Mammalia (MEMELİLER)

Mammalia (MEMELİLER)

Mammalia (MEMELİLER)
Yavrularını süt salgılayan göğüs bezleriyle beslediklerinden bu hayvanlara Mammalia adı verilmiştir. Bu gruptaki hayvanların diğer bir özelliği de vücutlarında az yada çok sayıda kılın bulunmasıdır.

KARAKTERİSTİK ÖZELLİKLERİ
1- Vücutları genel olarak belirli zaman aralıklarında dökülen kıllarla kaplıdır. Derilerinde ter, yağ, koku ve süt bezleri gibi çeşitli salgı bezleri bulunur. Bazı memelilerin vücut ve kuyruk kısımlarında sürüngenlerinkine benzeyen pullar vardır.
2- Balinalar (Catacea) ve Deniz İnekleri (Sirenia) gibi deniz memelileri dışında kalanlarda dört üye vardır. Bu deniz memelilerinde arka üyeler kaybolmuştur. Her bir üyede 5 veya daha az sayıda parmak bulunur. Gerek üyeler gerekse parmaklar çeşitli yaşam biçimlerine göre, örneğin yürümek, koşmak, tırmanmak, yüzmek, uçmak ve kaçmak gibi görevleri yerine getirecek şekiller kazanmışlardır. Parmak uçlarında boynuz yapısında tırnak ve toynaklar, parmak altlarında ise etli yastıklar mevcuttur.
3- İskelet iyi bir şekilde kemikleşmiştir. Kafataslarında 2 oksipital kondil, boyunlarında 7 tane omur bulunur. Kuyrukları uzun ve hareketlidir.
4- Her iki çenede de mevcut olan dişlerin kök kısımları çukurluklar içerisine gömülüdür. Dişler beslenme durumlarına göre çeşitli şekiller gösterir. Bazılarında dişler bulunmaz. Dilleri çoğunlukla hareketlidir. Gözlerinde hareketli göz kapakları, kulaklarında etli bir dış kulak kısmı bulunur.
5- Kalpleri 2 kulakçık ve 2 karıncık olmak üzere dört odacıklıdır. Kuşlardaki gibi bunlarda da yalnız sol aort kökü bulunmaktadır. Yalnız bu aort kökü kuşlardan farklı olarak memelilerde sola kıvrılır. Alyuvarları yuvarlak ve çekirdeksizdir.
6- Solunumları yalnız akciğerlerle olur. Larinkste ses çıkarmaya yarayan ses telleri bulunur. Kalp ve akciğerlerin yer aldığı göğüs boşluğundan ayıran ve diyafram adı verilen kaslı bir bölme vardır. Böyle bir yapı memeliler dışında hiçbir hayvan grubunda görülmez. (Kuşlardaki bölme kaslı değildir)
7- Vücut sıcaklığı sabittir ve çevre koşullarına bağlı olarak değişiklik göstermez. (Homoiotherm) Vücut sıcaklığı metabolizma sonucunda sağlanır (Endoterm). Vücut üzerinde bir kıl örtüsünün varlığı, deri altında vücudu saran bir yağ tabakasının bulunması ve kirli kan ile temiz kan dolaşımının birbirlerinden tümüyle ayrılmış olması, vücut sıcaklığının değişmezliğini sağlayan özelliklerden bazılarıdır.
8- İdrar keseleri vardır ve boşaltım maddesi sıvı haldedir.
9- Beyinleri gelişmiş,cerebrum ve cerebellum kısımları oldukça büyüktür. Beyinden 12 çift sinir çıkar.
10- Erkeklerinde bir kopulasyon organı (penis) mevcuttur. Testisleri genellikle karın boşluğu dışında yer alan ve scrotum adı verilen torbalar içerisinde bulunur. Yumurtalar küçük ve kabuksuzdur. Yumurtanın gelişmesi yumurta kanalı (ovidukt)’nın değişmesiyle meydana gelen döl yatağında (uterus) tamamlanır. Amnion, korion ve allontois gibi embriyonik zarlar mevcuttur. Genellikle embriyoyu uterusa bağlayarak onun beslenmesini ve solunumunu sağlayan bir plasenta bulunmaktadır. Yavrular doğumdan sonra ana hayvanın süt bezlerinden salgılanan süt ile beslenir.

Memeliler sürüngenlerden meydana gelmiş olmalarına karşın onlardan ve bir çok yapısal farklılıklar gösterirler. Bu farklılıklardan bazıları şunlardır:
1) Memelilerde vücut örtüsü olarak pullar yerine kıllar bulur. Yalnız bazı memelilerin vücudunda ve kuyruk bölgelerinde sürüngenlerden kalma bir özellik pullar mevcuttur.
2) Memelilerin kafatasıda iki oksipital kondil bulunur (Sürüngenlerde 1 tane) ve beyin kutusu daha büyüktür.
3) Memelilerde göğüs boşluğu ile karın boşluğunu birbirinden ayıran kaslı bir diyafram vardır.
4) Memelilerde alt çene kemiği bir parça halindedir (Sürüngenlerde çok sayıda).
5) Memelilerde alt çene kemiği doğrudan doğruya kafatası ile eklem yapar (Sürüngenlerde quadratum ile eklem yapmakta).
6) Memelilerin orta kulağında incus, malleus ve stapes olmak üzere üçlü bir kemik zinciri vardır (Sürüngenlerde yalnız stapes karşılığı olan Columella iç kulakta bulunur, diğer iki kemik çene ile birleşmiştir.
7) Memelilerde belirli zamanlarda dökülen dişler bulunur (Sürüngenlerdeki dişler belirli zamanlarda değiştirilmez).
8) Memelilerde kalp dört odacıklıdır ve yalnız sol aort kökü mevcuttur.
9) Memelilerde ses kutusu çok iyi gelişmiştir (Sürüngenlerde körelmiştir).
10) Memeliler yavrularını salgıladıkları süt ile beslerler.

Vücutlarında kılların bulunması, görme, işitme ve koku alma duyularının gelişmiş olması, beyinlerindeki cerebrum ve cerebellum kısımlarının gelişmişliğine bağlı olarak tüm faaliyetlerinin iyi bir şekilde koordine edilebilmesi, öğrenme ve öğrenilen şeylerin hafızada tutulmasına yarayan bir bellek oluşumu ise memelilerin diğer gruplardan daha gelişmiş olduklarını gösteren özelliklerdir.
MEMELİLERİN TEMEL ÖZELLİKLERİ
MORFOLOJİ
Memeli hayvanların çoğu şekil, hacim, vücut örtüsü ve renk bakımından birbirinden farklılık gösterirler. Genellikle hızlı koşanlarda vücut ince, üyeler uzundur. Büyük ve hareketi yavaş olan hayvanlarda ise vücut çok ağırdır. Balina ve ayı balığı gibi ağır memeli hayvanlar mekik şeklindeki vücutları nedeniyle kolayca yüzebilirler.
Beyinlerinin gelişmiş olması nedeniyle memelilerin baş kısmı oransal olarak diğer hayvanlardan daha büyüktür. Genellikle başın önünde uzun bir burun yer alır.
Kemiriciler,Toynaklılar ve bitkisel besinlerle beslenen (Herbivor) diğer memelilerde gözler başın yan taraflarındadır. Bu nedenle düşmanlarını başın her iki yanındaki gözleriyle ayrı ayrı gözlerler. Primatlar, yarasalar ve yalnız etle beslenen (carnivor) memelilerde ise gözler öndedir ve bu tip gözler sayesinde binoküler tarzında bir görüş sağlanır.
Dış kulak geyik, at, tavşan gibi hayvanlarda çok uzun ve hareketlidir. Toprak altında yaşayan memelilerde küçülmüş, ayı balığı ve yüzen memelilerde ise hemen hemen tamamen kaybolmuştur.
Boyun zürefa, geyik ve at gibi otlayan hayvanlarda uzun, toprak altında yaşayan maemelilerde kısa ve balina gibi hayvanlarda ise hiç yoktur.
Vücüt gelincik ve sansar gibi memelilerde silindirik, fillerde fıçı, balinalarda mekik şeklinde, geyik ve diğer hızlı koşan hayvanlarda yanlardan basık,toprak altında yaşayan köstebek gibi hayvanlarda dorsa-ventral olarak yassılaşmıştır.
Çeşitli şekiller gösteren kuyruk değişik amaçlar için kullanılır. En küçük memeli olarak cüce farelerden olan Suncus etruscus (6 cm boy, 2 gr ağırlık), en büyük memeli ise Balaenoptera musculus (mavi balina)’dır (35 m boy, 120 ton ağırlık). Günümüzde yaşayan en büyük karasal memeli olan Loxodonta africana (Afrika fili)’dir (3.5 m boy, 8 ton ağırlık).
Genel olarak deri diğer omurgalılardan daha kalındır. Epidermis ve dermis (korium) olmak üzere iki tabakadan meydana gelmiştir. Köken olarak epidermis ektoderm tabakasından, dermis ise büyük bir kısmı mezodermden olu¬şanı mezenşimden kaynaklanır. Epidermis tabakası kıllarla örtülü olan kısımlarda ince, el ayası ve ayak tabanı gibi dış ortamla temasta olan bölgelerde kalındır. Bu kısımların dış tabakası kalınlaşmış olup bir keratin örtü içermektedir. Fil gi¬bi kıl örtüsü zayıf olan memelilerde oldukça kalınlaşan deri Pachyderm adırıı alır.
Memelilerde bulunan pul, tırnak, toynak, çeşitli hayvanların boynuzları, birçok salgı bezleri ve kıl gibi yapılar epidermis tabakasının farklılaşmasıyla olu¬şur.
Armadillo’nun vücudunda bulunan zırh şeklindeki örtü, kemik plakalar ve epidermis kökenli pullardan meydana gelmiştir.
Eskiden öne sürüldüğü gibi boynuzlar yalnız bir savunma aracı değildir. Çünkü, geyiklerin dişilerinde boynuz bulunmamasına karşın bunlar da sürü ya da yavruların savunulmasında görev alırlar. Bu nedenle boynuzlarınmetabolizma için bir emniyet süpabı, ya da vücut sıcaklığının düzenlenmesinde bir tetmostat gibi görev yaptığı da ileri sürülrıtektedir.
Memelilerdeki süt, ter, yağ, koku ve göz yaşı bezleri de epidermis kökenlidir. Süt bezleri (Memeler), yavruların beslenmesine yarayan sütün salgılanmasına yarar. Embriyolojik olarak epidermisin kalınlaşmasıyla meydana gelen, bu bezler de sütün dışarı taşınmasına yarayan kanallar vardır. Hem erkek ve hem de dişi bireylerde bulunmasına karşın yalnız dişi bireylerdekilerin gebeliğin son¬larına doğru hipofiz tarafından salgılanan prolaktin hormonunun etkisiyle süt salgılamaya başlar. Memeler yavru sayısına bağlı olarak 1-13 çift arasında değişiklik göstermektedir. Örneğin, bir veya iki yav¬ru doğurabilen primatlar, balinalar ve bazı yarasalarda yalnız bir çift meme bulu¬nur. Opossum’larda ise 13 çifttir. Süt içerisinde bol miktarda su yanında, yağ, laktoz, albumin.ve çeşitli tuzlar mevcuttur. Bu maddelerin süt içerisindeki miktarları çeşitli türlerde-ve yavrunun büyüme hızına bağlı olarak değişiklik. gösterir.
Monotremata (Yumurtlayan-memeliler)’da memeler yoktur ve süt kese şek¬lindeki bir kısımda toplanır. Memelilerin büyük bir çoğunluğunda ise süt yavrular tarafından memenin uç kısmından emilerek alınır. Marsupialia (keseli memeliler)’da çok erken doğrulan yavru emme özelliği kazanıncaya, balinalarda ise yavruların beslendiği sürece süt memelerdeki bazı özel kasların yardımıyla yavrunun ağzına fışkırtılır.
Ter bezlerinin, metabolizma sonucunda oluşan bazı maddelerin dışarı atıl¬masına yardımcı olmaları yanında en önde gelen görevi vücut sıcaklığının sabit tutulmasını sağlamaktır (termoregulasyon). Özellikle sıcak zamanlarda ter bezle¬rinin yakınında bulunan damarlardan aldıkları suyun vücut yüzeyinden buharlaş¬masıyla vücut serinletilir. Bazı memelilerde vücudun her tarâfındâ bulunan ter bez¬leri, vücut üzeri kıllarla örtülü olanlarda genellikle yalnız ayak tabanlarında ve parmak aralarında görülür. Yarasaların bir kısmında yüz üzerinde bulunan ter bezleri bir kısmında tümüyle kaybolmuştur. Balina gibi sucul memelilerde ise vü¬cut yüzeyinden buharlaşma söz konusu olmadığından ter bezleri de kaybolmuş¬tur. İnsan¬larda da sıcak bölgelerde yaşayân zencilerde, beyazlara göre daha fazla ter bezleri vardır.
Yağ bezleri ter bezlerinin farklılaşmasıyla oluşmuştur. Genellikle kıl folli¬külleriyle bağlantılı olup, gerek kıl ve gerekse derinin yumuşatılmasına yarar. Ayrıca derinin su geçirmez bir özellik kazanmasını da sağlar. Yağ bezlerinin değiş¬mesiyle meydana gelmiş olan ve her bir göz kapağının kenarlarında yer alan meibomian bezleri ise salgıladıkları salgı ile göz kapakları arasında ve göz küresi üzerinde yağımsı çok ince bir örtü oluştururlar. Memelilerin çoğunda yağ bezleri tüm vücut yüzeyinde bulunur. İnsanlarda ise genellikle başın saçlı kısmında, alında ve yüzde yer alırlar.
Memelilerde en yaygın olarak bûlunan bezler koku bezleridir. Bu bezler tüm karasal memelerde mevcuttur ve özellikle koku alma duyusu gelişmiş olanlarda aşırı bir gelişme gösterir. Koku alma duyusu zayıflamış olan balina gibi hayvanlarda ise tümüyle kaybolmuştur. Vücutta bulunduğu yerler ve görevleri oldukça farklıdır. Örneğin, köpeklerde bu bezler kuyrukta ve parmak aralarımda, koyunlarda yalnız parmak aralarında, tavşan, kunduz, porsuk ve kokarca gibi hayvanlarda ise anüs civarında yer alır. Bu salgılar genellikle I) Aynı tür veya değişik türdeki bireylerin takip ettikleri yolların ve bulundukları alanların saptanma¬sında, 2) Aynı türün ayrı eşeyli bireylerinin üreme mevsiminde bir araya gelmelerinin sağlanmasında ve 3) Düşmanlara karşı savunma amacıyla kullanılır: Bu salgılar kullanılma amacına göre güzel veya çok pis kokulu olabilirler. Bunlardan en pis kokulu olan salgılar kokarcalar tarafından salgılanır ve etkili bir savunma silahı olarak kullanılır:
Göz yaşı (lakrimal) bezleri ise salgıladıkları salgılarla göz yüzeyinin temiz¬lenmesini ve nemlendirilmesini sağlarlar.
Bir memeli hayvanda genellikle hayvanın derisini korumaya yarayan uzun ¬kalın kıllar ve bu kılların arasında yer alıp vücut sıcaklığını korumaya yarayan kısa ¬ince kıllar (kürk altı kılları) olmak üzere iki tip kıl bulunur. Uzun kılların vücut üzerinde çok belirgin olmasına karşın bu kılların altında yer alan kısa kıllar bazı memelilerde ancak kürk parçalandığı zaman görülür. Bazı memelilerde kısa kıllar bulunmaz. İnsanların başlarındaki ; atla¬rın yele ve kuyruklarındaki kıllarda büyüme süreklidir. Bunlar sık sık aşınmakta ve renkleri solmaktadır. Bu nedenle periyodik olarak dökülüp yerlerine yenileri yapılır. Bu kemiklere en güzel örnek diz kapağı kemiği (patella)dır.
Ağız boşluğu ince ve yumuşak bir şekildeki dudaklar tarafından çevrelenir.Monotramata (yumurtlayan memeliler) ve Cetacea (balinalar) dışında dudaklar hareketlidir. Bu memeliler için tipik bir özelliktir. Elastik ve kaslı bir organ olan; ağzın ventral kısmında yer alır ve Hyoid yay (Dil yayı) tarafından desteklenir. balinalar dışında tüm memelilerde oldukça hareketlidir.Ağızda yer alan dişler, çene kemikleri üzerindeki-çukurluklar içerisinde yuvalanırlar. Bu nedenle de thecodont dişler grubuna girerler. Balina ve karınca yiyen bazı memelilerde dişler kaybolmuş olmasına karşın, memelilerin çoğunda besinin koparılması, parçalanması, çiğnenmesi, ve düşmanlarından korunma sıra¬sında bir savunma aracı olarak kullanılmaları açısından çok önemli yapılardır.
Tipik bir memeli dişi, taç ve kök olmak üzere iki kısımdan meydana gelmiş¬tir. Taç kısmı ince fakat oldukça sert olan beyaz bir madde ile örtülüdür. Bu örtü¬ye diş minesi denir: Bu örtünün altında kemik benzeri bir maddeden oluşmuş da¬ha yumuşak olan dentin tabakası (fildişi) bulunur. Dentin kısmının içerisinde ise diş özü boşluğu yer almaktadır. Bu boşlukta sinir ve kân damarları bulunmak¬tadır. Dişler kök kısımlarındaki diş çimentosuyla, çene kemiklerinin, çukur kısımlarına sıkı bir şekilde yapışmıştır. Memelilerin bir çoğunda kesici (incisor), köpek (canin), küçük azı (premolar) ve büyükazı (molar) olmak üzere dört çeşit diş bu¬lunmaktadır. Herbir türde alt ve üst çenenin herbir yanındaki dişler gerek yapı ve gerekse sayı bakımından birbirlerinin aynı, fakat alt ve üst çenedeki dişler birbir¬lerinden farklıdır. Dişler formüllerle gösterilir. Bu tip formüllerde alt ve üst çe¬nelerin yalnız birer tarafındaki dişler belirtilir. Bazı memelilerdeki diş formülleri şu şekildedir.

Köstebek ve domuzlarda : I.3/3, C.l/1, Pm. 4/4, M.3/3 X 2=44
Ev sıçanı ve farelerde : I.1/1, C.0/0, Pm. 0/0, M.3/3 X 2=16 ¬
Buradaki harfler diş tiplerini, yanlarında yer alan rakamlar işe herbir tipteki diş sayısını ifade etmektedir. Çenelerin yalnız yarısındaki bu dişlerin iki katı alına¬rak ağızdaki toplam diş sayısı bulunur.
Memelilerin yavru ve ergin evrelerindeki dişler birbirlerinden farklıdır. Yavru evresindeki dişlere süt dişleri denir. Bunlar genellikle doğumdan birkaç gün ya da bir hafta sonra dökülür ve yerlerine erginlik dişleri oluşur. Bazılarında ise bu dişler daha uzun süre varlıklarını korurlar. Köstebeklerde süt dişleri tüm yaşam süresince mevcut olup erginlik dişlerini alttan yukarı doğru iterler. Bazı yarasalar da süt dişleri geriye doğru kıvrılıp çengel şeklini almıştır. Böylece yavrular kolay¬lıkla annelerinin memelerine yapışırlar.
Ağız boşluğunun üst çatısını oluşturan damağın arkasında yer alan dilcik be¬sinlerin iç burun deliklerine girmesini engeller. Ağızda yer alan salgı bezleri tarafından salgılanan mukus benzeri salgılar, besinlerin yumuşamasını, tat alma tomurcuklarının nemlendirilmesini, besinlerin yutulmasının kolaylaştırılmasını sağlar.Ağız boşluğundan sonra gelen Farinks (yutak) besinlerin ve solunum gazlarının geçtiği bir kısımdır. Yutağın üst kısmında iç burun delikleri ve bunların hemen ar kasında da çok ince yarıklar halindeki östaki borusu açıklıkları bulunur. Dilin arkasında ve yutağın ventralinde ise solunum sistemi açıklığı veya diğer bir de¬yimle glottis bulunur. Besinler yutaktan geçerken bu açıklık epiglottis tarafından kapatılır ve bu sayede besinler solunum sistemine giremezler. Özofagus (yemek borusu) yutaktan sonra gelen, kaslı bir boru şeklindedir. Özofagus, göğüs boşlu¬ğunu kat ettikten sonra diyaframın hemen arkasındaki mide ile birleşir. Memeli¬lerin midesi besin maddelerine bağlı olarak basit bir torba şeklinden, her birinin ayrı bir görevi olan birçok odacık içeren çeşitli şekillerde olabilir. Memeliler içerisinde en karışık yapılı mide, geviş getirenler (Rumi¬nantia), balinalar (Cetacea) ve Deniz ineklerinde (Sirenia)görülür. Örneğin, sığır, geyik; antilop ve deve gibi geviş getirenlerde mide dört kısamdan meydana gelmiş¬tir. Bu tip hayvanlarda çok çabuk bir şekilde toplanan besin midenin rumen (işkembe) adı verilen kısmında depo edilir. Develerde rumen kısmında bulunan küçük odacıkların daha önce ileri sürüldüğü gibi su depo etme görevlerinin olmadığı saptanmıştır. Burada iyice ıslatılıp yumuşatılan besin ya ağza ya da midenin ikinci kısmı olan retikulum’a (takke) geçer. Retikulum da bulunan çok sayıdaki küçük odacıklarda, besin küçük topaklar haline getirildikten sonra ağza geri döner. Bu besinler yeniden ikinci kez çiğnendikten sonra midenin üçüncü kıs¬mı olan omasum’a (kırkbayır) döner. Bu olaya geviş getirme denir. Besinler daha sonra peristaltik hareketlerle midenin dördüncü kısmı olan abomasum’a (şirden) gönderilir. Bu kısımda sindirim enzimleriyle karışan besin ince bağırsağın başlangıcını oluşturan duodenuma gönderilir. İnce bağırsak bö¬cekçil ve etçil olan memelilerde çok kısa olmasına karşın, bazı kemirici ve toynaklı hayvanlar gibi yalnız bitkilerle beslenenlerde oldukça uzundur. İnce bağırsak ile kalın bağırsağın birleştiği yerde caecum (kör bağırsak) bulunmaktadır. Caecum selülozlu besinlerin sindirilmesinde yardımcı olduğundan bitkisel besinlerle beslenenler de oldukça gelişmiştir. Kalın bağırsaklar sola kıvrıldıktan sonra kısa ve kaslı-yapı¬da olan rectum’a ve aradan da anüse açılır.
Memelilerin kulakçık ve karıncıkları arasındaki bölmeler tam olduğundan temiz ve kirli kan birbirleriyle karışmaz. Memelilerin kalplerinin so1 tarafında her zaman temiz, sağ tarafında ise kirli kan bulunur. Sağ karıncık ile sağ kulakçık arasında triküspit, sol karıncık ile sol kulakçık arasında ise biküspit bir kapak bulunmaktadır. Memelilerin kalbi bir perikardium zarı ile kuşatılmıştır. Bunlarda dolaşım yönü kuşlarda olduğu gibi¬dir. Yalnız memelilerde kuşlardan farklı olarak sol karıncıktan çıkan kan sol aort köküne geçer, bu aort kökü de kuşların aksine sola döner. Daha sonra sol aort kökünden başa giden karotid atardamarları ayrılır.
Kuşların solunum sisteminden daha basit yapılıştadır. Diğer omurgalılardan farklı olarak iki burun deliği ağız boşluğuna bir delik şeklinde açılmaktadır. Burun deliklerinden içeri giren hava, damağın üst kısmındaki mukoz salgısı içeren boşluk¬tan geçerken gerekli şekilde temizlenir ve ısıtılır. Bu hava damağın arka kısmındaki yutaktan geçtikten sonra glottise ve buradan ses tellerinin bulunduğu larinks kısmına gelir. Glottis üzerinden besinlerin solunum siste¬mine girmesini engellemek üzere gerektiğinde bu kısmı kapayan kıkırdak yapıdaki epigtottis bulunur. Bu kısımda kıkırdak yapılar ve ses çıkarmaya yarayan ses telleri bulunmaktadır. Memeli hayvanlar isteklerini ve amaçlarını diğer bireylere ses oluş¬turarak bildirirler. Sesler genellikle, 1) Düşmanları korkutmak, 2) Herhangi bir tehlikeyi haber vermek), 3) Göç eden türlerde bireyleri bir araya toplamak, 4) Üreme mevsiminde erkek ve dişi bireylerin birbirlerini bulabilmelerini ve 5) Yavru¬larla ana-babaların birbirleriyle olan iletişimini sağlamak amacıyla çıkarılır. Hava larinks’ten sonra elastik bir yapı gösteren soluk borusu (trachea)’na getir. Soluk borusundaki “C” harfi şeklinde olan kıkırdak yapılar bu kısma destek görevi ya¬parlar. Soluk borusu daha sonra iki bronşa ayrılır. Bronşlara gelen hava daha ince yapılar şeklindeki bronşçuklara ve buradan da akciğerlerdeki “mikroskopik yapı gösteren alveollere gönderilir.
Memeliler içerisinde solunumu en hızlı olan hayvanlar Böcekçiller (Insecti¬vora)’dir. Bazı Soricide türlerinde dakikada 850 kez soluk alınıp verilmektedir. Dakikadaki kalp atışı ise 800 civarındadır.
Ergin memeli hayvanlarda da diğer Amniot omurgalılar (Sürüngen ve kuş¬lar) da olduğu gibi metanefroz tipi böbrek görülür. Böbrekler diğer omurgalılarda oldu¬ğu gibi yalnız protein metabolizması sonucunda oluşan azotlu atık maddelerin üre şeklinde dışarı atılmasında değil, aynı zamanda vücudun su dengesinin korunmasın¬da da görev yapar. Böbreklerin ikinci görevi özellikle türlerin yaşadığı ortam koşullarına ve yaşam şekillerine bağlı olarak büyük değişiklikler göstermektedir.
Örneğin, deniz memelileri vücutlarına giren tuzu dışarı atmak zorundadırlar. Buna karşın çöllerde yaşayan türler su bulabilme güçlüğü içindedirler. Bu nedenle boşaltım maddesinin suyu vücuda geri emilerek çok yoğun bir şekle sokulmaktadır.
Böbrekler peritoneum zarının üzerinde ve bel omurlarının hemen altında yer almaktadır. Sıvı halde bulunan boşaltım maddesi (üre), ureter {sidik kanalı) adı verilen kanallarla böbreklerden sidik torbasına ulaşır ve burada depo edilir. Sidik torbası, rektumun alt orta kısmında yer alır. Sidik torbasının çeperindeki istemli olarak çalışan kaslar, boşaltım maddesinin belirli aralıklarla uretra kanalından dışarı atılmasını sağlar. Uretra kanalı dişi hayvanlarda urogenital boşluğa açılır.
Diğer omurgalılardan daha gelişmiş bir sistemdir. Ön beyin (büyük beyin= = cerabrum) iki yarım küreden (cercbral hemisfer) meydana gelmiş tir:
Orta beyin (mesencephalon), diğer omurgalılarda çok önemli bir merkez ol¬masına karşın memelilerde daha az önem taşımaktadır. Dört lobu bulunan bu kısmın üst bölgesindeki iki lob görme, alttaki iki lob ise işitme ile ilgilidir.
Arka beyin (küçük beyin= cerebellum) vücut hareketlerini düzenler ve memelilerde oldukça gelişmiştir. Üzerinde çok sayıda lob bulunmak¬tadır.
Son beyin (myelencephalon= medulla oblongata) omuriliğin ön kısmının ge¬nişlemesiyle meydana gelmiştir. Beyin sinirlerinin bir çoğu bu bölgeden çıkar. Bu bölge dolaşım, solunum ve sindirim olaylarını denetler.
Merkezi sinir sisteminin ikinci kısmını oluşturan omurilik diğer omurgalılara göre daha kısadır. Omurilik ancak birkaç türde kalça bölgesine kadar uzanır.
Diğer amniot omurgalılarda (Sürüngen ve kuşlar) olduğu gibi memelilerde de beyinden 12 çift sinir çıkar.
Koku alma lobları diğer omurgalılardaki kadar büyük olmamasına karşın bir çok memeli hayvanda koku alma duyusu oldukça gelişmiştir. Bu organın birçok sosyal davranışta önemli görevleri vardır. Koku alma organı, yalnız kendi türüne ait olan bireylerin değil düşmanların ve besinin yerinin de saptanmasını sağlar. Bu duyu organı memelilerde burun boşluğunun kıvrımlı iç kısmında yer alarak koku almaya yarayan epitel doku yüzeyi genişletilir.
Gözler büyük ölçüde diğer omurgalılara benzer. Görme kuşlardaki kadar kes¬kin olmamasına karşın renk ayırt etme ve uzağı görme onlardan daha fazla geliş¬miştir.
Kulak diğer omurgalılara göre oldukça gelişmiştir. Sürüngen ve kuşlarda düz bir kânal şeklinde oları iç kulaktaki kohlea, uzunluğun artırılabilmesi için me¬melilerde kıvrımlı bir yapı kazanmıştır. Orta kulakta yer alan ve üç tane olan işitme kemikleri (sürüngen ve kuşlarda bir tanedir) ses titreşimlerinin kulak zarından alınarak iç kulağa iletilmesini sağlar. Kulak zarının dışında ses titreşimlerinin kulak zarına ulaştırılmasına yarayan işitme kanalı mevcuttur. Ayrıca kulağın dışında yer alan ve genellikle hareketli olan kulak kepçesi (pinna) ses titreşimlerinin alınıp işitme kanalına iletilmesini sağlar. İşitme organı bazı memelilerde çok özel yapılar kazanmıştır.
Dişi hayvanlarda böbreklerin hemen arkasında yer alan ovaryumların genel¬likle her ikisi de işlevseldir. Herbir ovaryumdan çıkan ovidukt (yumurta kanalı= fallopian tüpleri)’un ön kısmında ostium adı verilen huni şeklinde kısımlar mev¬cuttur. Yumurtlayân memelilerde bu kanallar ayrı ayrı olarak klo¬aka açılır. Hatta bazı kaynaklarda bu hayvanlarda yalnız sol ovarium’un işlevsel olduğu belirtilmektedir. Keseli (Marsupialia) ve plasentalı memelilerde (Placentalia ) ovidukt’un alt kısımları genişleyerek uterus (dö1 yatağı) şeklini almıştır. Bu kısım embriyonun gelişmesini sağlar. Uterustan. sonra gelen vagina, sidik kesesi ve rektum arasından uzanarak urogenital boşluğa ulaşır. Memelilerin embriyoları da kuş ve sürüngenlerde olduğu gibi amnion adı verilen bir zar ile korunmuştur.
Memeli hayvanlarda testisler ya karın boşluğunda ya da testis torbaları (sc¬rotum) içerisinde yer alırlar. Kemiriciler, yarasalar ve develerde, testisler yalnız ü¬reme mevsiminde sperma torbaları içerisine inerler. Bu durum spermaların gelişe¬bilmesi için zorunludur. Çünkü karın boşluğundaki sıcaklık testis torbasından +4°C daha fazla olup bu sıcaklıkta spermalar gelişemez. Testislerde oluşan spermalar çok ince yapılı epididimis tüplerinde toplandıktan sonra vas deferense (sperma kanalı) ulaşır. Daha sonra urethraya geçen spermalar penis ile dışarı bırakılır. Urethranın kaide kısmında yer alan prostat ve bulbo¬ürethral bezleri (Cowper bezi) spermaların kanallardaki hareketlerine yardımcı olan salgılar salar. Opussum’larda çift penis bulunmaktadır.
Ayrı eşeyli olan bu hayvanlarda döllenme iç döllenme şeklindedir. Birçok memeli hayvan ilkbahar ya da kışın çiftleşirler. Memelilerin çoğunluğu özel bir çiftleşme mevsimine sahiptirler. Erkeklerin tüm yaşamları sûresince sperma üretme yeteneğine sahip olmalarına karşın, dişiler ancak belirli zamanlarda yumurta oluşturma özelliğine sahiptirler. Dişilerin bu evresine kızgınlık (Estrous) evresi denir. Bu evre dışında erkeklerin kendileriyle çiftleşmelerine izin vermezler. Kızgınlık süresi çeşitli hayvanlarda farklılıklar gösterir ve hayvan gebe kalmazsa düzenli aralıklarla tekrar edilir. Örneğin; kızgınlık farelerde 4-6 günde bir; yüksek or¬ganizasyonlu memelilerde, küçük olan yumurtanın gelişebilmesi çok uzun sü¬re uterus içerisinde kalarak gerçekleştirilir. Bu evreye gebelik evresi denir. Meme¬lilerdeki gebelik süresi genellikle büyüklükle doğru orantı göstermektedir. Örne¬ğin, gebelik süresi ev farelerinde 21, evcil tavşanlarda 30-32, tilkilerde 51, evcil kedi ve köpeklerde 60, domuzlarda 114, koyun ve ke¬çilerde 149, sığırlarda 280; atlarda-336 ve fillerde 600 gün kadardır. Bir doğumda meydana getirilen yavru sayısı ise genellikle vücut büyüklüğü ile ters bir orantı göstermektedir. Örneğin, fil ve atlar her doğumda yalnız bir yavru, karnivor hayvanlar 3-5, kemiriciler ise 2-9 yavru yaparlar.
Filum Chordata
Grup II Craniata
Subfilum B Gnathostomata
Üst sınıf b Tetrapoda
Sınıf Mammalia (Memeliler)
Alt sınıf Prototheria (Yumurtlayan Memeliler)

Takım Monotremata (Bir delikliler): Kuşlarda olduğu gibi üreme, boşaltım ve sindirim sistemleri ortak bir kanalla (kloak) dışarı açılır. Uterus ve vaginaları yoktur. yalnız gençlik evrelerinde dişleri mevcuttur, erginlerde keratin yapıda bir gaga vardır. Parmaka aralarında yüzme perdeleri vardır. Kuyrukları pulludur.

Familya Tachyglossidae (Ekidnalar, Karınca kirpileri): Yavruların sütü emebilmelerine yarayan meme uçları gelişmemiştir. Bu nedenle yavrularını meme çukurluklarına topladıkları sütleri ile beslerler. Dilleri karınca toplayabilmek için uzun ve yapışkandır. Kılları arasında kirpilerinkine benzer şekilde dikenler mevcuttur. Ayakları toprağı kazmaya uygun bir yapı kazanmıştır.

Tachyglossus aculeatus (Kısa Burunlu Avustralya Ekidnası) (45 cm.)

Alt sınıf Metatheria (Keseli Memeliler)

Takım Marsupialia (Didelphia=Keseli Memeliler): Kloakları ve iki vaginaları bulunur ve bu nedenle de Didelphia olarak adlandırılırlar. Ayrıca bunlarda gerçek bir plasenta yoktur. Bu nedenle embriyo uterusta kaldığı sürece, embriyo ile uterus arasında oluşan yalancı bir plasenta kanalıyla beslenirler. Arka üyeleri tomurcuk şeklinde olan yavrular ana hayvanın kesesi içerisinde büyütülürler beslenir.

Familya Didelphidae (Keseli Sıçanlar): Yüz kısımları fareler gibi uzundur. Genellikle vücuttan daha uzun olan kuyruklarının bazı türlerde kaide kısmında yağ depolandığından oldukça şişkindir. Tutunucu özellikte olan kuyruk 5. üye gibi iş görür. Genellikle omnivor beslenirler. Güney Amerika’ da yaşarlar.

Monodelphis domestica (10 cm) Monodelphis domestica yavrusu (7 günlük)

Familya Phalangeridae (Uçan Sincaplar): Ayaklarında 5’ er parmak bulunur. Tutunucu ve uzun kuyrukları, kıllı ya da çıplak olabilir. Bazılarında kuyruk yoktur. Keseleri iyi gelişmiştir.

Acrobates pygmaeus (7 cm.)
Ön üyeleri ile arka üyeleri arasında kanat gibi gerilmiş olan ve bir ağaçtan diğerine atlama sırasında görev yapan deriler vardır. Böcek ve çiçek tozları ile beslenirler. Tasmanya, Avustralya, Yeni Gine ve civar adalarda yaşarlar.

Familya Macropodidae (Kangurular): Ön üyelerde 5, arka üyelerde 4 parmak bulunur. Kuyruk uzun ve kuvvetli olup, harekete yardımcı olur. Keseleri mevcuttur ve öne doğru açılırlar. Genellikle sıçrayarak hareket ederler. Ağaçlara tırmanarak yaşayanları da vardır. Yaşadıkları ortamın rengine uyum gösterirler. Keseleri içerisinde 4 tane memeleri bulunur. Bunlardan yalnız iki tanesi süt salgılar. Genellikle herbivordurlar. Bazı türleri böcekleri de yerler.

Macropus rufus (Kırmızı Kanguru) (160 cm.)
Ağırlıkları en çok 70 kg. kadardır ve erkekler dişilerin iki katı ağırlıktadır. Çok hızlı hareket ederler. Kısa mesafelerdeki hızları 88 km.’ye ulaşabilir. Kuyruk hayvan yerde iken destek, sıçradığı zaman denge ve dümen görevi yapar.

Alt sınıf Eutheria (Monodelphia=Placentelia=Plasentalı memeliler): Embriyoları gelişmelerini ana hayvanın uterusu içinde tamamlar. Embriyonun uterusta gelişimi sırasında gereksinim duyduğu besin ve oksijenin ana hayvanın dolaşım sisteminden alınması ve boşaltım maddeleriyle, karbondioksidin yine ana hayvanın dolaşım sistemine verilmesi plasenta adı verilen bir yapı ile sağlanır. Vaginaları bir tanedir bu nedenle Monodelphia da denir. Sindirim sistemi ve ürogenital sistem ayrı ayrı kanallarla dışarı açılır.

Takım Insectivora (Böcek yiyen ilkel memeliler): Üyeleri genellikle tırnak içeren 5 nadiren 4 parmaklıdır. İşitme ve koku alma duyuları çok iyi gelişmiştir. Vücutları ve gözleri üzerindeki duyusal kıllar çok hassas olup, bunlar yaşam için gereklidir. Gözleri küçük ve görme duyuları zayıftır.

Familya Erinaceidae (Kirpiler): Vücudun üst ve yan taraflarındaki kıllar diken şekline dönüşmüştür. Bazı türlerinde dikenler yoktur. Genellikle karnivordurlar.
Diş formülleri 2-3, 1, 3-4, 3 şeklindedir.
3 1 2-4 3

Sosyal Medyada Paylaşın:
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın