KozanBilgi.Net 15 Yaşında... SİZLERLE BİRLİKTE NİCE 15 YILLARA...

Parazitler

Parazitler

Paraziter hastalıklar, başta geri kalmış ve gelişmekte olan ülkeler olmak üzere dünyanın tüm bölgelerinde görülmektedir. Yalnızca helmintlerin dünyada 4,5 milyar kişide bulunduğu ve neden oldukları hastalıkların çok sayıda insanın ölümünden ve sakat kalmasından sorumlu bulunduğu bildirilmektedir. Paraziter hastalıklar insanlar arasında hızla yayılabilmekte ve önlem alınamadığında hastalıkların yaygın olarak görüldüğü bölgeler boşaltılmak zorunda kalınabilmektedir. Paraziter hastalıkların bir çoğu kişilerin direncinin kırılmasına neden olarak onları diğer infeksiyonlara karşı korumasız hale getirebilmektedir. AIDS gibi hastalıklara yakalanmış olan insanlarda ise immun sistem zayıfladığından bu kişilerde hastalandırma gücü az olan parazitlerin de yaygın infeksiyonlara neden olabildiği görülmektedir.

Son yıllardaki araştırmalar, paraziter hastalıklara yakalanan insanların yaşam enerjilerinin önemli bir kısmını yitirdiklerini, çalışma güçlerini kaybettiklerini, üretime katkıda bulunamayıp daha çok bir tüketici olarak kaldıklarını ortaya koymuştur. Bu nedenle paraziter hastalıkların yaygın olarak bulunduğu bölgelerde insan işgücünde çok önemli ölçüde maddi kayıplara neden oldukları, bu kayıpların, parazitlerlerle mücadele ve hastaların tedavi giderlerinin eklenmesiyle çok büyük boyutlara ulaştığı hesaplanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan değerlendirmelerde paraziter hastalıklar ülkelerin gelişmişlik düzeyinin göstergesi olarak kabul edilmiş, parazitler ve parazitozlarla mücadelede başarılı olamayan ülkelerin gelişmiş ülke ünvanını alamayacakları görüşü ağırlık kazanmıştır. Bu görüş çerçevesinde paraziter hastalıkların bir sağlık problemi olmalarının yanısıra büyük ekonomik kayıplara neden olarak insanların sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeylerini doğrudan etkilediklerine dikkat çekilmiştir. Birlikte yaşadıkları sürece parazit ve konak birbirini devamlı olarak etkiler.




Parazitin konağına bağımlılığının derecesi parazitin cinsi ve türüne göre değişir. Buna göre beslenmeyen yumurta ve kist dönemleri hariç, tüm yaşamlarının parazit olarak sürdüren canlılara Zorunlu Parazitler denir.(Ascaris, Plasmodium, Entamoeba gibi) Bunun aksine istemli (fakültatif) parazit ise normalde özgür yaşadıkları halde koşullar oluştuklarında parazitik yaşama geçebilen canlılardır. Örnek Naegleria ve Acanthamoeba cinsi amipler.

Parazitin yaşamı süresince geçirdiği gelişme dönemlerin tümüne o parazitin evrimi denir. Buna göre her parazitin evrimi diğerinden farklıdır. Evrimini tek konakta tamamlayan parazite monoksen parazit denir. Ascaris, Trichuris, Giardia gibi. Evrimini birden fazla konakta tamamlayan ise Heteroksen parazittir. Bazı heteroksen parazit iki konak kullanırken (Diheteroksen parazit) diğerinde ikiden fazla konak bulunur.(Poliheteroksen parazit) Diheteroksen parazite Plasmodium, poliheteroksene ise Diphyllobotrium latum örnek olarak verilir.

Parazitin konağına bağımlılık derecesine konak özgüllüğü denir. Bazı parazitler büyük bir konak özgüllüğü gösterirler, yani ancak belli bir konak ve cins türünde yaşayabilirler, diğer canlılara yerleşemezler. Örnek Bit. Bazı parazitler ise konak seçiminde duyarlı değildirler. Örneğin Toxoplasma gondii konak özgüllüğü zayıf olan parazitlerdir. Konak özgüllüğü göstermeyen parazitlerin bazıları hayvanlardan insanlara bulaşır. Bunlara zoonotik parazitler, insanlarda oluşturdukları parazitoza da zoonoz denir.

Parazit-konak ilişkisinde konak:Parazitin erişkin dönemini yada eşeyli üreyen şeklini barındıran konağa son konak denir. Parazitin erişkin olmayan veya eşeysiz üreyen şeklini barındıran konak ise ara konak adını alır.

Parazitozlu bir omurgalıdan sağlam omurgalıya parazit taşıyan omurgasız canlıya vektör denir. Biyolojik vektör parazitin evriminde aktif olarak rol oynar ve o olmazsa parazit evrimini tamamlayamaz. Sıtma hastalığının etkeni Plasmodium türlerini insana bulaştıran dişi anofel böyle bir vektördür.

Kan emen bazı omurgasız canlılar ağız ve vücut kısımlarına bulaşan bazı hastalık etkenlerini sağlamlara bulaştırır. Bu eklembacaklılar parazitin evriminde rol oynamazlar. Bunlara mekanik vektör denir.

Konak özgüllüğü zayıf olan parazitler, insan dışında diğer canlılarda da yerleşebilirler. Fakat bu konaklardan sadece belli bir grup o parazitin neslinin doğada devamını sağlar, yada devamlılık yönünden önemlidir. Böyle konaklara rezervuar konak denir.Trypanosoma cruzi için rezervuar konaklar yabani hayvanlardır.

Parazitliğin süresine göre:

1-Yerleşici parazitler:Yaşamları süresince konağın vücudunda kalan parazitlerdir. Ascaris, Taenia, Sarcoptes gibi

2-Geçici parazitler: Genellikle beslenme veya belli bir gereksinmelerini karşılamak üzere konak vücuduna gelirler. Kan emen eklembacaklı parazitler sivrisinekler ve tahtakuruları böyledir.

Parazit bir canlının vücudunda yerleşen bir başka parazite hiperparazit denir. Kendisi ektoparazit olan dişi anofel vücudunda Plasmodium türlerinin yerleşmesi buna en güzel örnektir.

Normalde yaşadığı konaktan başka bir konakta yerleşen parazite Şaşkın parazit denir. Geviş getirenlerin paraziti olan Fasciola hepatica’nın insanda yerleşmesi gibi

Gezgin (Erratik) parazit: Normal olarak belirli organlarda bulunması gerekirken başka organlardada görülenler. Örn. A.lumbricoides barsaklarda yerleştiği halde safra yollarına da geçer.

Rastlansal parazitler: Serbest yaşadıkları halde tesadüfen parazit olanlar.Gordius gibi.

Süperparazitizm:Konakların taşıdıkları parazit ile yeniden ve ağır bir şekilde infekte olmalarıdır.

Mültiparazitizm:Konakların değişik tür parazitler tarafından infekte olmasıdır.

Dönemli (periyodik) parazitler: Evrimlerinin sadece belli bir döneminde parazitik yaşama uyum sağlamışlardır. Diğer dönemlerde özgür yaşarlar. Çengellik solucanlar, Strongyloides, miyaz etkenleri

Devamlı parazitler:Bütün yaşamları süresince bir veya birden fazla konakta parazit olarak yaşarlar. Uyuz etkeni, sıtma paraziti ve Enterobius vermicularis gibi.

Parazitlerde evrim ve çoğalma:

Parazitler üreme potansiyallerini aşağıdaki yollardan bir veya birkaçını kullanarak arttırmışlardır.

Poliembriyoni: Neslin devamını sağlamak için tek bir zigotun birden fazla döl vermesi durumudur. Protozoanlarda eşeysiz çoğalma, helmintlerde ise tomurcuklanma şeklinde kendini gösterir. Protozoonlarda bir zigottan bir çok sporozoitin oluşması ve şizogonik çoğalma. Tomurcuklanma ise sestodların erişkin dönemlerinde boyun bölgesinden halkaların oluşmasında ve trematod ve sestod larvalarının ara konak vücudundaki gelişmelerinde görülür.

Hermafroditizm:Bazı parazit gruplarında canlı hem erkek hemde dişilik organlarına sahiptir. Bu şekildede gerektiğinde kendi içinde döllenme işlemini gerçekleştirerek neslin devamını sağlar. Sestodlar ve trematodlarda görülür.

Yumurta sayısının artırma: Bazı helmintlerde makro çevredeki kayıpları önlemek için yumurta sayısında aşırı bir artış geliştirmişlerdir. Bu olay Ascaris türlerinde doruğa ulaşmıştır.

Partenogenetik çoğalma:Bazı parazitlerin yumurtaları döllenme olmadan da gelişip yeni nesil verebilirler. Strongyloides stercoralis gibi

Erkek ve dişi cinslerin birbirlerini bulmalarının kolaylaştırılması: Özellikle dolaşım sistemi gibi sıvı ve çok geniş bir alana yayılmış ortamlarda yaşayan parazitlerde görülen bir durumdur. Örneğin dişi Schistosoma erkeğin canalis gynecophorus’u içinde yaşar.

Parazitlerin insan vücuduna giriş yolları:

1-Ağız: Özellikle bağırsak parazitlerinin giriş yolu ağızdır.Bunların dışında çeşitli doku ve organlarda yerleşenlerde bu yollarla vücuda girmektedirler.(Örnek Toxoplasma gondii)

2-Deri: Bazı parazitlerin infektif dönemeleri direkt olarak deriden girebildikleri gibi, diğerleride kan emen eklembacaklılar aracılığı ile bu yoldan girerler. Birinciye Schistosomalar örnek olarak verilirken diğerine sıtma parazitleri örnek olarak verilebilir.

3-Solunum yolu: Vücuda temel giriş yolu ağız olan bazı parazitlerin infektif dönemleri solunum yolundanda girebilir. Örnek olarak Enterobius vermicularis verilebilir.

4-Plasenta yolu ile anneden bebeğe geçiş: Bazı parazitler plasentadan geçerek cenine ulaşabilmektedir. Toxoplasma gondii gibi

5-Ürogenital yoldan bulaşma: Bu tip bulaşma daha çok cinsel ilişki ile olmaktadır. Trichomonas vaginalis örnek olarak verilebilir.




Parazitlerin konak üzerine etkileri:

Parazit üzerinde veya içinde yaşadığı konağa zarar veren ,onun zararına yaşamını sürdüren canlıdır.

1-Doku yada organların zedelenmesi: Giardia’nın emici diskleri, çengelli solucanların ağız kapsülleri, trematodların ve sestodların çekmenleri ile çengellerinin bağırsak çeperinde, Sarcoptes scabei’nin ise deride oluşturduğu mekanik hasar.

2-Beslenmenin olumsuz yönde etkilenmesi: Parazitin kan emmesi, sindirilmiş besinleri vücut yüzeyinden absorbsiyonla veya ağız yolundan alması konağın eksik beslenmesine yol açar. Bazı parazitler konak için hayati önemi olan vitaminleri (örneğin B12) vücutlarında biriktirirler. Sonuçta anemi, büyüme gelişmede gerilik, anlam yeteneğinde azalma gibi durumlar görülür.

3-Dokuları sıkıştırma, organları tıkama: Hidatik kistte kistin çok büyüyerek çevredeki hücre ve dokuları sıkıştırması, Ascaris ve Taenia erişkinlerinin bir yumak olarak bağırsağı tıkaması gibi

4-Doku ve hücrelerde irkilmelere neden olma: Parazitin kendisinin veya ürünlerinin hücrelerde veya dokularda yerleşmesi buralarda irkilmelere ve sonuçta bazı tepkilere yol açar. Çeşitli organ ve dokularda yerleşen Schistosoma yumurtalarının , Trichinella spiralis larvalarının etrafında görülen kapsül ve granülom oluşumları bunun örneğidir.

5-Eritme etkisi: Parazitin vücuda girmek sonrada dokularda ilerleyebilmek için salgıladıkları proteolitik enzimlerin etkisine bağlıdır. Çengelli solucan larvalarının deriden girebilmesi, amibin dokularda yayılması bu enzimler yardımıyla gerçekleşir.

6-Toksik etki:Bazı parazitlerin sekresyonları, ¤¤¤¤bolik artıkları konakta toksik etki yapar.

7- İmmunopatolojik olaylara neden olma

Parazitlerin veya parazitozların kaynağı:

1-Toprak ve su: Parazitlerin tüm evreleri insan vücudunda yerleşmeye elverişli değildir. Bazı parazitlerin belli evrim dönemleri ancak toprak veya suda bir süre kalıp başkalaşım veya gelişme geçirdikten sonra insana infektif hale gelirler. Ascaris ve Trichiuris yumurtaları..İçinde embriyo oluşmamış şekilde konak dışkısı ile atılan yumurtalar, toprakta uygun ısı, nem ve oksijen varlığında içlerinde larva (embriyo) oluşur. Böyle yumurtalar insanlar için infektedir. Aynı şekilde kedi dışkısı ile dış ortama çıkan Toxoplasma gondii ookistleri ancak toprakta belli bir süre geliştikten sonra infektif hale geçerler.

2-Parazitin infektif hallerini içeren besinler: Genellikle parazitin ara veya son konağı olduğu canlının vücut parçalarının beslenme amacıyla kullanılmasıdır. Taenia saginata’nın infektif şeklini içeren sığır etleri.

3- Kan emen eklem bacaklılar: Bu grup canlılar genellikle parazitin vektörüdür.

4- Paraziti barındıran evcil ve/veya yabani hayvanlar

5- Paraziti barındıran diğer bir insan, onun giysileri veya bulaştırdığı yakın çevre: İnsan vücudunu terk ederken infektif evrim döneminde bulunan parazitler için söz konusudur. E.vermicularis, H.nana gibi

6-Kişinin kendisi: Herhangi bir parazit veya parazitoz için kişinin kendisi kaynak olabilir. Kişinin kendi vücudunda bulunan bir parazitle kendini bulaştırmasına otoinfeksiyon denir.

Parazitler konakta yerleştiklere yerlere göre iki grupta incelenmektedir.

I- Ekto parazit: Konağın üzerinde yaşayan parazitlere verilen isimdir. Bit, pire, tahtakurusu vb. bu grupta incelenmektedir.

II-Endoparazit: Konağın içinde yaşayan parazitlere verilen isimdir. Bu grupta olanlar da doku içi parazitler doku dışı endoparazitler olarak ikiye ayrılmaktadır.

a-Doku dışı endoparazitler: Bunlar vücut boşluklarında fakat doku dışında yaşamaktadır. Ör: Bağırsakta yaşayan Taenia saginata, Ascaris lumbricoides.

b-Doku içi endoparazitler: Konak vücudu içinde dokularda ve kanda bulunmaktadır. Ör: Leishmania, Plasmodium, Toxoplasma




PARAZİTER HASTALIKLARIN TANISI

Parazitozların tanısı genel ve yerel belirtiler dikkate alınarak klinik olarak konabilir. Ancak bu kesin değil olası bir tanıdır. Paraziter hastalıkların tanısı laboratuvar incelemeleri sonucunda konabilmektedir.

I- Etkensel (Direkt) tanı: Hastadan alınan örneklerde parazitin kendisi veya ürünlerinin (kist, yumurta, larva vb) bulunup bulunmadığı araştırılır. Etkensel tanı; a) Direkt inceleme, b) Deney hayvanlarına inokulasyon, c) Ksenodiagnoz, d) Besiyerlerine ekim, e) Histo-patolojik; f) DNA tabanlı inceleme yöntemlerinden yararlanılarak gerçekleştirilmektedir.

II- İndirekt tanı: Parazitin antijenleri, kendisine veya ürünlerine karşı konakta oluşan tepki ürünleri araştırılarak yapılmaktadır. İndirekt tanı; a) Antikor varlığının saptanması, b) Hücresel yanıtın belirlenmesi, c) Parazit antijenlerinin aranması yöntemlerinden yararlanılarak gerçekleştirilmektedir.

Sosyal Medyada Paylaşın:
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın