Özgürlük Yanlışı Tercih Etmek Değildir

Özgürlük Yanlışı Tercih Etmek Değildir

Gençler olarak imani ve Kur’anî dersler alıyorduk. Dünyaya ne için geldiğimiz nereye gideceğimiz sorularıyla birlikte, bize, Yaratan’ı tanımamız gerektiği vurgulanıyor, dünyamızın imtihan dünyası olduğu öğretiliyordu. Aldığımız dersler, kelam ilmi çerçevesinde olduğundan, ders alanlardan ”anlayamıyoruz” serzenişi duyuluyordu.

Ders alanlardan kimileri bugün ‘sosyolog’ titri taşıyor. Bu titri taşıyan bir zat, ders aldığı ‘imtihan dünyası’ ve ‘özgürlük’ (hürriyet) terimlerinden konferans veriyor. Söylediği şu: ”İnsanın özgürlüğü doğru olanı yapmak değildir. Doğru ve yanlışa eşit imkana sahip olmak demektir.//Dini anlamda insanın imtihan ediliyor oluşunun temeli işte insanın doğruya ve yanlışa bu eşit açıklığıdır. Doğru olana mahkum olan insanlar hür olmadıkları için hayvan veya melekten farklı kalmazlar ve imtihana tabi olmazlar”

Özgürlük (Hürriyet); ferdin veya toplumun istediklerini engelle karşılaşmadan yapabilme durumudur. Ama şartı var:

a) Bir fert diğer ferdin ya da bir toplum diğer toplumun istekleriyle karşılaştığında duracak.

b) Yapmak istediği, topluma zarar verecek nitelikte olamayacağı gibi kendine zarar verir nitelikte de olmayacak.

Özgür insan doğru olanı yapmıyorsa, ya karşılaştığı insanların özgürlüğüne kast ediyordur ya da kendi özgürlüğünü yok etmeye uğraşıyordur. Başkalarının özgürlüğüne kast ettiğinde, intikam alınacağı korkusuyla ömür tüketir. Kendi özgürlüğünü yok ettiğinde ise ya hayatta kalmaz ya da başkalarının dediğini yapmak dışında yapacağı bir şey olmaz.

Aldığımız ders şöyle: ”Amma hürriyet-i mutlak ise, vahşet-i mutlakadır, belki hayvanlıktır. Tahdid-i hürriyet dahi insaniyet nokta-i nazarından zarurîdir.”

Yani, senin özgürlüğün doğru olanla ve yanlış olan arasında tercih yapmak olamaz. Adam gibi adam olacaksın, doğru olanı yapacaksın. İnsanlara doğru olanı veya yanlış olanı yapmaya tercih hakkı vermek, vahşet ortamını oluşturmak demektir. İnsanların inisiyatifine bırakılmış öyle ortamda bırak insanın yaşamasını, hiç canlının yaşama imkanı olmaz.

Doğru ile yanlışa eşit imkana sahip olmak, daha önce bilinmeyen ve kurallaştırılmayan istekler için geçerlidir. İmtihan bu şıkta gerçekleşir. Mesela; insanlar barınma ihtiyacını gidermek için evler yaparlar. Konum ve yapım usulü bilgileri yoktur. -kendi arsalarında-  öyle değil de böyle yapalım tercihinde bulunurlar. Ve yaparlar. Bir zaman sonra evler deprem veya sel sebebiyle harap olur. Hem kendilerine hem ülkeye zarar oluşmuştur. Yönetim, bir daha böyle yıkım olmaması için kural koyar; müeyyidesini de belirtir (şeriat ya da hukuk). İmtihan faslı başlar. Bundan sonra insanlar, -imtihanı geçmek için- evlerini canlarının istediği şekilde değil belirtilen konumda belirtilen usulde yapacaklardır.

Yüz yıl önce verilen hüküm: ”Şeriat (hukuk) dairesinden hariç olan hürriyet, ya istibdat veya esaret-i nefis veya canavarcasına hayvanlık veya vahşettir.”

Bir örnek ile fertlerin doğru olana ve yanlış olana eşit mesafede olup tercih hakkını kullanmasının nasıl bir vahşet olduğunu gösterelim:

Alkollü içki tüketmenin zararı bütün dünyada kabul ediliyor. Kural konmuştur: Alkollü içki tüketen kişi direksiyona geçmeyecek. Fakat alkollü kişi bunu anlamaz. Yönetimce engellenmesi yani özgürlüğünün kısıtlanması gerekir. Doğruyu veya yanlışı yapma tercihiyle o kişi direksiyona geçirtildiğinde, ya bir namuslu vatandaşın otomobiline vurur devirir, yada kaldırımdaki vatandaşları ezer mezara gönderir.

Doğru olana mahkum olanı hayvan sayan kişiye sosyolog değil ‘ahmakolog’ dense yeridir.

İbrahim Faik Bayav
(15.08.2017)

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN