DOLAR 18,6418 0.02%
EURO 19,5876 -0.3%
ALTIN 1.060,72-1,50
BITCOIN 318299-0,64%
Adana
16°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Özür Dilemek Zor mu ?

Özür Dilemek Zor mu ?

ABONE OL
25 Eylül 2022 17:52
Özür Dilemek Zor mu ?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

DUAYEN HOCANIN KALEMİNDEN

ÖNCER ÜNLÜ

Türk Dil Kurumu sözlüğünü açtığında ” Özür dilemek ” kelimesinin karşısında; “yapılan bir yanlıştan ötürü kişinin bir ya da birden fazla kişiden kendisini affetmesini, bağışlanmasını istemesidir.

Peki bizler, birey olarak, toplum olarak, ülke olarak özür diliyor muyuz ? Özür diliyorsak nereye kadar diliyoruz ? Özür gerektirecek bir durum ya da yanlış varsa da niçin dilemiyoruz ? Bu soruları çoğaltabiliriz.

Haritalarda Orta Doğu diye geçen ve gerçekten Dünya’nın en zor bölgelerinden birisi olan bu bölgede bulunan ülkelerin halkları kolay kolay özür dilemeyi bilmez. Özür dilese bile baştan savma olarak yapar. Kendisi ve karşısındaki de zaten öyle bir özrün ciddi olduğuna inanmaz. Yetiştiğimiz bu coğrafyada, ailelerin bizi yetiştirme şekli, ülke kültürleri, örf ve adetlerin hala adeta bir tabu sayılması, eğitim ve kültür düzeyinin çok düşük olması, cehaletin devam etmesi ve özellikle yıllardır değişmeyen politikacıların, politika yapma biçimleri nedeniyle maalesef hatalı ya da yanlış bir olay karşısında özür dileyemiyoruz. Özür dilemeye kalksak bile onu da beceremiyoruz.

Kendime her zaman soruyorum. Niçin özür dilemek bu kadar zor ? İçimizden gerçekten istesek dahi bir çoğumuz bunu başaramıyor, beceremiyor, kendini ifade edemiyor. Sessizliğe bürünüyor. Özür dilersek bir yerlerimiz mi acıyacak ya da eksilecek ? Kendimizi küçük mü düşürmüş olacağız ? Bu soruları uzatabiliriz.

Bu coğrafyada yaşayan her bir bireyin yüzde doksanı, şişirilmiş egoya sahiptir. Kim şişiriyor bunları ? Elbette içinde yaşadığı aile, toplum, mahalle… Bunun zedelenmesini, çizilmesini ömrü boyunca istemez. Hatta özür dileyeceğine, öleyim daha iyi der. Özür dileyen birey, karşısındakinden kendisinin mazur görülmesini ister. Bu da doğal olarak kendi benliğine ait saygısında, kişiliğinde zedelenmeye yol açar. Elbette bu çok zor bir durumdur. Tüm bireyler kendilerine saygı duyarlar ve saygı hak etmeyi beklerler. Bundan doğal bir şey elbette olamaz. Ama saygı istiyorsan, saygı da göstermek zorundasın. Bunu da bir türlü kabul etmezler ya da zoraki ederler. Mesele de işte burada başlar.

Özür, devam eden bir ilişkide ortaya çıkan aksaklığı gidermenin, tamirinin bir yoludur. Yapılan hatalar ya da yanlışlar iki kişi arasındaysa özür dilemek daha kolay olur. Ama hata iki kişiyi aşıp, tüm toplum ilgilendiriyorsa işte özür dileyecek kişi için çok zor anlar başlıyor. Çünkü toplumdan özür dilemek zorunda.

Psikanaliz biliminin kurucusu Sigmund Freud ” özür dilemek sizin haksız olduğunuz anlamına gelmez. Karşınızdaki kişi ya da kişilere verdiğiniz değerin kendi egonuzdan yüksek olduğunu gösterir ” der. Özür kesinlikle bencil bir eylem değildir. Özür dileyen kişi, egosundan, benliğinden, kendinden feragat etmiş demektir. Özür dilemenin işte en zor noktası budur. Kişi özrü dileyip dilememek arasında sıkışıp kalır. Özür dilersen bencilliğini terk edeceksin, karşındakini hesaba katacaksın, onu değerli ve saygın göreceksin. Peki bu coğrafya da bunu kaç kişi gerçekten başarabilmiştir. Toplumumuzun çoğu hatasını da bilse karşısındakini adam yerine koymaz, özür dilemez. Çok matah bir şey yapıyormuş gibi de böbürlenir.

BU HABER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Enflasyon rakamları açıklandı

Toplumumuzun yanlışa düştüğü bir olay da özrün bir kabahat ya da suç için dileneceğini zannetmesidir. Oysa kabahat ve suçları kanun cezalandırır.

Özür, kişinin yaptığı bir davranışın olumsuz sonuçlandığını görmesi yani kendisi tarafından da kabul edilmesiyle gerçekleşen bir olaydır. Özrün temel amacı ilişkiyi geri rayına oturtmaktır. Özür dilemek, karşındaki kişinin değer yargılarını, benimsediğini, kabullendiğini göstermek demektir.

Maalesef aldığımız eğitim, çevreden, aileden gördüklerimiz ve yaşadıklarımız sonucunda, büyük çoğunluğumuz özür dilenecek bir olay olduğunda sorumluluk alamaz, ” Tavşan dağa küsmüş “der, kırılması, üzülmesi umurumda değil der ve yoluna devam eder.

Bizim gibi gelişmeyi ıskalamış, neredeyse herkesin batı düşmanlığı yaptığı, bilim, ilim ve yazın da gerçek aydınlanmanın olmadığı, biat kültüründen vazgeçemeyen, lider sultasının olduğu toplumlarda gerçek özrü belki yaşamınızda ya bir görürsünüz ya da hiç.

Gerçek özür nedir: Gerçek özürde, birey kesinlikle yaptığı davranışın sorumluluğunu üstlenir, başkasına sorumluluğu atıp kaçmaz, davranışının olumsuz sonuç ya da sonuçlara yol açtığını kabul eder, bu davranışlardan dolayı gerçekten ve samimi olarak üzgün olduğunu kabul eder ve sonunda kesinlikle bu davranış ya da davranışların tekrarlanmayacağını taahhüt eder. Özür dilemek isteyen kişi, mutlaka başını öne eğmeli, bakışlarını yere çevirmeli ve yüz yüze özür dilemelidir. Bunları yapacak kaç insan var çevrenizde? Dönün de etrafınıza bir bakın bakalım. Tabii aynada kendinize de bakın. Yapabilir miyiz diye!

Özürün, mazereti ve bahanesi hiç olmaz. Ortada böyle bir özür varsa kişi savunma yapıyor demektir. Tam bizlerin yaptığı bir alışkanlık. Eğer gerçekten özür diliyorsan savunmayı bırakmışsındır. Yine karıştırdığımız ya da eksik bildiğimiz bir nokta kişi özür diler, karşısındaki de özürü kabul ettim ama seni affetmiyorum der. İki taraf için de eksik yapılmış bir iştir. Bir de insanların yanlışa düştüğü konu zaman zaman ” özür dileseydi bari” diye düşünmemizdir. Burada sen de otomatik olarak özürün gerçek özür olmadığı bilincindesin demektir. Amaç bireyin kendisini rahatlatmasıdır bence.

Eğer yıllardır yapılan eğitimimizin içi boş olmasaydı, ezber ve şekilcilik yerine araştırmaya, sorgulamaya yöneltilen bir toplum olsaydık, hayatımız kavga, dövüş, itiş, kakışla geçmeseydi eminim ki, gerçekten beğenmediğiniz batılı ve kuzeyli ülkelerin yanı sıra, Kore, Japonya, Çin gibi Uzak Doğu’da yer alan ülkelerdeki gibi gerektiğinde özür dilemenin de bir erdem olduğunu bilirdik.

BU HABER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Her gün 30 bin kişinin kapısına icra gidiyor

Her insan yaşadığı sürece hata ya da hatalar yapar bu kaçınılmazdır. Önemli olan hatayı kabul etmek ve samimi olarak özür dilemektir. Bu da bizleri erdemli yapar.

Özür dilemenin önündeki en büyük sıkıntı kibirdir. Toplumumuza baktığımızda kadınların erkeklerden daha kolay özür diledikleridir. Çünkü erkekler, dokunulmaz yetiştirilmişlerdir, özür dilerlerse kendilerini güçsüz hissederler, küçük düşmüş hissederler. Sonra da kendilerine gelemezler. Bu yüzden ülkemizde en başta aile babası, bir yönetici, bir öğretmen, bir doktor, bir bakan, bir patron özür dilediğinde otoritesinin ve saygınlığının azalacağını düşünür, bu yüzden geçmişi meşrulaştırır, hata yaptığını devamlı inkar eder, reddeder, nerede olurlarsa olsunlar her yaptıkları işi büyük bir olay gibi gösterirler, ahlaki olarak sorgulanmayı reddederler böylelikle özür de dilemezler.

Şunu lütfen unutmayın ! Her bireyin istediği tek şey takdir edilmektir. Bir insana kendisini değerli hissettirmenin yollarından birisi teşekkür etmek, diğeri de gerektiğinde ondan özür dilemektir.

Özür dilemek de, teşekkür etmek de bizim coğrafyada yaşayan insanlara maalesef zor gelir. Toplumumuz bu iki konuyu da bir türlü üzerine görev olarak görmez. Doğru düzgün teşekkür de etmez, özür de dilemez. Akademik araştırmalar, anketler ve hepsinden önemlisi çıplak gözle gördüğümüz ve yaşadığımız hayat bunu doğrulamaktadır. En iyi niyetli insanımız bile zaman zaman özür dilemeyi bir tür yenilgi olarak algılar. Teşekkür etmeyi de karşıya minnet duymak olarak yorumlarlar.

Sonuç olarak toplumsal yapımız, kültürümüz, eğitimimiz, görgümüz, bilgimiz özür dileme anlayışını, ailelerden itibaren içselleştiremediğimizi hiç bir zaman da başaramayacağımızı ortaya koymaktadır. Toplum ayrışmaya, kavgaya, bencilliğe, iki yüzlülüğe, vurdum duymazlığa, düşmanlığa nefesini tükettiği sürece zor .

Acı ama gerçek.


Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.