Ölümsüzlük iksiri ve Utku çocuk

Ölümsüzlük iksiri ve Utku çocuk

Görüşmeyeli on sekiz yıl olmuştu arkadaşla. Nadiren de olsa bayramlarda telefonla konuşuyor veya mesajlaşıyorduk. Çok dürüst, beyefendi, kendi doğrularından ödün vermeyen bir insandı o. Birlikte 5-6 yıl görev yaptık Tapan Paşalı’da aynı okulda. Mesleğini seven, hakkını veren bir öğretmendi.

Geçen akşam telefonum çaldı, açmadan baktım o. Şaşırmıştım. Yaklaşık bir yıldır görüşmüyoruz. Hemen açtım.

-Alo. Dedim.

Her zamanki kibar beyefendi şivesiyle;

-İyi akşamlar Şeref abiciğim, nasılsın iyi misin?

-İyi akşamlar, sizler nasılsınız?

-Ben iyiyim de abiciğim başımızda bir iş var, dedi.

-Hayrola.

Dedim, ama o anda aklıma yaşlı bir annesi vardı o geldi. O da çok iyi hamarat bir teyzeydi. Ona mı bir şey oldu diye düşünürken… Allah uzun ömür versin.

-Eşim iyi değil, kanser hastası.

Dedi, başımdan kaynar su döküldü sanki.

-Yapma ya… diyebildim.

-Maalesef. Onun için sizden bir ricada bulunacaktım. Hastalık ilerlemiş. Geç fark ettik. Bir mantar varmış reishi diye. Bir sor bakalım sizin oralarda da bulunur mu? Bu hastalığa iyi geliyormuş.

-Tabi Hocam, çok üzüldüm, Allah yardımcınız olsun, acil şifalar diliyorum.

Nasıl vedalaştığımızı pek hatırlamıyorum. Eşim ve çocuklarımda şok olmuş üzülmüşlerdi. Halbuki arkadaşın eşini hiç biride tanımazdı. Görmemişlerdi çünkü. Ben de bir tek düğününde görmüştüm İskenderun’da. İki kızları olmuştu. Manisa’nın bir ilçesinde oturuyorlardı şimdi.

Üzerimdeki şoku attıktan sonra aklıma ilk Tapan’ın kır çiçeği annesi Keleş Gelin geldi. Paşalı’dan kivrayı aradım. Ona “Conti” deriz biz. Durumu kısaca anlattım.

-Tamam, ben onu geçenlerde televizyonda duydum. Kırmızı, dalak gibi bir mantar. Pozantı dağlarında oluyormuş. Ben Keleş Gelin ile irtibat kurarım. Akoluk kahvecisi Mustafa’yı ararım hemen.



Görüşmeden sonra başka kimi arayabilirim, ne yapabilirim derken eşim;

-Hacer’in eşi Kemal ormancı orda değil mi? Diye sordu.

-Bilmiyorum, orda mı ki?

Hacer, sık sık görüşmediğimiz Adana’da ikamet eden bir akrabamız olur. Aklıma eniştesi, bizim amca zadelerden Arif geldi. Hemen aradım. Durumu ona da kısaca özetledim. Bu aradığım her iki insanda eşi hasta olan arkadaşı çok iyi tanırlar. Çok birlikte düşüp kalktık beraberce.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  ORHUN ABİDELERİ

-Kemal ormancı Pozantı da değil; ama, başka bir ormancı var onu arayayım sen de tanırsın, Embiya ormancı, dedi.

Sabah olunca internette reishi mantarını aradım, buldum ve facebookta paylaştım. Kozan’ın en büyük aktarına gittim. Aktar biliyormuş mantarı ama “elimde yok” dedi.

Dernek başkanımız Ali beyle otururken belediye başkanımın Fatih’i geldi. Fatih beyle de paylaştık konuyu. Onun da bir yakını aynı dertten muzdaripmiş. Mantarın ismini aldı. Pozantı belediye başkanı ile irtibat kurmaya çalıştı.

Akşam evde aradığım kişilerden cevap beklerken telefonum çaldı. Arayan Conti kivraydı.

-Hemen televizyonu aç. Falan kanalda mantarı anlatıyorlar. Ayrıca mantar Tapan yöresinde bulunmazmış. Keleş Gelin başka bitkilerden bir karışım yapıyormuş, dedi.

Kumanda eşimdeydi, hemen o kanalı açtı. Bir televizyoncu mantarla ilgili sorular soruyor, bir kadında anlatıyor. Yaklaşık on dakika kadar dinledik. Sonunda bir telefon veya adres verir diye. Sadece konuşmacı bayanın ismini verdi. Gıda Yüksek Mühendisi bir bayanmış.

Denize düşen yılana sarılır derler de; ben konuşmalardan tatmin olmuştum. Reishi mantarını kültür mantarı olarak yetiştirip, bilimsel olarak içmek için suyunu hazırlayıp satıyorlarmış. “Her derde deva, yan etkisi yok. Sadece kan pıhtılaşması hastalığı olanların doktora danışarak kullanmasını tavsiye ederim” diyordu gıda mühendisi bayan.

Evde internet yoktu. Hemen en yakın internet kafeye gittim. Bayanın ismini arama motoruna yazınca sitelerine ulaştım. Bu işin profesyonelce ticaretini yapıyorlarmış. Merkezleri Yenimahalle Ankara da. Adreslerini, telefonlarını da aldım.

Meğer bu mantar yıllarca uzak doğuda ölümsüzlük iksiri olarak kullanılırmış.

Eve gelince arkadaşımı aradım. Kültür mantarını üreten firmanın site adresini verdim. Memnun oldu.

-Ben bulurum artık, bir görüşeyim, ayrıca hastanın hocalarına da bir durumu izah edeyim, biliyorsun bu konularda bilimsel olmayan şeylere pek itibar etmem, dedi.

İyi akşamlar dileği ile görüşmemizi kapattık.

Sabah televizyon kanallarını geziyorum, haberleri takip ediyorum. Artık reishi mantarı ilgi alanımıza girdi ya. Hemen yine bir haber dikkat çekti doğal olarak. Haber şu:

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Zümer Suresi'nde Anayasa, Türkiye ve Tek Adam

“Genç yaşta art arda 5 organına yayılan kanser hastalığı nedeniyle 6 ay ömür biçilmesine rağmen 6 yılı aşkın zamandır mücadele ederek binlerce hastaya motivasyon ve umut kaynağı olan Kansersiz Yaşam Derneği Yönetim Kurulu Başkanı 32 yaşındaki Dida Kaymaz, kanserli hücreleri vücudunda 3 noktada yenmeyi başardı.

Dida Kaymaz, İtalya’da eski Sağlık Bakanı ve onkoloji Profesörü Umberto Veronesi tarafından gerçekleştirilen ve 1 aydan fazla süren kök hücre tedavisinin ardından döndüğü Türkiye’de, yaklaşık bir buçuk aylık süreyi evinde son derece steril, izole bir ortamda ve mümkün olduğunca az sayıda insanla görüşerek geçirdikten sonra kurucu başkanı olduğu derneğin iki önemli projesi ile ilgili çalışmaların ilk adımlarını atmak için Adana’ya geldi.

Dida Kaymaz reishi mantarının bulunduğu Pozantı ilçesinde mantarın üretimini yapıp, hastalarına ücretsiz olarak dağıtmak üzere çalışmalarına başladı.”



Akşam olunca bir dershanede öğretmenlik yapan büyük kızım eve geldi. Kapıdan girer girmez haykırdı.

-Bakın ben ne buldum.

Diyerek hızlı ve telaşlı bir şekilde çantasını karıştırdı ve elini çantadan çıkartarak;

-Bakın onu buldum, dedi ve bana uzattı. “Bir taraftan da kullanma tarihi Nisan da doluyormuş, günde bir iki tablet içiliyormuş, içinde atmış tane varmış” arka arkaya sıraladı.

Baktım üzerinde “Reishi” yazıyor.

-Nerden buldun bunu, dedim.

-Öğrencim Utku yok muydu, o getirdi.

Utku’nun kendisini tanımasak da adını sık duyuyoruz aile içinde. Çünkü sık sık telefonda arıyordu dershaneden öğretmeni olan kızımı. Kızım da mantar çağrısını facebookta paylaşmıştı. Oradan görmüş Utku. Utku sekizinci sınıfta okuyor. Abisi için Almanya’dan getirtmişler bu tableti. Ama maalesef kullanmak kısmet olmamış. Kaybetmişler abisini. Bunu duyunca buruk bir sevinç yaşadık reishi tableti bulduğumuz için.

-Peki ücretini verdin mi? Dedim kızıma.

-Baba ücretini kabul etmedi, abime dua edin yeter, dedi.

Bunu da duyunca daha da burkuldum.

-Allah’ım Utku’nun adını bilmediğim abisine cennetinden bir kucak aç ne olur…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın