Kırşehir’e Hangi Kazığı Atacaksın Devit-Off?

Kırşehir’e Hangi Kazığı Atacaksın Devit-Off?

Nitelikli Yalancılık Bir Meslek Midir

Erdoğan’ın müdürü Devit-off Kırşehir’de Ahi Evren üzerinden bol bol duygu sömürüsü yaptı. Ahi Evren ile başladı, Ahi Evren ile bitirdi.

Konuşmalarından anladım ki, asıl mesele Suriye’den gelen sığınmacılar meselesidir…Lafı dolandırıyor, kıvırıyor, “Kırşehirlilerin yiyecekleri kazık acıtmasın diye” yağlıyor ama;

“Kırşehirliler, Suriyeli sığınmacılarıkabul edip bakacaksınız” diyemiyor. Aynı sözleri tekrarlayarak kuyudan su çeken beygir gibi dolanıp duruyor. Ahi Evren geleneğinden medet umuyor.

Kürt, Süryani, Arap, Ermeni sığınmacıları içeri almanın bahanesini de buldu. Ahi Evren geleneği…  Şu ülkede tecavüz etmedikleri hiçbir değer kalmadı. Nihayetinde Ahi Evren’de ellerinden kurtulamadı. Nerde bir mazlum olsa el uzatacaklarını söyledi(!).. Boş kaleye top atmak kolay tabii… “Madem öyle, Türkmenleri niye içeri almıyorsunuz” diye soracak babayiğit bir kaleci olmadığı için sallayıp durdu Devit Efendi…

Ahi Evren üzerinden yapılan yağcılık kokan güzellemeyi nedense Kırşehir halkının gazozuna katılan ilaca benzettim. Devit-off ve AK çete Kırşehir’e hangi kazığı atmayı planlıyor acaba?

Suriye’den gelen sığınmacıların bir kısmını Kırşehir’e yerleştirme planı olabilir mi? Bal gibi olur. Çünkü Kastamonu’ya da 2 bin Suriyeli sığınmacının yerleştirileceği haberini aldım.

Devit-Off  bir söz söyledi ki, “acaba kendisini komedi tiyatrosunda oynayan bir aktör mü sanıyor?” diye düşünmeden edemedim.

Hem vallahi hem billahi, Devit dedi ki;

“Biz haram yemedik. Sofralarımızda haram yok. Geldiğimizde hortumları kestik(!)…”

İnanın oraya toplanan kalabalık bile bu nitelikli yalanı alkışlamaya utandı. Cılız bir alkış geldi.

Doğru, hortumları kestiler ama yerine 5-10 metre çapında boru döşediler. Hortumun lafı mı olur? Hortum kırk harami çetesine nasıl yetsin değil mi?

Ayakkabı kutuları, el konan araziler, talan edilen sit alanları, 25 yaşında bir İŞ(!) ADAMININ ALTINA YATACAĞINI SÖYLEYEN BAKANLAR, milyonluk kol saatleri, ortalığa saçılan rüşvet ilişkileri, rüşvet parasıyla umreye gidenler… Bu rezillikler herhalde Merih’te falan yaşandı(!)…

Bir söz daha söyledi.“Esnafımızın gözü ışıldıyor” dedi. Kara mizah gibi. Kaç bin küçük esnaf kepenk kapattı, kaç yüz esnaf borçlarından dolayı intihar etti haberleri yok herhalde… AVM sapkınları olarak her şehrin ortasına diktiğiniz AVM’ler “ki çoğu yabancı veya yabancı ortaklıdır” küçük esnafı bitirdi. Esnaf şu anda kurtulurum umudu ile yakasını-paçasını kaptırdığı bankalara çalışıyor. İşyerini kapatamıyor. Çünkü borç kapatmasına izin vermiyor. Borçlu kalmaya ahlakı ve sizlerde olmayan inancı elvermediği için “borçlarımı kapatırım” umuduyla işyerini açık tutmaya çalışıyor. Yani her gün cehennemi yaşıyor.

Esnaf madem çok iyi, o zaman cevap verin bakalım. “Esnaf kendi kuruluşu olan Esnaf Kefaletten kredi çekerken neden 4 kefil isteniyor”. Aslında dört kefil de değil. Kefiller evli ise kefil sayısı sekize çıkıyor. Nasıl mı? Evli olan kefilin eşi de kefil olan eşine olur vermek zorunda da ondan… Esnaf çok iyi olduğu için mi ördünüz bu duvarları? Hele bir çek yasası var, evlere şenlik. Çek almak çok zor ve çeki alırken de bankaya belli oranda para ödüyorsun. Çek olmadan alışveriş yapman mümkün değil.  Çeki aldın. Mal alırken esnafa verdin. Çek hemen ödenmiyor ki. Çek ödeme durumuna göre ileri bir tarihe veriliyor. Banka verdiği çekler ödenmeden yeni bir çek vermiyor. İşi bilmeyen, “iyi işte, bankalar korunuyor, karşılıksız çek sayısı azalıyor” diyebilir. Kazın ayağı öyle değil. Esnaf sınırlı çek aldığı için elindeki bitince, ileri tarihli çekler daha ödenmediği için yeni bir çek alamıyor. Yeni çek alamayınca mal alamıyor. Mal alamayınca ticareti döndüremiyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Sad Suresi'nde Kanuni Süleyman ve Süleyman Demirel 

Bu sistemden para kazanan iki unsur var. Bankalar ve avukatlar…

Acımasız kapitalist sistem tepesine çökmüş, iliğine-kemiğine kadar sömürüyor.

İşte küçük esnafın ahvali budur…

Küçük esnaf kılcal damardır. Kılcal damarlar çalışmazsa, bünye iflas eder. Bu durumu anlamayan ahmaklar da ekonomist kesildi ya başımıza,işte ona yanarım. Hasta olunca üfürkçüden medet uman hasta gibi…

Zaten bu yalanı kürsüden söylediğinde de cılız bir alkış geldi…

Bunlar konuşurken insan “bu takım herhalde oyun parkında yaşıyor, döner dolapta döne döne başı döndüğünden”dünyadan bihaberyaşıyor demekten kendini alamıyor.

Kahvaltı sofrasında 100 çeşit yiyecek olan,“Hz. Muhammed’in tabiri ile Firavun sofralarında oturanlar” gene din sattı Kırşehir’de… Ahi Evren geleneğini bahane ederek İşçiyi de patrona emanet etti. İşveren-işçi ilişkisinibaba-oğul ilişkisine benzetti. Yani, baban dövse de sen oğul olarak gıkını çıkarma, karın tokluğuna çalış dedi(!).. Bu akıl değil devlet yönetmek,  aşiret bile yönetemez. Devlet temenni ile değil, yasalar ile yönetilir. Devleti yönetenler işveren-işçi ilişkilerini dünyada kabul görmüş yasaları temel alarak güvence altına alır. İşte bu akıl(sızlık) yüzünden işçi ölümlerinde AB ülkelerinde birinci, dünyada ikinciyiz. İşte bu akıl 350 işçimizi toprağın altında kömüre gömdü. İşte bu akıl işçiyi asansörün altından kazıyarak toplattı. İşte bu akıl soytarı bir iş(!) adımına milletin anasına sövdürdü.

Bir de;

“Bu topraklarda kimsenin kaos çıkarmasına izin vermeyeceğiz” dedi(!)..Oysa bu topraklarda KAOSUN ADI ak çetedir. AK çete gelmeden Ortadoğu ve Türkiye nasıldı? AK çete sonrası Ortadoğu ve Türkiye ne durumda? Kaos ve terörden beslenen AK çete, terör siyasetiyle 2002 yılından beri ayakta durmuyor mu? Varlığını kaos siyasetine borçlu bir yapının başkalarını kaostan beslenmekle suçlaması tam bir kara mizahtır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Sad Suresi'nde Yerden Göğe Yükselme teşviki

 

Hikaye anlatırken arsızca bir de KEFEN SOYDU. Rahmetli Ecevit’i örnek verdi. Ecevit döneminde Evevit’e atılan yazar kasayı dile getirdi.

Hiç partili olmadım ama haksızlığa da asla susmadım.

Bak masalcı Devit Efendi, o zaman atacak bir yazar kasa varmış. Şimdi atacak yazar kasa bile kalmadı. Diyelim ki var ve bir esnaf eline yazar kasa aldı diyelim. Beş bin korumayla gezen işgal komutanına nasıl ulaşacaktı? Diyelim ki ulaştı ve o yazar kasayı attı. Oradan nasıl sağ çıkacaktı? Senin patronun olan eli-kolu uzun adam kendisine sadece “yeter artık be diyen” çocuk denecek yaşta bir gencimizi otobüse çekerek boynunu sıktı. Boğazına tırnaklarını geçirdi. Söyle bakalım yalanı meslek edinmiş Devit Efendi, sen Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tarihinde böyle bir başbakanı hiç gördün mü? Aynı uzun adam bütün şehrin cenaze evine dönüştüğü Soma’da yakınlarını madende kaybetmiş ve kendisine tepki gösteren acılı vatandaşı yumruklamadı mı? Koruması “uçan tekme” atarak acılı madenci yakınını tekmelemedi mi?

Sahi, “anamız ağladı sayın başbakanım” diyen Mersinli çiftçiye “ananı da al git lan” diyen uzun adam kimdi?

Rahmetli Ecevit kasa atan vatandaşı korumalarına dövdürmedi. Mahkemelerde süründürmedi.

Ecevit devlet kesesinden trilyoner olmadı. Ecevit’inmülk olarak babadan kalma bir ev ile Oran sitesinde kendi aldığı orta halli bir evi vardı. Babadan kalma evde oturan kiracısından da para almıyordu. Türkiye’de üretilen bir araç kullanıyordu. Uzun adama kadar bu ülkede Ecevit hiçbir başbakana “hırsız var” diye bağırılmadı. Daha dün Amerika’da Türk vatandaşları uzun adama “hırsız var” diye bağırdı. Korumaları göstericileri dövmeye niyetlendi ise de, Amerikan polisi geçit vermedi. Hiçbir başbakanın yeğeni 50 kilo uyuşturucu ile yakalanıp “içiciyim” deyince serbest bırakılmadı. Hiçbir başbakanın oğlu dolar sıfırlama işiyle meşgul olmadı. Hiçbir başbakanın kızı ne olduğu bilinmeyen evrakları kağıt kıyma makinelerinde yok etmedi. Sen hala Ecevit’in ölüsü üzerinden ahlaksız bir siyasi rant umuyorsun.

Beni okuyanlar bilir, elimden gelse ülkeme yaptıkları ihanetleri nedeniyle 1938 SONRASI SİYASİLERİNİ YARGILARDIM AMA…  Siz onlardan tamamı ile ayrı bir sınıfa giriyorsunuz. Siz ihanet şebekesi değil,

“ÖNCÜ İŞGAL KUVVETLERİSİNİZ”. Yani,

DÜŞMANSINIZ.

O nedenle AK harami çetesi çalmıyor. ”İşgal ettiği ülkenin mallarını ganimet olarak gördüğü için gasp ediyor. Milletin mallarına EL KOYUYOR.”

İşte hakikat BUDUR Devit Efendi.

Edep ya-hu diyeceğim de… Sizde “ar-haya-edep perdesi” yırtılalı çok oldu. Ya da zaten hiç yoktu.

Suratınızdan yalan ve riya akıyor.

Nitelikli yalancılık da meslek haline geldi ya? İşte ona yanarım.

 

zahide@zahideucar.com

www.zahideucar.com

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın