MHP dolar bozdurdu diye değil…

MHP dolar bozdurdu diye değil…

Yaşanan ekonomik kriz sürecinde CHP’nin MHP’ye sıkça ‘lirayı neden dolar hesabına yatırdın, doları kaç liradan sattın’ diye sormasını nasıl karşıladınız bilmiyorum.

Bunun içerisine ‘milli’ duyguları da katarak, ‘milliyetçilik bu olmaz’ kanısını da ekleyerek MHP’ye yüklenmelerden söz ediyorum!

Ya da ‘milli duruşu’ seçim öncesinde, yurttaşa haykırarak anlatan iktidarın bankalardaki döviz hesaplarını da bu kategoriye eklemek olası…

Buna ‘dış’ hesapları katmıyorum…

Buna ‘adalara’ kaçırılan yadsınamayan hesapları katmıyorum…

Bu ülkenin bankalarında yasal olarak açılan hesaplardan söz ediyorum.

Lira hesabı, döviz hesabı, altın hesabı, borsa hesabı…

Kimi ne ilgilendiriyor; anlamıyorum!

***

Birini en umulmadık anda bir yerinden yakalarsınız da, onun tüm devinim özelliklerini elinden alırsınız ya; MHP’de öyle…

‘Dövizde dalgalanma olacağı belliydi, onun için bu hesabı açtık’ dese, bir türlü…

‘Üretmiyoruz, tüketiyoruz, bekleniyordu bu’ dese, bir türlü…

‘Milliyetçilik’ duygusuyla suçlanması, bir türlü…

İktidarın ‘zor zaman dostu’ olması, bir türlü…

O nedenle de sancılı!

***

Şöyle düşünüyorum…

MHP dolar değil de altın hesabı açtırsaydı, ya da euro hesabı açtırsaydı, ne değişecekti?

Ya da BİS’de bir kağıda yatırsaydı da, yüzde yirmi zarar etseydi ne olacaktı?

Bugün, hükümetin aldığı kararların tamamına ‘özgüler’ dizen iş insanları, büyük paradarlar, sistem savunucuları hesaplarını ‘lira’ üzerinde tutmadıklarını kim bilmiyor ki?

Binlerle, milyonlarla değil ‘milyarlarla’ anlatılan rakamları barındıran katmanlardan söz ediyorum!

Ses var mı onlara, suçlama var mı, sorgulama var mı?

‘Onların işi kazanmak’ denecek haklı olarak!

MHP’nin yaptığını da ‘değerini korumak’ diye nitelemek yerinde değil mi?

***

Yurttaş, yönetim sistemine güvenmediği süreçlerde ‘bireysel’ çabalar göstermek zorundadır.

Ekonominin, sağlığın, insan haklarının, adaletin, yarının, geçimin, sosyal hakların, eğitimin yurttaşa ‘sıkıntı’ vermeye başladığı süreçten söz ediyorum…

Katma değerli üretim yerine beton yapılar,

Özgürlükler yerine baskılar,

En doğal hak eğitim yerine dört yana savrulmalar,

Üniversiteliye iş yerine bunalımlar,

Hak ara yerine göz korkutmalar…

Yurttaş ne yapmalıydı? Kentlerin içi ‘tercih edilmeyen İHL’ ile donatıldı, sokaklarda işsizlik dorukta, pazar-market alış-veriş yapmak işkence, açlık sınırı ile geçinme zorunluluğu…

İktidardan yurttaşın ‘beklentisi’ bu mu; değil!

Veli öğrencisini istediği okula yazdıramıyor, yıllarını okul sıralarında harcayan üniversite mezunu çocuğuna iş bulamıyor, pazardan-marketten alış-verişini gereksinimine göre yapamıyor, asgari ücretle geçimini günün koşullarına göre sağlayamıyor…

Yurttaşın ‘bireysel’ çabası ortaya çıkıyor işte burada…

Varsa bir köşeye artırdığı, ya da değer kazanmayan bir taşınmazı varsa satıp ya altın hesabına, ya döviz hesabına, ya da BİS’den bir kağıda bağlayarak ayakta kalabilmenin yolunu arıyor.

Mehmet Şimşek’in ‘dam delik, çatı akacak’ dediğinde gücü olanın banka hesapları üzerinde bir seçim yapması ‘suçlanacak’ bir durum olmamalı.

Yine o günler, gazete basan bir matbaanın ekonomik gücünün yettiğince ‘gazete kağıdı’ alması da suç sayılmamalı.

Peki suç mu?

‘Milli’ değerlere önem verdiğini gün aşırmadan yineleyen iktidarın, bu değerleri elden çıkarmak için çırpınışını ‘at gözlüğü’ ile izlemek olmalı.

Bu ülkenin topraklarında yetişecek ürünlerin birer birer dışalımları yapılarak, üretim alanlarının yok edilmesine, çalışan emekçilerin işsiz kalmalarına neden olanları görmemek olmalı.

2001 kriziyle başlayan süreçte, yurttaşın yaşamına getirilen ağır yükler ardından açılan kredilerin, o günden bu yana iktidarda bulunanların ‘inisiyafiyle’ üretime değil ‘yandaş oluşturma’ amacıyla ‘insan’ dışında her şeye yapılan harcamayı yadsımamak olmalı.

MHP’nin suçu, bu kriz sürecisinin değerlendirmesini yaparken ‘destek’ vermesi olmalı!





***

Bir ekonomik kriz yaşanıyor!

Dün, hükümete yakın market ağının ürünlere yüzde yirmi ile kırk arasında zam yapıldığı duyuruldu.

İlaç firmaları, tarımsal ilaç firmaları, dışa bağımlı çalışan firmalar zamlarını ya yaptı, ya da yapacak!

Sokağımızdaki mahalle bakkalının, sütçünün, yumurtacının, fırının zam yapması kaçınılmaz!

Yurttaşın da birikimini ‘bir banka’ hesabında değerlendirmesi kaçınılmaz!

MHP dolar bozdurdu diye, yurttaş altın alıyor diye suçlamak yerine; üretim kaynaklarının yanlış kullanılması nedeniyle yaşanan krizin sorumluları suçlanmalı, sorumluları görülmezden gelmemeli, koltuk uğruna ‘destek’ çığlıkları atılmamalı, yalan yanlış bilgilerle ‘övgüler’ dizilmemeli…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın