DOLAR 16,6463 0.01%
EURO 17,4462 -0.17%
ALTIN 970,89-0,11
BITCOIN 338258-0,04%
Adana
34°

AÇIK

03:27

İMSAK'A KALAN SÜRE

Resulullahın vârislerine güvensizlik
57 okunma

Resulullahın vârislerine güvensizlik

ABONE OL
24 Ocak 2015 11:19
Resulullahın vârislerine güvensizlik
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mezhepsizlik demek, Resulullah efendimizin vârisleri olan

âlimlere düşmanlık demektir. Suizan ve iftira demektir. Hadis-i

şerifte, (Âlim Allah’ın güvendiği kimsedir, Resulullahın vârisidir)

buyuruluyor.

Kendisine güvenilmeyip dil uzatılan Hadika’nın sahibi kimdir?

Hadika’nın sahibi Abdülgani Nablusi hazretleridir. Fıkıh, tefsir,

hadis ve tasavvufta çok derin âlim idi. Yüzden fazla değerli kitap

yazdı. Hadika kitabı, imam-ı Birgivi’nin Tarikat-i

Muhammediyye’sinin şerhidir. Allah’ın güvendiği ve Resulullahın

vârisi olan böyle bir âlim, kitabına tetkik etmeden, rastgele bir hadis

alır mı? İmam-ı Gazali hazretlerine yapılan gaflet ve ihmallik iftirası

bu zata da yapılıyor.

Mezhepsiz Şevkani, Beydavi tefsirinde uydurma hadis olduğunu

söylüyor. Zahir ve bâtın ilimlerinde kâmil dört mezhebin inceliklerini

iyi bilen, derin âlim, veliy-yi-kamil, ârif-i billah seyyid Abdülhakim

Arvasi hazretleri buyuruyor ki: Beydavi, tefsir ilminde, en büyük

makama yükselmiştir. Her meslekte senettir. Her mezhepte

önderdir. Her düşüncede rehberdir. Her fende mahir, her usulde

bürhan, önceki ve sonraki âlimlere göre sağlam, kuvvetli ve

yüksektir. Böyle derin bir âlimin tefsirinde mevdu hadis var demek,

dinde derin bir uçurum açmaktır. Böyle sözleri söyleyenin dili,

inananın kalbi, dinleyenin kulakları tutuşsa yeridir. Acaba, bu büyük

ilim sahibi, mevdu hadisleri sahihlerinden ayıramaz mı idi? Yoksa,

hadis uyduracak kadar ve böyle yapanlar için, Resulullahın bildirdiği

ağır cezalara aldırış etmeyecek kadar Allah korkusu yok mu idi?

Hadis ilminde müctehid bir âlim, bir âlimin sahih dediği bir hadise

mevdu diyebilir. Bu, “Resulullah böyle söylemedi” demek değildir.

Bu hadis benim usulüme göre hadis değil, uydurmadır; fakat başka

müctehide göre sahih olabilir demektir. Farklı ictihadlar da aynen

böyledir. Hadis-i şerifte, (Âlim ictihadında hata ederse bir, isabet

ederse iki sevap alır) buyuruldu. İctihad ictihadla nakzedilemez ve

Ehl-i sünnet âliminin kitabında uydurma hadis var denilemez.

Sual: Tarihte Hadis uyduranlar olduğuna göre âlimlerin

kitaplarında uydurma hadis yok mudur?

CEVAP

Hadis uyduranlar olmuş ise de, Ehl-i sünnet âlimlerinin

kitaplarında asla uydurma hadis yoktur. Çünkü onların her biri,

(Âlimler, Peygamberlerin vârisleridir) ve (Âlimler, Allah’ın

güvendiği kimselerdir) gibi hadis-i şerifler ile övülen büyük

insandır. Hadis uydurmanın ve uydurma hadisi nakletmenin

vebalinin büyüklüğünü bilirler. (Söylemediğim sözü hadis diye

bildiren Cehenneme gidecektir) hadis-i şerifini nakleden o âlimler,

kitaplarına nasıl olur da uydurma hadis alabilirler?

Resulullahın vârislerine olan itimadı sarsmak için böyle iftira

ediyorlar. Bir müctehid, başka bir müctehide hata ettin demez.

Çünkü Mecelle’de (İctihad ictihadla nakzedilemez) buyuruluyor.

(Madde 16)

Dört mezhepte birbirinden farklı hükümler vardır. Fakat hiçbiri,

diğerini sapıklıkla, hata etmekle itham etmemiştir. Çünkü hadis-i

şeriflerde buyuruluyor ki:

(Âlimlerin farklı ictihadları rahmettir.) [Beyheki]

(Âlim ictihadında hata ederse bir, isabet ederse iki sevap

alır.) [Buhari]

Hanefi ve Hanbeli’de gusülde ağzın içini yıkamak farz iken,

Maliki ve Şafii’de farz değildir. Bunun için mezhebin birine doğru,

ötekine yanlış denemez. Her müctehidin bir hadisten hüküm

çıkarması farklıdır. Bir müctehidin sahih dediği bir hadise, başka bir

müctehid mevdu diyebilir.

Hadis ilminde müctehid bir âlim, bir hadise mevdu derse, diğer

müctehidler buna sahih diyebilir. Çünkü mevdu diyen müctehid, bir

hadisin sahih olması için lüzum gördüğü şartları taşımayan bir hadis

için “Mezhebimin usulünün kaidelerine göre mevdudur” der. Yani bu

sözün hadis olduğu bence anlaşılamamıştır, der. Yoksa “Bu söz,

Peygamber efendimizin sözü değildir” demek istemez. Aynı hadis

için başka bir müctehid sahihtir diyebilir. Sahih olduğunu söyleyen

müctehid ötekine, “Peygamber efendimizin bu sözüne nasıl mevdu

dersin?” demediği gibi öteki de, “Bu uydurma söze sen nasıl hadis

diyebilirsin?” demez. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

(Bu misalleri ancak âlim olanlar anlar.) [Ankebut 43]

(Bilmiyorsanız âlimlerden sorun!) [Nahl 43]

(Bunun hükmünü peygambere ve ülül-emre [âlimlere]

sorsalardı, öğrenirlerdi.) [Nisa 83] [Âyet-i kerimede geçen ülülemrin

âlim demek olduğu tefsirlerde yazılıdır. Peygamber efendimiz

de (Ülül-emr, fıkıh âlimleridir) buyurdu. (Darimi)]

(Allah’tan en çok korkan ancak âlimlerdir.) [Fatır 28]

[Allah’tan korkmak büyük mertebedir. Peygamber efendimiz

(Allah’tan en çok ben korkarım) buyurdu. (Buhari)]

(Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?) [Zümer 9]

Hadis-i şeriflerde ise buyuruldu ki:

(Âlimlere tabi olun! Çünkü onlar, dünya ve ahiretin

ışıklarıdır.) [Deylemi]

(Âlimler, kurtuluş yolunu gösteren birer rehber ve

kılavuzdur.) [İ. Neccar]

(Âlimler olmasaydı, insanlar helak olurdu.) [İ. Maverdi]

(Bilmediklerinizi salih [âlim]lerden sorup öğrenin!) [Taberani]

Mezhebe uymanın lüzumu

Allahü teâlâ ve Resulü, âlimleri böyle överken, onların

kitaplarında uydurma hadis olduğunu söylemek ne kadar çirkin iftira

olur. (Uydurma hadis)bu sözü Allah Resulü söyledi diye iftira

etmektir. Sıradan bir müslümanın bile hayalinden dahi

geçiremiyeceği bu iftirayı, bir ehl-i sünnet âlimi hiç yapabilir mi?

Eğer herkes Kur’an-ı kerimden hüküm çıkarabilseydi, hadis-i

şeriflere, Eshab-ı kirama ve âlimlere ihtiyaç kalmazdı. Onun için

Allahü teâlâ da, Peygamber efendimiz de âlimlere uymamızı

emrediyor.

İki hadis-i şerifin birbirine zıt gibi olduğunu gören, mezhebinin

hükmüne uyar. Zaten müctehid olmayanın hadis-i şerifle amel

etmesi, hüküm çıkarmaya kalkması caiz olmaz.

Her müslümanın dört hak mezhepten birine uyması gerekir.

Uymayanın mülhid olacağını imam-ı Rabbani hazretleri Mebde ve

Mead kitabında bildiriyor.

Dört mezhepten birine uymayan Ehl-i sünnetten ayrılır. Ehl-i

sünnetten ayrılanın da sapık veya kâfir olacağı S. Ahmet Tahtavi

hazretlerinin Dürr-ül-muhtar haşiyesinde yazılıdır. Abdülgani

Nablüsi hazretleri de, (Bugün dört mezhepten başkasına uymak

caiz değildir. Kur’an-ı kerimin manasını öğrenmek isteyen, Ehl-i

sünnet âlimlerinin kelam, fıkıh ve ahlak kitaplarını okumalıdır!)

buyuruyor. (Hadika)

Ne söyleyeceklerini bile şaşırdılar

Sual: Hadis düşmanları, (Bir hadise, bir âlim uydurma

demişse, o hadise bin âlim sahih dese de, o hadis artık, damgayı

yemiştir, onunla amel etmeyi içime sığdıramam) diyorlar.

CEVAP

Düşmanlık veya sapıklıklarından ne yapacaklarını, ne

söyleyeceklerini bile şaşırdılar. Ağızlarından çıkanı kulakları

duymuyor. Bir kâfir, bir casus müslüman görünüp, din adamı

görünüp, (Kur’anı değiştirdiler, çok âyeti çıkardılar veya eklediler)

dese, şimdi bunlar bu haine inanıp, Kur’an-ı kerimi de içlerine

sığdıramayacaklar mı? Ona da mı damgayı yemiştir diyecekler?

Acaba bunlar, ingiliz casuslarının kurduğu Vehhabiliği,

Yahudilerin ortaya çıkardığı Rafiziliği içlerine nasıl sindiriyorlar?

Bunlara soruyoruz, siz namaz kılıyorsanız, imam arkasında

Fatiha okuyor musunuz? Şafiilerin okuması farzdır, Hanefilerin de

okumaması vaciptir. Okursa tahrimen mekruh işlemiş olurlar.

Mezhepsizler okuyoruz derlerse, Hanefi âlimlerine muhalefet etmiş

olurlar, okumuyoruz diyorlarsa, o zaman Şafii âlimlerine muhalefet

olur. Böyle namazı içlerine nasıl sindirebiliyorlar ki?

Hadis ilminde müctehid bir âlim, bazı âlimlerin sahih dediği bir

hadise mevdu diyebilir. Müctehidin böyle demesi; “Bu hadis,

Peygamber efendimizin söylememiştir” anlamında değildir. Bu hadis

benim usulüme göre hadis değil, uydurmadır [sahih değildir]; fakat

başka müctehide göre hadis sahih olabilir demektir. Farklı ictihadlar

da aynen böyledir. Bana göre doğrusu bu der; fakat farklı ictihadda

bulunan müctehide söz söylemez. Birinin uydurma [sahih değildir]

demeye yetkisi varsa, ötekinin de sahih demeye yetkisi vardır.

Bunun için hiçbir Ehl-i sünnet âliminin kitabında uydurma hadis

olmaz. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarına dil uzatmamalı ve onların

kitaplarında uydurma hadis var sanmamalı, din cahili veya

düşmanlarının oyunlarına gelmemelidir.

Sual: Uydurma hadis olmaz diyorsunuz. Unutmayın bizim iki

katımız olan Hıristiyan âlemi bile bir çok hadisin uydurma olduğunu

söylüyor. Bu kadar insanları hiçe mi sayıyorsunuz?

CEVAP

Biz uydurma hadis olmaz demedik. Hakiki İslam âlimlerinin

kitaplarında uydurma hadis olmaz dedik. Diğer yandan, İslamiyet’e

inanmayan hıristiyanların, Peygamberimize, Kur’an-ı kerime

inanmayan hıristiyanların, bazı hadisler hakkındaki sözlerinin ne

önemi var? Sahih dedikleri hadis var mı ki? İkincisi Hıristiyanlar,

bizim iki katımız kadar değil. Öyle bile olsa ne önemi var?

Hıristiyanlardan sayıca fazla Çinli ile Japon var. Hepsi Budist. Bir

sürü dinsiz insan da var. Hepsi Hıristiyanların iki katından fazladır.

Ama Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

(Yeryüzündeki insanların çoğuna uyarsan, seni Allah

yolundan saptırırlar.) [Enam 116]

Sual: Çelişkili hadislere bir örnek vereyim. Kur’anda Allah

kullarına yapamayacakları hiçbir işi vermeyeceğini söylüyor. Buna

rağmen sizin hadislerinize göre ise; Hazret-i Muhammed miraca

çıktığında Allah ile namaz hakkında bir pazarlığa giriyor. Ümmetim

bu kadarını yapamaz 50 vakit namaz sayısını azalt demiyor mu? Hiç

böyle şey olur mu?

CEVAP

Bekara suresinin sonunda buyuruluyor ki:

(Rabbimiz Bizden öncekilere yüklediğin gibi, bize de ağır

yük yükleme. Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi

taşıtma.) [Bekara 286]

Bu âyet de gösteriyor ki önceki ümmetlere çok ağır yükler

yüklenmişti, Peygamber efendimizin hürmetine bu ümmete

kaldıramayacağı yükler verilmemiştir, dileseydi öteki ümmetlere

yüklediği gibi bize de yüklerdi. Bu Resulullahın ümmetine Allahü

teâlânın bir ihsanıdır. Sonra 50 vakit emretse yapılamaz mı idi? Beş

vakte indirildiği halde her Müslüman kılabiliyor mu? Beş vakti

severek kılan 50 vakti de kılabilirdi. Ama kolaylık olması için beşe

indirilmiştir. Bu husus Buhari ve Müslim gibi İslam dininin en sahih

iki hadis kitabında bildirilmektedir. Pazarlığa girmiyor, bu senin gibi

hadis düşmanlarının bir iftirasıdır. Allah’a yalvarıyor istirham ediyor,

rica ediyor niye pazarlık kelimesini kullanıyorsun?

Sizin hadisler diyorsun. Sen Müslüman değil misin, misyoner

misin veya 19 cu musun? Sen hadislere inanmıyor musun? Kur’an-ı

kerimde baştan sona kadar Resulüme uyun, Onun sözlerine tâbi

olun buyuruluyor. Bir de niye Peygamber efendimiz demiyorsun da

Hazret-i Muhammed diyorsun? Sen hangi dindensin?

Sual: Hazret-i Musa’nın akıl vermesi ile, Hazret-i Muhammed’in

Allah’tan böyle bir teklifte bulunması normal olabilir mi hiç? Çelişki

değil mi?

CEVAP

Namazlarda olsun namazlardan sonra olsun Allah’a dua etmiyor

muyuz? Ya Rabbi kazadan beladan koru diye dua etmiyor muyuz?

Şunu ver bunu ver demiyor muyuz? Peygamber efendimizin de

istemesi normal değil mi? Musa aleyhisselam tecrübesine göre

tavsiye ediyor. Önceki ümmetlere çok ağır yükler yüklendiğini

biliyordu. Bunun çelişki neresindedir? Sonra bu hadis-i şerif İslam

tarihinde en kıymetli iki hadis kitabında vardır. Bütün İslam

âlimlerinin onayladığı iki kitap. Asırlardır gelen bütün İslam âlimleri,

bütün mezhep imamları bunu onaylamıştır. Ancak yeni türediler ve

misyonerlerin oyuncakları buna itiraz etmişlerdir. Bunda itiraz

olunacak ne var ki? Buna itiraz etmek bütün İslam âlimlerini bir

kalemde silip atmak demektir. Halbuki Allahü teâlâ (Bilmiyorsanız

zikir ehline = âlimlere sorun) buyuruyor. (Âlimler çok kıymetli

insanlar) buyuruyor. Kendi aklını âlimlerin ilminden ve aklından

üstün mü biliyorsun?


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    HIZLI YORUM YAP

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.