Neşesi Yağmalanmış Bayramlar

Neşesi Yağmalanmış Bayramlar

Sevgili Dost.

Neşesi yağmalanmış bir bayramdan geriye ne kalır? Ellerden buharlaşıp uçan limon kolonyaları, yenildikten sonra kağıdı buruşturulup atılan şekerler, caminin avlusunda kalan gazete ve mukavva parçaları, imamın her bayramda tarif edip, cemaatin her bayramda şaşırdığı bayram namazı mı?

Ellerimizi bağlayacak mıyız, yoksa iki yana mı salacağız? Herkes göz ucuyla birbirine bakıyor. Önümüzdekiler de şaşkın, yanımızdakiler de. Bu durumda eller ne bağlanmalı, ne iki yana salınmalı. Bu durumda eller havaya kaldırılmalı: “Affet!” demeli belki.




Neşesi yağmalanmış bir bayramdan geriye ne kalır? Telefonların felç olması yüzünden aramadığımız tanıdıklarımız için inandırıcı bir mazeretimiz var, ne güzel. Doğrusu vefalı milletizdir; dindar olduğumuz kadar bağlıyızdır birbirimize. Bu yüzden camiler almaz kalabalıkları bayramlarda, bu yüzden iflas eder telefon şebekemiz.

Sevgili Dost.

Bu bayramda hangi elleri öptün, bana da haber ver. Günahkar dudakların siyah lekeler bırakacağı beyaz bir el bulabildin mi? Yoksa sende benim gibi katrandan ellere mi yapıştırdın, kömürden dudaklarını! Yoksa sen de mi çağırdın yardımına çocukları: “Ah çocuklar! kapı kapı dolaşıp şeker toplayan çocuklar! Bırakın, öpelim ellerinizi. Siz bize şeker verin!”

Sevgili Dost.

Bu bayramda kabristana gittin mi? Senin de ölülerin vardır bilirim. Üzerindeki otları küflü tenekelerle sulayacağın ölülerin. Otlar büyüyecek, sararacaklar sonra. Ölülerimizi hep hatırlayacağız, dirilerimizi unutsak da… Olsun, onlar da ölecekler.

Sevgili Dost.

Bu bayramda hasta haneye gittin mi, biz gittik. Peşimizde bir gazeteci ordusuyla, kolu kopmuş, protez bacaklı delikanlılara “nasılsın?” diye sorduk. Onlarda bize teşekkür ettiler. Düşünebiliyor musun dostum teşekkür ettiler.

Sevgili Dost.

Bayramda yaşlılarımız da unutmadık tabii. Sen de unutmazsın bilirim. Huzurevlerine gömdüğümüz ihtiyarlarımıza, bu bayram da moral gecesi düzenledik. Seni de beklerim.

Sonra hapishanelerde açık görüşmelerimiz oldu. O gün bize temiz çamaşır ve sigara getiren çocuklarımıza sarılabildik. Verecek bir şeyimiz yoksa ne çıkar! Biz de onlara hürriyetten söz ettik.

Sevgili Dost.

Bugün bayram. (Sahi bugün bayram mı?) Neden mi yazıyorum bunları sana?




Sevgili Dost.

Neşesi yağmalanmış ne bayramlar geçireceğiz daha… Kokucu dede camiden çıkan herkesin eline gül yağı sür, mis gibi koksun şehir. işportacı, sende sat gülümsemeyi, bir türlü öğrenemeyen dudaklarımıza! çocuklar bırakın biz öpelim ellerinizi. Siz bize şeker verin!”

Sevgili Dost.

Bugün Bayram

Ama parlamıyor gözlerin.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın