DOLAR 15,7529 1.32%
EURO 16,6488 2.4%
ALTIN 925,501,61
BITCOIN 4834724,72%
Adana
24°

PARÇALI AZ BULUTLU

17:01

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

“Önce ekmekler bozuldu…”

“Önce ekmekler bozuldu…”

ABONE OL
13 Şubat 2022 09:33
“Önce ekmekler bozuldu…”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Oktay Erol

Yaşamı sürecinde yazılarını izlediğim bir yazardı Oktay Akbal. Gazeteleri öncelikle köşe yazıları için alırdım. Başta köşe yazılarını, Akbal’ın şiir gibi dokuduğu satırlarını sıkılmadan/ bir solukta okurdum.

Yazılarında “insana/ geleceğine” ayrı bir verirdi. Örneğin yapıtlarından “Gençler bize bakıyor, Önce ekmekler bozuldu” ilk çırpıda anımsadığım ikisi…

“Önce ekmekler bozuldu” yapıtını düşünürken, konusuyla ilişki kurmakta zorlanılsa da, günümüzde nasıl bir yansımaya neden olduğunu bilmeyen/ yaşamayan kim kaldı ki?

Sabah gördüm yine, belediye ekmek büfesi önündeki kalabalık biraz daha uzamış, birçoklarının “sabah buluşma” yeri olmuştu kuyruk.

Kalabalıktan birinin “ekmeğimizi bozdular” dediğinde anımsadım Akbal’ın “Önce ekmekler bozuldu” yapıtını yeniden işte!

Orta yaşlarda, üç- dört yaşlarındaki çocuğunun elinden tutarak kuyrukta bekleyen adam “önceleri sıkılıyordum, başımı eğiyordum, ama artık utanmıyorum; bizi buna zorlayan, bu kuyruğun oluşmasına neden olan ben değilim ki, kimse o utansın” başını dikerek.

Ekmekler bozuldu!

***

Bu yurttaşın “önce ekmeğini bozdular”! Yetmezmiş gibi kasırga oluşturup, poyrazı yaşaması için gönlünü ettiler!

Hiç düşünündünüz mü; ekmek bozulur da…

Unu hamur yaparken, içerisine niteliğini değiştirecek ürünler katılarak bozulmaz “ekmek” yalnızca; soyalı ekmek dersin, yulaflı ekmek dersin, mayalı ekmek dersin, mısırlı ekmek dersin onlara…

Sonucunda “ekmek” vardır ortada…

Canlı için “ekmek” denildiğinde, “doyumu” öne çıkar, onun içerisinde de gereksinilen tüm temel ürünler tek tek yer alır…

Öyle ki, bundan yirmi yıl önce “zorunlu” olmayan cep telefonu bugün için “zorunlu tüketim” olmuştur, bundan otuz yıl önce “zorunlu” olmayan elektrik/ doğalgaz “zorunlu tüketim” arasında yer almıştır!

İçinde bulunulan sürecin “zorunlu tüketim” ürünlerinden yararlanmak, “onlara” yaşamın içinde yer vermek, yurttaşların “bu ürünleri” edinebilmesini sağlamak da sistemin görevi, devleti yönetenlerin ödevi…

Kimseye “sen elektrik kullanma, sen cep telefonu alma, sen doğalgazdan yararlanma” demek hiç kimsenin hakkı olmadığı gibi, tüm bunları edinmek tüm yurttaşın “temel insanlık hakkı”…

“Temel gereksinim” ekmek gibidir, su gibidir…

***

“İktidarların”, beceriksizlikleri sonucunda yurttaşın “önce ekmekleri bozulur”!

Çalışırlar, gecelerini gündüzlerine katarlar, soğuk kış ayazının karanlığında işlerine yetişmeye çalışırlar, yorgunluktan dizlerinin bağı tutmakta zorlansa bile dik dururlar, gün sonunda ağız tadıyla eşiyle/ çocuklarıyla iki lokma ekme yeme umuduyla eve koşarlar…

Emekçinin “emeğinin karşılığı” olarak aldığı bedel önemlidir; evinin, eşinin, çocuğunun, kendinin gereksinmelerine yetmesi gerekir. Çocuğuna alacağı bir şeker, eşine vereceği bir gül, ayda bir kez dışarıda yemek bütçesini sarsmamalıdır. Ya da yılda bir ay dinlenceye çıkmak yaşamını yokuşa sürmemeli, ekmeğini bozmamalı, geleceğini karartmamalıdır!

Sabah Telli Dere üzerindeki, her zaman ışıkları yanan işyerleri karartılmış/ “kimsesizliğe” terk edilmiş gibiydi! Sorduğumda, “müşteri olmadan her yanan ışık ekmeğimizi bozuyor” dedi!

***

Bu denli pişkinlik, bu denli insanların “karanlığa gömülmesi” karşısında “ödeyemiyorlarsa yakmasınlar” diyeni duydum da, “kuru fasulye yesinler, gazlarını üretsinler” diyeni duyacağımı hiç düşünmemiştim; duydum!

Yurttaşın “ekmeği bozulmuş” umurlarında bile değil!

Bir “iktidarın”, insanların kimyasını bu denli bozduğu bir dönemi anımsamıyorum; yanı başında yangın var, bir damla su serpse yalımlar etkisini yitirecek, “hani, nerde” diye soruyorlar sanki!

Dar gelirli yurttaş elektrik, doğalgaz faturasını ödeyebilmek için ekmeğini azaltmış, yanan lambalarını söndürmüş, pazar alışverişini taneyle/ gramla almaya başlamış, marketlerde gün boyunca “ucuz ürün” arar duruma gelmiş, yurttaşın “ekmeği bozulmuş”…

Yaşananları “iktidarın” tanıtım/ medya işlerinden ballanan bir ismi konuşmuş, şöyle diyor:

“Geçen ay 300 liraydı, bu ay 2 bin lira oldu’ söylemleri gerçekçi değil. Bazı ifadelerin yalan olduğunu, elektrik faturaları üzerinden provokasyon olduğunu düşünüyorum. Ben 115 metrekare evde oturuyorum, 5 kişiyiz. Geçen ay 171 liraydı bu ay 242 liralık fatura geldi.”

Yalancının evine kar yağsın mı, yollarına diken dolansın mı, yağmurda çatısı aksın mı, kasırgada camları kırılsın/ kapıları yan yatsın mı, yediği ekmeği bozulsun mu?

Yazar Oktay Akbal, ışıklarda uyu; evet, çok sevdiğin, üzerine titrediğin ülkende “Önce ekmekler bozuldu”…


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    HIZLI YORUM YAP

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.