek güce dönüşmekteydi. Suriye’de Beşar Esad’ı ziyaret esnasında Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in önünde bir protokolle karşılanması ve yaşanan sıkıntı bile Süleymani’nin artık İran iç politikasında da rakip olarak ortaya çıkacağını göstermekteydi. İran iç işleyişinde dini lider hariç kimseye hesap vermeyen, popülaritesi giderek artan ve mühmel Cumhurbaşkanı adayı olabilecek karizmaya ulaşan Süleymani’nin öldürülmesinin iç politik dengeler açısından da ele alınmasını mecbur bırakmaktadır.

Uluslararası Tepkiler

Sadece İran’ın değil, Ortadoğu’nun da en önemli figürlerinen birisi olan Kasım Süleymani’nin öldürülmesi çeşitli başkentlerde farklı yankılandı.

Üç günlük ulusal yas ilan edilen İran’da Dini lider Ayetullah Ali Hamaney, “Suçluları acı bir intikam bekliyor.” ifadesini kullandı. İran genelinde yapılan açıklamalarda intikam yeminleri ediliyor.

Bölgenin önemli güçlerinden birisi olan ve İran ile yakın işbirliği içerisinde olan Rusya’dan gelen açıklamada saldırı kınandı. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Kasım Süleymani’nin öldürülmesini, bölge çapında gerginliği artıracak “maceracı bir adım” olarak gördüklerini açıkladı. İran halkına taziye dileklerinde bulundu.

Çin’den yapılan açıklama bir çok uluslararası olayda olduğu gibi tarafları sükunete ve soğukkanlılığı sürdürmeye çağırı şeklinde oldu. Çin Dışişleri Bakanlığı da Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından “İlgili tüm tarafları özellikle ABD’yi soğukkanlılığı sürdürmeye ve gerilimi tırmandırmaktan kaçınmaya çağırıyoruz.” açıklaması yaptı.

Irak’ın istifa etmiş Başbakanı Adil Abdulmehdi, saldırıyı ülkesinin egemenliğini ihlal olduğunu belirterek, saldırıyla “Irak ve bölgede yıkıcı bir savaşın fitilinin ateşlendiğini söyledi. Suriye ise saldırının bölgedeki gerginliği tırmandıracağını belirterek, Irak ve İran’ın yanında olduklarını kaydetti.

Bundan sonra ne olur?

İran’dan çok sert açıklamalar gelmesine rağmen İran şu ana kadar savaşı kendi toprakları dışında tutmayı başarmıştır. Dolayısıyla da İran ABD ve İsrail’in kendi anakarasına saldırı düzenlemesine sebep olacak çapta bir saldırıyı hemen yapmayabilir. İran dış politikasında bu tür olaylardan sonra açıklamalarının dozunu en üst düzeyde tutmasına rağmen eylemlerini açıklamalarına oranla daha ayağı yere basar tonda yapmıştır. Elbette bu kayıp İran için son yılların en büyük kaybıdır. Sadece Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani değil, aynı saldırıda ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği baskınını organize eden Haşdi Şabi’nin genel komutan yardımcısı ve Keta-ib Hizbullah’ın lideri Ebu Mendi el Mühendis’in de öldürülmesi de en az Süleymani’nin öldürülmesi kadar önemlidir.

Muhtemeldir ki, İran etkili karşı saldırıyı zamana bırakacaktır. Elbette, bu esnada kendi kamuoyu ve yandaşlarının intikam duygularını okşayacak birkaç göstermelik eylemi yapması da beklenebilir. Ve elbette İran otoritelerine bağlı olmayıp ABD hedeflerine bireysel saldırıların da olabileceği unutulmamalıdır.

Bu arada ABD’nin hala yüzlerce tır askeri malzeme ile beslediği Suriye’deki PKK/YPG’yi hem Suriye’deki İran hedeflerine yöneltebileceği hem de doğrudan İran içerisinde sızdırabileceği ihtimali de unutulmamalıdır.




General Kasım Süleymani Kimdir?

Kasım Süleymani 11 Mart 1957’de İran’ın doğusundaki Rabor’da fakir bir köylü ailede dünyaya geldi. On üç yaşındayken, babasının tarım kredisini ödemek için kentin dışındaki bir okulun şantiyesinde bir işçi olarak çalışmak için akrabasıyla birlikte Kerman’a (İran) gitti. Kerman’ın su arıtma departmanının belediye bölümünde çalıştı. 19 yaşındayken, İran’ın dini lideri Hamaney’in öğrencilerinden birinin verdiği sohbetlere katılmaya başladı. Hemen ardından Hamaney’le doğrudan bağlantı kurdu. İlkokul eğitimi dışında ve 45 günlük askeri eğitimi dışında bilinen pek bir eğitimi olmayan Süleymani sahada yetişmiş bir komutan olarak bilinmektedir.

1998 yılında, Kudüs teşkilatının askeri ve keşif istihbaratından ve İran dışındaki sabotaj faaliyetlerinden sorumlu özel biriminin komutasını aldı ve doğrudan cumhuriyetin en üst lideri Ali Hamaney’e rapor verdi. 1999’da Tahran’daki öğrenci ayaklanmalarını kanlı bir şekilde bastırdı. 1980-1988 İran-Irak savaşında önemli görevler ifa etti. 1998 yılında Kudüs Gücü komutanı olarak atandı

Irak’taki ABD işgal güçlerinin komutanı General David Petraeus, 2008 baharında, bir toplantı esnasında Irak eski Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin uzattığı cep telefonunda şunlar yazıyordu: “Benim adım Kasım Süleymani. Şunu bilmelisin ki İran’ın Irak, Lübnan, Gazze ve Afganistan politikalarını ben kontrol ederim.”

ABD ve İsrail ile bölgede kedi fare oyunu oynayan ve kendisini müthiş bir özgüven duyan Süleymani İran’ın dış operasyonlarındaki en etkili ismi ve kimi çevrelerce de İran’ın derin devleti olarak tanıtılıyordu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani geçtiğimiz yıl, İran’nın en yüksek askeri nişanı olan Zülfikar Nişanı ile ödüllendirilmişti. General Süleymani, İran İslam Cumhuriyeti tarihinde bu nişanı almaya hak kazanan ilk ve tek kişiydi. Ayrıca dini lider Hamaney tarafından “Yaşayan Şehid” olarak adlandırılmış, adeta kutsanmıştı.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN