Patent

Patent

Patent mucit ile devlet arasında bir sözleşmedir. Bu sözleşme, patentin temelini oluşturan enformasyonun tamamen açıklanması karşılığında patentteki fikirlerin başkalarınca kapalı olarak kullanım hakkını mucide sunar.

Mucit ile devlet arasındaki sözleşme, yani patent, sahibine belli bir zaman periyodu için başkalarına kapalı kullanım hakkı sağlar. Yeni, orijinal bir tasarım ile alakalı bir patentin süresi 14 yıl ve yeni ve faydalı bir süreç, makine, mamul ya da malzeme kompozisyonuyla ilgili bir kullanım patentin süresi ise 17 yıldır.

Bir fikir ya da kavramın patent alabilmesi için şu şartları karşılaması gerekir:
– Fikrin kullanımının olması gerekir ( kullanılabilir olmalı ve daha fazla araştırma gerektirmeden doğrudan kullanıma geçmeli).
– Fikir sadece bir formül, basit bir kural, bir eylem planı, bir teori, tabiat kanunları ya da bilimsel ilkelerden oluşamaz.
– Alanda çalışan herhangi biri için aşikar olmaması gerekir ve içeriğin, mevcut durumun önemsiz bir uzantısını temsil etmemesi gerekir.
– Fikrin başka bir kişi tarafından işgal edilmemiş bir yeniliğe sahip olması gerekir ve icadın yayınlanmamış, kamu kullanımına açık olmayan ya da patent için yapılan başvurudan 1 yıl öncesine kadar satışa sunulmamış olması gerekir.
– Başvurunun temelini oluşturan bilgi arayışı aşamasına ihtimam gösterilmesi gerekir. Bu şart bir mucidin bir fikri akletmesine mani olur ve uzun bir süre fikrin nadasa bırakıldıktan sonra patent için sunulmasına imkan verir.

Patentler mucitlerin adına dosyalanır. Sadece icada katkıda bulunmuş olanların patente taraf olmaları çok önemlidir. Patent mucidi olarak ismi geçenlerden birinin icada pek bir katkısı olmadığı ispat edilirse patent geçersiz sayılır.

Belli bir zaman süresinde bilginin dışa kapalı kullanım hakkına sahip olmayı sağlayan patent, gerçek bir mülkiyet gibi satılabilir veya değiş tokuş edilebilir. Bunun için pek çok anlaşma yapılabilir.

TİCARİ MARKA

Bir marka kaynağın ve ürün ya da hizmetin kalitesinin ve kaynağının belirlenmesini sağlar. Bu teknolojiyi direkt olarak korumasa da, kabul gören markaların değeri ürünlerin pazarlamasında önemli bir yardımcıdır. Başkaları tarafından kullanılmamasını temin etmek için her ülkede markaların tescil edilmesi gerekir. Gerçek sahibinden başka karanlık yerlerde ortak markaların tescil edilmesi söz konusu olabilmektedir. Orijinal sahipler daha sonra ürünlerini bu ülke pazarına sokmak istediklerinde kendi adlarına marka tescili yaptırabilmek için büyük meblağlar ödemek durumunda kalırlar.

LİSANS

Patent veya marka gibi soyut bir mülkiyetin belli bir süre için kullanım hakkını bir telif ücreti karşılığında başka bir firmaya satmaya lisanslama denir.

Teknoloji ithal eden kuruluşlar bunun bedelini üretime geçince belirli bir süre içinde ücret olarak öderler. Bu ücret genellikle net satışların belirli bir yüzdesi olarak yapılan ödemelerdir. Buna lisans ya da royalty ödemesi denir. İthal edenlerin sınai tecrübelerinin bulunması, yerel yapılarının mevcut ve yeterli olması ve pazarın büyüklüğünün tatmin edici olması ile bunların kanunlarla iyi korunmuş bulunması halinde lisanslar yoluyla yapılan teknoloji transferi arzu edilen sonuçlara ulaşır. Ancak lisans yoluyla yapılan transferler pahalıya mal olmaktadır. Lisans sisteminin hükümetler açısından diğer kötü bir tarafı da, ithal edenle ihraç eden arasında anlaşmazlık çıktığında uluslar arası otoritelerin teknoloji ihraç eden ülke üzerinde baskı yapamayışıdır. Böylece ithal eden ülke kendini riske karşı koruyamadığı gibi, ihraç eden ise, hiçbir riske katlanmadan durumunu kurtarabilmektedir.

KAYNAK: Yeşim Yayla, Ürün Geliştirme Ders Notları, Endüstri Mühendisliği, 3. sınıf.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN