DOLAR 8,6307-0.43%
EURO 10,1288-0.36%
ALTIN 492,690,25
BITCOIN 363411-4,82%
Adana
29°

AÇIK

05:18

İMSAK'A KALAN SÜRE

Kur’an’ı Anlayanlar Cemaati Nerede?

ABONE OL
17 Eylül 2014 07:52
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’de ‘cemaat’ sözcüğü zihinlere ‘kötü’ anlamında mı yerleşti acaba?

Zaman Yazarı Süleyman Sargın’ın ”Kur’an’ın cemaatindenim” demesi, aklıma bu soruyu getirdi.

Bugün dünyanın büyük bir coğrafyasında, Kur’an mushafına önem veriliyor, öğrenimi yapılıyor, hatimler tilavetler ard ardına getiriliyor ama, bu coğranın başından belalar eksik olmuyor.

Süleyman Sargın, ”Kur’an cemaatindenim” sözüyle, o coğrafya insanlarının anladığından farklı bir anlayışı belirtmek istiyor gibi.

Yazısındaki bazı cümlelerine bakacak, içerdiği anlamları genişletmeye çalışacağım.

“İnsanın kendini tanıması çok zor bir mesele.”

Tanıma sözcükleri oluşmadan tanıma gerçekleşmez. Bu da ilim demektir. ‘İnsan’dan kasıt, insan nev’i ise, belirli kişilerin ilim edinme kapasitesine sahip olmasıyla maksat gerçekleşmiş olur. Yoksa, insan fert fert ilim edinme şartını yakalayamayacağı gibi, kendinde kendini tanıma dürtüsü bile bulamayacaktır.

”Nefsini bilen Rabbi’ni bilir”.

Bu, nefsini bilemeyen Rabbi’ni bilemeyecek demektir. Rab, insanlara kendini tanıtmak istiyor diye öğrendik ama. Rabb, insaları başıboş bırakmayacak diye de öğrendik. Rabb’i tanıma, insanın kendini tanımasına bağlı tutulursa, Kur’an’da ”başı boş bırakılmayacaksınız” ayetinin anlamı kalmaz. Zaten Sayın Sargın da araya ‘irşad’ ve ‘tebliğ’ sözcüklerini sokarak, bunu teyid etmektedir.

”Bizler bugün farzlar üstü farz mesabesinde olan bu vazifeyle mükellefiz”.

Süleyman Sargın, ”Bizler” sözcüğüyle ‘Kur’an cemaati’ adını verdiği oluşumu mu kastediyor acaba? Eğer öyleyse, ‘farzlar üstü farz’ mesabesindeki vazifeyi açıklaması gerekir. Farzlar, kesinlikle yapılması gereken emirler olduğuna göre bunların üstünde bir emir nasıl oluyor, sorulur. Bu, belki Süleyman Sargın gibi cemaatin bazı mensuplarına münhasırdır diyeceğim ama, irşad ve teğliğ vazifesini ‘herkese’ teşmil etmesi, herkesi kendini bilmiş zannıyla yüz yüze bırakacaktır. Yoksa Süleyman Sargın, sadece kendi cemaatini kendini bilenler kabul ediyor da bu cemaat diğer insanlara kendilerini bildirme gayretini mi taşıyor?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  MİT KANUNU’NU İHLAL EDENLERİN RÜTBELERİ SÖKÜLECEK Mİ ?

Süleyman Sargın’ın ”Cenab-ı Hak, herbirimizi bu esaslarla mükellef kıldığına göre…” cümlesi, çok büyük bir iddiayı içinde barındırıyor. Bu iddianın altından kalkamaz. Halbuki Sargın, ”Ey müminler!.. İçinizden hayra çağıran, iyiliği yayıp kötülükleri önlemeye çalışan bir topluluk bulunsun” ayetini nakletmiş. Bu ayetin içinde herkesi sorumlu tutan bir anlam yok.

”Her devirde yol göstericilere ihtiyaç var”. Bkz: http://beta.zaman.com.tr/columnistDetail_getNewsById.action?newsId=2022636&columnistId=1173

Bu ihtiyacı Süleyman Sargın mı kararlaştırdı, yoksa bu Cenab-ı Hakk’ın takdiri mi?

Allah, ”başıboş bırakılmayacaksınız” ferman ettiğine göre, toplumların içinde yolgöstericileri çıkarması şe’nindendir. Acaba, diyorum… irşad ve tebliğ görevini üstüne alan Süleyman Sargın, kendini ‘yolgösterici’ olarak mı anlatmak istiyor? Eğer öyleyse, uzun yazısında mutlaka yapılması gereğinden bahsettiği nehy-i ani’l-münkerden örnekler vermesi gerekirdi. Mesela; fukara ailelerin çocuklarına tecavüz edilmesi, işkuranların elemanlarını haftada 45 saatten fazla çalıştırması, mecburi askere gelenlere 18 lira aylık verimesi gibi. Yoksa bunlar Sargın’nın nehy-i ani’i-l münkerinin sınıfına girmiyor mu?

Kur’an cemaati, tanımı güzel bir tanımdır elbette. Ben isterim ki bu, Kur’an’ı anlayanlar cemaati olsun.

 

İbrahim Faik Bayav

 

Bu makale 2 Aralık 2012 tarihinde yayınlanmıştır.

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.