Kozanın Dağları, Ovaları ve Suları

Kozanın Dağları, Ovaları ve Suları

Kozan ilçesini vaktiyle yarısından  fazlasına ovalar ve diğer yarısı kadarını da dağlar teşkil ederdi. Arkasını dağlarına bağlayan bu güzel kazanın tahminen yarım milyon dönümden fazlası vardı. Bu ovada geniş miktarda ziraat yapılırdı. Buğday, arpa, yulaf, pamuk, susam, fasulye gibi yer ürünleri yetişir payet feyizli ve bereketli mahsuller elde olunurdu. Sonradan bu ovalardan Celtik ekimine de başlanılmıştır. Bu Kozan’ın ortasındaki küçük dağlardan dört büyük su çıkar. Bunlar, Tılan, Hamam, Bekirce ve Alapınar sularıdır.

Bu sular bu adlarla anılan küçük dağların eteğinden çıkmaktadır, altında münbit ve mahsuldar olan ve çeltik ekilmekte bulunan ovaların 20 bin dönüm kadarını sulamaktadır. Kadirli ve Kozan Kazaları sınırını teşkil eden bir Sumbas  suyu vardır ki bu su oldukça çoktur. Kozan’ın Bucak köyünden çıkar, Kadirli ve Kozan topraklarındaki çeltik alanlarını sular. Bu gün her iki kazada da geniş miktarda portakal bahçesi yapılmıştır ve bu suyun altında halen 5-6 tane un değirmeni mevcuttur. Kozan’ın içinden akan Kilgen çayı ve batısına tahminen 3-4 km. Mesafede bulunan deliçay ve bunun ilerisinde birde Karapınar çayı adları ile maruf üç çay vardır. Sulardan yalnız Kozan çayından vakti ile istifade edilerek portakal bahçeleri yapılmış ve Kozan ihtiyaçlarını karşılamak üzere 6-7 tane de un değirmeni kurulmuştur. Diğer çaylarda ise hiç bir istifade yapılmamış, çünkü kozan dağlarından gelen bu sular yazın ovaya girdikleri sırada kururlar ve su kalmaz.




Ondan dolayı ova kısmında bir istifade temin edilmemiştir. Kilgen çayı suyu üzerine büyük bir baraj yapılmıştır. Kozan kısmen Feke dağlarından ve Tapan Nahiyesinden gelen sularla beslenmektedir. Kozan içerisindeki içme suyuna vaktiyle şimdiki çaydan alınan sularla ve doğusundaki dere kenarında bulunan ve çok kireçli olan Akpınar, Sütköskü gibi çeşme sularından sulanırdı. Kullanmak için yağmur sularından faydalanılırdı. Her evin muhakkak sarnıç denilen bir kuyusu vardı.  Bu kuyuların içleri o zaman çimento olmadığı için cerelerden ve küplerden toplanan parçalar dövülerek un haline getirilir ve akmaması için sıvanırdı. Kozan’a gelen bir mutasarrıftan, Kozan’ın ihtiyacı nedir diye sorunca şöyle cevap vermiş;

“Bir top kendir, bir uşak, iki senek, bir eşek”

Bunun açık manası, Kozan’da oturan adamın bir eşeği, bir uşağı olacak. Kendirle civar dağlarda, evde yakmak üzere odun getirecek, Senek ise, o zamanlar su kabı olmadığı için büyük çamlardan oyularak meydana getirilen su kabına senek denilmekte idi. İşte su durumu böyle olan bir kasabada yaz aylarında oturma mümkün olmadığından bütün kasaba ahalisi Hazirandan itibaren güz aylarına kadar dağlarda su başlarına göç etmek mecburiyetinde kalırlardı.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın