Maide Suresi, Ayet: 64 ve Cemaat 

Maide Suresi, Ayet: 64 ve Cemaat 

Dün, benimsenir görünen bir cemaat ve onun Hocası, bugün aynı inançtakilerce tenkid edilecek duruma geldi.

 

”The Cemaat” diyerek, beraberlik gösterdiği Cemaat’i benimsemediğini belli etti Nurcu Ümit Şimşek.
Bir fikir ehli, bir şahsı veya topluluğu veya cemaati, yanlışların aşikar olduğu ortamda tenkid edebilir. Ancak bunu, benimsediği polikacılar hesabına yapmaması gerekir.
Son aylarda, Cemaat (ya da Hizmet) ile AK Parti arasında başlayan sürtüşme, iki taraf mensuplarını, birbirinde günah aramaya, buldukları günahları faş etmeye yöneltti. Ben farkediyorum; Cemaat mensupları irşad babında AKP’lilere çıkışırken, AKP yandaşları Cemaat günahlarını Kur’an’dan delil getirerek faş etmeye çalışıyorlar. Ama yazık ki Kur’an’ın hakikatini anlamıyorlar.
Kur’an’ı meallendirme çalışması yaptığını bildiğim Ümit Şimşek, ‘The Cemaat ve Yahudiler’ başlıklı yazısında, Fethullah Gülen’in hata gördüğü bir davranışını dile getiriyor. Bunu yaparken mantığını değil geçmiş alimlerin anlayışını ölçü tutuyor.
Şu söz Fethullah Gülen’e ait: ”Kur’an’da veya Sünnet’te yer alan eleştiri ve lanetlemeler belli bir inanca bağlı insanlara değil, herhangi bir insanda olacak karakteristiğe yapılıyor”.
Fethullah Gülen bu sözü, daha önce Yahudilerle ilgili Kur’an ayetinden anladığını tashih babında söylüyor. Yani demek istiyor ki, ayet, adı geçen Yahudi milletini anlatsa da, aynı davranışta bulunun bütün kavim, toplum ve milletleri kapsar.
Şu söz de Fethullah Gülen’i ‘yanlış’ gösterip alaya alan Ümit Şimşek’e ait: ”Ne var ki, Hocamız, sonradan anladığı bu gerçeği, İslam âleminin ve bugüne kadar gelip geçmiş İslam ulemasının henüz anlayamadığını ya sözlerine eklemeyi unutmuş, ya da engin tevazuundan bunu telaffuz etmeyip bizim anlayışımıza bırakıyor”.

a) Bir gerçek, sonradan anlaşılmışsa, anlayanın tebrik edilmesi gerekir. Ama tebrik edecek olan kişi gerçeğin ne olduğunu bilmelidir.

  1. b) Bir gerçek, İslam âleminde, sadece belirlenmiş ulemanın yazdıkları kabul edilemez. Öyle kabul eden, gerçeğe ulaşanı hep batıl görecektir.
  2. c) Bugün, İslam ulemasına göre değil ulema müsveddelerine göre hakikat belirleme yarışı var. Ümit Şimşek de dahil çok fikir ehlinin kafası bu yüzden karışıktır.

Ümit Şimşek, Kur’an’daki ”Yahudilerin lanetlendiği, ve dostluk kurulması istenmediği” ikazı yapılan bir ayet üzerinden, Fethullah Gülen’i Yahudi yandaşı gösterip, O’nu ”Acaba Yahudiler’i Kur’an”ın en keskin hücumlarından korumak hususunda gösterilen bu açık ve aşırı muhabbetin bilmediğimiz bir hikmeti mi var” cümlesiyle hırpalıyor. Bkz:http://www.sondevir.com/?aType=yazarHaber&ArticleID=7906

  1. a) Ümit Şimşek, Kur’an’ın hücümunun kimlere olduğunu bilmiyor.
  2. b) Yahudi ve Hıristiyanların hepsinin, geçmişinin geleceğinin bu ayet şumülüne girdiğinine inanarak, ayetleri anlamadığını belli ediyor.

Şimdi ayete, ikiye ayırıp, bakacağız:

Maide Suresi, Ayet: 64. Birinci kısım: ”Yehud (Yahudiler), Allah’ın eli sıkı, dedi. Elleri bağlansın; söyledikleri söz yüzünden lanete uğrasınlar. Belki iki eli de açıktır; nasıl dilerse öyle verir. Sana indirdiğimiz, onlardan çoğunun tuğyanını ve küfrünü arttıracak”.
Burada ‘Yehud’ kelimesiyle, Resulullah zamanındaki Yahudiler gösteriliyor. Gösteriliyor ama, suçlarının Allah’a iftira atmak, onun nimetine şükürsüz ve nankör kalmak olarak da belirtiliyor. Lanetlenme, hem Yahudi milleti içinde hem de onların dışında bu suçu işleyenler içindir.
Ayetin içinde ‘nasıl dilerse öyle verir’ kelimesinin geçmesine dikkat edilsin: Bugün, Allah’ın dilediği gibi verişinin Yahudiler üzerinde tecelli ettiğini görmemek, ya saf olmayı ya da art niyetli olmayı gerektirir.
Resulullah’a indirilen ayetler… Hüda ve rahmet… Aslında Yahudilere de hüda ve rahmet. Tarihten, bu rahmete Yahudilerden erişenler olduğunu biliyoruz. Zaten ayetteki ‘onlardan çoğu’ kelimesi, az da olsa yahudilerden tuğyana ve küfre razı olmayanlar olduğunu işaret eder. Tuğyan, hukuken belirlenen çizgiyi aşmayı ifade eder. Ümit Şimşek, tuğyan ehlini Yahudilerde değil, benimsediği politikacıların ve yandaşlarının içinde ararsa, mutlaka görür.
Maide Suresi,Ayet 64: İkinci kısım: ”Onların arasına kıyamet gününe kadar süren düşmanlık ve kin attık. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde fesad oluştururlar. Allah fesad oluşturanları sevmez”.
Onların arasına atılan düşmanlık ve kin!.. Kim onlar?.. Rabbin nimetlerini beğenmeyip, daha falasını vermediği için nankörlük edenler, Rabb’e ‘eli sıkı’ ithamında bulunanlar. Ama bu tipler o gün Yahudilerden çıkmış. Ümit Şimşek bugün ‘Müslüman’ bilinenlere bakarsa, nankörlüğün en ileri safhasındakileri görebilir.
Düşmanlık ve kin bu tiplerin arasındadır…
Ta kıyamete kadar sürer.
Kıyamet nedir?
Kıyamet; nankörlük sonucu başkalarının haklarına tecavüzle (tuğyan) oluşan kargaşa, isyan ve içinde katliam ameliyesi bulunan iç harptir. Hz. Muhammed’in yaşamı süresince, o an için Yahudilerin içinden çıkan nankörlerin yakmaya çalıştığı ateş Allah tarafından söndürülmüş. Vefatından sonraki yıllarda, ateş yakma fiilini Emeviler devralmış. Öyle ki, ardardına oluşan tuğyan hareketleri, masumların katledildiği kıyamet sahnelerine dönüşmüş.
Yeryüzünde fesadın derecesini merak edenler, tüm canlılara oksijen üfleyen ormanların nasıl yakıldığına baksınlar; kimlerin yaktığına da.
Son Söz: Allah, müfsid olan hiç kimseyi sevmiyor.
İbrahim Faik Bayav
(23.08.2013 18:15)

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın