Kozan'ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılı kutlu olsun!

Sağlık Çalışanlarını Alkışlamak…

Sağlık Çalışanlarını Alkışlamak…

Korona virüsü çıkalı sağlık çalışanlarını alkışlıyorlar. Dün dövüyorlar, HATTA ÖLDÜRÜYORLARDI. Cehaletin azgınlığı; doktor, sağlık çalışanları ve öğretmenlerin üzerine şiddet olarak çökmüştü.

Bu durum psikolojik bir sorundur. Yıllarca elini-eteğini öptüğü insanlara karşı duyulan ezikliğin dışa vurumudur. Elini-eteğini öptükleri insanlar onlardan böyle bir şey istemedi ama ezik insanın karakteristik yapısı budur. Güce eğilir. Gücü kendinde gördüğü an dünyanın en zalim insanı olur. AKP ile iktidara geldiğini düşündüğü için, ‘güç bende artık, her istediğimi yaparım’ düşüncesiyle, her yol bize hak demeye başladılar. ÖRGÜTLÜ CEHALET..

Doktorları itibarsızlaştırma süreci AKP ile başladı. Öğretmenleri itibarsızlaştırma süreci AKP ile başladı. En üst düzeyden hakaret gördüler.

Bilime, bilim adamına düşmanca bir tavır takındılar. Tıpkı Ortaçağ papazları gibi…

Eğitimi resmen cahilleştirdiler. Ruh hastası, ahlaki değerleri sıfırlanmış şeyh-şıh kim varsa devlete ortak yaptılar.

Diyanet denilen, milletin sırtına abanmış, Ortaçağ papazları ile yarışan kurumu, adını henüz koyamadıkları devlet için hazır güç haline getiriyorlar.

Diyanet ayrı bir yazı konusu ama şu kadarını söylemek lazım: Diyanet, Türk Müslümanlığı ve Türk ahlakını bitirme görevi yürütüyor.

Dönelim doktorlara;

Doktorları önce insanların bilgilerini alarak hükümete istihbarat sağlama işinde kullanmaya kalktılar. TTB itiraz etti. Türk Halkı’nın bütün kişisel sağlık bilgileri bir havuzda toplanacaktı. Şimdi ne durumda bilmiyoruz. O bilgilerin satılmayacağını kim garanti edebilir? Bu ülkede Ordunun savaş sırları gasp edildi ve düşmana servis edildi. Özel görevli istihbarat elemanlarının isimleri servis edildi. Öldürülmeleri sağlandı. Sorumlu olanların ortaklarına terörden dava açıldı ama ajanlık faaliyetinden dava açıldı mı?

Doktorlar parça başı para alan tekstil çalışanlarına çevrildi. Aile hekimleri kaç hasta muayene etti, o kadar para verildi. Muayene ettiği hasta sayısına göre performans değerlendirmesi yapıldı. Bir doktorun kaç hastaya kadar gerçekçi muayene yapabildiği bilimsel gerçeği yok sayıldı. Bilimsel gerçeklerden;

‘Ne kadar ekmek, o kadar köfte’ uygulamasına geçildi.




***       ***

Korona virüsü gerçeği suratlarına bir şamar gibi indi. Doktorlar kıymete geçti diyeceğim de…. Diyemiyorum.

Bir hafta öncesine kadar doktorlara günde sadece BİR ADET maske veriliyordu. Akşama kadar tek bir maske ile çalışmak zorunda kaldılar. Kendileri almak istese zaten maske bulunmuyordu. Bir haftadır DÖRT ADET maske veriliyor iyi mi?

İşte doktorlara verilen değer…

Bu arada İtalya, İspanya’ya Korono Virüs yardımı yapıyoruz diye övünüyorlar. Tanrı akıl- fikir versin demekten başka bir şey diyemiyorum.

***       ****

Bu arada Kızılay’ı, devletten vergi kaçırmaya aracılık eden Kızılay Başkanı’nı gören var mı?

Göremezsiniz! Belli ki her kurum gibi Kızılay’da yağmalanmış. Yalnız her nasılsa Kızılay’ı Barzani’nin Leşmergelerine maske ve yardım kolisi dağıtırken gördük. Leşmergelere 30 bin maske, 475 koli gıda yardımı yapıyordu.

Türkmenler mi? Türkiye’de Türk’e düşman olan bir hükümetin, dış Türklere yardım etmesi zaten beklenemez.

***           ****

Doktorlarımızı ve sağlık çalışanlarımızı biz alkışlarız. Gösteriyi bırakın. Doktor ve sağlık çalışanlarının ihtiyaçlarını karşılayın. Sarayın bir günlük masrafı kaç bin sağlık çalışanının ihtiyacını karşılar?

İYİ HESAPLAYIN!!

Zahide UÇAR

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN