Kozanın Tarihi

Kozanın Tarihi

Kaynak: Öndal CAM
Kozan ve Çevresi Adlı Kitabı (1969)

Hitit, Lidya, Asur, Selefkus, Roma, Bizans, Arap, Selçuklu, Ermeni, Memluk, Ramazanoğulları ve Osmanlılara sahne olan Kozan bölgesinin zengin bir tarihi vardır.

Hititler, Bilinen ilk toplumudurlar. M.Ö. II. Yüzyıla kadar bölgenin hakimi olan Hititler, Kozan’ı kısa bir devre için Lidyalılara kaptırmışlardır. Hititlerden sonra Tigrus vadisinden gelen Asurlular, Kilikya’nın bu kısımlarına hakim oldular. Kısa bir zaman sonra Persler buraları almışlar ve üç yüz yıl kadar yönetimlerinde tutabilmişlerdir.
Makedonya hükümdarı Büyük İskender ise Doğu seferinde Kilikya’ya girmiş ve M.Ö. 333 yılında Kozan havalisini zaptetmiştir. M.Ö. 323 yılında Büyük İskender’in ölümü üzerine imparatorluğu kumandaları arasında paylaşılmıştır. Selefkus isimli kumandanı da Kilikya taraflarını aldığı için Kozan, sınırları dahilinde kalmıştı.

Buralar M.Ö. 123 yılına kadar Selefkuslarda kalmıştır. Fakat belirtilen tarihten itibaren Romalıların hakimiyeti altına giren bu yöreye Ermenilerin gelip yerleşmeye başladıklarını göreceğiz.

Yeni doğmakta olan Hıristiyanların öncüleri olan Romalılarda Musevilerin devamlı mücadeleleri Kilikya halkını bıktırmıştı. Halk, Suriye’yi yönetiminde bulunduran Dikran II.’yi Kozan’ı istila için davet etti. Fakat Dikran II her ne kadar da buralara Ermenileri sokmaya çalışmış ise de M.S. III. Yüzyıla kadar Roma üstünlüğü Çukurova’da kendini göstermiştir.




395 yılında Büyük Roma imparatorluğunun Doğu ve Batı diye ikiye ayrılmasıyla Kozan Doğu Roma İmparatorluğuna (Bizans) kalmıştır. Bizans İmparatorluğu bölünmeden sonra devamlı olarak meydana gelen iç kavgalardan ötürü uzak eyaletlerle uğraşamaz hale gelmişti. Bu yönden genişleme gösteren Araplara karşı uzun müddet savaşacak durumda olmadıklarından, Araplar Bizanslılara karşı Diyarbakır’dan itibaren Tarsus ve Anavarza’yı içine alan bir sınır eyaleti kurmuşlardır. Sınır birliklerini ise Türk kumandalar atamışlardı. Kendi himayeleri altında bulunan Türk boyları da kumandalarıyla bu bölgelere yerleşmişler ve Türklerin Anadolu’ya gelişlerini sağlamışlardır. X. Yüzyılda Arapların Kilikya üzerinde hakimiyetleri az olmuş ise de Türkmenler Çukurova’dan çekilmemişlerdir.963 yılında Bizanslı Phokas Çukurova’ya kadar ordusuyla inmiş, fakat devamlı yerleşme imkanı bulamayarak halkın büyük bir kısmını katledip ülkesine geri dönmüştür.

1071 yılında Malazgirt savaşıyla Bizanslıların Anadolu’da büyümelerini önleyen Alparslan, Anadolu kapılarını tamamen Türk boylarına açmış ve bundan böyle Türkleri bu topraklardan hiçbir kuvvet yok edememiştir. Zaferi müteakip Çukurova’ya Türk akınları devam etmiştir. Sonra Çukurova bölgesini, özellikle Kozan ve Saimbeyli civarına gelip gelip yerleşen Ermeniler Doğu Anadolu’ya da giren Türklerin önünden kaçıp buralara yerleşmişlerdir. Göçebe şeklinde yaşayan Ermeni azınlığı ilk önce başşehirleri Anavarza olmak üzere bir küçücük prenslik kurmuşlardır. XII. Yüzyılda ise merkezlerini Sis’e (Kozan’a) nakletmişlerdir. Ermeni prensliğinin kati olarak kim tarafından kurulduğu hakkında bir fikre sahip değiliz. Yalnızca XII. Yüzyıl sonlarında beylik kuran Ermeniler, XV. Yüzyılda Çukurova’da Türkmen nüfusunun fazla artış göstermesiyle Ermeni prensliği de ortadan kalkmıştır.

Yalnızca azınlık bir toplum olarak buralarda yaşamaya devam etmişlerdir. Ermeni prensliği, Haçlı seferleri sırasında batıdan gelen Avrupa kuvvetlerine rehberlik etmiştir. Antakya kuşatmasından Kilikya Ermeni Prensi Constantin 1098 yılında yiyecek sıkıntısı çeken Haçlı Ordularına yardım elini uzatmıştır. Constantin’in bu tutumu Avrupa devletleri ve papa tarafından takdirle karşılanmıştır.

Ermeni Prensliği, Türklere karşı tutunamadığı için adeta Bizanslıların tampon bir devleti gibi hareket etmiş, Selçuklu Türkleri ile Suriye’den gelen Araplara karşı ilk müdahaleleri yapmışlardır. Fakat 1185 yılında Bizans İmparatoru Kilikya’ya kadar girip Ermenilerin elinde bulunan toprakları da kendi ülkesine katıyor. 1186 da ise Miryakefalon savaşında Kılıçarslan II’ye mağlup olan Roman Diogenes Bizans kuvvetlerini tamamen Güney Anadolu’dan çekmek zorunda kalıyor. Bundan faydalanan Ermeniler, Misis, Tarsus, Adana’yı ellerine geçiriyorlar.

Bu sırada Anadolu Selçuklu Sultanından hak iddia eden Gıyasettin Keyhüsrev tahta geçemeyeceğini anlayınca Konya’yı terk edip Tebriz’e gitmeyi uygun buldu. Tebriz yolu üzerinde olan Kozan’a geldiği zaman devrin Ermeni Prensi Leon II Selçuklu Sultanı İzzettin Keykavüs’ü tanımadığını Gıyasettin’i metbu olarak kabul edeceğini bildirdi.

İzzettin, Çukurova’ya gönderdiği ordu ile Ermenileri itaate mecbur etti. Fakat 1243 Kösedağ savaşında Anadolu Selçuklularının Moğollara mağlup olmaları, onların yönetimleri altına girmeleri, Anadolu Selçuklularının Çukurova üzerindeki nüfusunu kırdı.

Ermeniler bir çok savaşlarda bundan böyle Moğolların yanında yer aldılar. Büyümekte olan Memluklülere karşı da savaştılar. 1364 de Sultan Melik Eşrefin gönderdiği ordulara mağlup olan Ermeniler Sis Kalesini boşalttılar.
Bundan böyle Ermeniler, Prenslik hüviyetlerini kaybettiler.




Şimdi de Çukurova da Ramazanoğullarını, Memlüklüleri ve Osmanlıları görüyoruz. Yüreğirli Türkmen Aşiretine mensup olan Ramazanoğulları 1381 den itibaren Adana ve civarında görülmeye başlar. Burada bir beylik kurup 1512 yılına kadar Mısır Memluklülerin idaresi altına girerler. 1510 da ise Osmanlı himayesini kabul ederler. Fakat bir beylik olmaktan ziyade Osmanlıların imtiyazlı valiliği şeklinde 1608 yılına kadar hüküm sürerler.

Osmanlılar da Ramazanoğullarının hamisi durumunda olan Memlüklülere XIV. Yüzyılın ikinci yarısında dostane münasebetlere başlamıştır. Hatta 1453 de Fatih Sultan Mehmet’in Hindistan’dan dönen elçisine Cidde’de iyi muamele edilmesi, Beyazıt zamanında Cem Sultanı misafir etmeleri ve bazılarına sebep olmuştur. 1487 de Sadrazam Davut Paşa Tarsus ve Adana’yı zaptetti. Bunu müteakip Konya Ereğlisi yolunda Tarsus’a gelen Hadım Ali Paşa (Anavarza) Kalesini aldı. Kuvvetli ordusu ile Memlüklüler himayesinde bulunan fakat Ramazanoğulları elinde bulunan Sis (Kozan) Kalesini de Osmanlılara kattı. 1489 da Memlüklüler Adana’yı tekrar almış iseler de 1510 da Ramazanoğullarının Osmanlı himayesine girmeleriyle Kozan çevresini kaybetmişler. 1517 de ise Yavuz Sultan Selim tarafından ortadan kaldırılmışlardır.

 

[envira-gallery id=”96859″]

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın