Şehzade Mustafa’ya mersiye neden yazılmıştır?

Şehzade Mustafa’ya mersiye neden yazılmıştır?

1986

Kanuninin beş oğlunun en büyüğü olan Mustafa, 1515te doğmuştu. Annesi Gülbahar Hatun idi, çocukluğu babaannesi Hafsa Sultanın himayesinde geçmiş, daha sonra Manisaya o zamanın şehzadeleri için bir çeşit staj sayılan sancakbeyliğine gönderilmiş ve kendisini zamanla herkese sevdirmişti. Akıllıydı, devlet idaresinden gayet iyi anlıyordu, asker tarafından destekleniyor ve tahtın Kanuniden sonraki várisi kabul ediliyordu.

Mustafanın başını, işte böylesine sevilmesi ve Kanuninin büyük aşkı olan Hürrem Sültanın hırsı yedi. Padişahın Hürremden Mehmed, Bayezid, Selim ve Cihangir adlarında dört oğlu daha vardı ama bu dört şehzadenin hiçbiri geleceğin hükümdarı olarak görülmüyordu.

Kanuniden sonra tahta kendi çocuklarından birinin geçmesini isteyen Hürrem Sultan, işe kızı Mihrimahı zamanın önde gelen devlet adamlarından Rüstem Paşa ile evlendirmekle ve Paşayı sadrazam yaptırmakla başladı. Hürrem Sultan ve Rüstem Paşa ikilisi, Şehzade Mustafayı karalamak için yoğun bir kampanyaya giriştiler. Bu maksatla kazıtılan sahte mühürlerle şehzadenin ağzından İran Şahı Tahmasba mektuplar gönderildi ve Şahın cevaplarının Kanuninin eline geçmesi bile sağlandı. Etrafa yine Mustafanın ağzından Babam artık yaşlıdır, tahttan çekilip İstanbul dışındaki saraylardan birine kapanmalıdır gibisinden dedikodular yayılınca, söylenenlere o zamana kadar itibar etmeyen Kanuni Süleyman işin ciddi olduğuna inandı ve kendisine rakip gördüğü oğlunu ortadan kaldırmanın yollarını aramaya başladı.

Hükümdar, aradığı fırsatı 1553ün 6 Ekiminde buldu. Ordusuyla beraber Nahcıvan üzerine sefere çıkan Kanuni, Konya Ereğlisinde konaklamış ve oğlu Mustafa da askerleriyle beraber babasının ordusuna katılmak üzere Konyaya gelmişti.

Şehzade Mustafa, elini öpmek üzere Kanuninin bulunduğu çadıra girdi, o sırada bir yayı germekte olan babasını görünce hürmetle selámladı ama hükümdardan Ah köpek! Sende beni selámlayacak cesaret hálá var mı? sözlerini işitti ve Kanuni çadırı terkedip gitti. Tam bu sırada içeriye giren yedi cellád, şehzadenin üzerine atladılar. Mustafa celládların birkaçını yere serdi ama Zal Mahmud Ağanın taktığı bir çelmeyle yere yuvarlanınca celládlar üzerine üşüştüler ve şehzadeyi kemendle boğdular.

Sevdiği kadının, yani Hürrem Sultanın ihtirası uğruna evlád katili olan Kanuni Süleyman, askerin tepkisinden çekindiği için damadı Rüstem Paşayı hemen o gün azletti. Ama hükümdarın bahtsızlığı bu kadarla kalmayacak, en sevdiği oğlu olan Cihangir, ağabeyi Mustafanın idamı üzerine ruhi bunalıma girerek bir buçuk ay kadar sonra aniden ölüverecek, Kanuni daha sonra İrana iltica eden diğer oğlu Şehzade Bayezidi de idam ettirmek zorunda kalacaktı.

Şehzade Mustafanın boğdurulması, o dönem Türkiyesinde herkese büyük bir şaşkınlık yaşattı. Kanuninin korkusundan hiç kimse söz edemez haldeydi ama suskunluğu sadece bir kişi, zamanın en büyük şairlerinden olan Taşlıcalı Yahya Bey bozdu, Mustafa hakkında bir mersiye kaleme aldı ama bu şiiri yüzünden de başına gelmeyen kalmadı.

SÜRGÜNDE BEŞ PARASIZ ÖLDÜ

Sarayda önce şairin idamı tartışıldı fakat elini daha fazla kana bulamak istemeyen Kanuni, Yahya Beye dokunmadı ama iki sene sonra yeniden sadrazam olan Rüstem Paşa, şaire etmediğini bırakmadı. Onunla ilgili herşeyi didik didik ettirdikten sonra Yahya Beyi Balkanlarda küçük bir kasaba olan İzvornike sürdü. Bir zamanlar sarayda hemen herkesten saygı gören Yahya Beyi artık ölümüne kadar devam edecek olan bir sefalet bekliyordu.

Yukarıdakilerden de anlayacağınız üzere dönem entrikaların olduğu bir dönem. Taşlıcalı Yahya Şehzade Mustafa’yı çok sevdiği için Mustafa’nın katledilmesine çok üzülmüştür. Bu üzüntüyle yazdığı mersiye daha sonra Yahya Beyin başına bela olmuştur.
Demekki bir eser yaşadığı dönemle, yazarının hayatıyla doğrudan ilişkilidir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın