DOLAR 8,6307-0.43%
EURO 10,1288-0.36%
ALTIN 492,690,25
BITCOIN 363411-4,82%
Adana
29°

AÇIK

05:18

İMSAK'A KALAN SÜRE

Nebi ile Resul Arasındaki Fark Nedir?

ABONE OL
20 Eylül 2014 07:25
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yıllarca önce Kur’an’a yapılan reddiye artık yapılmaz görünüyor. Buna mukabil Kur’an’ı anlama çalışmaları her kesimde görünüyor. Başka bir gariplik oluştu bu sefer. Bugüne kadar yapılan mealerin yanlışlığı dile getirilip ayetlerin anlaşılabilmesi için kelime kelime tercümesinin yapılması deneniyor. Kendini bilimadamı gören birisi, Ahzap Suresi’nin 40’cı ayetini tercüme etmiş, ondaki ”Muhammed hiçbirinizin babası değil. Velakin o Allah’ın resulü ve nebilerin sonuncusu” cümlesinden bir daha resul gelmeyecek kanaatına varmış. Galiba bizim hocalarımız da, zihinlerine yerleştirdikleri bu cümleden, topluma, ”bir daha peygamber gelmeyecek” iddiasını sunuyorlar.

1- Bir kişinin tercüme bilgisinin olması, Kur’an mesajını anladığı anlamına gelmez. Anlamak için gramerin bilinmesi gerekir. Edebiyat şarttır. Belirtilen ayette, Hz. Muhammed’in kim olduğu anlatılıyor. ”Resulullah” diyor. Başka?..”Nebilerin sonuncusu” diyor. Burada ‘nebiyyiin’ kelimesi çoğul. Halbuki ‘resul’ kelimesi tekil. Yani resullerden bir resul. ‘Hateme nebiyyiin’ kelimesinde Hz. Muhammed’den sonra nebi gelmeyecek anlamı var. Ama ‘resulullah’ kelimesinde bir daha resul gelmeyecek anlamı yok.

2- Madem ki tercümeden bahsediliyor o zaman anlatalım: Nebi kelimesinden, bu sıfatı alan kişinin Allah’la iletişimde olan biri olduğu sanılıyor. Halbuki ‘nebi’, Allah ile iletişimde olan demek değildir. Herhangi bir olayı haber veren, topluma söyleyen demektir. Bu, olmuş olay olabildiği gibi oluşacak bir olay da olabilir. Önüne koyduğun bir başka isimle tamlama yaparsan, tamlayanın habercisi olur bu kelime. Mesela: ”Nebiyyullah’ gibi. Bu isim tamlamasındaki ‘nebi’ Allah katından, olmuş veya olacak şeyin haberini getiren olur. Hz. Muhammed’i Allah’ın nebisi bildiğimizden, ‘nebi’ denince hep onu anlıyoruz. Bu kelime tercüme edilirken bu hususa dikkat edilmiyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  AŞI VE BİLİM

3- Resul, elçilik görevi yapan demektir. Bu görev, gerekli makam tarafından kim uygun görülürse ona verilir. Hz. Muhammed, ehadiyet makamınca uygun görülmüş görev ona verilmiş. Ondan evvel başkalarına verilmişti; ondan sonra da başkalarına verilebilir. Görev ne? Kainatın yaratıcısının tanıtılması; tavsiyelerinin duyurulması. İnsanlık devam ettiği müddetçe, Halik-ı Kerim, kendini insanlara tanıttıracak kişileri mutlaka görevlendirecektir.

Tezi teyid eden ayetler:

a) ”Musa’ya kitabı vermiştik. Onu sonradan resullerle etkin (takviye) ettik” (Bakara: 87). Burada ‘kitap’ kelimesi toplumu düzene koyacak nizamnamedir. Kitabı topluma ulaştırma görevi verilen ise Musa’dır. Anlaşıldığına göre, kendisine mucizeler verilen Musa, başka resullerle de destenlenmiş. Şöyle denilebilir: Musa, sadece kitabı topluma ulaştırma görevi almıştır. Diğerlerinin görevi ise, kitapta belirtilen Yaratıcı’yı topluma anlatmaktan ibarettir. Ya onlara kulak verilmiştir, ya da onlar alaya alınmışlardır. Ama risalet gerçekleşmiştir.

b) ”Onlara Allah katından yanlarındaki şeyi doğrulayıcı elçi (resul) geldiğinde kitap verilmiş kimselerin bir kısmı sırt çevirdi” (Bakara: 101). Yanlarındaki şey, (lima meahüm) Allah tarafından gönderilen kitaptır. Kitap verilmiş kimseler ifadesi, Allah’ın gönderdiği kitapla kendilerini düzene koymaları istenenlerdir. Ama bu istek görevlendirilen bir resul ile bildiriliyor kendilerine. Ayetteki ‘resul’ kelimesi nekre olduğundan, bu, Allah tarafından görevlendirilmiş herhangi birisidir. O kişi, görevi alınca toplum içinde, Allah tarafından daha önce uyulması için gönderilmiş kitabı tasdik etmiş, doğrulamıştır; kitabın açıklamasını yapmıştır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  MİT KANUNU’NU İHLAL EDENLERİN RÜTBELERİ SÖKÜLECEK Mİ ?

c) ”Rabbimiz!.. Onların içlerinde onlardan resul çıkar. O onlara ayetlerini tilavet etsin. Onlara kitabı ve hikmeti öğretsin. Ve onları kötülüklerden uzak tutsun” (Bakara: 129). Burada bu isteği yapan Hz. İbrahim’dir. Hz. İbrahim, soyunun selametini düşünüyor, bunun için, soyunun içinden birilerinin resul olarak görevlendirilmesini, indirilmiş ayetleri onlara okumasını, gerekenleri öğretmesini bekliyor.

Soru: Hz. Muhammed, kendi soyu için de atası İbrahim gibi dua yapmamış mıdır? Veya, ümmetinin içinde resuller çıkmasını, onların ümmetinin düzende kalması için Kur’an’ı tilavet etmelerinini, hikmet sahibi olmalarını istememiş midir? Kur’an sayfalarına kendini iyice veren bu sorunun cevabını ‘evet, yapmıştır’ şeklinde alır.

Son söz: Nebi ile resul kelimesini Türkçeye ‘peygamber’ olarak çevirenler, belki bilmeyerek cehaletin daniskasını topluma iletmiş oluyorlar.

İbrahim Faik Bayav

 

Bu makale 23 Ocak 2013 tarihinde yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.