Orada Muhalefet Var mı?…

Orada Muhalefet Var mı?…

Digital teknoloji devrimi yaşadığımız bir gerçek… Geçmişde 45’likler, 33’lükler, ardından LP (açılımı LONG PLAY, Türkçesi ile uzun çalar; mecazi anlamıyla da cuk oturmakta günümüze, ülke gündemine…Günümüz; kavramsal olarak gerçek bir uzun çalar dönemi…ve belki de sürdürülebilir çalarlık dönemi bile dense daha da yeridir)…Ve sonrasında teypler ki bir diskten diğerine aktarılırdı bantlar, üzerine ses kayıtları yapılmış olarak…

FETOŞ entrikaları nedeniyle daha düne kadar herkesin dilindeki “tape” geçmişdeki bildiğiniz, bildiğimiz teyp…Bunca yıldan sonra İngilizce kaynaklı bu sözü yazıldığı gibi okumak ve de sanki ona çok başka güçlü ve gizemli bir anlam katmak ya da sanki kafalarda çok başka bir kavram yaratmaya çalışmak da ayrı bir marifet, elbetteki gülmece kıvamında…

Anımsanacağı gibi bu tapeler, teypler, ses kayıtları; nasıl da sollamışdı geçmişde gerçekleştirilmiş olan altın plak, platin cd satış sayısını…Bir kaç yıl öncesinde en hit parçalar bu “tape”ler, okunur biçimiyle teypler, ses bantlarıydı… Ve bunları gündeme getirenler bağlamında; gerçekliğini kanıtlamak, sorgulamak, soruşturmaksa…Elbette ki yargının görevi, işiydi desem…diyemiyorum…o düzen ancak hukuk devletlerinde geçerli… Bizde ise; taraflar arasındaki görev bölüşümü; bir taraf yiğitlerin inkar kalesi…Diğer tarafsa; en sonunda attık golü, işte şimdi kazandık maçı…Ama her şey boşuna; hemen ŞİKE ÇETESİ çıkar ortaya…Taraftardan da yükselen destek çığlıkları:

-İnkar, iftira, montaj…Biz yapmayız asla patinaj… Hep birlikte önümüzdeki maçlara bakacağız…

Bu bağlamda diyebileceğimiz söz, hem de pek çok söz var da…Edep ya hu der susarız, suskun kalırız ülkemizdeki bu hukuksal açmazlar karşısında…
Durup, dururken neden mi depreşdi anılarımda FETOŞ tapeleri?…

Ülkemizin kurucusu, Ulu Önderimiz Kemal ATATÜRK’ün annesine hakaretden 2 Kasım 2017 günü yerel mahkemece tutuklanan yavşak, 3 Kasım 2017 günü salıverilmiş bir üst mahkeme tarafından…Kadınlara yönelik hastalıklı duygularıyla onlara saldıranlar da nasıl ki yargıç karşısına geçince “açık giysileri nedeniyle müslümancılık değerlerinin zedelendiği” savıyla anında salıverilirler…İşte benzeri bir hukuksuzluk yine yaşandı; Atamız’ın annesine saldıran yaratık, serbest bırakıldı.Ama ATAMIZ’ın kurduğu partiden, konuyu izlemeğe alan,bu yaratık serbest bırakıldı diye soran sorgulayan ya da karşı çıkıp “muhalefet yapan” henüz kimse çıkmadı.

Ne yazık ki ülkede yaşanan bunca hukuksuzluk karşısında hep yetersiz kalan, hep başarısız olan bir muhalefet…

Ve onlar yalnızca konuşuyor, bu hukuk tanımazlarla çaçaron mahalle kadınları gibi çene yarıştırıyor. Seçim dönemlerinde de halka, seçmene buyruk veriyor:

– Sandıklarda işi bitirin!…
Sandıklar ne zaman hukukun yerine geçdi?… Sana soruyorum baş muhalefetdeki m’irim?… Yoksa sen de mi alıyorsun bir miktar prim; ülkede yaşanan onca depremin şiddetinin cezasını verme işini seçim zamanına bırakıyorsun,demiri tavında dövmek varken?…Neden hesap soramıyorsun?… Nedir senin TBMM’de bulunma nedenin?…

Gerçi sen de haklısın; bu ülkede HUKUK dün yoktu ki bugün olsun…Boşuna feryad figan…Nasılsa her seçim öncesinde dağıtılacak ulufeler olacakdır siyasal ve toplumsal yaşamda oluşan kirlilikleri örtecek ipek gibi bir yorgan…

Veee

Son günlerde;PKK yine işbaşında…Sonuç olarak; Vatan sağ…9 Mehmetçik şehid…66 terörist ölü…Teröre neden olanların belini kırmış olan bu ülke; nasıl oldu böyle yine kan gölü?…2002’den beri KOCA ÇINAR’ın dallarına tüneyen AKBABALAR, söyleyin bakalım;nedir bu yaşananların nihai çözüm yolu?…

Melih; metal yorgunu…Anladık da bunca beceriksizlik varken ortada; sakın ola ki metal yorgunluğu bulaşıcı bir hastalık olmasın tüm AKBABALAR’ın arasında?…

Ve ölenlerin anaları; nasıl yanıyorsa yürekleri, aynı ateşle yakmalı bu işlere neden olanların canını…Şehid analarının bu suskunluğu sürdükçe, Ölüm Meleği PKK eliyle bu ülkenin asker, polis demeden gençlerinin defterini dürdükçe…Kimsecikler de sormayacaksa bu nasıl AKDÜZEN diye…Hele ki şu baş muhalefet;dut yemiş bülbül olarak kalacaksa…

Aman;bana ne oluyorsa?…

Bundan böyle;boş vereceğim ben de ve de aldırmayacağım.Yere düşeni kaldırmayacağım.Sürünmek çok yakışıyor bu millete, şeytan azapta gerek…diyeceğim…diyebilirsem eğer…

Selma ERDAL; Didim, 3 Kasım 2017

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN