Kozan'ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılı kutlu olsun!

Payitaht Dizisinde Kölecilik Önerisi

Payitaht Dizisinde Kölecilik Önerisi

TRT1’de yayınlanan PAYİTAHT dizisinin birinci bölümünü izledim. Dizi, II. Abdulhamid’in padişahlığının 18’ncı yılı olan 1896’dan başlamış. O yıl, İstanbul – Hicaz demiryolu projesinin hazırlandığı yıl. Hazırlanan haritalarda son rötuşlar yapılıyor, Müslümanların hacc yapmalarının ve Hz. Muhammed’in makamının bulunduğu Medineye seyahatlerinin kolaylaşacağı hayali kuruluyor. Bu hayali yaşayanların en birincisi II. Abdulhamid.

Bizim öğrendiğimiz II. Abdulhamid, Rabbine bağlı mümin sultan… Halkına karşı şefkatli sultan… Payitaht dizisinin birinci bölümünde bu durum gösteriliyorsa da, Saray ailesinin bazı mensuplarının O’nun bu hasletini kapatma yarışında olduğu hissi veriliyor.

İstanbul – Hicaz demiryolu projesinde yetkiyi kapma yarışını aileden Mahmut paşa kazanıyor. Mahmut Paşa, projeye eklenecek her ihaleyle avantası artacağından, Sultan’a yolu kısaltacak muhtelif köprüler yapılması teklifini sunuyor.

Dizinin 23’ncü dakikasından itibaren Sultan Abdulhamid ile Mahmut Paşa arasındaki diyalog şöyle:

Mahmut paşa konuşuyor:

”Amerika bu meseleyi (demiryolu güzergahına koprüler kurma meselesi) zenci köleler vasıtasıyla çözmüş. Çok az yiyecekle, 18 saat çalıştırdığı zenci kölelerle bu işi halletmiş. Bana göre de harika! Lakin bizim zenci kölelerimiz yok”

(Bu söz despot sözüdür. Bu söz İslam’a belirgin düşmanlıktır. Belki bu söz; hakkı, hukuku ve adaleti emreden Allah’a düşmanlık sözüdür. Mahmut Paşa’nın kafasına göre zenci köleler yok ise  ya köle edilecek gariban Türk ve Kürt vatandaşlar düşünülmüştür ya da Amerikalılar gibi Afrika kıtasından zenci kaçırmaya heveslenilmiştir)

Sultan Abdulhamid yılışık Mahmut Paşa’nın sözünü kesiyor:

”Paşa!..”

Mahmut Paşa ıkınırken Sultan Abdulhamid konuyu değiştiriyor, O’nun muhalif Meşveret gazetesiyle olan ilişkisini deşifre edip o tarafta olmaması gerektiğini ima ediyor.

Mahmut Paşa, Meşveret gazetesiyle ilgili savunma yapmaya çalışıyor bu sefer. Sultan Abdulhamit ciddi biçimde demiryolu konusuna giriyor:

”Bu demiryolu meselesi çok mühim Paşa”

Mahmut Paşa tasdik ediyor:

”Elbette…”

Abdulhamid devam ediyor:

”Eğer istediğimiz gibi inşa edebilirsek, Avrupa devletlerinin topraklarımıza uzanan elini kıracağız. Tabi ki işin başında aileden birini görmek itimat verir”.

Sultan Abdulhamid İngiliz tekliflerinin incelenmesinden bahsediyor sonra ve Mahmut Paşa’nın yapacağı çalışmalar için müteşekkir olduğunu belirtiyor.

Rabbine bağlı olan, halkına, milletine, belki insanlara şefkatli olan Sultan’ın, hayırlı İstanbul – Hicaz demiryolu projesine Mahmut Paşa’nın köleciliği katan önerisine tepki vermemesi şaşırtıcı.

Sorulması gerekir: Payitaht dizisinin senaryosunu hazırlayanlar, Devlet’ten ihale alanların zihinlerine köleciliğin meşruluğunu mu vermek istediler? Yoksa II. Abdulhamid’i ‘müstebit’ görenleri haklı çıkarmaya mı çalıştılar?

Dizinin birinci bölümü, Mahmut Paşa’nın sahtekarlığını fark eden Abdulhamid’in imza aşamasındaki projeyi imha etmesiyle ve Hindistan’da İngiliz askerlerine operasyon yapılmasıyla bitiyor. Demiryolu projesi hayırlı bir proje olsa bile, diziyi izleyen fikir ehli kimseler, işçilerin az yiyecekle 18 saat çalıştırılma ve kölecilikle ilgili konuşmada II. Abdulhamid’in itiraz etmediğine şaşırmışlardır.

Abdulhamid’in Torunu Şehzade Abdulhamid Kayıhan Osmanoğlu, ”Payitaht Abdulhamid dizisi beklentilerimizi karşılamaktan uzak” diyor. Diziyi senaristlerin reyting uğruna geliştirdikleri hayal ürünü olarak tanımlıyor. Uyarısı şöyle: ”Tarihin hakikati, saray entrikaları, kadınların ihtirasları, ikbal peşinde koşan paşalar değildir”. Bkz: http://www.arastirmaciyazarlar.com.tr/haber/4982-sehzade-abdulhamid-kayihan-osmanoglundan-trt1-dizi.html

Bence, ‘Şefkatli’ bilinen o Sultan’ın, kölecilik önerisine tepkisiz kaldığı hiç değildir.

İbrahim Faik Bayav
(28.02.2017)

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN