Seni Anlamak ve Seni Yaşamak…

Seni Anlamak ve Seni Yaşamak…

Yaranla kanayan sineler merhem mi tutar?

Güle vurgun gül Efendim, ruhumda yatar…
Sensiz şu kötü âlemde ayım, güneşim batar…
Bu gözyaşlarım neden akar Efendim?!

Seni anlatmak ve yazmak o kadar zor ki!….. Heyhat! Hani derler ya: “Kelimeler boğazımda düğümleniyor, kifayetsiz kalıyor.” İşte öyle… Ne demeli, seni anlatacak vasfedecek kelime mi var? Yıllar önce irtihalinden az sonra delik deşik, hicranlı gönlümle sana bir şiir yazmıştım. O şiir nerde kaldı. Kim bilir? Gidenlerle, yitenlerle birlikte o da gitti ve yitti; dönmemek üzere, bulunmamak üzere. Bugün O’na vuslatının, bize firakının altıncı senesinin hüznünü yaşıyoruz. Ben de kardeşlerim gibi, “Kavuşmamız mahşere kaldı.” derim ve yüreğime taş basarım.
Seninle olmak ve seni yaşamak o kadar zor ki!…. Güle vurgun Gül Efendim, sen zaten hep Hak’la, hakikatle beraberdin. Ya bizler?…. Ben senin bu âlemde yaşadığını hiç düşünmedim. Sanki ötelerden gelmiş ve ötelere namzet bir uhrevî idin. Gittin öylece ötelere… Bizleri de nefislerin; şu kötü zamanın, dünyanın kahır pençesinde, zebun olan yetimlerin olarak korku ve yas içerisinde bırakarak…
“Bugün ağlamak kimseye değil, bize… O Kadir-i Mutlak’ın verdiği sayısız büyük nimetlerden bir tanesi de şüphesiz sendin. Bütün bu sonsuz nimetlerini zail eden ve lütuflarına günahla mukabele eden biz, senin gibi büyük bir nimeti de takdir edemedik, kadrini bilemedik. Artık ağlasın, ağlayanlar…. Heyhat!….
Öpülesi pamuk elli, nuranî yüzlü Efendim! Ankara’ya, sana gelmiştik de……. Gülüzârından en nadide güller ile hoş kokular ile hatıralar ile ayrılmıştık. O hatıranı, o hoş kokulu gülünü hep içimde büyüttüm ve yaşattım ve yaşatacağım. Asla soldurmayacağım, öldürmeyeceğim… Biliyorum ki bütün kardeşlerimin seninle güzel bir ânı, hatırası var.
Bugün Evlâdın’la teselli ve teskin olmaktayız. Anlayışı sen, zikir edişi sen, tebessümü sen, oturması, konuşması, yürümesi…… Ona baktığımızda sanki sana bakıyoruz. Kanayan kalplerimiz yanıp yakılıyor kor narlarda. Solgun benizlerimizden hicran yaşları süzülüyor. Bizlere içimizden ne güzel bir evlâdını bıraktın ey Efendim!
Ve gittin…….

Etle, kemikle gezen kalbi, kelepçeli ruhu, esirim;
Affeden, bağışlayan, günahlardan geçen Kerim’im!…..
Tebessümü cihan değen Ey Hak Dostu Farukî’m!…..
Bu kahırla akan gözyaşlarım neden çağlar?!

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın