‘Kriz’ nedir?

‘Kriz’ nedir?

Döviz kurunun artışı, kağıt fiyatlarındaki dışarıya bağımlılık özellikle ‘muhalif’ basınla yerel basının yaşamasını zorlaştırdı.

AKP iktidarıyla birlikte, ‘kimin’ nasıl ‘medya’ patronu olduğu anlaşılmadan, en önemlisi de bankalardan sağlanan ‘karanlık’ kredilerle birçok gazetenin sahipleri değiştirildi!

‘Değişirken’ de nerede, hangi yapıda, hangi düşüncede, hangi gazeteciyle olacakları da belirlendi!

Bugün kamu kurumlarının, ya da iktidarın şekillendirdiği yap-işlet-devret modelli yapılanmaların tamamının masalarında ‘nasıl’ haber yazacakları, ‘neleri’ savunacakları ‘belli’ medya grubunun gazeteleri yer almaktadır.

Hastanelere, ya da Şehir Hastanelerine giden bilir!

Geçenlerde basında yer aldı; Türk Hava Yolları’da uyum sağlamış, iktidara yakın olmayan gazeteleri masadan kaldırmaya!

Bundan beş-altı yıl öncesini anımsayın; gazete bayilerinde yer almasına karşın satılamayan, ancak bugünkü iktidarın ‘o günler’ işine yarayan, ‘aynı’ biçimde-aynı kurumlara dağıtılan, ‘basımı’ bir milyonu aşan gazeteler vardı…

Yeter ki matbaada basılsın, sayısı önemli değil, ekmek gibi, su gibi gidiyor ya…

Bu tür medya grubu için dövizdeki tırmanma, dışarıdan dövizle alınan kağıt ne ki…

Olan ulusal ya da yerel ‘muhaliflere oluyor…

***

‘Bizdeki yaşanan kriz değil’ densin, dursun…

Peki, tüm ‘uğraşlara’ karşın dövizin yılbaşından bu yana yüzde yetmiş değer kazanması,

Ekmeğin yüzde yirmibeş zamlanması,

Köşeleri tutarak mahallenin emekçi bakkallarını yutmaya çalışan küresel marketlerin bir gecede tüm ürünlerinde yüzde kırka yakın fiyat değiştirmesi,

Emeklinin, asgari ücretlinin aldığı maaşın geçtiğimiz aya göre yarı yarıya eğer yitirmesi, birçok zorunlu gereksinmesini alamaması, beslenmesini yapamaması,

Ya üretenin satamaması, çalışanın alamaması nedir ‘kriz’ değil de?





***

Bilindiği gibi ‘kriz’, ‘bunalım’ anlamına geliyor…

Bir yapının var olan konumunu, hiç beklenmeyen anda ortaya çıkan, önlem alınmakta geç kalınan olumsuz durum, diye açıklanıyor.

Bir başka açıklamada ‘bir yapının üst düzey beklentilerini, işleyiş biçimini zora düşüren, ivedi karar verilmesi gereken, karşı koyma sistemlerini yetersizleştiren gerilim durumu’ deniyor!

‘Yapı’ dediğimiz ‘şey’; ülke ekonomisidir, bir işletmenin ekonomik durumudur, bir emekçi ailenin maaşının alım gücüdür, bir gazetenin kağıda ödeyeceği ‘ansızın’ ortaya çıkan bedeldir!

Bu ‘krizdir’!

***

Emekçilerin alım gücünü iyileştirmek yerine, ‘bu kriz değil’ diyerek avutmaya başka ne ad verilecekse artık?

‘Yastık altındaki doları, altını çıkar’la çözülebilecek bir sorun gibi…

‘Yemeyi, içmeyi azalt’ denecek kanımca!

Yenmeden doyulacak…

Basın İlan Kurumu’nun geçtiğimiz günlerde bir haberi vardı. Kurum, yerel basını bu güne ‘desteklediklerini’(!), bundan sonra da ‘destekleyeceklerini’ belirterek, döviz kuru ardından şöyle bir iyileştirmeden(!) söz edildi:

Günlük yerel basında çalışması zorunlu olan ‘yedi kişiyi’, ‘altı kişiye’ indirdiği söylendi!

Böylelikle yerel basın bir kişi daha az çalıştıracak, gazete sahibi ‘eksilen’ bir kişinin masraflarıyla döviz kuru artışının üstünden gelecek!

Ne hoş, ne yerinde, ne olumlu, ne beklenen bir çözüm yolu…

Adana’da eğitimin içerisinde olan, özel okulları bulunan bir tanıdıkla görüşüyordum. Fiyatlardan dolayı ‘öğrenci’ gelmediğinden yakındı. Hemen ardından da eldeki çalışanları ‘azaltma’ yoluna gideceğini söyledi!

Hangi ‘iş kolunda’ olursa-olsun; işsiz kalanın yaşam hakkı yok mu, yaşamını sürdürmek için yemek zorunda değil mi, milyonlarca sığınmacıya milyarlarca harcama yaparken bu ülkenin emekçi insanlarına sırt dönülmesi uygun mu, bunu Basın İlan Kurumu gibi bir kurumun yapması doğru mu?

***

Gazeteler ayakta kalabilmek için dirensin,

Esnaf zorluklarla boğuşsun,

Çalışanın ‘ne zaman’ kapıya konacının hesabı yapılsın,

Bunun adı da ‘kriz’ olmasın!

Peki, ‘kriz’ nedir?

’25. ULUSLARARASI ADANA FİLM FESTİVALİ’ Mİ?

Yarın Adana’da başlayacak olan ’25. Uluslar arası Adana Film Festivali’ni, özellikle Büyükşehir Belediyesi yakınlarındaki afişleri görmesek ne bileceğiz, ne de duyacağız! Google’un arama motorunda aramak istediğinizde, bir tane Adana gazetesinde ya da web sitesinde göremiyorsunuz! Özel açılmış portallar ile sinema sayfalarında yer alıyor haber. Buna gerçekten anlam vermekte zorlanıyorum. Bu ‘işi’ Adana için yaptığını söyleyenler ‘hep’ Adana dışındalar nedense! Peki, burada yaşananları, buradaki gelişmeleri kim köşelerine alacak; gelenler mi? Yapmayın, Adana’yı, Adana’da yaşayanları bilmeden ne denli gerçekçi, ne denli somut olur anlatılanlar? Adana yerel basınından ‘uzak’ duruşu anlamıyorum…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın