KozanBilgi.Net 15 Yaşında... SİZLERLE BİRLİKTE NİCE 15 YILLARA...

Seccadeye Sarılan Şehit

Seccadeye Sarılan Şehit

Ülke amansiz bir isgale maruz kalmisti. Düsman askerleri dört bir yandan ülkeyi ele geçirmeye çalisiyor, girdikleri her köyde katliamlar gerçeklestiriyor, adeta ülkede tas üstünde tas birakmiyorlardi. Önlerine çikan herkesi yasli, kadin, çocuk demeden öldürüyorlar, kadinlarin namusunu hiçe sayiyorlar, camilerde toplu katliamlar gerçeklestiriyorlardi. Köylerdeki gençlerin cephede olmasi islerini daha da kolaylastiriyordu.

Yasli kadin, üç oglunu cepheye göndermisti. Geriye ise bir kendisi bir de henüz onalti yasindaki küçük oglu kalmisti. Cepheye giden ogullarini belki de bir daha göremeyecekti. Ama yine de içinde en ufak bir pismanlik dahi hissetmiyor, hatta yetistirdigi üç oglunu degerleri ugruna feda edebildigi için kendisiyle gurur duyuyordu. “Keske binlerce oglum daha olsaydi da hepsini cepheye gönderebilseydim” diyordu.

Ilerleyen günlerde savasin siddeti birazda olsa hafiflemisti. Cepheye gidenlerin paramparça, kanlar içindeki cesetleri, geriye kalan hafif yaralilar tarafindan köylerine getiriliyordu. Bazilari taninmayacak haldeydi. Gelenler arasinda, yasli kadinin kanlar içinde acimasizca öldürüldükleri belli olan iki ogluda vardi. Kadin, iki oglunun öldürülmesinden çok vatanin hala isgal altinda olmasina yaniyordu. Bütün ümitlerini cephedeki diger ogluna baglamisti. Ne yazik ki çok geçmeden diger oglunun da esir düstügü haberi geldi. Yasli kadin, bu son haber karsisinda daha fazla göz yaslarini tutamadi. Kadin, bir yandan agliyor, bir yandan da avuçlarini semaya kaldirmis: “ Ya Rab! Bin tane oglum, bin tane canim olsa hepsi sana feda olsun…” diyordu. Yasli kadinin göz yaslari avucuna düsüyordu. Derken dizlerinin dibine kisilmis küçük ogluna dönerek:

-Sira sende! Eger vatana sahip çikacak büyük oglum kalmadiysa….sira sende! Hem abilerinin, hem de zulmü asla hak etmeyen bu milletin öcünü almak sana düser!”
Kadin, oglunun kolundan sürükler gibi çekerek eve girdi. Ve alelacele hazirliklara basladi. Yere koydugu epeyce büyük bir bezin üzerine, biraz ekmek ve birkaç yiyecek birakti. Daha sonra elindeki seccade ve tesbihi de oglunun gözlerine bakarak bezin üzerine koydu. Aslinda yasli kadin, oglunun belki de hiç secdeye gidemeden kahbe kursunlara hedef olacagini biliyordu. Ama her yola çikanin aziginin yanina seccade ve tesbih koymak oralarda adet olmustu. Kadin daha yüzünden tek bir tüy bile çikmamis ogluna elindeki azigi uzatarak: “Haydi oglum” dedi. Oglunu belki bir daha göremeyecek belki de cesedini görecekti. Ona son kez doya doya sarildiktan sonra:

-Oglum, bu vatan kurtulurda geri dönersen ne mutlu sana; olurya dönemezsen, Allah, bana üç, belki de dört oglumu kendisine adamis olmayi nasip edecek. Vatanin üzerindeki kara bulutlari kaldir ki Allahda mahser günü yüzümüzdeki karaligi, mahcuplugu kaldirsin…”

-Küçük çocuk neredeyse kendisi kadar olan tüfegini omuzuna alarak cepheye dogru yol almaya basladi. Fakat köyden biraz uzaklasmisti ki küçük bedeni düsmanin kahbe kursunlarina hedef oldu. Çocugun küçük bedeni omuzundaki tüfegi ve vücuduna saplanan kursunlari tasiyamayarak oldugu yere kanlar içinde yigildi. Daha tek bir kursun bile saplayamamisti düsmanin alçak bedenine…




Ilerleyen günlerde yoldan geçen bir asker küçük çocugun cesediyle karsilasti. Çocugun azigina söyle bir bakti. Birkaç kuru ekmek, biraz yiyecek ve bir de seccadesiyle tesbihi vardi. Küçük çocugu orada birakip gitmek içine sinmedi. Ve bir çukur kazip seccadesine sararak oracikta gömdü…

Savas birkaç yil daha sürdü. Düsmanin hiç hesap etmedigi bir durum vardi. Bu vatan için böyle analar ve ogullari hiçbir zaman tükenmeyecekti… sonunda bu vatanin analari ve evlatlari, vatanin hiçbir zaman isgal edilemeyecegini bütün dünyaya duyurdular. Savas büyük kayiplardan sonra kazanilmisti.

Aradan çok uzun yillar geçmisti. Sehirin biraz disinda bir eglence merkezinin insaati baslamisti. Temelde çalisan isçilerden bir tanesi sigarasini tüttürerek isçileri seyreden güzel giyimli adama:

-Abi biraz gelirmisin?

Güzel giyimli adam, sigarasindan derin bir nefes daha çektikten sonra isçilerin yanina gitti. Temelde çalisan isçi isaret parmagiyla kazilan yeri gösterdi. Gösterdigi çukurda bir ceset vardi. Ceset seccadeye sarilmis, onalti yaslarinda küçük bir çocuga aitti. Güzel giyimli adam hayretle ve birazda korkuyla bakiyordu. Daha sonra kazdigi yerden çikan isçi:
-Abi yeni öldürülmüs herhalde toprakta kan izleri var.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın