Öcalan’la Pazarlık Hayr mı Getirir, Şer mi?

Öcalan’la Pazarlık Hayr mı Getirir, Şer mi?

AKP hükümeti, memurlarını İmralı’ya gönderip terör örgütü lideriyle görüştürmesi, muhalefetin pazarlık yapılıyor iddialarını kesinleştirmiş oldu. Erdoğan’ın ”terör örgütü uzantısı”dediği BDP’liler de rahat, kendilerinden emin vaziyette İmralı’ya gittiler. Kamuoyuna duyurulan haberler, yapılan pazarlığın detaylarının Öcalan tarafından BDP’lilere aktarıldığını gösteriyor. Basından kamuoyuna üflenen hava, Kürt sorununun çözüleceği yolunda.

Bizim şikâyetçi olup kurtulmak istediğimiz sorun ‘terör’ sorunu idi; birilerinin planlı çalışmasıyla bu, ‘Kürt’ sorununa çevriliverdi.

AKP hükümeti ile terörist başı arasında yapılan pazarlıkta, hükümete kabul ettirilen üç önemli şartın, MHP kabul etmiyor görünse de, CHP’nin desteğiyle bir an önce uygulamaya geçirileceği anlaşılıyor.

Ben derim ki, böylesi uygulamaya yeltenenlere kötü sıfat layık gören Erdoğan, o sıfatı kendinde gösterircesine pazarlığa girişmesinin sebebi olmalı. Erdoğan’ın, ”Menfaatimiz neyi gerektiriyorsa biz onu yaparız” lafını unutmadım.

Bu pazarlık sonucu nasıl bir menfaat elde edilebilir acaba?

Dün, Ergun Diler, nasıl bir menfaat elde edilebileceğinin işaretini verdi. Yazısında ”İstikamet Kuzey Irak. Türkiye Kuzey Irak’a girecek” diyor Ergun Diler. Operasyonun çok faydalı olacağını da… Öngörüsünü okuyalım:”En büyük kazançlardan biri enerjiyi kontrol etmemiz olacak. İkinci önemli kazanç da askerin itibarının geri gelmesi… Çünkü milleti ve devleti için eline silah alan asker, bu ülkenin baştacıdır”. Menfaatlenme namına bu lafı edebilen Diler, girilmesi istenen Irak’ta, milleti ve devleti için eline silah alabileceklerin bulunmadığını sanıyor herhalde. Ya da, birilerinin, Iraklıları eline silah alamayacak duruma getirdiğini sanıyor. Hele, istikameti Kuzey Irak olarak gösterip ”bunun dönüşü yok” demesi, ”Kürtleri kucaklayıp Büyük Türkiye kurulacak” vaadinde bulunması, ( Bkz: http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/ergundiler/2013/01/04/buyuk-plan ) AKP hükümetinin Teröristbaşı’yla pazarlık etmesinin arka planını gayet net ortaya çıkarıyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  SOPA…

Suriye ne oldu peki?

Hani zulme uğrayanların yanında olunacak, yapılan zulümler Esed’in yanına bırakılmayacaktı!..

Suriye’deki Esed’e haddini bildirmenin menfaat sağlamayacağı mı anlaşıldı yoksa? Yoksa Kürt sorununun çözümünde Esed’e haddini bildirmenin gereksiz olduğu mu?

Hükümetin İmralı’daki Teröristbaşı’yla yaptığı pazarlığı, ”Bütün kalbimle destekliyorum” diyerek onaylıyor Ertuğrul Özkök. Halbuki, yıllarca Öcalan’ı milletin hafızasına ‘kötü’ olarak belleten Özkök’ün gazetesiydi. Özkök, ne kadar hükümetin Teröristbaşı’yla pazarlığını ‘bütün kalbimle destekliyorum’ dese de, pazarlığın, ‘terör sorununa çözüm’ değil de ‘Kürt sorununa çözüm’ şeklinde algılanmasına endişelerini sıralıyor.

Endişesi: ”Kürt sorunu sadece İmralıdaki görüşmelerle çözülebilir mi?”

Terör sorununun çözülmesinde, Türkün, Kürdün, Lazın, Romanın bir araya gelip el sıkışması yeterliyken, sorunun ‘Kürt’ olarak ortaya atılması, ülkenin bölünecek olmasının işaretini verir. Ertuğrul Özkök, sosyal bilimci vasfıyla bunu görmüş, endişesini dile getirmiştir.

Şu öngörüsüne önem verilmeli Özkök’ün: ”Güneydoğu’daki Kürt sorunu , Kürtlerin arzusuna uygun biçimde çözüldüğü gün, hepimiz bilelim ki… Türkiye Cumhuriyeti tarihinin asıl ağır Kürt sorunu başlayacaktır”. Bkz: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=22289128

Son söz: Büyük planlar paralelinde büyük oyunlar sahneleniyor gibi.

 

İbrahim Faik Bayav

 

Bu makale 6 Haziran 2013 tarihinde yayımlanmıştır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın