Keyfe Keder İşler…

Keyfe Keder İşler…

Çin küresel ekonomiyi sarsıyor…
Afrika Batı’yı işgal ediyor…
Siz onlara bulaşırken iyiydi…
İşte çalıyorlar kapınızı…
İşte rövanş…
İşte intikam…
İşte işgal…
Biliyorum ağzımdan akıyor bal…

Ve
Beyaz sömürgen;
Bu gidişle ne olacak bu hal ?…
Diye kaygılandıkça; öylesine mutlu oluyorum ki…
Geçtiğimiz yıl Hz. Reis yaptı ARJANTİN’de TANGO…
Ardından Ankara’da patladı pek çok BOMBA…
“Neler oluyor böyle ?” diye hiç sorma !…
Sistem…Sistemi işleten, yöntem ya da yönetim…
Futbol/din/uyuşturucu bağımlısı yükselen yeni nesil…
Çok çocuklu olmak/ onları beslemek/eğitmek/korku ve şiddet toplumu yaratmak…
Ve son aşamada katliamlardan ilham almak; Şili’de Av örneği…
Üstelik Arjantin’de; 1977’den beri kayıp oğulları için hala gözyaşı dökmektedir Mayıs Anneleri…

Doğa’da avlanan; dişi aslan…
Büyük payı kapan; erkek…
Ama kraldan sayılan bu haşmetmeap; pek bir ürkek…
Akbabalar, sırtlanlar ve hatta tilkiler bile; geliyor avın başına…
Kral aslan; umarsızca, kaçıyor uzaklara…
Dişi aslanın çabaları boşa çıkıyor; av kalıyor asalaklara…
Ve işte yine o tilki;
Karganın ağzından peynirini kapmak nedir ki?…
Çöküyor aslanın, avının başına; av artık ona şölen…
Bakalım Ortadoğu avlaklarında; kim olacak en son gülen?…
Kimin avı, kimin ağzında belli değil; ortalık karmakarışık…

Veee Jandarma:

*80 öncesinde:
Jandarma sen ah bir bilsen
Sana ne iş verdiler
Belki bir gün zabit sana
Köylünü kurşunla der
Anan karın çocukların
Köyünde aç kaldılar
Ne hükümet el uzatır
Ne ağadan medet var

*80 sonrasında:
Üç Jandarma, bir karakol…
Yumurtası, tavuğu bol…
Ve elbette ki hemencecik gelir; son model araba, bir yazlık, bir kışlık…

* İleri demokrasi günlerinde:
Şehidler ölmez, Vatan Bölünmez…
Hendek Şavaşları ve sonrasında, PKK ateşi altında
Şehidsiz bir günümüz geçmez…

Ve de gerçekler:
Aşık olduk; film icabı mahsusçuktan…
Sevdik, sevildik; film icabı, mahsusçuktan…
Soyduk, soyulduk…
Sövdük, sövüldük…
Dövdük, dövüldük…
Bazen ağladık, bazen güldük…
Bizler filmlerle yaşadık…
Oysa yaşayanlara hep seyirci kaldık…
Filmlerle düşlere daldık…
Mahsusçuktan yaşamları gerçek sandık…
Yazgımızı yazanları da; Yeşilçam senaristleri gibi
Bizlere mutlu SON armağan edecek birileri sandık…
Ama gün geldi;
Edirne’den, Ardahan’a kızıl kanlara bulandık…
Film icabı mı, fıtrat mı?…
İşin gerçeğini hiç anlayamadık…

Selma ERDAL

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN