Kur’an Ayetleri Doğru Anlatılmıyor

Kur’an Ayetleri Doğru Anlatılmıyor

Basında köşe kapmış bazı hocalarımız, kaçınılması gerekenlerden, ya da işlenmiş günahlardan sorulduğunda, heyecana geliyor, Kur’an’dan da alıntı yapıp okuyucularını aydınlatmaya çalışıyorlar. Böyle hocalarımızı tebrik etmek gerekir. Fakat, bir yerde hataya düşüyorlar. Hata, alıntı yaptıkları Kur’an ayetlerini onun anlamlarına göre değil, yapılmış meallerden anladıklarına göre okuyucuya sunmalarıdır. Durmadan meallendirme yapıldığı, yapılan meallerin de bozukluğu ortaya çıkarıldığı hengamda, buna dikkat edilmesi gerekir halbuki.

Yönünü doğru tarafa çevirmek isteyen bir vatandaş, basında köşe kapmış Hoca’ya ”Zinanın tövbesi var mıdır?” diye sorduğunda, Hoca, ”Ayetleri dikkatlice mütalaa edecek olursak büyük günahların affedilmesi tevbe şartına bağlanmıştır” şeklinde cevabını vermiş. Getirdiği delil ise, Furkan Suresi’nin 68’nci ve 69’ncu ayetleri.

Hocamız’ın nereye çekileceğine dikkat etmeden aktardığı ayet mealleri şöyle:”Onlar, Allah’la beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar. Allah’ın muhterem kıldığı bir canı haksız yere öldürmezler. Zina etmezler. Kim de bunları yaparsa günahının cezasını bulur. Kıyamette, o büyük buluşma gününde onun cezası katmerli olur ve azapta, zillet içinde ebedi kalır”.

Şimdi, Hoca’nın, doğruya yönlendirecek sandığı meal cümlelerine bakalım:

”Onlar, Allah’la beraber başka tanrıya yalvarmazlar”. Bu tanımlama, Mekke’nin koyu karanlığında şirk dairesinden tevhid dairesine geçmiş ve geriye dönüş yolunu kapamış olanlar içindir. Medine’de sistemin oluşması, Mekke’nin fethiyle birlikte ‘tanrı’ kabul edilen putların devrilmesi, Allah’tan başkasına yalvarma işlevini de otomatikman bitirmiştir. Günümüzde bu ayetin nasihat babında sunulması, Allah’tan başka ilahlar olabildiğini zihne yerleştirir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Sad Suresi'nde Kanuni Süleyman ve Süleyman Demirel 

Alınan eğitim neyi empoze ediyordu? Allah’tan başka tanrı (ilah) olmadığını. Halbuki ayetteki bu cümlenin taşıdığı anlam, Allah’tan başka hiç bir şeyin Allah gibi sanılmaması ve Allah’a denk görülmemesi şeklindedir. Öyle sanılmaz, öyle görülmezse, Allah’la beraber başka tanrı’ya yalvarma şaşkınlığı oluşmaz.

”Allah’ın muhterem kıldığı bir canı haksız yere öldürmezler”. Bu cümle de, Allah’ın muhterem kılmadığı canları hatıra getirir; muhterem kıldığı canların öldürülmesine izin verildiğini de… Burada, muhterem kılınan canlar haksız yere öldürülmezlerse de haklı yere nasıl öldürürülürler diye sorulmaz mı? Bugün ilim edinenler böyle bir anlamı kabul etmeseler de, ilimden nasip alamamışların zihinlerinde bundan başka anlam yerleşmez. Dünya’ya korku salan el-Kaide mensuplarının zihin yapılarına dikkat edilsin lütfen.

Bunlar, kendi gibi düşünmeyen, konuşmayan ve giyinmeyenleri, muhterem kabul etmiyor, keyiflerine göre öldürme ameliyesinden geri durmuyorlar.

Muhterem, sayılan sevilen demektir. Onlar, ya da günümüzdekiler, nasıl bir haklılık gösterecekler ki muhterem birini ‘haklı’ sebeple öldürebilecekler? Şöyle olabilir mesela: Kendilerine bile faydası olmayan zihniyete muhalif birini, uyduruk belgeyle cani gösterirler, tıktıkları kodeste tedavi adı altında verilen zehirle öbür tarafa gönderirler. Bu ayet cümlesini de dar kafalılara dayanak yeri diye gösteriverirler.

Ayetteki ‘harrame Allahü’ kelimesi, Allah’ın haram ettiği, yasakladığı demektir, muhterem kıldığı değil. Hukuka kafası yatmayanların bahsi geçen ayet cümlesine adam gibi meal yapması beklenemez tabi ki.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Sad Suresi'nde Kanuni Süleyman ve Süleyman Demirel 

”Zina etmezler”… Onlar bilseler bile, günümüzdekiler, zinanın nasıl bir şey olduğunu bilirler mi ki zina etmezler? Zina, kadınla erkeğin nikah yapılmadan cinsel ilişkiye girmelerini ifade eder. Peki her nikah, zinasız cinsel birleşme midir? Doğu’daki aşiretlerde ‘berdel’ adı altındaki uygulama doğru mu? Kadın veya kıza imam duasıyla zorla sahiplenme, nikah sayılabilir mi mesela? Ya da çaresiz kalan ailelerin 13- 15 yaşlarındaki kızlarına 60’lık godoşların paralarına güvenip imam önünde el koymaları?.. Televizyonda yayını devam eden ‘İki Dünya Arasında’ dizisinde konu işlenmeye çalışılıyorsa da hocalarımızın bunu anlatmaya yürekleri yetmiyor malesef.

Alıntılanan ayet mealinin burdan öte cümleleri de izaha muhtaçtır. Ama burada kalsın. Konuyu işleyen Zaman Yazarı Ahmet Kurucan’a ve diğer hocalara bu kadarı duyurulmuş olsun.

 

İbrahim Faik Bayav

 

Bu makale 28 Aralık 2012 tarihinde yayınlanmıştır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın