Sana Kek Yaptım Muhabbeti

Sana Kek Yaptım Muhabbeti

Profesör titri olan bir kadın “bakan” olur; aile saadeti, mutluluğu için kadınlara börek açtırır.Kimisi de fırsatçı, kurnaz zekasıyla şarkıcı olur bu ülkede; sevgiliyi elde tutmak için kadınlara “kek” yapmak üzerine şarkılar dinletir. Ama her nedense şu kamusal alana çıkan bir akıllı, uslu kadın olup da kadınlara ayaklarının üzerinde durmanın, üretken olmanın yolunu, yordamını gösteren, öğreten, öneren sözler söylemez bu ülkede…Ah ne yazık ki böylece Kemal ATATÜRK’ün ilke ve devrimlerinin aydınlanmasında yürüyen değil, gericiliğin karanlığında çürüyen kadınlar sarar, sarmalar dört yanımızı…

İşte kadının biri de yazmıştı; sevgilisine kek yaptığına ilişkin bir şarkı…Yıllardır ütüler durur kadınların beynindeki kıvrımları, düzleştirir bu şarkısıyla Nil adlı bu kadın…Kadınların beyin kıvrımları düzleşdikçe de kadınlar düşünmez olur, akıl ve mantık mekanizmaları işlevselliğini yitirir. Gerçek yaşamda olmasa bile, düş ve düşünce dünyasında magazin yosmalarına öykünen, özenen kadınlar çoğalır, çoğalır ve çığ gibi büyür boşlukda yüzen,toplumda asalakça gezen kadınların sayısı…

Bu arada onun yaptığı kek de nedir ki ?…Bir de ben vereyim kekin tarifini öğrensin Nil kıyısında balayına giden ve de tarikatlarla adı anılan bu hatun sağlıklı bir kekin nasıl yapıldığını, üstelik bu kekin içeriğinde beyne yararlı hem ceviz, hem de havuç var.

Önce iki irice havuç, rendelenir… Ve de iki avuç ceviz, dövülür… Bunlar bekletilir bir kenarda, katılım için sıranın gelmesini kendilerine; biz dönelim yumurtalara… Öncelikle çırpılır dört adet yumurta, karıştırılarak onlara; dört çorba kaşığı un, dört çorba kaşığı toz şeker, bir paket baking powder ve son aşamada cevizle, havuç da eklenir ve işte bu keki hazırlayan kız da kalmaz evde, tezden evlenir… Elbetteki işimiz henüz bitmedi…Kek kalıbının dibi; Didim’in yap-satçıların gazabından, gözlerinden arta kalmış zeytinliklerinden üretilen sızma zeytinyağı ile bir güzel yağlayıp, fırını da 15 dakika öncesinden 180 dereceye dağlayıp…Ardından verdik mi hamuru fırına…Bundan sonrasında kopacak fırtına için bütün beceri kalır kadına… İşveyle, cilveyle fingirderken çayını demleyip, öpücükler kondurup dudaklarına en baş köşeye erkeğini buyur edersen, anlamadan geçer pişme süresi için gereken kırk dakika…Kek ılınırken en az beş dakika kadar kabında; sen de kayna, küçük şuh ve şen kahkahalarla kıkırda… Bulursun tezden nikah masasında yanında oturan damadı…Bil ki senden önceki kırıklarının pabuçlarını bu formül; hemencecik dama attı… Kırk dakikalık pişme, beş dakikalık dinlenme süresinin ardından fırından çıkınca kek sıcak, sıcak; bil ki sevgilin mest olacak…Açacak sana kucak… Sana dediysem, sakın ola ki margarin sanma…Sanıp da ve de kekine katıp da kolesterole çağrı çıkarma…Yalnızca kek değil, yapsan da pilav, börek, makarna illa ki zeytinyağlı olmalı, üstelik de sızma…Ve unutma ve de utanma; yemeklerinin yanında garnitür olarak işve, cilve…Aman hiç çekinme; kesinlikle olmalısın süzme…Elbetteki “kekine bayıldım” dedirteceğin damat adayın için…

Günümüzün yaşam koşullarında işi yok da kadının, erkeğe kek pişirecek…ya da erkeğin işi yok da kekin pişmesini bekleyecek…Kek pişene kadar kim bilir kaç kişiyle, kimlerle işi pişirecek ?…

Erkek mi ?…Yalnızca erkek olsa iyi, kadın da aynı…Şimdilerde kaldı mı ya beyaz atlı prensin öpücüğünü beklemek ?… Prensin öpücüğü yerine; şifreyi kır, prensesi kurtar ya da peşinden gelmezse bırak evde kalsın… Oysa Ortaçağ’da; bekaret kemerinin anahtarını bul, bulabilirsen…O dönemler daha bir dert ya neyse şimdiki aşıklar el ense…

2017 yılı zamlarla gelip, geçiyor: yalnızca piyasaya mı, çocuk sayısına da zam geldi…Üçten, beşe ve o da yetmez Saint Tayyip Efendiye yedi olarak belirledi doğurulacak veledlerin sayısı…Oldu ki beceremezseniz; Sağlık Bakanlığı’ndan da özel hastanelerin yardımıyla bu iş gerçekleşsin diye ayrılmış ödenek var… Kutsal kitapların buyurduğu üzere, girene kadar mezara; sevişmeli Adem’in oğulları ve Havva’nın kızları… Aman kesilmesin hızları…Memleketin acil ihtiyaçlar listesinin ilk sırasında çocuk eksiği var !… Ama en az beş çocuk yaparsan hangi birinin koşacaksın ardında ?…İşte bunu düşünen, soran, sorgulayan yok… Buyruk verildi bir kez; yeter ki çocuk doğur !…

Eğer doğuramazsan; tüp bebek, onu da başaramazsan bilmelisin ki yardımına kuma gelecek…Bu ezgi çok gerilerde kaldı:
Edalı yar, işveli yar /Onu bırak bana gel Olur mu yar ?/ İki hanım alanların cezası var…
Hani ne oldu o cezalar ?…Şimdilerde yar dedin mi; erkek için dörde kadar izin var, yeter ki doğsun/doğurulsun/doğurtulsun çocuklar…
Ve sonra bekle ki Mart ayı gelsin sen de 8 Mart Kadınlar Günü nedeniyle; sokaklara dökülürsün…

Gerçi seni o günlerde sokaklara dökenler, kadınlardan çok, kendileri için bir şeyler isterler; hani son kertede ülkeyi bölmeye yönelik emeller içeren vs…Sense içinde kalan heveslerinle; kalırsın ortalık yerde…İşte o zaman sor bakalım bir kez kendine; 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kurtarıyor mu seni?…

Ne sendikal haklar… Ne siyasal haklar… Ne sosyal güvence… Başında bir koca… Birazcık da eli kanlıca… Buyruk da verilince ha bire doğurman için… Boşa kürek çekme be gülüm… Sen Atatürk İlke ve Devrimleri’ne dayanmadıkça… Ve o ilkeleri yok saydıkça durmaksızın kovalayacak seni ölüm…

Bu gidişle de yaşamın tüm alanlarından silineceksin, silecekler seni… Ve bu cinayetler serisini de düşürecekler sürekli gündeme… Salacaklar korkuyu üzerine… Saklanacaksın kendi ayaklarınla kapısını da ellerinle kilitlediğin kafesine… Ambargo koyacaklar yalnızca beynine, bedenine değil, soluğuna, nefesine bile… Ve atacaklar anahtarları gayya kuyularına… Ama yine de kapıları açmak, kafeslerden kaçmak için senin gerçek anahtarın, açkın; beyninde, aydınlığa yönelecek bilincinde… Haydi; yeter artık, dön geri, karanlığa yürüme !… Yoksa… Kek yapmak işin kolayı, hele ki işveyi,cilveyi yapmak… Hodri meydan sana; karşı koy azrailine !…Bil ki gerçek kadınlık budur işte !…

Selma ERDAL

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın