‘Sağlıkta dönüşüme Türkcell imzası’

‘Sağlıkta dönüşüme Türkcell imzası’

Kentlerin ‘yerleşik’ hastanelerinin önce ard arda kapatılıp, ardından yap-işlet-devret yöntemiyle ‘hasta güvenceli’ Şehir Hastanelerine yönlendirip, sonra da boşalmışlarına ‘ayrı isimler’ verilerek yeniden çalışmalara başlaması baştan karmaşık…

Anımsayın, aylar boyu hastaların yaşadıklarını bilmeyen yok!

İlki ulaşımdaki zorluklar, ikincisi yatak sayısının binbeşyüzelli olması, üçüncüsü başlarda gösterilen ‘yeni başladık’ ilgisinin sonra yitip gitmesi, dördüncü hastanede istenen yere ulaşmanın gerek hasta gerekse birlikte gelen için yaşattığı zorluklar…

Yap-işlet-devret modelinin içindeki ‘hasta güvencesini’, yurttaşın hastalanması için ‘bozuk’ dışalımlı etin kontrolsüz tükettirilmesini, son yaşanan krizin insanları sürüklediği psikolojik bozgunu bir yana bırakalım…

Şehir Hastanesi’nin üzerinde duralım…

***

İlki bundan bir süre önce bir hasta içindi, şimdi ‘Sağlıkta Dönüşüme Turkcell İmzası’ toplantısı için Şehir Hastanesi’ndeyim. Bizi alan aracın, gideceğimiz yeri bir görevliden sorması, görevlinin hemen ileriyi işaret etmesi, salan yanında inmemiz…

Araçta bir Turkcell çalışanı vardı. Şehir Hastanesi ile ilişkisini sordum. Hastanenin dijital ağı ile fiber yapısının Turkcellce sağlandığını, söyledi. Toplantıda, Turkcell’in sağladığı bu yapının hastanedeki işleri nasıl hızlandırdığı, hastaneye-hastaya neler kazandırdığı üzerinde durulacağını, anlattı…

Toplantı salonunun bulunduğu yer, ‘hasta kabul’ katı olmadığından biraz dingin. Adana’dan, Mersin’den gelen basın sözcüleri var genelde…

Arada bir Turkcell yetkililerinden olduğu belli olan, firma tarafından görevlendirilenlerin telaşlanmalarıyla anlaşılan yüzler görünüyor. Tedirginlik, sağa-sola bakınış, ikramda kusur etmeyiş, biraz bürünme, adımları geri çekme…

Biz göze girmeye, biz özçekimlenmeye ne çok ‘istekliymişiz’ böyle?

***

Salonda tüm konuşmayı Turkcell Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Murat Erkan yaptı…

Turkcell’in başarılarından söz etti uzun uzun…

Firmanın gerek ülkemizde, gerekse dünyada ‘dijital’ konusunda ulaştığı başarıdan, ABD borsasında yer almasından, ülkemizde enerji-sağlık-eğitim alanlarında dijitalleşmenin içinde olduklarını, dört yıl önce günde otuziki dakka Turkcell’e bağlı kalınırken bugün dört-beş saatleri bulduğu…

Erkan ayrıca şunları söyledi:

“Biz şirketimizi dijitalleştirdik. Böylelikle kimin, nerede, neyi izliyor? Nerede, nasıl yolculuk yapıyor? Kimler, nelere karşı isteksiz? Tüm bunları dijital dönüşümle sağlıyoruz. Bugün enerji, eğitim, sağlık sektörlerinde buna benzer birçok işe imza attık. Ayrıca bunun görünen örneği Adana Şehir Hastanesi…”

Hasta kabulünden randevu almaya, doktorundan istenilen güne, hastane görevlilerinin birbiriyle olan iletişimlerinden sorunun ne zaman çözüleceğine ilişkin birçok konuda ya da sorunda Turkcell görev yapıyor.

***

Ülkemizde Turkcell’in hızını, niteliğini konuşmak anlamsız…

Üstelik dünyanın belli başlı operatörleri arasında yer aldığı konusunda da kuşku yok!

Şehir Hastaneleri konuşulurken, bir arkadaşımızın sorusu çarpıcı, olduğunca aldığı yanıt düşündürücüydü.

Soru: “Türkcell’in dijital ağı bu hastanede emar sonuçlarını iki ayda çözerken, devlet hastanelerinde aynı sorun birkaç günde çözüyordu, neden?”

Yanıt: “Devlet Hastanelerinin alt yapısı ile sonuç daha çabuk alınırken, Şehir Hastanesi gibi hastanelerde sonuç almak biraz uzayabiliyor!”

Soru: ”Neden?”

Yanıt: “Başka konuya geçsek aslında…”

***

Ben konunun burasındayım.

Ortaya çıkan işe verilen emeğe ne denli önem versem de; ‘sonuç’ olarak insana, ya da hastaya, ya da hasta yakınına ne katıyor, oraya varanlar yapılandan ne denli hoşnut ona bakıyorum.

Emar, neden çekilir?

Emar, tanı koyulmak için çekilir!

Tanı koyulmayan hasta ne yapar?

Tanı koyulacak günü bekler!

Tanı koymanın uzaması hastayı başka boyutlara taşımaz mı?

Burasını, bundan sonrasını, tanı koyulma gününe değin hastanın-yakınlarının yaşadıklarını hiç konuşmayalım!

Hastaneyi dijitalleştirmek değil, çevresindeki alanla birlikte aynı özelliğe taşınması ne anlam taşır, hastanın tanısını geçleştirdikten sonra?





***

İşin içerisinde insan, işin içerisinde hasta, işin içerisinde hasta yakınları olunca…

Geçtiğimiz yıl eşimin babası, bir önceki yıl babam nedeniyle hastane ortamını günlerce yaşadım. Hastanede insan bir garip umut arıyor. Bazen bir hemşirenin, bazen bir doktorun, bazen hastanın küçücük bir irkilmesinin ardında küçücük ışıklar arıyor.

Sonunun ‘kara’, sonunun bir can alacağını ne denli görebilsen de ‘bir küçük ışıltı’ arıyor insan. Ben öyleydim. Yakınlarım da aynı kanıda olduklarını söylerler.

‘Sağlıkta Dönüşüme Turkcell İmzası’ hastaya-yakınına o ‘bir küçük ışıltıyı’ veriyor mu, verebilecek mi, vermesi için uğraş var mı, verilen uğraşı istenen doruğa ulaşmış mı ona bakıyorum.

Yapılan harcamaya, yukarılara yükselen duvarlara, ‘göze gireyimci’ işlere, günün uzun zamanını gasp edişlere, işi çabuklaştırmaya bakmıyorum…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın