LÜTFEN!
GEÇİRDİĞİMİZ BU ZOR GÜNLERDE YAŞAMAK VE YAŞATMAK İÇİN EVDE KAL TÜRKİYE'M!

Kozan’ın Turizm Yapısı

Kozan’ın Turizm Yapısı

Çağrı Kürşat Yüce
Eğitimci / Yazar

Turizm, günümüzde önemli bir ekonomik faaliyettir. Özellikle son yıllarda çok hızlı olarak gelişmiş ve önemi daha da artmıştır. Bacasız sanayi olarak da nitelendirilen turizm, ülkemizdeki bazı il ve ilçelerin iktisadi hayatında büyük bir paya sahiptir. Fakat Kozan yöresindeki turistik değerlerin yeterince korunup, tanıtmanın yapılması gibi sebeplerden dolayı, ilçe ekonomisinde önemli bir yere sahip değildir.

Kozan, özellikle tarihi turizm yönünden daha zengindir. İlçedeki tarihi kalıntılar, daha çok ilk ve orta çağa ait kalıntılardır. yöredeki kaleler, kilise, hamam, kazılmamış höyükler değerli tarihi kalıntılardır.

İçindeki tarihi kalıntılar ile ilgili olarak yapılan araştırma ve incelemeler, günü birlik veya mevsimlik çevresinde bulunan çok değerli antik kalıntıların arkeolojik araştırmaları, bir an önce yapılması şarttır.

Tarihin derinliklerinde kalmış olan zenginliklerin, daha fazla zaman kaybedilmeden gün ışığına çıkartılmasını, ilçenin çehresini değiştireceğini kanaatindeyim.

Kozan ve yakın çevresinde bulunan tarihi zenginliklerin yeterince korunamadığı ve ayrıca, tanıtımının yapılmadığı da unutulmamalıdır. Bu sorunların vakit kayıp edilmeden halledilmesi gereklidir. Çünkü, yöredeki mevcut turizm potansiyelinin değerlendirilmesinin hem ilçeye, hemde ülkemize sağlayacağı katkılar kesinlikle göz ardı edilemez. Bu turizm değerleri yöredeki turistik hareketliliği artıracaktır.




Kozan İlçesindeki önemli tarihi eserler olarak Kozan, Anavarza, andıl, Bucak, Yarıkkaya ve Karasis Kalelerini sayabiliriz. Kalelerin dışında Kilikya Manastırı, Hoşçakadem Camisi ve türbeleri sıralayabiliriz.
Tarihi eserlerin önemli olanlarını kısaca tanıtmaya çalışalım.

KOZAN (SİS) KALESİ

Kale, kalkerden meydana gelen oldukça dik bir tepe üzerinde bulunmaktadır. 400 m. rakımlı olan bu tepe ilçeye hakim bir konumdadır.

Çukurova’nın en önemli kalelerinden biri olan Sis Kalesi, ‘Amphitheatre’ şeklinde inşa edilmiş olup, Ermeni mimarı karakteri arz etmektedir. Kalenin alçak surları, Tarsus Kalesi örnek alınarak yapılmıştır.

Kozan kalesi, bazı devirlerde (Küçük Ermeni Prensliği ile Selçuklu İmp. dönemlerinde) tamirattan geçmiştir. Günümüzde ise oldukça sağlam bir yapıdadır.

Sis Kalesi’nin, çeşitli kaynaklarda, Asurlular tarafından yapıldığı ve sonradanda bir çok el değiştirildiği belirtilmektedir. Fakat, Asurlular’ın, Çukurova bölgesine elli yıl gibi kısa bir süre egemen oldukları ve bölgeyi sömürge olarak kullandıkları göz önünde tutulur ise , bu yukarıda belirtilen bilgiye şüphe ile bakmak gerekmektedir. 700 yıla yakın bir süre bölgeye hakim olan Hititlerin de bu kaleyi yapmış olabileceği düşünülebilir.

Yörede bulunan birçok antik şehir ve kale kalıntıları ile ilgili tarihi ve arkeolojik araştırmaların yetersizliği, araştırmacıları farklı düşüncelere sevk etmiştir. Dileğimiz, ilçe ve yakın çevresindeki bilimsel araştırmaların bir an önce başlatılması yönündedir.

Yörenin en eski kalelerinden biri olan Kozan Kalesi “Dağ kaleleri” zincirinin dördüncü halkasını teşkil etmektedir.Kalenin, iki gurup halinde inşa edilmiş 44 kule ve burcu bulunmaktadır. Güney kesimindeki tepede bir iç kale ( Ahmedek) vardır. Kalede 20-30 basamak merdivenle inilen mahzenler ve gizli yollar mevcuttur. İç kale de dahil altı bölümden oluşmaktadır. Bütün bölümleri birbirine bağlayan kapılar vardır. Kalenin su ihtiyacı ise, büyük su sarnıçları sayesinde karşılanmakta idi.

Sis kalesi, kuzey ve güney olmak üzere iki ayrı kale grubundan oluşur. Bu bölümler bir sur ile birbirine bağlanmıştır. Daha dışarıda olan ikinci sur ile, Ermeni Katolikosluğu’na merkezlik yapan kiliseyi, kileseye ait kütüphaneyi, misafirhaneyi ve keşiş odalarını çevreler.

Kalede Asur, Roma ve Ermeni dillerinde yazılmış bir kaç yazıt bulunmuştur. Bu yazıtlar kalenin, tarih çağlarından günümüze kadar çok sayıda el değiştirdiğini, ortaya koyar.

Kozan Kalesinden Anavarza, Karasis ve andıl Kalelerinin görüldüğü bilinmektedir. Ayrıca berrak bir havada Akdeniz’in bile görülebileceği söylenmektedir.




ANAVARZA KALESİ

Kilikya ovasının önemli merkezlerinden biri olan Anavarza’nın antik kaynaklarda adı ”Anazarbos”, ”Anazarba” olarak geçer. Yaklaşık olarak Adana’nın 70 km kuzeydoğusunda, Dilekkaya köyündedir.Bu antik şehir,Sumbas çayının Ceyhan ile birleştiği yerin 8 km kuzeyinde bir ada gibi yükselen tepe üzerindedir.

Kentin yerleşme tarihi belli olmamakla beraber M. Ö. VIII. yy.’da ovalık kilikya’yı ele geçiren Asurlular tarafından kurulduğu ya da eski bir yerleşmenin üzerine inşa edildiği tahmin edilmektedir.

Fakat, Anavarza antik kentinin, Asurlular tarafından kurulmasına yönelik ileri sürülen görüşlere şüphe ile bakmak gerekmektedir. Çünkü, eski çağ tarihi alanında araştırma yapan bilim adamlarına göre, Asurlular Çukurova’ya 50 yıl gibi kısa bir süre hakim olmuşlardır. Ayrıca, bu bölgeyi Asurlar, bir sömürge olarak kullanmışlardır. 50 yıl gibi kısa bir süre ve sömürge olarak kullanılan bir bölgede Anavarza gibi muhteşem bir antik kentin kurulması mümkün görülmemektedir. Bu yüzden , Anavarza’nın kurulmasına yönelik yapılacak araştırmalarda, 700 yıl gibi uzun bir süre Anadolu’ya ve dolayısıyla Çukurova’ya egemen olan Hititler üzerinde yoğunlaşmak gerektiği düşüncesindeyim.

1952 yılında, kalenin ana giriş kapısına kadar varan, 1,5 km kadar bir yol yapılmıştır. Bu yol şu anda asfalttır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın