KozanBilgi.Net 15 Yaşında... SİZLERLE BİRLİKTE NİCE 15 YILLARA...

Pozitif Yaşama On Adim

Pozitif Yaşama On Adim

Windy Dryden – Elif İkizler

KİTABIN ÖZETİ :

BİRİNCİ ADIM : KİŞİSEL SORUMLULUK ÜSTLENİN Kişisel sorumluluk kavramı, akıl sağlığının çok önemli bir parçasıdır. İnsan, kendi etki alanındaki konulardan sorumludur. Etkileyebildiğiniz başlıca alanlar, bir birey olarak size ait olanlardır; düşünceleriniz, duygularınız, verdiğiniz kararlar ve davranış biçiminiz. Hareketlerinizin olası sonuçları üzerinde de biraz olsun etkiniz vardır.
Düşüncelerinizin, duygularınızın, kararlarınızın, hareketlerinizin ve bu hareketlerin olası sonuçlarının sorumluluğunu üzerinize almanız çok önemlidir. Kişisel sorumluluk üstlenmezseniz, değiştirebileceğiniz bir şeyi değiştirmek için uğraşmaz; bunun yerine, düşünme, hissetme, hareket etme biçiminiz ve aldığınız kararlar için başka insanları ya da yaşamdaki olayları suçlamaya eğilim gösterirsiniz. Aslında sizin sorumlu olduğunuz şeyler için başkalarını ve dış olayları suçlamak, zihinsel sağlığın kötülüğünün işaretidir. Bunu yaptığınızda, kendinizi kurban olarak görme eğiliminde olur ve yaşama aciz bir bakış geliştirirsiniz. Kişisel sorumluluk almayı reddetmeniz, kendi hayatınızın denetimini de ele almayı reddetmeniz demektir. Böylece başkalarından sizi kurtarmalarını bekler ve onlara aşırı muhtaç hale gelirsiniz. Bir kurban olarak, yazgınız ve başkalarının size nasıl haksız davrandığı hakkında acı şikayetlerde bulunmaya yönelirsiniz.
Sizin etki alanınız içindekilerin sorumluluğunu alın. Düşünceleriniz, duygularınız ve hareketlerinizin sorumluluğunu almak, kendi sonunu hazırlayan duygu ve davranışlarla bağlantılı olan, sağlıksız düşünce biçiminizi değiştirmek için sizi yüreklendirecektir.

İKİNCİ ADIM : EMİR VERİCİ OLMAYAN ESNEK BİR FELSEFE BENİMSEYİN Eğer zihinsel açıdan sağlıklı olmak istiyorsanız, böyle olmanızı sağlayacak bir dizi inanç ve tavır geliştirmeniz önemlidir. Bana göre, zihinsel olarak sağlıklı bir felsefenin en önemli özelliği esnekliğidir.
Eğer insanlar dogmatik olmayan esnek tercihlerine sımsıkı tutunurlarsa, istediklerini alamadıklarında olumsuz duygular yaşarlar. Fakat bu olumsuz duygular, onların duruma uyum sağlamalarına yardımcı olur ve onları, durumu değiştirmeye çalışmak için yapıcı eylemlerde bulunmaya yüreklendirir.
Bir insan olarak, hayatınızı bir dizi isteğe göre yaşarsınız. Bazı şeylerin olmasını ister, diğerlerinin olmamasını yeğlersiniz. Kendiniz için bazı tercihleriniz vardır. Diğer insanlardan bazı şeyler istersiniz ve içinde yaşadığınız dünyayla bağlantılı, sağlıklı bir dizi istek ve dileğe sahipsinizdir. Esnek, emir verici olmayan tercihlerinizle kaldığınız sürece, istediğinizi elde etmeseniz de duygusal olarak sağlıklı olursunuz. Bazı olumsuz duygular, isteklerinizin karşılanmadığı durumlara verdiğiniz sağlıklı tepkilerdir. Bu, emir verici olmayan, esnek tercihler dizisi, dilekler ve istekler, değiştirebileceğinizi değiştirmenize ve hayatınızın değiştiremediğiniz yanlarına, kendinizi duygusal rahatsızlığa düşürmeden, yapıcı biçimde uyum sağlamanıza yardımcı olur. Bu istekler aynı zamanda sizi, arzularınızı karşılamaya yönelik, yapıcı bir eylemde bulunmaya yüreklendirir. O yüzden, bu, emir verici olmayan, esnek istek ve tercih felsefeleri, kişisel mutluluğu elde etmeye çalışmak için size cesaret verir.
Fakat isteklerinizi kesin zorunluluklarla, gerekliliklere dönüştürdüğünüzde, iki şey olur. Birincisi, istediğinizi almadığınızda duygusal rahatsızlık yaşama olasılığınızı ve istediğinizi alırsanız da, duygusal rahatsızlığa karşı savunmasızlığınızı artırmış olursunuz. İkincisi, dogmatik istekler geliştirdiğinizde, hayatta istediğinizi elde etme şansınızı azaltan biçimde davranırsınız. Endişe, büyük ölçüde dogmatik zorunluluklardan ileri gelir ve endişeliyken olumlu biçimde hareket etmeniz olası değildir.
Farklı insanlar farklı arzulara sahiptir. Örneğin, sevgi ve onaylanma ya da hayatta bir iz bırakma yüksek bir yere erişme isteğiniz olabilir. Yetki sahibi olmayı ya da dünyada adaletin olmasını arzulayabilirsiniz. Bütün bu istekler, ardlarına AMA sözcüğü koyduğunuz sürece sağlıklıdır. Öyleyse, eğer sevilmek istiyorsanız, “ Özel biri tarafından sevilmek istiyorum, AMA bu sevgiye sahip olmak zorunda değilim” demeniz sağlıklıdır. Eğer adalet istiyorsanız, “Dünyada bana adil davranılmasını istiyorum ve bunu oluşturmak için çalışacağım AMA dünyanın adalet kurallarına göre işlemesini sağlayan kesin kanun yok” inanışına sahip olmanız sağlıklıdır. AMA’yı isteklerinizden çıkardığınız an, esnek arzularınızı, sert ve emir verici zorunluluklar haline getirdiğiniz andır. Bu boyun eğmez, sert felsefe, duygusal rahatsızlığın merkezindedir ve sizi, sahip olmanız gerektiğine inandırdığınız şeye sahip olsanız bile bu rahatsızlığa karşı savunmasız hale getirir.
Bu nedenle, eğer zihinsel yönden sağlıklı olmak istiyorsanız, isteklerinizi tanımanız, onlara ulaşmak için çabalamanız ve bu isteklerin peşindeyken size engel olan durumlardan kurtulmak için problemleri çözmeniz önemlidir. Üstelik bu istekleri, katı, esnek olmayan emir ve zorunluluklara dönüştürmekten kaçınırsanız, zihinsel yönden sağlıklı kalırsınız. Ancak eğer bunda ısrar ederseniz, her zaman kötü akıl sağlığının insafına kalırsınız.
Katı ve emir verici felsefelerinizin mantıksız olmasının üç ana nedeni vardır. İlki, istediğinizi almanız gerektiğinde ısrar ettiğiniz sürece sonuç alırsınız. İkincisi, katı zorunluluklar gerçekle bağdaşmaz. Aslında evrende, istediğinizi elde etmeniz gerektiğini söyleyen bir kanun olsaydı, dünya bu kanuna göre işlemek ve ne olursa olsun size istediğinizi vermek zorunda kalacaktı. Böyle bir kanunun yokluğu apaçık olduğundan, emir verici zorunluluklar dünyanın haliyle uyuşmadıkları için mantıksızdır. Üçüncüsü, emir ve zorunluluklarınız sağlıklı tercihinizin sonucu değildir. Örneğin ; hemen şimdi kucağınıza bin pound düşmesini istiyorsunuz. Ama kucağınıza bin pound düşmesini istemenizden, bunun mutlaka olması gerektiği sonucunu mantıksal olarak çıkarabilir misiniz ? Belli ki hayır ! Bu nedenle; zorunluluklar, tercihlerinizin mantıksal sonuçları olmadıkları için usa aykırıdırlar.

ÜÇÜNCÜ ADIM : GERÇEÃƒÂİ KABULLENİNZihinsel açıdan sağlıklı olmaya çalışırken, gerçeğe karşı kabullenici bir tutum geliştirmeniz çok önemlidir. Gerçeği kabullenmek, gerçeğe boyun eğmek demek değildir. Boyun eğme, var olanı değiştirmek için yapabileceğiniz hiçbir şey olmadığı veya çok az şey olduğu anlamına gelir. Bu yüzden eğer kendinizi bir duruma boyun eğmiş hissediyorsanız, onu değiştirmek için çaba harcamazsınız ve sonuç olarak durum değişmez.
Gerçeği kabullenmek üç ana adımı içerir :
a. Durumun varolduğunu ve varolması için bütün koşulların yerinde olduğunu kabul edersiniz;
b. Varolan durumun isteklerinize karşı olduğunu ve bundan etkin biçimde hoşlanmadığınızı kabul ederseniz;
c. Denemek ve durumu değiştirmek için yapıcı eylemde bulunup bulunmamaya karar verirsiniz.
Eğer durumu değiştirme denemeleriniz başarısız olursa, bu gerçeği kabullenmek, durumu değiştirme çabalarınızın başarısızlığa uğradığını ve bunun da şansızlık olduğunu kabul etmeniz anlamına gelir.
İnsan olmak, çok sayıda isteğe sahip olmanız anlamına gelir. Arzularınızdan bazıları hafif, bazıları ılımlı ve bazıları da güçlü olur. Pratik olarak, isteğiniz ne kadar güçlenirse, bunun gerçekleşmesi engellendiği zaman yaşayacağınız olumsuz duygular da o kadar fazla olur. Genellikle, güçlü arzularınız gerçekleşmediğinde, yukarıdaki üç adımı izlemeyi güç, “kötüleştirme” denen bir işleme girişmeyi kolay bulursunuz.
Kötüleştirme felsefesi şu adımları içerir. Birincisi, mantıklı olarak, arzularınızı gerçekleştirememiş olmanızın kötü olduğu sonucuna varırsınız. İkincisi, sağlıksız bir biçimde, bu durumun kesinlikle varolmaması gerektiğine inanırsınız. Üçüncüsü, aslında kesinlikle olmaması gereken bir şey olduğu için, bunun yalnızca kötü değil %100’den de kötü olduğu sonucuna varırsınız. Bu tam anlamıyla dehşet vericidir, korkunçtur ve dünyanın sonudur.
Bu kötüleştirme felsefesi, gerçekte fena halde abartılmış bir olumsuz değerlendirmedir. Kötüleştirme felsefesine bağlı kaldığınızda, o anda hiçbir şeyin daha kötü olamayacağına inanırsınız.
Kötüleştirme felsefenizi değiştirmek için, bu felsefeyi oluşturan kanılara savaş açmanız gerekir. Her şeyden önce, kendinize, bu olumsuz olayın kesinlikle varolmaması gerektiği inancınızdan yana kanıt bulunup bulunmadığını sormalısınız. Eğer, bir şey var ise, ne yazık ki, bunun varolması için gereken bütün koşulların da varolduğunu kabul etmelisiniz. Kesinlikle varolmaması gerektiğinde direniyorsanız, gerçeği kabullenmeyi başaramıyorsunuz demektir. Siz aslında gerçeğin kesinlikle gerçek olmaması gerektiğine, varolanın kesinlikle varolmaması gerektiğinde diretmektesiniz. Bu, iki kısım hidrojenin bir kısım oksijenle karıştırıldığında kesinlikle su oluşturulmaması gerektiğinde ısrar etmek gibidir. İki hidrojen ve bir oksijenin su oluşturmamasında ısrar etmenin, bu koşullarda suyun meydana gelmesi üzerinde hiçbir etkisi yoktur.
Trajedilerin olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Haksızlığın da varolduğu bir dünyada yaşadığımızı hatırlatayım. Haksız davranılmayı ne kadar hak etmeseniz de bu, haksızlığa karşı bağışıklığınız olduğu anlamına gelmez. Haksızlık gerçeğini kabullenmek, şu adımları atmanızı gerektirir. İlk olarak, haksız bir şekilde davranılmayı hak etmediğiniz için, böyle bir haksızlığın varolmaması gerektiği ısrarınızdan vazgeçmenizi gerektirir. İkincisi, ne yazık ki, haksızlığa yol açan koşulların o anda gerçekten varolduğunu ve deneyimsel anlamda, tıpkı iki hidrojenle bir oksijenin su oluşturması gibi, varolmak zorunda olduğunu kabul etmenizi gerektirir. Üçüncüsü, haksızlığı, yüzde 95 ya da yukarısına ulaştığınızda, bunun kol ve bacaklarınızın kesilmesi gibi trajedilere eşdeğer olduğuna dikkat ederek, gerçekçi bir kötülük ölçüsüne göre derecelendirmenizi gerektirir. Dördüncüsü, haksız durumu, elinizden gelirse değiştirmeye çalışmanızı ya da değiştiremiyorsanız, ondan hoşlanmasanız da incelikle kabullenmenizi gerektirir.
Yaşamdaki olayların açıkça belirlenmiş olmasını yeğleyebilirsiniz. Öyleyse, olayları siyah ya da beyaz diye iki kategoriye sokmaktan hoşlanan türde birisiniz demektir. Ne yazık ki dünya ve yaşam koşulları bundan çok daha az belirlidir. Yaşam deneyimlerinin karışık niteliği yalnızca iki ayrı kategoriye uyduramazsınız. Bunu yapmayı denerseniz, ne yazık ki zarar gören kendiniz olursunuz. Yalnızca siz öyle olmasını istediğiniz için dünya belirli hale gelemez.
Bağlı kalabileceğiniz ve sizi duygusal rahatsızlığa götüren, başka bir kabule yanaşmayan tavır, haklı olma isteğidir. Böyle bir inanca sahipseniz, bir şeyi yapmanın tek bir doğru yolu, bağlı kalınacak tek bir doğru tutum ya da olaylara bakmanın tek bir uygun biçimi olduğunu ve diğer insanların sizin görüşünü paylaşmak zorunda olduğunu düşünebilirsiniz.
Bu tutum diğer insanlarla aranızda sık sık büyük zorluklara neden olacaktır. Bu, diğer insanların sizinle aynı fikirde olmayışını çekilmez bulduğunuz, bir konu hakkında farklı ve aynı derecede geçerli düşünceler olabileceğini kabul edemediğiniz içindir. Bu dogmatik tutum, fanatisizmin ve terörizmin kökündedir.
Gerçekte yaşam, böyle açıkça belirli, doğru-yanlış kategorilerine ayrılmaz. Kısacası evrende çoğulculuk vardır ve çaba alanlarının çoğunda, herkesçe kabul edilmiş görüşler bulunmadığı açıktır. Çoğulculuk gerçeğini kabullenmek için, sizin, doğru saydığınız özel bir görüşünüz olduğunu, fakat başka insanların, savunmaya hakları olduğu farklı görüşleri bulunduğunu onaylamanız gerekir.

DÖRDÜNCÜ ADIM : YENİLGİYE KATLANMA FELSEFESİ GELİŞTİRİN

İnsanlar için en zor şeylerden birisi, kısa süreli rahatsızlıklara katlanarak uzun vadeli amaçları doğrultusunda çalışma zorunluluğudur. Anlık zevk ya da rahatlıktan vazgeçmeyi, böyle yapmak hayatlarımızı zenginleştirip daha değerli kılacakken, neden bu kadar zor buluruz ? Başlıca neden, sık sık, yenilgiye tahammülü az bir felsefeye göre hareket etmemizdir. Eğer yenilgiye tahammülünüz azsa :

– Sık sık işlerinizi erteleyebilir,
– Disiplinsiz bir yaşam tarzı sürdürebilir,

– Çoğu kez, sürdürmekten en çok zevk alacağınız işlerde azimli davranmayı başaramayabilir,
– Bu sıkıntılarla uğraşmanın yaşama becerinizi artırdığı gerçeğine karşın, yaşamdaki kavgalardan sakınmak için çaba harcayabilirsiniz.
Eğer rahatlık tuzağına yakalandıysanız, yenilgiye tahammülü az bir felsefeye sahip olduğunuzdan kuşkunuz kalmasın. Kendi sonunu hazırlayan bu felsefeye bağlı kalındığınızda savunacağınız başlıca inançlar şunlardır :

– “Yenilgiye Uğramamalıyım”

– “Şu anda Rahat Olmayalım”

– “Olumsuz Duygular Yaşamamalıyım”

– “İyi hisler Duymalıyım
Duymazsam, bu dehşet verici olur ve sürekli mutlu, neşeli, zevk içinde olmazsam yaşam dayanılmaz olur.”
İyi duygular tatmanız gerektiğine inanmanızın sonucu olarak, daha tehlikesiz bir yaşam tarzı geliştirebilirsiniz. Başka bir deyişle, sürekli olarak ve kolayca sıkılabilirsiniz. Sadece iyi duygular yaşamanız gerektiğinde diretirseniz, zevkli etkinliklerin bile olumsuz yönleri üzerinde yoğunlaşırsınız.
Eğer yukarda sözü edilen dört inançtan birine sahipseniz, kolayca, işlerinizi ertelemeye eğilim göstereceğiniz açıktır. İşleri ertelemek, tam tamına, bugün yapmanız akıllıca olacağı bir şeyi yarına kadar geciktirmek anlamına gelir. Eğer işleri ertelerseniz, kolaylıkla, bugün yapmanız gereken işe başlamamak için iyi nedenler uydurursunuz.

Yenilgiye Katlanmak Düzeyinizi Yükseltin Yenilgiye tahammülü olan bir felsefe geliştirmenin en önemli yanı, yenilgiye katlanamama felsefesinden meydana gelen fikirlere savaş açmanızdır. Bunu yapmanız için, ne zaman yenilgiden kaçındığınızın ya da o anda iyi hissetmek için kendi sonunu getiren etkinliklerle meşgul olduğunuzun farkına varmanız gerekir.

“Buna Dayanamam” Felsefesine Savaş Açmak

Üzerinde yoğunlaşmanız ve değiştirmeniz gereken ikinci esas düşünce, yenilginin rahatsızlığın, olumsuz duyguların dayanılmaz olduğu ve kesinkes bunlara katlanamayacağımız düşüncesidir. “Buna dayanamam” felsefesi iki anlama gelir. Birincisi, yenilgiyi tattığınızda tam anlamıyla düşüp öleceksiniz demektir. İkincisi, yenilginin varolmasına izin verilir, bu derhal yok edilmezse; hayatınızın geri kalanında bir daha asla mutluluğu yaşayamayacağınız anlamına gelir.
“Buna dayanamam” felsefesi hakkında da, kendinize aynı üç soruyu sormanız gerekir. Birincisi, yenilgiye katlanamayacağınıza inanmak, daha verimli yaşamanıza mı yardımcı olacak, yoksa sizi baltalayacak mı ? İkinci olarak, evrende yenilgiye dayanamayacağınızı söyleyen bir yasa var mıdır ? Eğer varsa, yenilgiye hiçbir koşulda, bu sevdiğiniz birinin hayatını kurtarmak anlamına bile gelse, katlanamazsınız. Böyle düşünüldüğünde, yenilgiye dayanamayacağınız düşüncesinin tam anlamıyla saçmalık olduğunu görebilirsiniz.
“Buna dayanamıyorum” felsefenizi, “Bundan hoşlanmıyorum ama dayanabilirim” diyen bir felsefeye dönüştürmek için, yenilgiye tahammülsüz düşüncelere tekrar tekrar meydan okumalı ve bunlar sizin için adet haline gelene dek, yenilgiye tahammülü olan düşünceler göre hareket etmelisiniz.
Yenilgiye tahammülü yüksek bir felsefe geliştirmek, akıl sağlığı psikolojisinin en önemli ve ne üzücüdür ki; en çok ihmal edilen konularından biridir.
5. BEŞİNCİ ADIM : KENDİNİZE KARŞI SAÐLIKLI BİR TAVIR GELİŞTİRİN
Kendinize karşı akıl yönünden sağlıklı bir tavır oluşturacak maddeler aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir.

Kendini Kabul Etme İlk ve önemlisi, kendini kabul eden bir tavır geliştirmenizdir. Kendini beğenme felsefesini benimsemeyiniz. Kendinizi beğenmeniz aslında kendinize evrensel bir derece vermeniz anlamına gelir. Sizin zahmete değer biri olmanız için sizin hakkınızdaki her şeyin de öyle olması gerekirdi. Bu olanaksızdır. Çünkü hata yapmak insanoğlunun özünde vardır, bu da hata yapabildiğimiz ve yaptığımız anlamına gelir. İyinin, kötünün, nötrün karmaşık bir bileşimi olduğumuz bir gerçektir.
Daha gerçekçi olan düşünce, kendinize evrensel bir derece vermekten ne olursa olsun kaçınmaktır. Bu noktada, insan olarak, tek bir dereceyle değerlendirilmeyecek kadar karmaşık olduğunuzu ve böyle yaparsanız aşırı genelleme yapmış, kendinize haksız bir etiket yapıştırmış olacağınızı görürsünüz. Bunun yerine, kendinizi karmaşık iyi, kötü ve nötr niteliklere sahip, hata yapabilen bir insan olarak kabul edersiniz. Böyle yapmak, iyi niteliklerinizi en üst düzeye çıkarmaya, olumsuz niteliklerinizi ise, asla tamamen yok edemeseniz de en aza indirgemeye çabalamanıza yardımcı olur.

Kişiliğinizi Yüceltin İnsan olmanın bir parçası da eşsiz bir birey olduğunuzu kabul etmeyi gerektirir. Sizinki gibi bir, özellikler, yetenekler, güçler ve zayıflıklar bileşimine sahip biri, bir daha asla varolmayacaktır.
Bütün bunları göz önüne alarak, kişiliğinizi yüceltmekle, kendinize bir ucube, garip bir adam gözüyle bakmak arasında seçim yapabilirsiniz. Daha sağlıklı, gerçekle daha bağdaşır olduğu ve yaşama daha mantıklı ve gerçekçi bir yaklaşımı temsil ettiği için, ilkini yeğlemelisiniz. “Öyleyse sizi, eşsiz bir birey olmanın sayısız yönünü dikkate almaya ve kendi kişiliğinizi yüceltmeye çağırıyorum.”
Kişisel özelliklerinizin eşsiz toplamını da yüceltin. Kişiliğinizin niteliklerini bilip anlayın ve bu nitelikleri dışa vurabileceğiniz ortamları arayıp bulun, böyle yapmak kendinize zarar vermedikçe, niteliklerinizin dışavurumunu kısıtlayan ortamlardan kaçının.

Kişisel Çıkarların Açıklığa Kavuşturulduğu Bir Felsefe Geliştirin

Kişisel çıkarların açıklığa kavuşturulduğu bir felsefeyle, esas olarak kendi çıkarlarınızı gözetmeniz, bunu yaparken de, başkalarıyla ilişki kurduğunuzda, onlara verdiğiniz sözlere saygı göstermenizin ve onların çıkarlarını da aklınızda bulundurmanızın önemini kavramanız kastedilmektedir. Açıklığa kavuşturulmuş çıkarla, her zaman kendinizi öne çıkarıp diğerlerini geride tutmanız söz konusu değildir. Bazen diğer insanların çıkarlarını, özellikle kendi çocuklarınızınkini, sizinkilerin üzerinde tutabilirsiniz. Öyleyse, açıklığa kavuşturulmuş kişisel çıkarın özünde esneklik vardır. Temelde kendi çıkarınızı gözetirsiniz fakat, bencil, başkalarının çıkarlarına aldırmayan bir tavırla değil, esnek, farklı durumların gerektirdiklerine karşı sorumlu bir biçimde.
Öyleyse, esas olan, akıl sağlığınızın hizmetinde, tüm sorumluluklarınızı, etkinliklerinizi dikkate almanız ve bu alanların her birine zaman ayırmak için plan yapmanızdır. Bu, elbette, verdiğiniz öncelikler hakkında iyice düşünüp, bu sorumluluklara yeterli nitelik ve nicelikte zaman ayırmanız anlamına gelir. Bunu yapmak için, duygusal açıdan sağlıklı biri olmanın başka bir işareti olan, zamanı verimli biçimde kullanma becerisine gereksinim duyarız.
ç. Kendinize Karşı Yükümlülüklerinize Saygı Gösterin
Başkalarını ve bazı etkinlikleri kendilerinden önde tutmayı göze alan çok sayıda insan vardır. İnsanların şöyle dediğini kaç kez duymuşsunuzdur : “Hayatımı tekrar yaşama imkanım olsaydı, şunları yapmazdım.” Bu size korkunç gelecek ama, ölüm döşeğinde yattığınızı hayal etmeniz yararlı olabilir. Orada yatarken hangi “keşke”leri söylüyor olurdunuz ? Bu etkinliklerinize öncelik tanıyın. Daha az önceliği olan maddelerin asla yapılamayabileceğini kabul edin. Fakat kendinizi değer verdiğiniz etkinliklere adamakta kararlı olun ve bu yükümlülüklere saygı gösterin.
d. Bedeninize ve Sıhhatinize Karşı Sağlıklı Bir Tavır Geliştirin
Bedeninize, fiziksel iyiliğinize dikkat etmeniz gerektiğini kavrayın. Fiziksel sağlığınıza bir ölçüde dikkat etmenizin önemini ve bunu yapmazsanız, fiziksel açıdan yıpranmanız sonucu akıl sağlığınızın da zarar göreceğini kavramalısınız. Burada da esnek ve ılımlı olmak önemlidir.
e. Kendinize Bakmayı Öğrenin
Kendinize bakmanızla, kendinize, sevdiğiniz birine davrandığınız gibi davranınız. Rahatlatıcı ya da eğitici bulduğunuz etkinlik ve çabalara düzenli olarak katılmaya gayret ediniz. Bu, düzenli biçimde masaja gitmek ya da ormanda yürüyüş yapmak olabilir. İnsanlar ilgileri ve de eğitici buldukları şeyler bakımından çok çeşitlilik gösterirler. Öyleyse, kendiniz için başkalarıyla yapabileceğiniz ya da başkalarının sizin için yapabileceği eğitici etkinlikleri bulun ve bunları düzgün bir temele oturtun. Bunun duygusal yaşamınız üzerindeki etkisi sizi şaşırtacaktır.
f. Standartlarınıza, Değerlerinize ve Etiğinize Uyarak Yaşamaya Çalışın
Deneyimlerime göre en mutlu insanlar, standartları, değerleri ve etikleriyle makul bir uyum içinde yaşayanlardır. Onlar, kendilerinin yaşamak isteyeceği bir dünya yaratılmasına katkıda bulunduklarını hissederler. Hem de, kendileriyle bağlı oldukları etik ve değerlere sürekli aykırı düşen başkalarının olduğundan daha barış içindedirler.

İçten Olmaya Çalışın

Kendinize karşı içten ve dürüst olunuz. İdealleştirilmiş fakat insanlığa yakışmayan bir imaja uygun yaşamak için boş bir çabayla, gerçek duygularınızı saklamaya çalışmayınız. Eğer kendini kabul etme felsefesine, elinizden geldiğince egemenseniz, kendinize karşı dürüst olmak, elbette çok daha kolaydır. Kendinizi olduğunuzdan başka türlü olduğunuza inandırmaya çalışmayın. Kendileriyle barışık insanlar, zayıf yanları bulunduğunu kabul eder, bunu rahat fakat kararlı bir şekilde beyan ederler. Fakat kendileriyle kavgalı insanlar, eksiklerini ve zaaflarını yadsır, başkalarına yansıtır ya da umutsuzca bunları değiştirmeye çalışırlar. Başkalarına karşı içten olmaktan duyduğunuz korkunun kökünde, tuhaf görünse de, güçlükleriniz yüzünden kendinizi kabul etme eksikliğiniz olduğunu gösterir. Bir kez kendinizi kabullendiniz mi, başkalarına karşı içten olmanız daha olasıdır.
Duygularınız dürüstçe, fakat özen ve incelikle ifade etmelisiniz. Her yerde olduğu gibi burada da içtenliğinizin dışa vurumunda esnek olmanız gerekir.
6. ALTINCI ADIM : SAÐLIKLI OLUMSUZ DUYGULARI YAŞAMAKTAN KAÇINMAYIN
Akıl yönünden sağlıklı insanların yalnızca olumlu duygular duyacağına ya da yaşamdaki olumsuz olayları sakin karşılayacağına ilişkin fikirler mevcuttur. Akıl sağlığına bu tür bir bakış hiç de gerçekçi değildir. Duygularınız ve tavırlarınız inanışlarınızdan kaynaklandığı için, eğer olumsuz bir olay hakkında olumlu duygular hissediyorsanız; bunun sebebi olay hakkında gerçekdışı bir olumlu bir tavra sahip olmanızdır.
Sağlıklı olumsuz duyguların akıl sağlığının bir belirtisidir. Yaşamda yalnızca olumlu duygulara sahip olmanız, hayatın olumsuz olayları hakkında da olumlu hissettiğiniz anlamına gelir ve bu da çok gerçekdışı bir durumdur. Gerçekten istediğiniz bazı şeylere karşı kayıtsız kalıyorsanız, kendinizi kandırıyor ve sizin gerçekten önemli bir şeyi yadsıyorsunuzdur.
Sağlıklı olumsuz duygular, şu felsefeden kaynaklanır :

Esnek bir arzu felsefesi,

Gerçeği kabullenmeyle birleşen kötüleştirme karşıtı bir felsefe,

Yenilgiye katlanma felsefesi,

Kendilerini ve başkalarını kabullenme felsefesi.

Sağlıksız olumsuz duygularsa şu felsefelerden kaynaklanır :

Katı, dogmatik bir diretme felsefesi,

Sizi olayları abartmaya yönelten bir kötüleştirme felsefesi,

Uzun vadeli sağlıklı hedefleriniz pahasına kısa vadeli zevkin peşine düşmenize yol açan, yenilgiye katlanamama felsefesi

Kendinizi ve diğer insanları, kabahatler, hatalar ve zayıflıklar için yerdiğiniz, kendini ve başkalarını kötüleme felsefesi.

Yaşamınızda olumsuz deneyimler ortaya çıktığında, cesur bir yüz takınıp olayın yalnızca iyi yönünü aramak sağlıklı bir durum değildir. Kayıtsız ve ilgisiz tavrı benimsemek de sağlıksız bir davranıştır. Tersine, yaşamınızda olumsuz bir durumla karşılaştığınızda, kaygılı, üzgün, kızgın, pişman ya ada hayal kırıklığına uğramış olmanız sağlıklıdır. Bu duyguları değiştirmeye çalışmayın. Bunları yaşamaktan kaçınmayın, çünkü bunlar sizin durumla yapıcı biçimde uğraşmanıza ve eğer yaşamınızdaki olumsuz olayları gerçekten değiştiremiyorsanız, sağlıklı bir ayarlama yapmanıza yardımcı olacaktır. Yine de telaş, bunalım, öfke, suçluluk, kırgınlık ya da kendine acıma duyarsanız, böyle duyguları destekleyen mantıksız tavırları arayıp onlara savaş açın, onları değiştirin ve yerlerine sağlıklı, olumsuz duygular yaşamak için çabalayın.7. YEDİNCİ ADIM : ELEŞTİRİSEL VE YARATICI DÜŞÜNÜN
Zihinsel yönden sağlıklı olan insanlarla ilişkilerimizde, onların eleştirisel ve yaratıcı düşünme yetenekleri dikkatimizi çeker. Böyle insanlar, kendilerine söylenen şeyleri, kendileri üzerinde iyice düşünmeden kabul etmezler. Bu, kendileri için düşünme yeteneği, reklamın gücüne ve sözde uzmanların yalanlarına karşı koymalarına olanak verir. Bu nedenle kendileri için düşünen insanlar, saf ve kolay aldanır olmamaya eğilimlidirler. Tersine, anlatılanları dikkatle dinler, karşılarındakinin gerçeklerini göz önünde tutar ve kendi yargılarını oluştururlar.

Bilimsel Düşünün Bilimsel metodun edinilmesi, eleştirisel düşünme yeteneğinin çok önemli bir yönüdür. Bilimsel düşünme sağlıklı kuşkuculuğun işaretidir. Bilimsel düşündüğünüzde daha sonra onu destekleyecek ya da yalanlayacak kanıtlar arayarak sınayacağınız bir hipotez geliştirirsiniz. Bunu yapmak için nesnel olmaya ihtiyacınız vardır.

Zehirli Pedagojinin Etkilerini En Aza İndirgeyin Ana babalar, öğretmenler, din adamları gibi bazı önemli kişiler tarafından size, kendiniz, başkaları ve dünya hakkında fazlaca olumsuz şeyler öğretilmesi, sizin de bunlara inanarak kendinize zarar vermeniz zehirli pedagojidir.

Çarpık Düşüncelerinizi En Aza İndirgeyin İnsanlar, duygusal yönden sıkıntılı olduklarında, sık sık, kendileri, başka insanlar ve dünya hakkında düşünme biçimlerinde çarpıklıklar gösterirler. Eğer diretme, kötüleştirme, yenilgiye katlanamama, kendini ve başkalarını alçaltma felsefelerine bağlı kalırsanız, düşüncelerinizde bir çok çarpıklıklar göze çarpacaktır. Düşüncelerinizi çarpıklıklardan arındırmanın başlıca yollarından biri, düşünme biçiminizdeki örtülü kalmış “zorundayım”ları, “berbat”ları, “buna dayanamıyorum”ları, kendinizi ve başkalarını alçaltan ifadeleri tanımlayıp değiştirmektir. Eğer sağlıklı, esnek bir istek felsefesine göre hareket eder, kötüleştirme karşıtı bir tavır edinir, yenilgiye katlanma gücünüzü artırır, kendinizi ve başkalarını kabul etme görüşünden yola çıkarsanız, olaylar üzerinde açık ve doğru uzun bir yol almış olursunuz.
ç. Düşünce Çarpıklarınızı Düzeltiniz
Düşünce çarpıklıklarını düzeltmenin en iyi yolu, bu kitabın 2’den 5’e kadar ki adımlarında söz edilen sağlıksız olumsuz tavırlara savaş açmaktır. Bunun için önce diretmelerinizi, kötüleştirme tavırlarınızı, yenilgiye katlanamama felsefenizi, kendinizi ve başkalarını alçaltan inançlarınızı tanımlayıp bunlara meydan okuyun. O zaman, olaylara bakma biçiminizde kalan diğer düşünce çarpıklıklarını da tanımlayıp düzeltebileceğiniz gerçekçi bir duruma ulaşacaksınız.

Sorunları Çözmeye Yönelik Bir Tavır Geliştirin Sorun çözme, günlük hayatımızda hem pratik, hem de duygusal problemlerle karşılaştığınızda kullandığınız, değerli ve kapsamlı bir metottur. Sorun çözmenin amacı, sizi problemlerinizin sorumluluğunu üstlenmeye ve onlarla uğraşmanın, problemlerle başa çıkmanın alternatif ve daha başarılı olması mümkün yollarını vurgulayan bir metodu geliştirmeye teşvik eder.

Karar Verme Yeteneğinizi Geliştirin

Bir çok insan, karar vermeyi zor bulur. Bilgisizlikten kaynaklanan karar verme zorluklarını, kararsızlık yüzünden ortaya çıkanlardan ayırmak önemlidir. Kararsızlık, şunlara inandığınızda ortaya çıkabilir :

 

“Doğru kararı vereceğimden emin olmalıyım.”

“Karar verirken rahat olmalıyım.”

“Doğru kararı vereceğimden emin olmalıyım, yoksa bu benim aptal ve yetersiz olduğumu kanıtlar.”

Yaratıcılığınızı Geliştirin

Yaratıcı olmak, çeşitli düşünme denen bir yöntemi içerir. Bu, mantığı hiçe sayabilecek, saçma görünebilecek, başkalarına aptalca gelebilecek biçimlerde düşünme riskini göze almanızı zorunlu kılar. Aslında yaratıcı düşünce, sık sık, aklınızda yeni fikirlerin gelişmesine, yeni çağrışımların oluşmasına, yeni fikirlerin gelişmesine, yeni çağrışımların oluşmasına, yeni perspektiflerin doğmasına olanak tanımak için eleştirisel düşüncenin geçici olarak askıya alınmasını gerektirir.
8. SEKİZİNCİ ADIM : SİZİ VAZGEÇİLMEZ BİÇİMDE ÇEKEN İLGİ ALANLARI GELİŞTİRİN
Bütün insanlar gibi siz de, en çok, vazgeçilmez derecede çekici, sizin için anlamalı bir merakınızla uğraşırken mutlu olursunuz. Bu yüzden, eğer zihinsel açıdan sağlıklı olmak için çabalayacaksınız, hem size anlamlı gelen, hem de sizi vazgeçemeyeceğiniz biçimde meşgul eden bir takım ilgiler, tasarılar, etkinlikler saptamanız gereklidir. Böylece hem mutluluğa, hem de akıl sağlığına kavuşabilirsiniz.
Sizin için neyin anlamlı olduğunu keşfedin ve önem verdiğiniz insanların ilgilerine engel olmadığı ve başkalarına zarar vermediği sürece, ne kadar özgün olsalar da, diğer insanlara ne kadar saçma görünseler de bu ilgileri sürdürün.
İnsanlar, vazgeçilmez derecede çekici buldukları ilgi alanlarıyla aktif biçimde meşgul olduklarında daha mutlu olurlar. Bu yüzden, sizin için anlamlı olan ve sizi esaslı biçimde çeken ilgilere atılmanız önemlidir.
Sizi vazgeçemediğiniz biçimde çeken bir uğraşı sürdürmenin tehlikelerinden biri, buna esir olmanız ya da bu konuda dogmatik davranmanızdır. İlgi duyduğunuz uğraşıya kendinizi adayın fakat esir olmayın.
Şu anda vazgeçilmez derecede ilginizi çeken bir konu, ya da merak duyduğunuz bir konu sizin için giderek daha az vazgeçilmez oluyorsa yapmanız gereken şey, sizin için vazgeçilmez olabilecek yeni ilgi alanlarını deneyerek bulmaya çalışmanızdır.
9. DOKUZUNCU ADIM : BAŞKALARIYLA İLİŞKİNİZİ GELİŞTİRİN
Birçok araştırma, başkalarıyla iyi ilişkiler geliştirmenin akıl sağlığı üzerinde önemli etkileri bulunduğunu oldukça açık biçimde göstermektedir. Doğrusu, başkalarıyla kötü veya yüzeysel ilişkilere sahip, ya da aslında yaşamını başka insanlardan uzağa sürmüş birinin, zihinsel açıdan sağlıklı olacağını düşünmek zordur. Eğer zihinsel yönden sağlıklı olmak istiyorsanız, başka insanlarla ilişkilerinizi geliştirmeniz önemlidir.
Başkalarıyla ilişkileri geliştirmede dayandırılacak başlıca temel esaslar;

Diğer İnsanlara Karşı Bir Kabullenme Felsefesi Geliştirin

Başkalarına Karşı Sağlıklı Bir Güven Tutumu Geliştirin

  1. Özenli İletişim Kurun
    ç. Başkalarına Verdiğiniz Sözlere Saygı Gösterin

Toplumsal İlgiler Geliştirin

Sağlıklı Karşılıklı Bağımlılıklar Geliştirin

  1. ONUNCU ADIM : KİŞİSEL DEÃƒÂİŞİME İLİŞKİN GERÇEKÇİ BİR GÖRÜŞ GELİŞTİRİN
    Akıl sağlığını güçlendirmenin önemli bir yönü, kişisel değişime ilişkin gerçekçi bir görüş benimsemektir. Bu son adımda, eğer gerçekçi bir değişim programına girişmek istiyorsanız, geçmeniz gereken on aşama dizisi şunlardır.

Birinci Aşama : Bir sorununuz olduğunu itiraf edin ve kendinizi bu sorununuzla birlikte kabul edin.

İkinci Aşama : Kesin olun.

Üçüncü Aşama : Rahatsızlık hissinizi tanımlayın.

ç. Dördüncü Aşama : Durumun sizi en çok rahatsız eden yönünü tanımlayın.
d. Beşinci Aşama : Mantıksız inançlarınızı tanımlayın.

 

Emir verici bir felsefe. Burada, sizin, başka insanların ve dünyanın belli bir biçimde olmaları gerektiğine inanırsınız.

Bir kötüleştirme felsefesi. Burada, varolmaları gerektiğinde ısrar ettiğiniz koşulların gerçekleşmemesinin, berbat, korkunç ve dünyanın sonu olacağına inanırsınız.

  1. Altıncı Aşama : Mantıksız inançlarınız savaş açın.

 

İnancınızın gerçeğe ne kadar uygun olduğu;

Ne kadar mantıklı olduğu;

Ona bağlı kalmanın olası sonuçları.

  1. Yedinci Aşama : Dördüncü aşamada yaptığınız yorumlarla ilgili çarpıklıkları düzeltin.g. Sekizinci Aşama : Mantıklı inançlarınızı sağlamlaştırma egzersizi yapın.

 

Bir istek felsefesi,

Kötüleştirme karşıtı bir felsefe,

Yenilgiye tahammülü yüksek bir felsefe,

Kendini ve başkalarını hata yapabilen insanlar olarak kabul etme felsefesi.

  1. Dokuzuncu Aşama : Diğer ilgili durumlara da yayın.
    I. Onuncu Aşama : Kazançlarınızı koruyun

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın