Mûsâ Yabgu

Mûsâ Yabgu

Arslan Yabgu’nun tutuklanmasından sonra ona bağlı Türkmenler bir süre başsız kaldı ve bir kısmı dağıldı. Çağrı ve Tuğrul Beyler bunları bir araya toplama, kendi Türkmenlerine katmak için çalıştılar. Bu sırada dört bin hanelik bir grup, Gaznelilerin müsaadesi ile Horasan’ın çeşitli bölgelerine geçtiler. Bunlardan büyük bir grup kendi başbuğlarını idaresinde Irak’a gittiler ve bundan sonra Irak Türkmenleri olarak anıldılar. Diğer bazıları da Anadolu’ya ve oradan Azerbaycan’a geçtiler.

Gazneli Mahmud’un Arslan Yabgu’yu hile ile tutuklatmasını ve Hindistan’a sürmesini Tuğrul ve Çağrı kardeşlerle Arslan Yabgu’nun oğulları unutamadılar ve tam bir dayanışma içinde, intikam almayı akıllarına koydular. Fakat, devrin en güçlü devleti olan Gaznelilerle açık bir savaş yapacak durumda değillerdi.

Selçuklular arasında Tuğrul ve Çağrı Beyler artık ön planda idiler. Türkmenlerin idaresin tamamen onlarda idi. Fakat, töre ve teşkilat gereği, öteki amcaları Musa Bey’i yabgu seçtiler. Selçuklular tekrar Buhârâ’yı ele geçiren Ali Tegin ile önce anlaşamadılar, onun baskısı neticesi Hârezm’e çekildiler ve Gaznelilerin valisi Altuntaş’ın gösterdiği bölgede oturdular. Bu sırada Gazne Sultanı Mahmud ölmüş, yerine oğlu Mesud geçmişti (1030). Bu tarihten sonra önemli değişiklikler oldu. Sultan Mesud, Altıntaş’ı Ali Tigin’e karşı bir sefer hazırlamakla görevlendirdi.

Fakat Altıntaş o günlerde öldü. Sultan onun yerine oğlu Harun’u vali tayin etti. Ali Tigin, Gazne tehlikesine karşı Selçuklulara sokulmak zorunda kaldı. Selçuklular ne pahasına olursa olsun bağımsız bir devlet kurmak istiyor, bunun için her fırsatı değerlendirmeye çalışıyorlardı. Onun için, düşmanlıklarını unutmadıkları Ali Tigin’e müsait davrandılar.

Öte yandan, Harezm valisi Harun, 1034 ilkbaharından itibaren Gaznelilere karşı bağımsızlık savaşını başlatmıştı. Harun da babası gibi Selçuklularla iyi ilişkiler içindeydi. Babası Harezm bölgesinde kendilerine yerleşmek için yer gösterdiğinden, Selçuklular onu destekliyorlardı. Ama Selçukluların asıl amacı, yukarıda da belirttiğimiz gibi tam bağımsız bir devlet kurmak idi. Gazneli Mahmûd’un ölümü (1030) ve yerine Muhammed’den sonra Mes’ûd’un geçmesi siyâsî durumun değişmesine sebep oldu.

Selçuklular tekrar Ali Tegin ile ittifâk ederek Debûsiye’de Hârezmşâh Altuntaş idaresindeki Gazneli ordusuna karşı savaştılar (1032). Ali Tegin’in 1034 yılında ölümü üzerine Selçuklular Gaznelilere karşı istiklal mücâdelesine girişmiş olan Altuntaş’ın oğlu Hârûn’un daveti üzerine tekrar Hârezm’e göç ettiler. Bu sırada Selçuklular eski düşmanları Cend emîri Şâh-Melik’in bir baskını neticesi büyük kayıplar verdiler (Kasım 1034).

Oğuzların Baranlı (Koyunlu) soyundan olan Yeni-Kent Yabgusu Ali’nin oğlu ve Cend hakimi Şahmelik’le Selçuklu ailesi arasında eski bir düşmanlık ve kan davası vardı. Çöl yolundan gizlice geçen Şahmelik, 1304 yılının Kurban Bayramı günü Türkmenleri gafil avlayarak yedi-sekiz bin kişiyi öldürdü ve birçok esir aldı. Bir hayli de at ele geçirdi. İkinci olay, aynı yıl ölen Ali Tigin’in oğullarının da Selçuklulara cephe alması idi.

Selçuklular kısa zamanda toparlandılarsa da, çok geçmeden dostları Hârûn’u kaybettiler. Hârûn, Gazneliler tarafından hazırlanan bir suikast sonucu öldürüldü (1035).

Selçuklular bu dostlarını kaybettikleri zaman, Hârezm’de fazla durmayarak Horasan’a göç ettiler ve Ceyhun’u geçerek Merv yolunda Nesâ’ya geldiler. Daha önce bu bölgeye göç etmiş olan Türkmenler ve Hârezmliler de onlara katılmağa başladılar. Selçuklu reisleri Mûsâ Yabgu, Tuğrul ve Çağrı Beyler gönderdikleri bir mektupta durumlarını anlatmışlar, Sultan Mes’ûd’un hizmetine girmek istediklerini buna karşılık Nesâ ve Ferâve’nin yurt olarak kendilerine verilmesini yazmışlardı. Sultan Mes’ûd bu istekleri red ettiği gibi, Selçuklular üzerine Hâcib Begtoğdı idaresinde iyi teçhiz edilmiş bir ordu gönderdi. Selçuklular Nesâ bölgesinde bu Gazneli ordusunu ağır yenilgiye uğrattılar (29 Haziran 1035). Daha sonra iki taraf arasındaki görüşmeler neticesi, Gazneliler Devleti Mûsâ Yabgu’ya Ferâve’yi, Çağrı Bey’e Dihistân’ı ve Tuğrul Bey’e de Nesâ’yı veriyordu. Ayrıca Sultan Mes’ûd Selçuklu reislerine hil’at, menşûr ve sancak göndererek, “Dihkan” unvanı vermişti. Selçukluların Gazneliler ile yaptıkları bu anlaşma prestijlerini artırmış olduğundan akın akın Türkmenler onların yanına gelmeye başlamıştı.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN