KozanBilgi.Net 15 Yaşında... SİZLERLE BİRLİKTE NİCE 15 YILLARA...

Mikrodermabrazyon

Mikrodermabrazyon

1980’li yılların ortalarında Avrupa’da kullanılmaya başlanan mikrodermabrazyon, alüminyum oksitten oluşan çok ince ve küçük yapıdaki kristal parçacıkların özel bir sistem ile cilt yüzeyine püskürtülmesi, güçlü bir sürtünme etkisi ile problemli tabakanın soyulması ve daha sonra bu taneciklerin, soyulan ölü deri ile birlikte vakum yöntemi kullanılarak cilt yüzeyinden uzaklaştırılması yöntemidir.

Mikrodermabrazyon ile cildin epidermis tabakası yüzeysel olarak, aşamalı bir şekilde soyulur. Böylece cilt yüzeyinde olusan iz, kırışıklık ve pigmentasyon lekesi türündeki sorunlar problemin derecesine göre, soyulmanın etkisiyle giderilir.

İslem uygulanırken cilt yüzeyinde kan dolaşımının artmasıyla hücre yenilenmesi hızlanır ve böylece alttan canlı, taze ve pürüzsüz bir cilt ortaya çıkar. Son derece etkili ve güvenilir bir cilt yenileme tekniğidir.

İşlemin yapılabilmesi için cilt yüzeyinde bir problem olmasına gerek yoktur. Cilt yapısı ve yaş göz önünde bulundurularak birkaç senede bir belli kürlerin uygulanmasıyla son derece etkili bir anti-aging (yaşlanmayı geciktirici) etki sağlanmış olur.




Uygulama son derece kolay, acısız ve pratik olup hiçbir sekilde anestezi gibi bir işlem gerektirmez. 15-20 dakikalık seanslar şeklinde genellikle  2 haftada bir kez uygulama yapılmaktadır.

Uygulamadan Sonra Ne Olur ve Nelere Dikkat Etmek Gerekir?

Mikrodermabrazyon bir soyma (peeling) yöntemi olduğu için seans sonrasında uygulama yapılan bölgede hafif  kızarıklık ve ödem olması normaldir. Ancak bu belirtiler kısa süre içinde kendiliğinden geçecektir. Kızarıklık geçtikten sonra ciltte pul pul dökülmeler de görülebilir.
Bu süre içinde cilde elle müdahale etmek, güneşlenmek ve solaryuma girmek sakıncalıdır.
Bu nedenle işlemin yaz aylarında uygulanması önerilmez.

Kullanım Alanları Nelerdir?

Mikrodermabrazyon özellikle;

  • Sivilce ve akne izlerinin,
  • Mimik çizgilerinin,
  • Yaşlanmaya bağli cilt kırışıklıklarının
  • Yara, yanık ve ameliyat izlerinin,
  • Cilt lekelerinin,
  • Vücut çatlaklarının gözle görülür bir şekilde iyileşmesinde
  • Açık gözeneklerin sıkılaşmasında,
  • Gözeneklerin temizlenmesinde ve
  • Ölü derinin atılmasında son derece etkilidir.

Bu yöntem gözeneklerin derinlemesine temizlenmesini sağladığı için cildin oksijenle daha fazla temasa geçmesini sağladığından çok daha sağlıklı ve canlı bir görünüm ortaya çıkacaktır.

Ayrıca kan dolaşımının artması da hücre yenilenmesini sağlayacağı için son derece pürüzsüz ve canlı bir cilt ortaya çıkmasını sağlayacaktır.




Hangi Durumlarda Uygulanmaz?

Bu işlem yapılırken ciltte aktif durumda sivilce ve akne olmamasına, cilt kanseri problemi olmamasına, enfeksiyon halinde bir cilt yara veya uçuk  olmamasına, özellikle yoğun kılcal damar ve et benlerinin üzerine uygulama yapılmamasına ve göz çevresi gibi hassas bölgelerde daha hafif çalışılmasına dikkat edilmelidir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın