Mustafa Kemal sadece ülkeyi kurtarmadı, Türk neslini de kurtardı!

Mustafa Kemal sadece ülkeyi kurtarmadı, Türk neslini de kurtardı!

“Şu sözler daha çok yeni. Prof. Justin McCarthy’ye ait:
‘Atatürk olmasaydı, Türk belki Özbekistan’da olurdu ama Trakya ve Anadolu’da kalmazdı. 100 yılda tüm civar büyük coğrafyadan sürülmüş ve katledilmiş Türklerin Konya Ovası’ndan sürülmeleri ve atılmaları ne kadar sürerdi sanıyorsunuz?’

Ve Amerikalı tarihçi devam ediyor:
‘…Ne Türk ne de Türkiye kalırdı. Mustafa Kemal sadece ülkeyi kurtarmadı, Türk neslini de kurtardı!’

Bu sözler İstanbul’da, Haliç Rotary Kulübü’nün düzenlediği bir toplantıda edildi. Konuşmacı somut konuştu. Rakamlar verdi. Kanıtlar gösterdi.
Tarihin nasıl tersyüz edildiğini sergiledi.
Ama basın, numaracı cumhuriyetçilerden esirgemediği ilgiyi, bu olaydan esirgedi.

HRİSTİYANLAR TÜRKLERİ VE MÜSLÜMANLARI KATLETTİ
Prof. McCarthy’ye göre, Türkler Hristiyanları katletmedi. Tersine, Hristiyanlar Türkleri ve Müslümanları katlettiler.
1821’de patlak veren Yunan milliyetçiliği; bulunan, yakalanan her Türk’ün öldürülmesine neden olmuştu. Yunan etkisiyle, Arnavutluk ve Romanya’da da ele geçen tüm Müslümanlar katledilmişlerdi.
Bulgaristan’daki 1876 ayaklanmasında da Türkler kitle halinde yok edilmişlerdi. Türk köyleri yakılıp yıkılırken bir-iki kişinin kaçmasına izin veriyorlardı. Amaç, onların olanları diğer köylerde anlatmaları ve Türklerin kaçıp topraklarını terk etmelerinin sağlanmasıydı.
Savaş bittiğinde 675 bin Türk sürgüne zorlanmış ve yüzde 17’si yollarda ölmüştü. Manastır’da ve Kavala’da yapılan katliamı, İngiliz Elçileri de raporlarında doğruluyorlardı.

“NÜFUSUN YÜZDE 7-9’NU ERMENİLER ÖLDÜRDÜ”
Ermeni katliamını ise Fransız kaynakları belgeliyordu.
Prof. McCarthy’e göre, Doğu Anadolu’daki nüfusun yaklaşık yüzde 7-9’u Ermenilerce öldürülmüştü.
Amerikalı tarihçinin kanıtlara dayanarak çizdiği tablo çok açık.
19’uncu yüzyılın başlarından 20’nci yüzyılın başlarına kadar, Balkanlardan Kafkaslar’a kadar 5 milyon 60 bin Türk öldürülmüş, 5 milyon 381 bini de sürgün edilmiş, yerinden yurdundan olmuş.
Peki bu vahşet ne zaman ne kadar sürmüş?
Yanıtını Prof. McCarthy çok net veriyor:
‘…Türk bağımsızlık savaşında bir şey oldu ve plan artık yürümedi!… Yunanlılar bozguna uğrayınca, kaçarken her yeri yaktılar, yıktılar, herkesi öldürdüler. Amerikan elçisi ve Amerikan kaynakları bu olayı doğruluyorlar… Sadece Batı’da Rumlar tarafından 1 milyonun üzerinde Türk öldürüldü, 1-2 milyonu da sürgüne zorlandı.’
Ve ekliyor:

‘…Çok kötü bir yüzyıl olmuştur. Müslüman ülkesi yok edilmiştir. 1800-1922 arasında Yunanlılar 950 bin göçmen, 320 bin ölü verdiler. Ermeniler 910 bin göçmen ve 580 bin ölü verdi. Oysa aynı dönemde 5 milyon Müslüman göç etmek zorunda kaldı, 5 milyondan fazlası da öldü.’
‘…Bu ibret tablosunun karşısında, kim suçlu diye sormak gerekiyor. Mustafa Kemal’in itildiği Konya Ovası’nı gözler önüne getirin. Bir yüzyılda nereden nereye gelinmiş! Ben size diyorum ki, Atatürk olmasaydı, Türk kalmazdı… Diyebilirdi ki, ben Selanik’e kadar gidiyorum. Herkes arkasından giderdi. Hayır, büyük önder Türklerin ne kadar acı çektiğini, ne bedel ödediğini biliyordu. O tam tersine düşmanlıkları, nefreti unutmasını ulusa telkin etti.
Ve sadece büyük bir insanın söyleyebileceği
‘Yurtta barış, dünyada barış’ dedi.’




MCCARTHY’NİN ‘KÜRT SORUNU”NA BAKIŞI
Prof. McCarthy, ‘Kürt sorunu’na da -alışılmış Batı’dan farklı bir açıdan bakıyor.
1926’dan sonra ‘Kürt liderler’in güçlerini korumalarına izin verilmesinin hata olduğunu söylüyor. Kürtlerin Türkiye’de cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, general bile olabildiklerini Batı’ya anlatmak gerektiğini savunuyor.
Ve konuşmasını noktalarken şöyle diyor:

‘…Yüzyıllık tarihte Türkler hakkındaki yalanların iki kaynağı var. Misyonerler ve İngilizler. İngilizler -propaganda büroları aracılığı ile- bugün bile inanılan yalanlar yayıyorlar… Benim söylediklerimi bir Türk söylese, kimse inanmaz. İnsanlar dışarıda Türklere karşı önyargılılar.’ ”
Taşnaksutyun Partisi’nin kurucularından ve en önemli lideri, 1918 yılı Temmuz ayında kurulan Ermenistan Devleti’nin ilk Başbakan’ı, Taşnak Hükümeti’ni, 1919 yılı Ağustos ayına kadar 13 ay yöneten Ovanes Kaçaznuni, 1923 yılında Taşnak Konferansı’na sunduğu raporda bakın neler söylüyor
(Taşnak Partisi’nin Yapacağı Bir şey Yok, Kaynak Yayınları, s.29 ve devamı):

“…Biz Türkiye’de gürültü çıkarttığımızda, bu gürültü sayesinde büyük devletlerin dikkatlerini Ermeni konusuna çekeceğimizi ve onları bizim lehimize aracı olmaya zorlayacağımızı sanıyorduk. Şimdi ise böyle bir aracılığın kaç para ettiğini artık biliyoruz ve bu tür denemelerin tekrarlanmasına ihtiyaç hissetmiyoruz.
…1914 sonbaharında, Türkiye henüz savaşan taraflardan birine katılmadığı ve buna hazırlanmadığı dönemde, Güney Kafkasya’da büyük gürültü içinde ve enerjik biçimde Ermeni gönüllü birlikleri oluşturulmaya başlandı. Sadece birkaç hafta önce Erzurum’da yapılan kongrede gönüllü birlikler konusunda alınan olumsuz karara rağmen, Ermeni Devrimci Taşnaksutyun Partisi (EDDP) hem bu birliklerin oluşturulmasına hem de bunların Türkiye’ye karşı gerçekleştirdikleri askeri operasyonlara aktif biçimde katıldı. EDDP’nin Güney Kafkasya birimleri ve partinin bazı önde gelenleri, gayet ciddi sonuçları da beraberinde getirecek olan böylesine zor ve sorumluluk gerektiren bir konuda partinin üst karar organı olan kongrenin iradesine karşı geldiler.

Ahmet Taner KISLALI

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN