DOLAR 18,0510 0.56%
EURO 18,3004 -0.17%
ALTIN 1.020,650,37
BITCOIN 420349-0,66%
Adana
30°

AZ BULUTLU

04:32

İMSAK'A KALAN SÜRE

Ortaçağ’da Eczacılık
102 okunma

Ortaçağ’da Eczacılık

ABONE OL
11 Ocak 2016 18:19
Ortaçağ’da Eczacılık
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Avrupa’nın tam bir cehalet dönemi yaşadığı bu çağda, islam ülkeleri Eskiçağ uygarlığı dönemi bilginlerinin eserlerini koruma, kendi dillerine çevirme ve bunları anlama işlemlerini büyük bir başarı ile yapmışlar ve bilhassa anatomi, botanik, kimya, ve eczacılık alanlarında önemli ilerlemeleri gerçekleştirmişlerdir.

A- AVRUPA

Bu dönemde herşey gibi hekimlik ve eczacılıkta bir kargaşa ve gerileme içinde idi. Ortaçağda kiliselerde meydana gelen ( Manastır Tababeti ) eczacılığın yapıldığı ve ilerletildiği yegane kurum olmuştur. Manastırların bahçelerinde tıbbi bitkiler yetiştirilmiş, droglar elde edilmiş, ve hekim rahipler ilaçlar hazırlamışlardır.

Bu dönemlerde hekimler hastanın kullanacağı ilaçlarıda hazırlamakla beraber, ilaçlarında hazırlandığı drogları ( kök ve otları ) toplama işini çok önceleri terketmişlerdir. Bu gibi bitkisel drogları toplayıp, kurutup, tam veya toz edilmiş halde satan bir esnaf gurubunun daha Romalılar döneminde ortaya çıktığını görüyoruz.

“Rhizotome” veya “Herbarii” denilen bu esnaf bitkileri toplar, kurutur, drogları hazırlar, ve satışa arz ederdi. Bu esnaf osmanlı döneminde “Kökçü” olarak tanınan esnaf karşılığıdır. Bunların yanında “Pigmentarii” veya “Seplasiarii” denilen diğer bir esnaf gurubu daha bulunuyordu. Bunlar kendi ülkelerinde elde edilen drogların yanında, dış ülkelerden gelen drog ve baharatları da dükkanlarıda satıyorlardı. Bu gurup Osmanlı İmparatorluğunda “Aktar” lara karşılık olan esnaftır.

Roma İmparatorluğu döneminde yukarıda sayılan drog satıcısı esnaf yanında bir de “pharmacopoles” denilen esnaf gurubu meydana gelmiştir. Bunlar ilkel maddelerden ilaç hazırlayıp hastalara verirlerdi. Bu esnaf, dükkan sahipleri ( Sellularii ) veya geziciler ( circulatores ) olmak üzere ikiye ayrılıyordu. İkinci gurubun dükkanı yoktu, sokak sokak gezerek, bu günkü seyyar satıcılar gibi hazırladıkları ilaçları gezerek satarlardı.

Altıncı yüzyıldan itibaren hekimler ilaç hazırlama görevlerini hemen hemen terketmişlerdir. Bu dönemde hekimler reçete yazmaya, ve pigmentariuslarda reçeteye göre ilaç hazırlamaya başlamışlardır. Yani artık hekimler ilaç hazırlama sorumluluğunu bırakmışlar ve o zamana kadar yanlız ilaç ilkel maddesi drogları satan kişiler reçete doğrultusunda ilaç hazırlama işini de almışlardır. Bununla beraber bu ayrılık çok yavaş gerçekleşmiş, hekimlik ve eczacılığın birbirinden tam olarak ayrılması için yüzyıllar geçmesi gerekmiştir.

İlk hastalık iyileştiricilerin ilaç kullanmaya başlamaları ile eczacılık mesleği doğmuş olmakla beraber, aynı şahsın hem hekimlik ve hem de ilaç hazırlama işlemlerini yapması nedeniyle bu iki mesleğin ayrılması çok uzun zaman almıştır.

Hekimlerin ilaç yapımını terketmelerinden bir süre sonra, bir çok esnaf gurubu ilaç hazırlama işini üstlenmiş ise de bu işi de zamanla bilhassa ( Apothicaire ) denilen esnaf gurubu üzerine almıştır. Bunlar ilaçları hekimin reçetesine uygun olarak hazırlar ve hastalara verirlerdi. Bu nedenle bu zümre basit bir tacir değil bir sanat erbabı olarak kabul edilirdi.

Alman imparatoru Friedrich II. ( 1211- 1250 ) nin 1230- 1240 yıllarında yayınladığı emirnamelerin eczacılık mesleği yönünden büyük bir önemi vardır. Bu emirnameler ile eczacılık mesleği, tıp mesleğinden belirgin bir şekilde ayrılmıştır.

Paris Belediye reislerinden Etienne Boileau’nun 1268 yılında yayınladığı ( Livre des Metiers) meslekler kitabında Apothicaire’ler bağımsız bir meslek olarak gösterilmektedir.

B- BİZANS

Hıristiyan imanına dayanan Bizans tababeti dünyadan ümidini kesmiş, hasta, günahkar ve talihsizlere hitap eden dogmatik bir tababet idi. Hastalık ve ölüm genellikle tanrı işi kabul edilirdi. Allah yapacağını bilirdi. Ölüm saçmışsa demekki istediği öyle idi. Kul buna karşı gelme cesaretini nasıl gösterebilirdi ? Bu nedenle bu dönemde hastalığın seyrini tetkik etmeye ve ilaçlara önem verilmiyordu.

C- İSLAM

Bu devirde Bağdat’taki ilk halifelerin himayesi altında, Hippocrate, Galen, Dioscorides, ve diğer önemli tıp üstatlarının eserleri, grekçe asıllarından veya süryaniceden arapçaya çevrilmiştir.Bu çeviriler sayesinde asılları kaybolmuş olan bir çok Grek ve Roma eseri zamanımıza kadar gelebilmiştir.

Müslümanlar tarafından ilk hastane El- velid bin Abdülmelik tarafından 706 yılında Dimaşk ( Şam) da kurulmuştur. Sonradan Mısır, Suriye, Irak ve Anadoluda bir çok hastane yapılıp çalışmaya açılmıştır. Bütün bu hastanelerin kurulma ve işletilmelerinin başlıca nedeni, fakir ve kimsesizleri, tıbbi imkanlara kavuşturmaktır. Bunlar aynı zamanda iç hastalıkları ve göz hastalıkları hekimleri, cerrah ve eczacıların çalıştığı birer tıp merkezleridir. Zamanla bu konuda öğretim de yapan müesseseler haline gelmişlerdir.

Lokman Hekim, İslam aleminde, eczacıların piri sayılamktadır.İslam talabetinin ilerlemesinde Türk kökenli hekimlerin ( ibn- sina , Razi gibi ) de büyük katkıları olmuştur.

ZAMANIN BAZI ALİMLERİ

Dinaveri ( Dinavari )- Abu hanife Ahmed bin Davud ( 820 – 895 ) Dinaver İranda doğmuş, Basra, Küfe, ve İsfahan şehirlerinde yaşanmış ansiklopedik bir alimdir. Din, dil, astronomi, matematik ve botanik ile ilgili 20 den fazla eseri vardır.

Abu Reyhan Biruni ( 973- 1051 )Hive Türkmenistanda doğup Gaznede ölmüş olan bir tabii ilimler bilginidir. 100 den fazla eseri bulunmaktadır.

İbn Sina, Abu Ali (980- 1037 ) Buharalı büyük alim, filozof ve hekimdir. Batı aleminde Avicenna olarak tanınmaktadır.

Al- Gafiki, Abu Cafer Ahmed bin Muhammed ( Ölümü – 1165 ) Devrinin en büyük eczacı ve nebatatçısıdır.


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    HIZLI YORUM YAP

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.