Kozan'ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılı kutlu olsun!

Koronavirüsü ile mücadele, kadınların yaşam hakkını yok etmenin ve kadına şiddetin bahanesi olamaz!

Koronavirüsü ile mücadele, kadınların yaşam hakkını yok etmenin ve kadına şiddetin bahanesi olamaz!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Hakim ve Savcılar Genel Kurulu’nun 30 Mart tarihinde açıkladığı “COVID-19 Kapsamında İlave Tedbirler” kararının kadınların yaşam hakkının, erkeklerin sağlık hakkından daha değersiz olduğu temeline dayanan talihsiz bir adım olduğunu dile getirdi, “erkeklerin koronavirüsten etkilenmemesi, kadınların şiddete uğramasınan ve hayatından daha mı değerli?” diye sordu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Av. Gülizar Biçer Karaca; HSK’nın koronavirüs salgınına karşı alınacak tedbirler arasında “6284 Sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarının yükümlülerin koronavirüs kapsamında sağlığını tehdit etmeyecek şekilde değerlendirilmesi gerektiğine”ilişkin tedbir kararını şu sözlerle değerlendirdi:

Halk sağlığı için vatandaştan sürekli özveri, sorumluluk, dayanışma bekleyen yöneticilerin hatırlaması gereken şu ki devletin bireylerin temel haklarını koruma, anayasa ve tarafı olduğumuz sözleşmelere göre kadına yönelik şiddeti “önleme” sorumluluğu var. Koronavirüs ile mücadele adı altında kadına yönelik artan şiddeti önlemekten uzak adımların geri dönüşü olmayacaktır.“Halk sağlığı için “evdekal”mak durumunda iken, herkesin evlerine kapanmasını gerektiren bu süreçte kadına ve çocuğa yönelik şiddetin artış eğiliminde olduğu uyarıları yapılıyor ve kadın örgütleri ev içi şiddet için acil eylem planı çağrıları yayınlıyorken, HSK’nın bu kararını derhal geri çekmesi gerekmektedir.

DEVLETİN GÖREVİ KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE EV İÇİ ŞİDDETİ ÖNLEMEK

Sağlık hakkı kadar mühim olan hak, yaşam hakkıdır. Yaşadığımız süreç, şiddete uğrayan kadını şiddeti uygulayanla aynı çatı altında olmaya zorlayamaz. Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu tarafından 6284 sayılı Kanunun uygulanmasına dair alınan tedbirle neyin kastedildiği net değildir. Şiddet uygulayanın salgına karşı güvenliğini, kadınların can güvenliğinin önünde tutmanın gerekçesi koronavirüs olamaz, olmamalıdır. Şiddetten uzaklaşmak için destek mekanizmalarından yoksun olan, yardım çığlığı atan kadınlar var. Erkeklerin sağlığını düşünen HSK, kadınların can güvenliğini hiç dikkate almamış. Artan şiddetin, olası kadın cinayetlerinin hesabını kim verecek?



BAKAN SELÇUK’A ÇAĞRI

Kadın örgütlerinin talep ve deneyimlerinin değerlendirilmesi gerektiğini belirten Av. Gülizar Biçer Karaca “Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’u; acil kriz masaları oluşturmaya, Alo 183’ü kadına yönelik şiddet için özelleştirerek şiddete uğrayan kadınlara maddi, manevi, hukuki, psikolojik destekleri artırmaya, 6284 sayılı yasanın etkin uygulanması için özel çalışmaları yapmaya, kadına yönelik şiddetin önlenmesi için hakları ve başvuru mekanizmalarını içeren kamu spotlarının hazırlanıp yaygın olarak televizyonlarda yayınlanması gibi somut ve acil önlemler almaya davet ediyorum. Evlerimiz hepimiz için sağlıklı ve güvenli mekanlar olmalı, şiddetin mekanları değil… Kamu görevlileri de 6284 sayılı yasayı uygulamakla yükümlü olduklarını, keyfi uygulamaların cezasız kalmayacağını unutmamalı…” dedi.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN