Kozan'ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılı kutlu olsun!

Miras Hukuku

Miras Hukuku

Tasarının “Miras Hukuku” başlığını taşıyan üçüncü kitabı iki kısımdan oluşmaktadır. Bunlar “Mirasçılar” ve “Mirasın Geçmesi” başlıkları altında düzenlenmektedir.

1) MİRASÇILAR KISMI

Bu kısım biri “Yasal Mirasçılar” diğeri “Ölüme Bağlı Tasarruflar” olmak üzere iki bölüme ayrılmıştır.

a) Yasal Mirasçılar Bölümü

Tasarının 497 nci maddesine eklenen yeni bir hükümle, büyük analar ve büyük babaların kendi çocukları yani mirasbırakanın amcası, halası, dayısı veya teyzesi hayatta iseler, mirasbırakandan önce ölmüş olan büyük analar ve büyük babalara düşen miras paylarının onların çocuklarına, yani yukarıda sayılan kişilere geçmesi imkânı sağlanmıştır. Yürürlükteki Kanunun 441 inci maddesinde 14.11.1990 tarihli ve 3678 sayılı Kanunla yapılmış olan değişiklik, söz konusu miras paylarının bu kişilere geçmesini önlemektedir. Bu ise, Türk toplumunun aile yapısı ve amca, hala, dayı ve teyze ile yeğenleri arasındaki aile bağlarına ters düşmektedir. Bu sebeple, yapılan değişiklik sayesinde sağ kalan eş varsa, büyük analar ve büyük babalardan birinin mirasbırakandan önce ölmüş olması hâlinde, ona düşen pay kendi çocuğuna, yani mirasbırakanın amca, hala, dayı veya teyzesine geçecektir.

500 üncü maddede, yürürlükteki 447 nci maddede geçen “kendisini evlât edinen kimseye, nesebi sahih füruu gibi mirasçı olurlar” ifadesi tamamen çıkarılmış, bunun yerine evlâtlığın “evlât edinene kan hısımı gibi mirasçı olurlar” ifadesi konulmuştur. Zira yeni düzenlemeyle sahih- sahih olmayan nesep ayırımı kaldırılmış bulunmaktadır.

501 inci maddeye, bunu karşılayan 448 inci maddede “Hazine” sözcüğü yerine daha doğru olan “Devlet” sözcüğü konulmuştur. Zira mirasçı olan Devlettir.

b) Ölüme Bağlı Tasarruflar Bölümü

Bu bölüm “Tasarruf Ehliyeti”, “Tasarruf Özgürlüğü”, “Ölüme Bağlı Tasarrufların Çeşitleri”, “Ölüme Bağlı Tasarrufların Şekilleri”, “Vasiyeti Yerine Getirme Görevlisi”, “Ölüme Bağlı Tasarrufların İptali ve Tenkisi” ve “Miras Sözleşmesinden Doğan Davalar” başlıklarını taşıyan yedi ayırımdan oluşmaktadır.

Birinci ayırımda yer alan ve yürürlükteki Kanunun 450 nci maddesini karşılayan 503 üncü maddeye, miras sözleşmesi yapabilmek için, tasarrufta bulunanın “kısıtlı olmaması” koşulu da eklenmiş, böylece bilimsel ve yargısal içtihatlardaki görüşlerle uyum sağlanmıştır.




Yürürlükteki 451 inci maddenin “Batıl tasarruflar” şeklindeki kenar başlığı, bunu karşılayan 504 üncü maddede doğru ve içeriğine uygun olarak “İrade sakatlığı”na dönüştürülmüştür. Zira maddede bu konu düzenlenmektedir.

“Tasarruf Özgürlüğü” başlığını taşıyan ikinci ayırımın saklı payları düzenleyen 506 ncı maddesinde, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünün genişletilmesi yönündeki eğilimler göz önünde tutularak saklı pay oranları yeniden belirlenmiştir. Saklı paylı mirasçılarda değişiklik yapılmamış, sadece onların alacakları saklı payların azaltılması yoluna gidilmiştir. Maddenin dördüncü bendinde sağ kalan eşin saklı payı belli miktarda artırılmıştır. Yürürlükteki Kanunun 453 üncü maddesinin ikinci fıkrası, indirilmiş saklı pay oranlarıyla ilgilidir. Sağ kalan eş dışındaki saklı pay sahibi mirasçıların saklı pay oranları oldukça düşürülmüş olduğundan, bu fıkra hükmü yeni düzenlemede maddeye alınmamıştır.

Yürürlükteki Kanunun 457 nci maddesinde mirasçılıktan çıkarma sebebi olarak “ağır bir cürüm” öngörülmüş iken, Tasarının bunu karşılayan 510 uncu maddesinde bunun yerine “ağır bir suç” deyimi kullanılmıştır. Kaynak Kanun da “cürüm” yerine “suç” sözcüğünü kullanmaktadır.

Tasarının 513 üncü maddesinde yürürlükteki metinde geçen “keenlemyekün” sözcüğü yerine “iptal olunur” deyimi kullanılmıştır. Bu suretle genel ilkeye uygun olarak mirasçılıktan çıkarma tasarrufunun kendiliğinden hükümsüz kalması yerine, iptal edilmesi gereği kabul edilmiştir. Bunun sonucu olarak buradaki iptal davası da ölüme bağlı tasarrufların iptaline ilişkin 557 nci madde hükümlerine tâbi tutulmuştur.

Üçüncü ayırımda ölüme bağlı tasarrufların çeşitleri düzenlenmektedir. Yürürlükteki Kanunun 464 üncü maddesinin kenar başlığı “Muayyen bir malda tasarruf” şeklindedir. Bunun yerine 517 nci maddenin kenar başlığında “belirli mal bırakma” deyimi kullanılmış, böylece konunun daha iyi anlaşılması sağlanmıştır. Mirasbırakanın belli bir malını bir başkasına bırakması, bu hükme göre o kimsenin mirasbırakan tarafından mirasçı olarak atandığı anlamına gelmez.

520 nci maddenin kenar başlığı, yürürlükteki 467 nci maddedeki “Alelâde ikame” yerine “Yedek mirasçı atama”; 468 inci maddenin kenar başlığı olan “Fevkalâde ikame” yerine de 521 inci maddenin kenar başlığı “Ardmirasçı atama” şekline dönüştürülmüştür.

Yürürlükteki Kanunun 473 üncü maddesini karşılayan 526 ncı maddeye eklenen ikinci fıkrayla, ölüme bağlı tasarrufla kurulması öngörülen vakfın, mirasın açılması anında değil, ancak bundan sonraki yasal koşulların gerçekleşmesiyle tüzel kişilik kazanacağı vurgulanmıştır.

Dördüncü ayırımda ölüme bağlı tasarrufların şekilleri düzenlenmektedir.

Yürürlükteki Kanunun 482 nci maddesinde geçen “okuyamama veya imza edememe” yerine bu maddeyi karşılayan 535 inci maddede “bizzat okumaz veya okuyamazsa ve bizzat imzalamaz veya imzalayamazsa” ifadesi kullanılmıştır. Zira bu madde sadece okuyup yazamayan kişilerin vasiyetnamesini düzenlememektedir. Burada okuyup yazma bildiği hâlde, bedensel bir özrü nedeniyle imza yeteneğine sahip olmayan kişilerin vasiyeti de söz konusudur.

536 ncı maddenin kenar başlığı maddenin içeriğine uygun olarak “Düzenlemeye katılma yasağı” şeklinde değiştirilmiştir. Maddeye kaynak Kanunun 503 üncü maddesinin ikinci fıkrasına paralel olarak ikinci fıkra eklenmiş, böylece bize alınmamış olan ikinci fıkranın yarattığı tereddütler de giderilmeye çalışılmıştır.

El yazılı vasiyetnamenin düzenlendiği 538 inci maddede “yer” koşulu metinden çıkarılmıştır. Yer koşulu Fransız Medenî Kanununda da bulunmadığı gibi, daha önce hazırlanan 1971 ve 1984 tarihli Öntasarılar da yer koşulunu metne almamışlardır.

Sözlü vasiyetin düzenlendiği 539 uncu maddede, yürürlükteki metinde geçen “salgın hastalık” yerine sadece “hastalık” deyimine yer verilmiş, böylece sadece hastalık durumu, sözlü vasiyet için yeterli görülmüştür. Üçüncü fıkrada, tanıkların okur yazar olması şartı aranmamıştır. 540 ıncı maddeye eklenen yeni üçüncü fıkra ile ülke dışında seyreden bir ulaşım aracında yapılan sözlü vasiyetin sorumlu yöneticiye; sağlık kurumlarında tedavi edilmekte olanların vasiyetinin sağlık kurumunun en yetkili yöneticisine tevdi edilmesi imkânı getirilmiştir.

546 ncı maddenin ikinci fıkrasında, mirasbırakanın miras sözleşmesinden tek taraflı olarak dönebilmesi için öngörülen davranışların, miras sözleşmesinin yapılmasından sonra olması koşuluna yer verilmiştir.

Yürürlükteki Kanunun 495 inci maddesi, ölenin mirasçılarının ölüm tarihinde elde kalan miktarı geri vermekle yükümlü olduklarını öngörmüştür. Bu hüküm haksızlıklara yol açtığından yeni düzenlemede 548 inci maddede “ölüm tarihindeki zenginleşmeyi geri isteyebilirler” şeklinde düzeltilmiştir.

“Vasiyeti Yerine Getirme Görevlisi” başlıklı beşinci ayırımda bazı değişiklikler yapılmıştır. Bu ayırımda yer alan yürürlükteki hükümlerin yetersizliği bilimsel içtihatlarda eleştiri konusu olmuştur. Bu eleştiriler dikkate alınarak Alman Medenî Kanununun 2197 ilâ 2228 inci maddeleri ile İtalyan Medenî Kanununun 700 ilâ 711 inci maddeleri göz önünde tutularak bu ayırıma yedi madde tahsis edilmiştir.

Bu maddelerde birden çok atanma hâlinde uyulacak esaslar, vasiyeti yerine getirme görevlisinin görev ve yetkileri, tereke malları üzerinde hangi koşullarda tasarrufta bulunabileceği, görevinin sona ermesi, denetlenmesi, sorumluluğu gibi konular düzenlenmektedir.

Altıncı ayırım “Ölüme Bağlı Tasarrufların İptali ve Tenkisi” başlığını taşımaktadır. Yürürlükteki 499 uncu maddede yer alan ilk üç bentte değişiklik yapılmamış, bu maddeyi karşılayan 557 nci maddeye eklenen yeni dördüncü bentle şekle aykırılığın da iptal sebebi oluşturduğu hükme bağlanmıştır. 558 inci maddenin üçüncü fıkrasında yürürlükteki 500 üncü maddeden farklı olarak “vasiyetnamenin tanzimine iştirak edenlere veya aileleri efradından birine” ifadesi yerine “ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına” ifadesi kullanılmıştır.




Yürürlükteki 501 inci madde iptal davaları için belirtilen süreleri zamanaşımı olarak öngörmektedir. Oysa bu sürelerin zamanaşımı değil, hak düşümü süresi olduğu görüşü ağır basmaktadır. Bu sebeple süreler 559 uncu maddede hak düşümü süresi olarak düzenlenmiştir. Yürürlükteki maddede öngörülen otuz yıllık süre 713 üncü maddede olduğu gibi kaynak Kanundan ayrılmak suretiyle iki madde arasında paralellik sağlamak amacıyla 559 uncu maddede yirmi yıla indirilmiştir.

Yürürlükteki 506 ncı maddenin “Muayyen bir şeyin vasiyeti” şeklindeki kenar başlığı 564 üncü maddenin kenar başlığında “Bölünmez mal vasiyetinde” şeklinde değiştirilmiştir. Yürürlükteki madde bu konuyu ölüme bağlı tasarruf açısından düzenlemekte ise de, Yargıtay içtihatları bunun belirli mala ilişkin sağlararası kazandırmaların tenkisinde de uygulanmasını kabul etmektedir. İşin mahiyetine uygun olan bu çözüm kabul edilerek maddeye yeni ikinci fıkra eklenmiştir.

Yürürlükteki 511 inci maddede geçen “batıldır” sözcüğü bu maddeyi karşılayan 569 uncu maddeye alınmamıştır. Burada butlan değil, tasarrufun tenkisi söz konusudur. Madde buna uygun olarak kaleme alınmıştır.

513 üncü maddede öngörülen süreler zamanaşımı süresi olarak düzenlenmiştir. Oysa bilimsel görüşler ve İsviçre Federal Mahkemesi bu sürenin hak düşümü süresi olduğunu kabul etmektedir. Bu sebeple bunu karşılayan 571 inci madde hem kenar başlığı, hem de içeriği itibarıyla değiştirilerek, bu sürenin hak düşürücü süre olduğu hükme bağlanmıştır.

“Miras Sözleşmesinden Doğan Davalar” başlığını taşıyan yedinci ayırımda düzenlenen 572 nci madde kaynak Kanuna uygun olarak üç fıkra hâline getirilmiş, yürürlükteki metinde geçen “mallarını teslim eylediği” sözcüğü yeni düzenlemede “malvarlığını miras sözleşmesiyle atadığı mirasçıya devretmişse” olarak kaleme alınmıştır.

Yürürlükteki 515 inci maddenin kenar başlığı “B. Tenkis I. Geri verme”dir. Bu başlık isabetli değildir. Zira bu madde mirastan feragat durumunda tenkis; bunu izleyen 516 ncı madde ise geri verme konularını düzenlediğinden, kenar başlıklar bu maddeleri karşılayan 573 ve 574 üncü maddelerde düzeltilmiştir. Ayrıca 515 inci maddede geçen “mallar” sözcüğü yerine, daha üst ve geniş bir kavram olarak kaynak Kanunun 535 inci maddesinde de kullanılan “edimler” deyimine 573 üncü maddede yer verilmiştir.

Yürürlükteki 516 ncı maddenin “Muhayyerlik” şeklindeki kenar başlığı, bu maddeyi karşılayan 574 üncü maddenin kenar başlığında “Geri verme” şekline dönüştürülmüştür.

2) MİRASIN GEÇMESİ KISMI

Bu kısım “Mirasın Açılması”, “Mirasın Geçmesinin Sonuçları” ve “Mirasın Paylaşılması” başlıklarını taşıyan üç bölümden oluşmaktadır.

a) Mirasın Açılması Bölümü

Bu bölümdeki hükümlerde de bir takım değişiklikler yapılmıştır.

Yürürlükteki 517 nci maddenin kenar başlığı “A. Açılma sebebi” şeklindedir. Oysa burada mirasın hangi anda açıldığı ve terekenin hangi andaki değerinin esas alınacağı hususları düzenlenmekte olduğundan, bu maddeyi karşılayan 575 inci maddenin kenar başlığı “Açılma ve değerlendirme anı” şeklinde değiştirilmiştir.

576 ncı maddenin birinci fıkrasında, miras malları nerede bulunursa bulunsun miras işlerinin tek elden, yani aynı mahkeme tarafından yürütülmesinin uygun olacağı düşüncesiyle, mirasın malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılacağı düzenlenmiş, yürürlükteki metinde yer alan “mahkeme” sözcüğü yeni metne alınmamıştır. Çünkü mahkeme sözcüğü, mirasın mutlaka bir dava veya mahkemeye yapılacak bir başvuru ile açılacağı izlenimini yaratmaktadır.

Yürürlükteki 519 uncu maddenin “Ehliyet” şeklindeki konu başlığı bu kez 577 nci maddenin konu başlığında “Mirasa ehliyet” şeklinde ifade edilmiştir. Zira burada söz konusu olan, genel anlamda fiil ehliyeti değil, mirasçı olabilme ehliyetidir.

581 inci maddenin ikinci fıkrasının yeni düzenlemesinde, mirasbırakandan önce ölmüş olan vasiyet alacaklısının vasiyet alacağı hakkının mirasçılarına geçmeyeceği hükme bağlanarak, mirasçının haklarının kendi mirasçılarına geçeceğine ilişkin hükmün aksine bir hüküm getirilmiş olmaktadır. Bu durumda vasiyet alacağı vasiyet alacaklısının mirasçılarına geçmeyecek, vasiyeti yerine getirmekle yükümlü olan mirasçılar lehine ortadan kalkacaktır. Ancak, bu düzenleme emredici nitelikte değildir, mirasbırakan dilerse aksini kararlaştırabilir.

b) Mirasın Geçmesinin Sonuçları Bölümü

“Mirasın Geçmesinin Sonuçları”nın düzenlendiği bu bölüm, “Koruma Önlemleri”, “Mirasın Kazanılması”, “Resmî Defter Tutma”, “Resmî Tasfiye” ve “Miras Sebebiyle İstihkak Davası” ayırımlarından oluşmaktadır.

Birinci ayırımın “İhtiyatî Tedbirler” şeklindeki başlığı yeni düzenlemede “Koruma Önlemleri” şeklinde değiştirilmiştir.

589 uncu maddeye yeni eklenen bir fıkrayla, koruma önlemleriyle ilgili giderlerin, ileride terekeden alınmak üzere, istemde bulunan kişi tarafından; eğer önleme hâkim re’sen karar vermişse Devlet tarafından karşılanması esası kabul edilmiştir.

598 inci maddenin kenar başlığı, yürürlükteki 538 inci maddenin “Malların itası” şeklindeki kenar başlığının içeriğiyle uyumlu olmaması sebebiyle “Mirasçılık belgesi” şeklinde ifade edilmiştir. Yürürlükteki madde sadece atanmış mirasçılara mirasçılık belgesi verilmesini öngörmektedir. Oysa yasal mirasçıların da böyle bir belgeye ihtiyaç duyduklarına şüphe yoktur. Bu sebeple yeni düzenlemede yasal mirasçılara da yer verilmiştir.




İkinci ayırımda mirasın kazanılması düzenlenmektedir.

Yürürlükteki Kanunun 549 uncu maddesini karşılayan 609 uncu maddeye eklenen yeni iki fıkra ile reddin şekli ve ret iradesinin açıklanması üzerine yapılacak işlemlere açıklık getirilmiştir.

Yürürlükteki Kanunun 553 üncü maddesini karşılayan 613 üncü madde yeniden kaleme alınarak altsoyun tamamının mirası reddetmesi hâlinde, bunların payının sağ kalan eşe kalacağı hükme bağlanmış ve böylece sağ kalan eş daha fazla korunmuştur.

Üçüncü ayırımın başlığı “Resmî Defter Tutma” şeklinde değiştirilmiştir. Bu ayırımda yer alan maddelerde esasa ilişkin önemli değişiklik yapılmamıştır.

Dördüncü ayırımda “Resmî Tasfiye” başlığı altında terekenin resmen tasfiyesi düzenlenmektedir. Bu ayırımda yer alan hükümlerde de esasa ilişkin değişiklik yapılmamıştır.

Beşinci ayırımda “Miras Sebebiyle İstihkak Davası” düzenlenmektedir. Bu davanın adının 1971 tarihli Öntasarıda önerildiği gibi “Mirasçılık Davası” şeklinde arılaştırılması düşünülmüş ise de, bu terimin söz konusu davayı tam anlamıyla ifade etmediği ve ayrıca hâlen kullanılmakta olan terimin uygulamada yerleşmiş olduğu dikkate alınarak değiştirme yoluna gidilmemiştir.

637 nci maddeye eklenen yeni bir fıkra ile, miras sebebiyle istihkak davası vesilesiyle mirasçılık sıfatı tartışmalı ise, hâkimin bunu da çözmesi hükme bağlanmıştır.

Yürürlükteki Kanunun 579 uncu maddesinde zamanaşımı iyiniyetli olmayanlara karşı otuz yıldır. Mülkiyetin olağanüstü zamanaşımıyla kazanılmasına ilişkin yirmi yıllık süre ile miras sebebiyle istihkak davası arasında paralellik sağlamak üzere bu süre Tasarının 639 uncu maddesinde yirmi yıla indirilmiştir.

c) Mirasın Paylaşılması Bölümü

Bu bölüm “Paylaşımdan Önce Miras Ortaklığı”, “Paylaşmanın Nasıl Yapılacağı”, “Mirasta Denkleştirme” ve “Paylaşmanın Tamamlanması ve Sonucu” başlıklarını taşıyan dört ayırımdan oluşmaktadır.

Birinci ayırımda “Paylaşımdan Önceki Miras Ortaklığı” düzenlenmektedir.

Yürürlükteki Kanunun 581 inci maddesini karşılayan 640 ıncı maddeye eklenen yeni bir fıkra ile, mirasçılardan her birinin hakkını korumak için tek başına dava açmasına imkân sağlanmıştır.

641 inci maddenin ikinci fıkrasında yapılan yeni düzenlemeyle, maddede belirtilen çocuklar ile torunlara verilecek uygun tazminat, terekenin paylaşılmasından önce hak sahiplerine ödenecek, bundan sonra geri kalan tereke değerleri mirasçılar arasında paylaşılacaktır.

Mirasbırakanın ölümünde onunla birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin geçim masraflarının terekeden sağlanması süresi, yürürlükteki Kanunda bir ay iken 645 inci maddede Ülkenin koşulları da göz önünde bulundurularak üç aya çıkarılmıştır.

İkinci ayırımda “Paylaşmanın Nasıl Yapılacağı” hükme bağlanmıştır.

652 nci maddedeki yeni hüküm, sağ kalan eşin korunması amacıyla getirilmiştir. Bu hükmün kaleme alınmasında İsviçre Medenî Kanununa 1984 yılında eklenen 612 a maddesinden esinlenilmiştir. Getirilen yeni hüküm, eşler arasındaki mal rejimiyle ilgili 240 ıncı maddeyle aynı yöndedir. Burada, sağ kalan eşe konut ve ev eşyasıyla ilgili olarak mülkiyet ya da haklı sebeplerin varlığı hâlinde talep üzerine intifa veya oturma (sükna) hakkının tanınması olanağı getirilmektedir.

656 ncı maddenin yürürlükteki Kanunda karşılığı yoktur. Bu yeni madde, mirasın paylaşılması sırasında, taşınmazların bölünmelerine kısıtlama getiren özel kanunların dikkate alınacağını vurgulamak için konulmuştur.

Tarımsal işletmelerin varlık ve bütünlüğünü korumaya yönelik olan 662 nci madde hükmü Tasarıya yeni konulmuş bir hükümdür. Bu hükmün Ülkemiz açısından yararlı olacağı düşünülmüştür.

Yeni getirilen 663 üncü maddeyle, mirasçılar arasında ergin olmayan, fakat ayırt etme gücüne sahip bulunan altsoy hısımların bulunması hâlinde, bunların ergin olmalarına kadar paylaşmanın ertelenmesi kabul edilmiştir.

667 nci maddenin ikinci fıkrasında tarımsal işletmenin gelir değeriyle, sınaî işletmenin ise sürüm değeriyle özgüleneceği ilkesi kabul edilerek, yine tarımsal işletmenin varlığının korunması amaçlanmıştır. Maddenin kenar başlığı da içeriğine uygun olarak “Yan sınaî işletme” şeklinde kaleme alınmıştır.

668 inci maddenin yürürlükteki Kanunda karşılığı yoktur. Bu yeni madde İsviçre Medenî Kanununa eklenen 625 bis maddesinden alınmıştır. Burada, işletmenin bir bütün olarak özgülenmesini mirasçılardan hiç birisi istemez ya da böyle bir istekte bulunmasına karşın bu istek reddedilirse, mirasçılardan her birinin işletmenin bir bütün hâlinde satılmasını isteyebileceği kabul edilerek, işletmenin varlığının ve bütünlüğünün korunması amaçlanmıştır.

Üçüncü ayırım “Mirasta Denkleştirme” başlığını taşımaktadır. Bu ayırımın başlığı yürürlükteki Kanunda “Mirasta İade” şeklindedir. Bu başlık, düzenlenen kurumu daha iyi açıklaması bakımından “Mirasta Denkleştirme” şeklinde değiştirilmiştir. Zira burada, alınanı fiilen geri verme anlamında bir “iade” değil, terekeye geri verilmiş gibi kâğıt üzerinde değerinin terekenin hesabında göz önünde tutulması ve paylaşma sonucu mirasçıya düşecek paydan indirilmesi söz konusudur. Bu ise “iade” değil, bir “denkleştirme”dir.

669 uncu maddenin ikinci fıkrasına yürürlükteki Kanunda bulunmayan, fakat İsviçre Medenî Kanununun 626 ncı maddesinde yer alan “bir malvarlığını devretme” hususu da karşılıksız kazandırmalar arasına eklenmiştir.

673 üncü maddenin kenar başlığı kaynak Kanuna uygun olarak “Denkleştirme değeri” şeklinde değiştirilmiştir. İkinci fıkrayla getirilen yeni hüküm, maddenin amacına uygun olarak yarar ve zarar ile gelir ve giderler hakkında mirasçılar arasında sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre işlem yapılacağını düzenlemektedir. Oysa yürürlükteki madde mirasçıların sorumluluğu konusunda “zilyedin haklarına” ilişkin hükümlere yollama yapmaktadır.




Dördüncü ayırım “Paylaşmanın Tamamlanması ve Sonucu”nu düzenlemektedir.

Yeniden kaleme alınan 676 ncı maddenin ikinci fıkrasıyla, paylaşmanın tereke mallarının tamamını kapsamasının zorunlu olmadığı ifade edilmiştir. Mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmıyla ilgili olarak elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesini kabul edebilirler. Böylece paylaşmanın paylı mülkiyete dönüşüm şeklinde gerçekleşmesine de olanak sağlanmış olmaktadır.

677 nci maddenin birinci fıkrasına, miras payının devrinin terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde olabileceği hükmü eklenmiştir. Böylece doktrinde ve yargı kararlarında kabul edilen, payın devrinin terekenin tamamı üzerindeki payı kapsamasının zorunlu olmadığı yolundaki görüşe yasal dayanak sağlanmak istenmiştir

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN