NBŞ gözlerimizi köreltmekle kalmayacak

NBŞ gözlerimizi köreltmekle kalmayacak

Birinin önce ‘umutlarını’ yok edip, sonra da yok edilen umutlarının küçücük bir bölümünü ‘ödülmüş’ gibi vererek ‘umut olma’ olayı var ya; yaşanan böyle bir şey bizdeki!

Önce bir konudan söz ediliyor, bir-iki iktidar yanlısı çıkıp konunun gerçekleşmesinin gerektiği üzerine uzun uzun konuşuyor, muhalefet yerden yere vuruyor, sokaktan sesler gelirken de son nokta konuyor: biz aslında o kadar dememiştik, sözü edilen konunun bazı yerleri çalışmamızda yok!

Gündem öyle çabuk değiştiriliyor ki; iktidar, rahatsız olduğu gündemi çarçabuk değiştirmeyi medya gücüyle başarıyor. Başardıklarında ‘geri dönüşsüz’ kararları gerçekleştiriyorlar!

Muhalefetin ‘cılız’ duruşu, yanına sokağı alınca ancak anlam buluyor; geri adım attırıyor!

NBŞ bunlardan biri olacak…

***

NBŞ nedir?

Nişasta Bazlı Şeker!

Açılımı: Mısır nişastasının kimyasal işlemlerden geçirilmesiyle elde edilen tatlandırıcı sıvı… Raf ömrü uzun olan her yiyecek, içecekte ‘mısır şurubu’ da denen bu tatlandırıcı kullanılıyor. Mısır nişastaya, nişasta parçalanarak glükoza, glükoz da fruktoza dönüştürülüyor. Mısır şurubu, pancardan elde edilen şekerden çok ucuz. Onun için de fabrikalar üretimlerinde mısır şurubunu kullanmayı yeğliyor.

Soda, kola, şekerlemeler, tatlandırıcı yoğurt, konserve meyveler, kahve kremalar, dondurma, enerji içecekleri, diyet bisküvi, ekmek, dondurulmuş gıdalar, ketçap gibi daha bir çok besinlerde mısır şurubu ‘ucuzluğundan’ dolayı kullanılmakta.

Tüm bunlar ne anlama geliyor?

Mısır şurubunun içerisindeki fruktoz ya da meyve şekeri ‘açlık’ gereksinmesi veriyor, doyurmuyor. Organizmanın insülin direncini olumsuz yönde etkiliyor. Obezite, şişmanlık, şeker hastalığı ile birlikte kanser, kalp hastalıkları, karaciğer-böbrek yetmezlikleri benzeri kalıcı hastalıklara neden oluyor. Bunlardan başka yağlanma, diş çürümeleri, siroz, migren, varis, depresyonu da tetikliyor.

Mısır şurubu Fransa, Hollanda, İngiltere’ de yasak. ABD en büyük üretici olmasına karşın üretimdeki kotayı yüzde ondan ikiye düşürürken ülkemizdeki kota yüzde ondan onbeşe çıkarıldı!

***

Bunları neden yazma gereği duydum?

Ülkemizdeki ondört şeker fabrikasının özelleştirme kapsamına alınmasıyla iktidar, muhalefet, pancar üreticileri, şeker fabrikası çalışanları hep bir ağızdan konuşuyor şu aralar.

Hükümet, fabrikaların zarar ettiğini söylüyor. Muhalefet, iktidarı yalanlıyor. Üstelik bir adım daha ileri giderek, mısır şurubu üreten yabancı kaynaklı markalarla işbirliğinden söz ediyor! Pancar üreticisi ekim alanlarının daralmasından, fabrika çalışanları işlerini yitirmekten söz ediyor! En önemlisi de yurttaş, marketten neyi alacağı, neyi almayacağı konusunda paranoya yaşıyor…

***

AKP iktidarının bize öğrettiği, üstelik yurttaşın yarısını da bu konuda her an için arkasına alabileceği en önde gelen değişim; ülkede olup-biteni politikacılardan karşı karşıya gelerek dinlenmekle değil, ‘dedi-kodu’ biçiminde duyarak öğrenmek!

Yaşanan onaltı yıllık iktidarları döneminde ülkemizde yaşanan hiçbir konuda; ne muhalefet aklından geçen soruları sorabildi, ne iktidar sorulabilecek soruları yanıtladı, ne de yurttaş muhalefetin soracağı soruyu iktidarın vereceği yanıtı duyabildi!

Şimdi yaşanan şeker fabrikaları konusunda da çok şey konuşuluyor. Yalnız muhalefet değil, sivil toplum örgütleri, pancar üreticileri, akademisyenler, stratejisiler, bilim adamları, fabrika çalışanları da düşüncelerini yer yer dile getiriyorlar.

İktidar her ne denli fabrikaların ‘zarar’ etmesinden dolayı özelleştirmek istediklerini söylemiş olsa da, pancar üreten bölgelerde üreticiler ile fabrikalarda çalışanlar ‘olacaklar’ konusunda muhalefetten, bilim adamından, sivil toplum örgütlerinden ayrı düşünmüyor!

Ama bir şeyler oluyor!





***

Ne olacak biliyor musunuz?

Başbakanın ‘bu özelleştirme çalışanların hakkını sonuna kadar koruyor. Fabrikanın beş yıl çalışma garantisi var’ sözleri aslında konunun ne denli ‘acı’ sonuçlar doğuracağını da kanıtlıyor!

Ya beş yıl sonra?

Fabrikaların kapatılmasını, pancar ekim alanlarının daralmasını, yurttaşın ‘şeker’ gereksinmesini sağlamak için ‘mısır şurubuna yönelmek zorunda kaldığını düşündüğümüzde…

Olmaz olmaz mı; yapılmak istenen bu!

Birinin önce ‘umutlarını’ yok edip, sonra da yok edilen umutlarının küçücük bir bölümünü ‘ödülmüş’ gibi vererek ‘umut olma’ olayı var ya; yaşanan böyle bir şey bizdeki; beş yıl ‘garanti…’

NBŞ gözlerimizi köreltmekle kalmayacak oysa…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın