Kosovalı Göçmen Çocuk ve Gençler

Kosovalı Göçmen Çocuk ve Gençler

Kosova’da ki savaş bütün hızı ile devam ederken bölge halkı savaştan kaçmanın çarelerini arıyordu. Maddi durumu iyi olanlar ve herhangi bir ulaşım aracı bulanlar bir an önce kendilerini savaş bölgesinin dışına atmaya çalışıyordu. Aslında savaş ve savaşın insana verdiği zararları yıllar önce başlamasına karşın artık son kozlar paylaşılıyordu.

Kosovalı Arnavut halkı bu savaştan ciddi anlamda etkileniyor ve her geçen gün savaşın şiddeti ve verdiği zarar giderek artıyordu. Savaş deyince insanın aklına ; ölenler , yaralananlar , yıkılan evler , yakılan köyler , ruhsal travmanın binbir çeşidi , her türlü zorluk , sıkıntı ve insanlık onurunu zedeleyici bir çok şey çağrışım yapıyordu.Bölge halkı bir yandan savaşmak bir yandan sivil halkı korumak ve özelliklede bu olaylardan zedelenme ihtimali en fazla olan çocuklarını kurtarmak zorundaydı.

Kentlerin dışındaki bölgelerden ve hemen hemen kosovanın her yanından bütün dünyaya katliam haberleri , savaş görüntüleri ve acı çeken insanların haykırışları ulaşıyordu. Bütün olup bitenler karşısında en kötü olan şey herkesin en içten hissettiği duygu ”çaresizlik ” ve ”korku” idi. Ama hiç kimse bu yaşananların kişilerin belleğinde oluşturduğu travmanın etkisini o an için bilemiyordu. Sadece ve sadece bu görüntüleri gören herkesin bilinç dışında savaşın bu acımasız görüntüleri yerini alıyordu.




Savaş ve çocuk deyince bir Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi doktoru olarak aklıma bir çok çağrışım geliyordu. Ama bu çağrışımların bir çoğu orada yaşayan çocuklar ve onların geleceği için çok iyi şeyler değildi. Çok iyi biliyorduk ki yaşanan her olayın kişinin belleğinde ve ruhsal durumunda iyi veya kötü bir etkisi bulunmaktaydı.

Eğer bu etkilenme travmatik ve kötü bir olay sonucu oluyor ise, bu etkilenmenin uzun vadedeki sonuçlarını düşünmek bizi oldukça endişelendiriyodu. Çocuk ve gençlerin ruh sağlığı konusunda yapılan bir çok araştırma ve bu araştırmaların sonuçları savaş gibi katastrofik olayların uzun vadede çok olumsuz etkilerinin olduğunu gösteriyordu. Daha hayatı anlamadan ve yaşamadan hayata ait bu kadar zorlu olayların içinde kendini bulan minik çocuklar gelecek adına bir çok psikiyatrik sorun ile baş başa kalabilirdi. Kosova’da ki savaş hakkında TV ve gazetelerde okuduğumuz her haber savaşın etkilerinin çocuk üzerindeki kısa ve uzun vadede ki etkilerinin ne kadar büyük olacağını şimdiden gösteriyordu.

Olayları duymak ile olaylara şahit olmak arasında oldukça fark vardır. Bu çocuklar bizim gibi olayları duymak yerine bizzat orada yaşıyorlardı. Bu yaşadıkları şeyler onların oyun , eğlenme , hayatı tanıma , okuma , öğrenme , aileleri ile birlikte olma , mutluluğu hissetme , gelecek adına ümitli olma yerine , ölüm , yaralanma , yakılan yıkılan evler , tanıdıklarının gözleri önünde işkenceye maruz kalması ,patlayan silahlar ,bulaşıcı hastalıklar , göç, açlık , korku ve çaresizilik olmaktaydı. Herhalde bütün bu olanlar uzun süre belleklerden silinmeyecek ve bu çocuklara yardım edilmez ise onların geleceği ve psikolojik durumları açısından hiç te iyi sonuçlar ortaya çıkmayacaktı.

Savaş bütün hızı ile devam ederken bölge halkından şanslı olanlar çevredeki civar ülkelerin sınırlarına akın ediyor ve katliamdan kurtulmaya çalışıyordu.Bölge halkının kendisini yakın hissettiği ülkelerin  başında ise Türkiye geliyordu. Türkiye ilk günden itibaren bu konuda gereken hassasiyetini göstererek göçmen Arnavutlara kapılarını sonuna kadar açmıştı.

Bir kısım şanslı diyebileceğimiz göçmen Kosovalı Arnavutlar Kırklarelindeki kendileri için dizayn edilmiş kamp yerine getirilmişti. Bizde İstanbul Tıp Fakültesi , Çocuk ve Ergen psikiyatrisinden bir ekip olarak bu çocukları kamp yerinde görmek ve onların mevcut olabilecek savaşa ait psikolojik sorunlarına yardım edebilmek ve bu sorunları tespit edip bütün dünyaya duyurabilmek  için Temmuz 1999 de Kırklareli göçmen kampına hareket ettik. Orada bulunduğumuz süre içinde yüzlerce çocuk , genç ve anne baba ile görüştük. Edindiğimiz en önemli intibağ yeri ve zamanı ne olursa olsun savaş demek bir çok insan için oldukça önemli sonuçlar doğuran büyük bir felaket demekti. Ve bu konuda en önemli etkilenme alanlarının birisi de çocuk ve gençler idi.




Orada bulunduğumuz süre içinde kamp için kamu görevlileri seferber olmasına rağmen ve her türlü imkan onlar için hazırlanmasına rağmen o insanlarda savaşın izleri görülüyordu. Bu izler anlatılan olaylarda , çocukların yüzlerinde , çocukların resimlerinde , konuşmalarda, çadırların içinde  hatta minik çocukların  oyunlarında bile görülmekteydi.

Yaptığımız bireysel ve grup terapileri ve psikolojik destek çalışmaları bütün hızı ile sürerken elde ettiğimiz verileri bir daha bu tür olayların yaşanmaması için bütün dünyaya bilimsel anlamda da duyurmayı planlıyorduk.

Bir daha bu türlü olayların yaşanmaması ve ruh sağlığı yerinde yeni nesillerin yetişmesi için   bu konuda duyarlı her bireyi bilgilendirebilmek ve yaşadıklarımızı aktarabilmek için gayret göstermeye çalışmaktayız. Hepimizin dileği o ki yeni bin yılda bir daha bu türlü çocuk manzaralarını hiç kimse  görmesin.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN