Kozan Türk Eğitim Sen İş Bıraktı

Kozan Türk Eğitim Sen İş Bıraktı

İŞ BIRAKMA EYLEMİ

Kozan Türk Eğitim Sen İlçe Temsilciliği bir günlük iş bırakma eylemi düzenledi. Kozan Muhsin Yazıcıoğlu parkında düzenlenen etkinlikte bir basın açıklaması düzenleyen Türk Eğitim Sen İlçe Temsilcisi Mürsel Yazıcı’yı çok sayıda eğitimci, öğrenci velisi ve öğrenci katılımda bulunarak desteklediler.

Yazıcının yaptığı basın açıklaması şöyle;

TEK DERDİMİZ; EĞİTİM ÇALIŞANLARININ DAHA HUZURLU VE EĞİTİM HİZMETİNİN VERİMLİ OLMASIDIR.

Bugün,

Milli eğitimdeki haksızlıklara,

Hukuk tanımazlığa,

Adam kayırmalara karşı isyanın doruğa çıktığı gündür.

Bugün,

Hz. Ömer adaletini elinin tersiyle itenlere,

Milli eğitimde ayrımcılık kokan uygulamalara,

Yılların emeğiyle elde edilmiş makamların yandaşlara, torpillilere,

Sırtı kalın olanlara peşkeş çekilmesine “dur” denildiği gündür.

Bugün,

Eğitim çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarının tırpanlanmasının,

Öğretmenlerin itibar kaybetmesine neden olan uygulamaların,

Akademik zam sözü verilmesine rağmen sözünün arkasında durmayanların,

Çalışanlara enflasyon farkını dahi çok görenlerin,

Gelir dağılımındaki adaletsizliğin protesto edildiği gündür.

24 Eylül tarihinde yani bugün tüm Türkiye genelinde sendikacılığın evrensel asgari standartlarını karakterinde taşıyan bütün sendikaların da desteğiyle iş bırakıyoruz.

Okullarımızda bugün ziller çalmıyor, eğitim çalışanları işbaşı yapmıyor.

Bugün yandaş yönetici atamalarına hayır demek için,

Sendikamızın nöbet ücretleri ile ilgili 6 saat ek ders talebinin yerine getirilmesi için,

Eğitim çalışanlarının ekonomik ve sosyal hakları için,

İlk defa alamadığımız enflasyon farkı için,

Üniversite çalışanlarının ekonomik ve sosyal hakları için,

4/C’lilerin kadroya alınması için,

Taşeronlaşmaya karşı durmak için,

Akademik zam sözünün yerine getirilmesi için,

Torba yasadaki öğretmene rotasyona hayır demek için,

Özel okulları teşvik edip, imkansızlıklarla cebelleşen devlet okullarına üvey evlat muamelesi yapıldığı için,

Öğretmenlerin ve diğer eğitim çalışanlarının kaybettiği itibarları için,

Sadece yandaş olmadığı için sürgün edilenlerin sesi olmak için alanlardayız!

Bilindiği gibi okullarda yöneticiler birer birer tasfiye ediliyor.

Bilgisi, birikimi, ödülleri ve başarıları ile adından söz ettiren, okulu TEOG’da, üniversite sınavlarında başarılı olan, öğrenciler, öğretmenler ve veliler tarafından takdirle karşılanan, canını dişine katarak okulunu zirveye taşıyan okul müdürlerinin görevden alınmalarına hayır demek için buradayız.

Bir de malum bir sendika var. Siz onu biliyorsunuz. O sendikayla AKP ilçe teşkilatları istediği okul müdürlerinin listelerini hazırladı ve bu sipariş listeler ilçe milli eğitim müdürlerinin, komisyon üyesi şube müdürlerinin önüne sunuldu. İşte böylesine ahlaksız, böylesine arsız, böylesine rezil bir dönem yaşıyoruz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  ADANA KOZAN'DA SAĞANAK, SU BASKINLARINA NEDEN OLDU

Birde utanmadan görevden alınan okul müdürlerinin okuldaki paydaşlardan puan alamadıklarını söylüyorlar.

Şimdi buradan soruyorum:

Bilgi edinme hakkını kullanılarak puanlarını görmek istediler, fakat göremediler. Ya siz hangi yasal hakkınızı kullanarak kimin nereden ne kadar puan aldığını nasıl öğrendiniz. Yoksa devlet kurumlarına da mı kedi girdi.

Değerli basın mensupları;

Milli eğitimde yaşanan sorunlar sadece kadrolaşmayla ilgili değildir. Eğitim çalışanları angarya görevlerle mağdur edilmektedir. Şöyle ki; öğretmenlerin nöbet hizmeti bulunmaktadır. Ancak asıl işi eğitim hizmeti olan öğretmenler, sorumluluğu çok geniş olan nöbet hizmetinin karşılığı olarak ek bir ücret alamamaktadır.

Bu durum hem iç hukuka hem uluslararası hukuka hem de hakkaniyet anlayışına aykırıdır. Sendikamızın nöbet ücretleri ile ilgili olarak uzun zamandır ortaya koyduğu bir talebi vardı. Bu talep, öğretmenlerimizin okulda yürüttükleri nöbet hizmetleri karşılığında 6 saat ek ders talebiydi. Hatta bununla ilgili dilekçeler hazırladık ve bu dilekçeler şubelerimiz tarafından MEB’e gönderildi.

Aradan geçen sürede bu talebe kulak verilmedi. Çünkü MEB çok daha mühim (!) işlerle uğraşıyor. Mesela kadrolaşıyor, mesela öğretmenleri okul okul sürmeye hazırlanıyor, mesela eğitim çalışanlarının haklarını nasıl tırpanlarım diye düşünüyor…

Ancak ülkemizde bazı kesimler el üstünde tutulurken, zenginliklerine zenginlik katarken, eğitimin temel unsurları yok sayılmaktadır. Bildiğiniz gibi 2013 yılında yapılan skandal olarak nitelendirdiğimiz bir toplu sözleşme dönemi geçirdik. Çalışanlar, Temmuz ayında zamlı maaş alamamış, 2014 yılında sadece 123 TL, 2015 yılı için ise yüzde 3+3 zamla yetinmek zorunda kalmıştır.

Çalışanlar, 2014 yılında enflasyon farkı alamadıkları gibi, aile ve çocuk yardımlarına artış yapılmamış, ek ders ücretleri yerinde saymıştır. Kısacası 2014 ve 2015 yılları öğretmenler, akademisyenler, hizmetliler, memurlar, teknisyenler, üniversite çalışanları v.b. eğitim çalışanları için kayıp yıllardır.

Öğretmenlere, eğitim-öğretim ödeneği kapsamında 75+75 TL zam yapılmıştır ancak bu miktar, 666 sayılı KHK ile yapılan iyileştirme uygulaması sonucundaki kayıpları karşılamak için hiç yeterli olmamıştır. Çünkü hatırlanacağı üzere 666 sayılı KHK ile yapılan ve öğretmenlerle akademisyenlerin kapsam dışı bırakıldığı düzenleme ile 430 TL ile 1400 TL arasında değişen miktarlarda iyileştirmeler yapılmıştı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  3 Mayıs Türkçüler Günü

2 milyon 600 bin kamu çalışanı bu şekilde mağdur edilirken, Hükümet HSYK seçimleri öncesinde adeta rüşvet dağıtır gibi hâkim ve savcılara 1155 TL zam yapılmıştır.

Bir yılda limonun fiyatı yüzde 112, sivri biberin fiyatı yüzde 94, pirincin fiyatı yüzde 50 artmasına, bir yıl içinde mutfak masraflarında yüzde 28 artış olmasına, dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddinin 4 bin 38 TL’ye yükselmesine rağmen memura ve öğretmene yüzde 6 ile yaşa deniliyorsa; bunun insanlıkla, ahlakla, vicdanla, sosyal devlet olmakla hiçbir ilgisi olmaz.

İş güvencesiz taşeron memur modeli çalışma hayatına yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Taşeronlaşma ne yazık ki eğitim hayatına da bulaştırılmıştır. Okullarımızda hizmetli personel sayısı çok yetersizdir. Bazı okullar ödenek yetersizliği dolayısıyla hizmetli personel bile çalıştıramazken, bazıları da temizlik hizmetini taşeron firmalardan almaktadır. Oysa hizmetli personel eğitim hizmetinin asıl unsurlarıdır ve bu personelin kesinlikle kadrolu olarak istihdam edilmesi çok önemlidir. Hizmetli ve memurlarımızın yıllardır biriken sorunlarını çözmek, başta görev tanımı ve görevde yükselme taleplerini karşılamak dururken, taşeronlaşmanın bu alana kadar genişlemesi MEB adına büyük bir vahamettir.

Görüldüğü üzere eğitimin tonlarca sorunu ve bu sorunları çözmekten uzak bir siyaset anlayışı bulunmaktadır. Eğitimine önem vermeyen, eğitimcisini siyasi ihtirasları uğruna bir kalemde harcayan, katılımcılık yerine, “benim dediğim olacak” anlayışını dikte ettiren, nitelikli eğitimi sağlamak yerine kendisi gibi düşünmeyenlere ayak kaydırma operasyonu yapanlar, bugün MEB’i batağa saplamıştır. Bizim amacımız bağcı dövmek değil üzüm yemektir. Hiçbir tavrımızı siyasi mülahazalarla ortaya koymuyoruz. Tek derdimiz eğitim çalışanlarının daha huzurlu ve eğitim hizmetinin verimli olmasıdır. Kim yaparsa yapsın doğruların hep destekçisi olduk ve olacağız; kimden gelirse gelsin yanlışların karşısına kaya gibi dikileceğiz.

Sendikamızın bu eylemi bir uyarı niteliğindedir. Bu ülkeyi yönetenler aklını başına almalıdır. Aksi takdirde bu eylemlerimiz bir son olmayacak, sürekli eylemlilik süreci başlatılacaktır. En kısa sürede taleplerimize cevap bekliyoruz, alacağımız cevap eylemlerimizi de şekillendirecektir. Biz sözümüzü söyledik, duyan duymayan kalmasın!

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Mürsel YAZICI
Türk Eğitim-Sen Kozan
İlçe Temsilcisi

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın