Ölüm Ve Hatırlattıkları

Ölüm Ve Hatırlattıkları

ölüm (1)

Bütün canlıların bir yaşama müddeti vardır. Bu müddetin sona ermesine ecel diyoruz. Her canlının eceli er veya geç gelecektir ve Kâinatta mevcut olan tüm canlılar mutlaka ölümü tadacaklar. Canlıların ölüm zamanı geldiğinde, ne öne alınır ne de sonraya bırakılır. Yaratan ve yaşatan Allah (c.c.) olduğu gibi, öldüren de yani ölümü yaratan da odur. Ondan başka bir yaratıcı ve öldürücü yoktur. Ölüm Allah'ın emridir, hüküm onundur. -Biz Allah ın kullarıyız ve ona döneceğiz.- [Bakara 156] Ancak, hiç kimse nerede, ne zaman öleceğini bilemez. 

Yaşlandıktan sonra ölüm gelebileceği gibi, çok erken yaşlarda gelmesi mümkündür. Nitekim Allah Teala Kur an-ı Kerim de şöyle buyuruyor-Her insan ölümü tadacaktır.- Kıyamet günü, ecirleriniz size mutlaka ödenecektir. Ateşten uzaklaştırılıp cennete sokulan kimse artık kurtulmuştur. Dünya hayatı, zaten, sadece aldatıcı bir geçinmeden ibarettir.- (Al-i İmran 185)
Ölüm, asla bir yok oluş değil, aksine yeni bir varoluştur. Ölüm olayı, ruhun bedeni terk etmesi ve insanın bu dünyadan ahirete göç etmesi demektir. Diğer bir ifadeyle insanın dünyasını değiştirmesidir. Ölen bedendir, ruh ölümsüzdür. 
Ölüm sonrası hayata inanan, ölümün farkına varan insan, yalan söylemez, kimseyi aldatmaz, kimseye haksızlık yapmaz, kimsenin malına ve ırzına kem gözle bakmaz, kendisine layık görmediği bir şeyi din kardeşine de layık görmez. Kendi hakkı kadar başkalarının hakkını da gözetir.
Bu dünyada insan, mümin olarak yaşayıp mümin olarak ölmek için gayret etmelidir. Geride kalanlara düşen görev; ölenin ailesine taziyede bulunmak, onlara yemek ikram etmek, ölenin borcunun ödenmesine yardımcı olmak, vasiyetini yerine getirmek, ölü için dua etmek, hayır hasenatta bulunmak, geride bıraktıklarını, dost ve arkadaşlarını gözetmek, kabirleri ziyaret etmek suretiyle ibret almaktır. Zira musalladaki her cenaze, ziyaret edilen her kabir, en etkili hatipten daha tesirlidir.
-Kur an, müslümanı dünya hayatı sadece bir oyun, bir eğlence, bir süs, aldatıcı bir meta dan başka bir şey değildir.diyerek eğitiyor. -Her nefis ölümü tadıcıdır.- (Âl-i İmran/185) diyor. Müslüman ve dünya hiçbir zaman bütünleşmiyor. Müslüman, gözü ilerde, ölüm ötesi güzelliklerde hep sonsuz saadet yaşıyor. Allah Rasulünün Abdullah İbn Ömer e yaptığı şu tavsiyelerini daima içinde hissediyor: Dünyada garip veya yolcu imiş gibi yaşa. Akşama ulaştığında sabahı bekleme. Sabaha ulaştığında da akşamı bekleme. Hastalığın için sıhhatinden ve ölümün için hayatından istifade et. Vaktini boşa geçirme. (Buhârî, Rikak, 3)
Bu her müslümana Peygamberinden bir terbiyedir. Cennet size ayaklarınızın bağından daha yakındır. Cehennem de öyle. (Buhari) diye buyuran da Peygamberimiz(s.a.v)
Ölüm, insanoğlunun kaçınamayacağı bir gerçektir. -Kur an-ı Kerim de Nerede olursanız olun, sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile ölüm size ulaşacaktır.!- (Nisa 78) -Düşünen kimsenin düşünmek fırsatını bulabileceği kadar sizi yaşatmadık mı? -(Fatır 37) buyrulmaktadır. 
İşte dünya hayatı bu. Düşünme fırsatı verecek kadar bir süre…
Öyleyse- yaratılışımızı, sorumluluğumuzu ve ölümü düşünelim. Bir gün düşünme süresi sona erecek ve cevap kağıtları toplanacak…

-Ölüyü üç şey takip eder; bunlar ailesi, malı ve amelidir. Bunlardan ikisi geri döner, biri ise ölüyle kalır. Dönenler ailesi ve malıdır. Kalan ise; amelidir. 

Sevgili Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki:
(Lezzetleri yıkan, eğlencelere son veren ölümü, çok hatırlayınız!).

Kaynak: Buhari, Sahih, Rikak,42- Müslim, Sahih, Zühd, 5.

Alıntı:Eskişehir İl Müftülüğü

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın