Küreselleşme…

Küreselleşme…

Sakın Ulus Devletim’e Elleşme…

Pek güzel sürüyorsunuz sefa, zora kaldığınızdaysa bize düşüyor cefa…

Yok mu bu ülkede maliyemizi düzeltecek kafa ki işler bozulunca da yabana sesleniyorsunuz; İMDAT?…

Ve sonrasında…

McKinsey danışmanlarına; ekonomiyi teslim etmeğe kalkışınca milli ve yerli DAMAT…

Türk halkı kükredi; kendine gelen efendi,bu ülke babanın malı değil ve babana da bırakılmadı hayrat…



………………….

Yıllardır dilimiz döndüğünce, elimiz yazdığınca ve elbette ki sansür efendi hazretleri izin verdiğince yazılar yazıyoruz ve şu küreselleşme canavarını pek sıkça anlatıyoruz. Bu canavarın akıttığı zehrin panzehiri de ULUS DEVLET denen yapılanmadır diyoruz. Bu nedenle ulusalcı, devletçi ve dolayısıyla ULUS DEVLETÇİ olmak önemlidir diyoruz.

İşte McKinsey sorunsalı çıkınca ortaya; hemen televizyon kanallarında yıllar, yıllar sonra yeniden KÜRESELLEŞME kavramı ve ULUS DEVLET açıldı tartışmaya…

Bugünlerde de TRUMP’ın ağzından konuşan dünün küreselleşme savunmanları, tıpkı onun gibi küreselleşme çağının bittiğini söylemeğe başladılar. Küreselleşme karşıtları da ULUSAL DEVLET oluşumunun önemini vurgulamağa yeniden başladılar…Dünde kalan tartışmalar yeniden oturdu ülkenin gündemine…

Ama biz yılardır hep yazdık, hep söyledik; küreselleşme masalı, Dünya’yı dilediğince sömürmenin süslü kavramlarla üzeri örtülmüş bir yalanı, dolanı, talanı…Dünyanın Efendisi; buldozer gibi yıkacak ULUS DEVLETİ’ni, ne varsa alacak senin olanı…

Bu nedenle; ulusalcı kimliğini yitirme…Özellikle Öz Türkçeni, dilini yabancı sözlerle kirletme…Özkaynaklarını da kimseciklere elletme…Tarımsal topraklarını yitirme…Cumhuriyet’in simgesi ve ATATÜRK’ün eserleri; fabrikalarını özelleştirme…Ülkenin topraklarını,kurum ve kuruluşlarını, yerüstü ve yeraltı kaynaklarını yabana satma…Ülkeni ateşe atma…

Desek de kim takar biz ve benzerlerimizi…Egemen ses yükseldi:

-Atı alan çokdaaaaan Üsküdar’ı geçdi!…

Ama işler karşıp; Üsküdar, Kanal İstanbul,Boğaz derken, oluşunca ekonomide darboğaz…

Bir kez daha egemen ses yükseldi:

-Hepimiz aynı gemideyiz!…

Biz de yanıt verdik:

-Bu geminin nimetlerinden hiç yararlanmamışdık ama gemi batarken, korkma yardım ederiz!…

Dolayısıyla McKinsey şirketini bırak, o DAMAT efendiyi de DAMA AT!…

Göreceğiz bakalım bundan sonrasında neler olacak?…



…………………………………..

Yazdık, hep yazdık;şu küreselleşme canavarı, sevmez ulus devleti ve ulusalcıyı…Bakın sizi nasıl da kandırdı.

Ama GDO’lu beslenme ile yıllardır dumura uğrayınca kafalar, söylediklerimizi anlamadılar.

Yaza, yaza; harfleri yorduk, ama derdimizi anlatamadık at gözlüklülere…

Küreselleşme kavramı, sürülmeden Dünya sömürü pazarına, Dünyanın Efendisi ULUS DEVLETLERİ koymak için mezara pek anlamlı kavramlar türetdiler.İşte bu bağlamda türetilen kavramları bir kez daha anmadan önce anımsayalım haklarımızı şu Cumhuriyet yönetiminin ve demokrasi kavramının bize sunduğu olanakları ki onlar kısaca iki başlık altında toplanırlar:

1.Kuşak Haklarımız ki onlar Siyasal Haklarımız

2.Kuşak haklarımız ki onlar da Sosyal Haklar

Bilindiği gibi Siyasal Haklarımız derdest edildi, TEK SES’e teslim edildi.Yasama-Yürütme-Yargı; tek elde toplandı, buna karşı çıkanlar coplandı.

Sosyal Haklarımızı da KÜRESEL SERMAYE ezdi geçdi; ne sosyal güvence, ne sendika…Çok konuşana işte orada duruyor sanduka…

Dolayısıyla küreselleşme kuramcıları; dindirmek için toplumdaki sancıları, afyon, uyuşturucu niyetine hemen giriştiler yeni bir türde haklar üretimine ki buna da Üçüncü Kuşak Haklar adını koydular ve buyurdular:

-Çok önemlidir küreselleşme bağlamında Hayvan Hakları, Kadın ve Çocuk Hakları, özellikle de Eşcinsel Hakları ve de Çevre Hakları…Oturun, oturduğunuz yerde; yemeyiniz başka haltları!…

Bırakın Muhteşem Küresel Efendiniz’e Dünya’yı sömürmeyi şey pardon yönetmeyi!…

İşte McKinsey sorunsalı ile yeniden kamusal alanda tartışmaya açıldı Küreselleşme kavramı ve onun tek düşmanı ULUS DEVLET kurumu…

Oysa şu Küreselleşme kavramı; nasıl da anlamlı içeriklerle tanıtılmışdı Dünya Kamuoyuna…

Küreselleşme…

Ülkeler arasındaki ekonomik, politik, toplumsal ilişkilerin yaygınlaşması ve gelişmesi…

İdeolojik ayrımlara dayalı kutuplaşmalarn çözülmesi…

Farklı toplumsal, kültürel, inanç ve bekentilerin daha iyi tanınması…

Ülkeler arasındaki ilişkilerin yoğunlaşması…

Böylesi değişik görünen, ancak birbiriyle bağlantılı olguları içeren, bir anlamda maddi ve manevi değerlerin ve bu değerler çerçevesinde oluşmuş birikimlerin ULUS DEVLET sınırlarını aşarak Dünya genelinde yayılmasıdır.

İşin gerçeği Küreselleşme;

-Kapitalizmin gelişmesinde bir aşamadır.

-Emperyalizm (sömürgecilik) denen olguya saygınlık kazandırma, emperyalizim karşısında çaresizlik yaratma, dolayısıyla küresel güce karşılık, ulus devletleri küçük, güçsüz görüp, son aşamada teslim alma girişimidir.

-Bir kapitalist enternasyoneldir. Marksizm işçilerin enternasyonelini gerçekleştirememişdir ama Globalizm ki Türkçesi ile Küreselcilik; kapitalin, paranın, sermayenin enternasyonelini, Türkçesi ile uluslar-arasıcılığını gerçekleştirmesidirdir, dolayısıyla da sömürgeciliğin yükselmesi ve sömürgenlerin birleşmesidir.

– İnsanlığı;Kurulmak istenen DÜNYA DEVLETİ’ne, demokratik olmayan bir imparatorluğa götüren araçdır.

-Hızla gelişen ulaşım ve iletişim olanaklarının getirdiği ilişkiler ağının yoğunlaşmasıdır ki buna GLOBAL RULET(Türkçesi ile küresel kumar oyunu) da denmektedir.

-Modernleşme olgusunun bir sonucudur.

-Ülkeler, sistemler arasındaki farklılıkları yoksayan bir idealdir;ulusal kimlik yerine, küresel kimlik oluşturma girşimidir. Dolayısıylla ulusal kimlikler yok oldukça, ulusal devletleri de yok etmek kolay olacakdır.

Ve küreselleşme kuramcılarının söylediklerinin dışında, Prof. Dr. Mümtaz Soysal hocamızın deyimiyle;Geçmiş yüzyıllardaki emperyalizim (sömürgecilik, yayılmacılık) anlayışının günümüz koşullarına uyduruluş şeklidir.

En anlaşılır özle ve sözle KÜRESELLEŞME kavramı böylesine berbat bir canavardır.Bu canavara karşı kendimizi korumayabilmemiz için elimizdeki tek güç de ULUS DEVLETİMİZ’dir.

Bu böyle biline…Ulus Devlet ve ulusal kimlik düşmanlarının beyninize soktuğu tüm yanlış düşünceler siline…Tez günde ATATÜRK İLKE ve DEVRİMLERİ’nin özüne dönüle…Özellikle DEVLETÇİLİK,ULUSALCILIK, CUMHURİYETÇİLİK kavramları daha bir özümsenile…



Yoksa ülkemiz de, devletimiz de toz duman ve bir zerrecik bile geriye kalmaz Türk Ulusu’ndan

Bir kez daha anımsayalım dünü, dünde kalanları:

Küreselleşme ile birlikte; sen istemesen de küresel şirketler Kazdağları’nda, Bergama’da altın aradı ve çıkardı.

İstanbul’un yedi tepesi; Araplar’a satıldı.

Sen istemesen de İznik Gölü’nün kıyısına CARGILL şirketini kondurdu…

Fırat’ın, Dicle’nin suları, mayın temizleme kandırmacasıyla Güneydoğu’nun tarım toprakları İsrail’e pazarlanı-yor-du ki Türk Halkı çabuk uyandı…

Daha saymaya gerek var mı?…

Sen herşeyi görüyorsun, biliyorsun, anlıyorsun ve karşı çıkıyorsun Eyy Türk Halkı; Ulus Devleti’ne, ulusal kimliğine iyi sarıl, ez bu küresel canavarı!…Ve elbette ki yerli işbirlikçilerini de…Her ne kadar ALTAN KARDEŞLER mahkum olsalar da müebbete, dışarıda onlardan daha çoook var; sakın ola ki görmezden gelme!…

Selma ERDAL; Didim, 8 Ekim 2018

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın