Önce belediyeler

Önce belediyeler

Bölgemizin en büyük sıkıntılarından birisi de ‘kendi ürettiği’ narenciye ürünlerini hem değerlendirmeyi, hem de tüketmeyi önemsememesi.

Adana’yı bir çıkın; İç Anadolu’da, Marmara’da narenciye ağacının nasıl ‘bir şey’ olduğunu bilmeyen bölgeler yaz-kış portakal suyu sıkıp içerler.

Çarşılar, alış veriş merkezleri, yoğunluğu yüksel yerler, dinlenme alanlarında portakal suyu sıkılıp satılır.

İçeriğinde ‘ne’ olduğu zaman zaman tartışılan, formülü konusunda bilinmezliklerle dolu colanın ‘bayilikler-anlaşmalar-sözleşmeler’ yöntemiyle piyasada yer bulmasına karşın; her şeyiyle bizim olan, üreticimizin çabasıyla var olmuş, her evresini bildiğimiz, besin deposu olduğu sıkça yinelenmesine karşın ‘portakal suyu’ diğer bölgelerdeki gibi Adana’da satılmaz, satılmış olsa da Adanalımız kolaya verdiği önemi narenciyeye vermez!

***

Yaşamımın yarım yüzyılının geçtiği Kozan’da, bu konuyu bu aylarda yazdığımda ‘kola dururken, portakal suyunu kim içecek’ diyenler olduğu gibi, belediyenin düzenlediği etkinliklerde masalara sürahilerle sıkılmış portakal suyu konulduğuna tanık olmuştum.

Adana’da narenciyeyi öyle yerlerde kullandık ki…

Karnavalını bile yaptık, ilkyazdan… Daha sokaklara ilk ‘portakal çiçeği’ kokusu yayılırken…

Bürokratlarımız, seçilmişlerimiz, sivil toplum örgütlerimiz, derneklerimiz; boy boy kutlamalar, duyurular, konuk ağırlamalarla, süslü sözler dolu müzik eşliğinde sözler ettiler.

Ne güzel değil mi?

Ne de olsa Adana’da yapılan bir etkinlikte vardılar, bölgenin en önemli ürünlerinden narenciye konusunda konuşuyordular…

Yetmez miydi değil ya?

***

Elbet yetmez!

Belediyelerin, milletvekillerinin, derneklerin etkinlik yapmadığı, ‘icraatlarını’ duyurmak istemedikleri hafta yok!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Neml Suresi 65: 'Gayb' Nedir? Allah'tan Başkası Bilemez mi?

Hiçbir şey olmasa ya yola asfalt yapımı, ya parke taş sökülüp beton dökümü, ya park açılışı, ya gündemdeki bir konu üzerine basın açıklaması, ya iktidarın bir ‘icraatının’ duyurulması, ya bir yabancı konuğun ağırlanması, ya birine el uzatmanın fotoğraflanması…

Ya da; liste uzadıkça uzuyor!

Bunların tamamında gelenlere sunulan mutlaka birkaç ‘içecek’ bulunur.

Kolanın her çeşidi, Adana dışında üretilmiş hazır meyve suları, sıcaklardan kafe-çay…

Narenciyenin bahçede alıcı bulmakta zorlandığı, kimi zaman ağacından bile koparılmadığı, pazara sunulmadığı, tükettirilmediği, üreticinin zorluklar yaşadığını bilmeyen var mı?

Şöyle denemez mi?

‘Kentimizin ürünü portakalın suyunu konuklarımıza sunalım. Bununla da yetinmeyip portakal suyunun insan yaşamına olan yararını anlatalım. En önemlisi yalnız Adana’da değil, ilçelerimizde de portakal suyunun tüketilmesini sağlayalım.’

***

Bölgemizde kaldırım boyunca ekili duran turunç ağaçlarındaki meyveleri gören Adana konukları şaşkınlıklarını gizleyemiyor.

Adanalının bu denli ‘tok’ olmasını düşünemiyor.

Hani ‘gözden ırak olan gönülden de ırak olur’ derler ya, sanki ‘göze yakın olan mideden ırak’ oluyor demek ki!

Ama öyle demeyelim…

Uzmanlara kulak verdiğimizde portakal suyunun c vitamin yüklü oluşundan, kansere karşı koruyuculuğu, kronik hastalıklara karşı savunması, cilde yararlı olması, kemiklere güç vermesi gibi birçok yararını anlatıyorlar.

Onlarca sağlık bozucu ‘besinlere’ harcama yapılırken, etkinliklerde konuklara sunulurken; bölgemizin sağlık deposu ‘portakal suyu’na neden önem vermiyoruz öyleyse?

Önce belediyeler bu sorunun yanıtını vermeli!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Neml Suresi 65: 'Gayb' Nedir? Allah'tan Başkası Bilemez mi?

Bilgi paylaşıldıkça

Sevinmedim olmaz…

Bilginin, bilgiyi paylaşımın insan yaşamına da olumlu-güzelleştirici katkısı olacağına inanıyorum. Bu yolda atılmış ‘tüm’ adımları da seviyorum, önemsiyorum…

Geçenlerde, düşümde gördüğüm Başkan Soner Çetin’in, ÇOKEY (Çukurova Okuma Eylemi) konusunda bir projenin yararını yazmıştım.

Bazı dostlar olayın Başkan Çetin’le ilgisini-bilgisini sordular…

Merak edenlere ‘ilgi-bilgi’ olmadığını, üstelik kurgunun da bana özgü olduğunu söylemiştim…

Gazetelerden önce sitemiz için gelen bültenler arasında da gördüğüm haber karşısında sevindim doğrusu…

Bugüne değin birçok parklar, evler açan Başkan Çetin, Şehit Piyade Uzman Çavuş Hulusi Emre Dilci Çocuk- Dinlenme Parkı’na beş ayrı yerde ‘kitaplıklar’ yerleştirmiş…

Buradaki Atatürk, Cumhuriyet içerikli kitaplar için konuşurken ‘bu kitapları alın okun, evde okuduğunuz kitapları da kitaplığınıza hapsetmeyin, bizim okumaya ihtiyacımız var, burası yalnız oyun parkı değil okuma parkı da olsun’ demiş.

Bilgi; tatlı gibidir, mutluluk gibidir, bayram gibidir, sevgi gibidir…

Bilgi paylaşıldıkça önem kazanır…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın