Kozan'ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılı kutlu olsun!

MAGAZİN ÜLKESİNDE İŞLER KARIŞIK…

MAGAZİN ÜLKESİNDE İŞLER KARIŞIK…

Sabah ezanından, yatsıya; beş vakit namaz mı ?…
Yok canım daha neler ?…Hoca Allahuekber; televizyonlarda “flash, flash” biteviye haber…
Ne türden haber ?…Elbetteki magazin; kalk magazin, yat magazin… Kaymasın aklın, fikrin, zihnin; gereksiz başka konulara…
Sokma burnunu üstüne elzem olmayan işlere, yorma kafanı, sıkma canını dünyevi sorunlarla… Beş duyunla kaynaş, oynaş, benzeş, bütünleş; magazinle, magazin kimlikleriyle…Ve bu arada yeni iştigal alanlarını da öğren; yükselen değerler borsasında…
Hangi meslek daha çok kazandırır ?…
Hangi meslek daha çok tanındırır ?…
Hangi meslekle tezden katılırsın ünlüler kervanına ?…
Tarot mu açsan, astrolog olup yıldız haritasına mı baksan ?…
Aşk doktoru, bitki profesörü, hele bir de yaşam koçu olursan; yanına varılmaz fiyakandan… Ne gereği var hiç usanmadan üniversite sıralarında gençliğini çürütmeye ?… Sen kolayından bak fırsatlar ülkesinde işini yürütmeye ?…
Gerçi bu ülke; Küçük Amerika, doğal olarak küçük boyda bir fırsatlar ülkesi… Gerçeğinin taklidi, kopyası… İdare et işte; öğreti anlamında uydurukça olan ne varsa, Büyük A’dan aşırdıklarınla… Sorduklarında da; sayadur şu ülkede, şu bilgeden, şu eğitimi aldım… Huşu içinde başka alemlere daldım… Aman canım, kendini pazarlamak için bol keseden atıversen ne olur, yalandan kim ölmüş ?… İşi, gücü bırakıp da araştırmak için verdiğin adrese gidecek değiller ya… Nasılsa kanmak için bekleşen enayiler, şapşallar, embesiller, aptallar sıra, sıra… Kapındaki kuyruk uzanır taaa Mısır’a…
Böyle olunca/oluşturulunca memleketin ahval-i şeraiti ve de ahalisi; her halk layık olduğu yönetimle, yöneticilerle buluşur sözlerini tasdiklercesine, kim bilir dersiniz nice olur bu memleketin hali ?… Nice olacak a canım?…Paparaziler yalnızca artiz kısmısının peşine düşmez; siyasetçileri de adım, adım gözler, dikizler, röntgenler…
Şöyle bir bakalım maziye…Kimler yakayı vermiş Paparazi’ye?…
Paparazi dediğinin, hiç acıması yoktur azizim;çiçek sulayanları da yakalar, Kızılcahamam kazazedesi first lady ile sefire hanımı da gazete sayfalarına basar… Ispartalı Cumbabanın hanımefendisinin ayakkabıcısını, berberini tutar kulağından asar… Ve dilden, dile gezer; taaa Menderes ile Operacı Aydan hanımefendiden beri siyasetçilerin aşk öyküleri “ki Anayasa Mahkemeleri’ne bile düşer en özel anlar, anılar”… Hasan Fehmi Güneş’le güreş tutan Aynur Aydan; “bakan düşüren kadın” ünvanıyla tarihe geçer… Deniz Baykal’ın yaşadığı İklim değişikliği; tahtını sarsar, koltuğu da Kılıçdaroğlu kapar…
Sosyal demokratlar çarşafa dolanır da, MHP’liler onlardan geri mi kalır ?… Orada da at izi, it izine karışır… Çarşaflar çokça buruşur… Kurt mu, koç mu, damızlık aygır mı ?… Yoksa koca delikli kevgir mi ?…Sapır, sapır dökülür kalantor adamlar; yataklarında madamlar…
Gerçi yadırgamamalı; “at, avrat, silah” ülküsüyle yola çıkmadı mı bunlar ?… Neden koparılmıştı ki onca yaygara ?… İşte bunlar da milliyetçi zampara…
Tamam, tamam; olmasın kızmaca, darılmaca… Amma ve lakin memleket meseleleri çözüm beklerken; hiç yakışık almış mıydı böyle, görülen her hatuna sarılmaca ?… Sonucunda gelecekdi elbetteki yerilmece ve de yenilmece… Gözden düşmece; kurunun yanında, yaş da yanmaca… Oylar da MHP’den kaymaca, kaçmaca…
Sabahtan, akşama değin; magazin, magazin… Paparazziler işbaşında; yirmidört saat… Ellerinde kameralar… Nereye dönse kameralar; dolu kamaralar amma ve lakin artiz takımıyla değil, zampara siyasetçilerle doluydu bir zamanlar o kamaralar… Ki artiz takımının bile çıktı mı ayyuka dedikodusu; verilmekte eline pasaportu, işinden de, eşinden de olmakta… “Yüce bir amaç için siyaset” yapan adamlar, siyasetteki hizmetleri yerine, seksüel yaşamlarındaki hezimetleriyle gelirlerse gündeme, hiç hesap vermezler mi kamuya ?…
Değil mi ki düşmüşler kamusal alana; kamuya hizmet için, üstelik de bu hizmetin bedelini almaktalar peşin, peşin Devlet’in bütçesinden… Ve şu magazin imparatorluğunda; magazin toplumu pek bir meraklı…Alıştırıldı dedikoduculuğa, gözetleyiciliğe, özel yaşamları didiklemeceye, yurttaşlar artık yürek koymuyor halkın gönenci için imeceye… Umurunda mı sanki; sanal kamusal alanda paylaşıma sunulan görüntülerin yayılmasının, siyasal ahlaka uygun olup, olmadığı ?… Ha Deniz Baykal, ha Deniz Seki ?… Kim, kiminle ne etti ki ?… Ha Cihan Paçacı, ha Tamer Karadağlı ?… Gizli, saklı neler yaptı ?… Buyurun , izleyin; kameralarda kayıtlı… İsterseniz HD teknolojisiyle, isterseniz üç boyutlu…
Olmasın kızmaca, darılmaca; “anketlerde oylarımız ne kadar arttı acaba?” diye saymaksa, boşuna yorulmaca… 2015 yılında iki kez sınav yapıldı; 7 Haziran’da da gördük, 1 Kasım’da da alınan oyları…
Ve yine şu yakın geçmişimize baktığımızda; her gün düşmekte kadın cinayetleri gündeme, erkeklerin elleri kanlıca… Yaşananlara karşı çıkmak, eleştirmek şöyle dursun; “ölen, ölür kalan sağlar bize yeter” aldırmazlığındaki beylerin hatunlarla keyifleri demlice…
Ampulu söndürmek yerine, mumları söndürmek olunca da aslanların, kurtların işi… Gördüler mi afet-i devran bir dişi; işte o zaman “memleket sevdalısı” muhalefet, sandıktan çıkmak için atakta değil, “aşk adamı” olarak yatakta diye kalınca bizim de aklımızda…
Değil mi ki magazin ülkesiyiz ?…Karıştırıyoruz eski defterleri; züğürtleyen Yahudi tüccar misali,yaşadığımız koşular nedeniyle kabardıkça öfkemiz…
Selma ERDAL

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN