Sağduyu Lazım Gerçekten! 

Sağduyu Lazım Gerçekten! 

Dindar kesimin eli kalem tutanları İmralı görüşmelerinin önemine kendilerini inandırmışlar gibi. Bu görüşmelerin Türkiye’yi uzun yıllardır cenderede tutan soruna çözüm olacağı sanılıyor. Dediğine bakılırsa Sema Gül Hanım’ın, ‘Büyük Türkiye sevdalıları’ diye tanımladığı grubun görüşleri kamuoyunda ağırlık kazanmaya başlamış. Sema Gül Hanım buna inanmış olmalı ki, bu süreçte sağduyu ihtiyacını hatırlatmak zorunda kalmış. 
 
Sema Gül Hanım fikir ehlinden olduğundan, gelişmeyi tahlil edişine inanmak isteriz. Sorun, başlangıçtan bu güne anlattığı gibidir elbette. Eğer terör sorununun çözülmesi aşamasına gelinmişse, provakatif olayların mutlaka oluşturulacağını akıldan çıkarmamak gerekir. 
 
Büyük Türkiye sevdalıları grubu, Sema Hanım’ın bahsettiği gibi Ortadoğu’daki gelişmeleri takip edebilir, oluşabilecek tehlikeleri kamuoyunun dikkatine verebilir. Fakat, akılcı ve son derece planlı hareketin hükümet cenahında olduğunun söylenmesi inandırıcı değil. Hükümet yetkililerinin yaptığı açıklamalar, Sema Gül Hanım’ın inanması için yeterli olabilirse de, onlardan birinin diğerini yalanlayacak biçimde açıklama yapması, aklıselim olan vatandaşları şüphelendiriyor; onlara ‘sorun çözülmeyecek’ kuşkusunu gidermeyi değil, bilakis, ülkeyi daha beter bir belanın içine sokacağı kanaatını veriyor. 
 
Son örneğini dün okudum: Yıllardır Anayasa’nın ilk üç maddesi sorunun kaynağı olarak gösteriliyor, AKP’lilerce bu üç maddenin yeni anayasa da olmayacağı güvencesi veriliyordu. Konu açıldığında, Cemil Çiçek, sorunun kaynağı gösterilen Anayasa’nın ilk üç maddesinin kalkması için bir teklif gelmediğini, bu maddelerin ihtiyaç olduğunu söyleyiverdi. (Bkz:http://www.yeniasya.com.tr/haber_detay2.asp?id=51753&blnKayit=True ) Akşam Başbakan Erdoğan’ın gür sesi duyuldu. Dedi ki ”Anayasa’da değiştirilemez madde olamaz”. 
 
Ne oldu?.. İktidarın Başbakanı kendisinin üst konumunda olan iktidarın TBMM Başkanı’nı yalanlamış oldu. Daha önce de Başbakan Erdoğan, Yardımcısı Bülent Arınç’ın açıklamasını açıklama yaptığına pişman edecek şekilde yalanlamıştı. 
 
Sema Gül Hanım sağduyuyla söylesin lütfen: Hükümet yetkililerinin açıklamaları çözüm olamayacak kuşkusunu gidermeye mi yönelik gerçekten? 
 
Terör illetinden kurtulma ergeç mümkün olacaktır. Ama bu başımızdaki hükümetin yaptığıyla yapacağıyla olmayacaktır. Bunun nasıl olacağı, Sema Gül Hanım’ın ”Karşımızdaki terörist grubun içinde çok ciddi bölünmeler olduğu herkes tarafından biliniyor” cümlesinin içinde var. (Moralhaber 16.03.2013) Teröristler bölünüyormuş!.. Bölünüyorsa ortadan kalkacaklar demektir. Hükümet yetkilileri de bu şekilde hazıra konmuş olacaklar. 
 
Eğer gerçekten hükümet teröre çözüm için uğraşıyorsa, Sema Hanım’ın ”Zinde bir yapıyla hükümete yardıncı olunmalıdır” uyarısı yerinde olur. Öyleyse bunun şartlarını oluşturmalıdır hükümet. Ben, vatandaş olarak, çıkardığı ve tebliğ ettiği kanunlara uyarak yardımcı olabilirim. Hükümet bana uymam gereken kanunu bildirmezse, ya da ben kanuna uyarken kanuna uymayanlar bana tercih edilirse, bu, çözüm adı altında bela oluşturma işlemi olur. Örnek: Teröristbaşı Öcalan’ı ‘sayın’ diye ananlar, suçlanıp kodese atılıyordu. Hükümetin sayesinde kanun tepildi, epey zamandır Öcalan’a ‘sayın’ denilmesi serbest oldu. Serbest olan şeyi tekrar serbest etmek için hükümet, 4. Yargı Paketi’nin içine koyduğu maddeyle yasalaştırmaya çalışıyor, iyi mi? 
 
Nasıl bir saçmalıktır bu? 
 
Başbakan Erdoğan, ”Said Nursi’siz Türkiye eksik kalır” demişti. Halbuki Said Nursi, ”Kuvvet kanunda olmalı” diyordu. Görüyoruz ki kuvvet kanunda değil, hükümetin iş bilenlerinde! 
 
Son söz: İmralı süreci teröre çözüm süreci değil milleti uyutma sürecidir. Biline!.. 
 
 
İbrahim Faik Bayav

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  SEN DÖNÜNCEYE KADAR!

 

Bu makale 19 Mart 2013 tarihinde yayımlanmıştır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın