Kozan'ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılı kutlu olsun!

SEVR Açılımı Bu Yaşananların Adı

SEVR Açılımı Bu Yaşananların Adı

ImageProxy

Yıllar önce (1999 yılı; ANAP-DSP-MHP Koalisyonu dönemi) MÜDAFAA-İ HUKUK Dergisi’nde yazıyorum… Ve Prof. Dr. Çetin YETKİN; Bursa Temsilciliği’ni öneriyor derginin…Bu aşamada dersimi iyice çalışmak, dergiyi tanıyıp, tanıtmak amacıyla; ilk sayılarını da istiyorum ve teker, teker okuyorum her birini… Taa ki Sayın YETKİN’in Osmanlı’nın Boşnaklar’ı çokça şımarttığına ilişkin düşüncelerinin yer aldığı yazısını okuyuncaya değin sürüyor dergiyle bağım, bağlantım…Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış kırılganlığıyla MÜDAFAA-İ HUKUK’a yazmaktan da, Bursa temsilciliğini almaktan da geri dönüyorum…

2000’lerin ilk yılları…Fatih ALTAYLI Kanal D’de TEKETEK’iyle… Karşısındaki konuğu da o günlerin MHP’lisi Abdülhaluk ÇAY…Durmaksızın konuşuyor ve ayrımcılığın, kafatasçılığın dik alasını yaparken, AÇILIM için pusuya yatanların ekmeğine yağ sürecek açıklamalar geliyor dilinden günümüzden on yıl öncesinden: -Boşnaklar’ın ve Arnavutlar’ın söz hakkı yok… Onlar kendiliklerinden geldiler bu ülkeye… Ve 2009 yılında internetde dolaşan bir ileti; ATATÜRK’ün Boşnaklar’a güvenilmeyeceğine ilişkin sözlerini içeren… Ve de toplumda Boşnak kadınlarının işvesi, cilvesi, fingirdekliği üzerinden türetilen önyargılar… Bütün bunlara karşın TRT 2’de yapılsa da Boşnak dilinde yayınlar, yerleştirilse de bölücülük adına mayınlar, boşuna tüm çabalar; ille de NE MUTLU TÜRKÜM diyoruz biz Boşnaklar… Çünkü Türk Ulusu’yla bütünleşmişiz; dilimizle, ırkımızla ve de dinimizle…En önemlisi de Bosnasaray’dan yola düşüp, bu vatan toprakları için can verip, Çanakkale’de yatan şehidlerimizle… Bizler gibi Gürcüler’e de, Araplar’a da “azınlıklar” bağlamında, kültürel zenginliklerimiz yutturmacasıyla ayrılan yayın saatleri… Üstelik de tepeden inme, istenmeden, istemde bulunulmadan… Çünkü… Çünkü ardından pusuda bekleyen ayrılıkçılar için TRT Şeş…Bu da bize yetmez kardeş; dilimiz, resmi dilden sayılmalı, sınırlarımız ayrılmalı…Ve ardından düştü gündeme AÇILIM…

Sonrasında AÇILIM kervanına kimler katılmadı ki ?… Önce Kürtler, ardından Ermeniler… Sonra biraz ürktüler, Ermeniler için susup, pustular… Onların yerine stepneyi çabuk buldular, el attılar garip Çingeneler’e ; onların orijinini Bizans öncesi Roma İmparatorluğu’na bağladılar ki onlara ROMAN denilmeliymiş… Bu karmaşada tam diyecekken; Çingen çalıyor, Kürt oynuyor, yeniden sürüldü piyasaya Ermeni… Ki o Ermeni; istemeden vermeli… Kim neyi vermeli ?… Eski İstanbul külhanlarının söylemlerindeki gibi mi anlaşılmalı bu alışveriş işi ?… Aman efendim; sakın ha… Bu nasıl had bilmezlik ?… Verecekli olan Ermeni değil, o alacaklı… İşte bu Ermeni; istemeden vermeli ona AÇILIM bağlamında her istediğini… Örneğin yılda bir kez de olsa Van’da Akdamar Kilisesi’nde ayin…Oysa nasıl da etmişlerdi bizleri tayin; yüzde 99’u Müslüman ülke statüsüne… Her geçen gün ulusal birliğimize, ülke bütünlüğümüze kumar oynayanlar açıyor yeni bir deste… Aman Türk uyanmasın; açılalım aheste, aheste… Ne de olsa AB’ye gireceğiz masalıyla çoğunluğu pek heveste… Yıldırım Bayezid’den sonra bu gidişle TÜRK’ü de gezdirecekler kafeste…LOZAN zaten derdestde… Henüz anlamayan kaldı mı ki ?… AKP egemenleri marifetiyle AÇILIM aldatmacasının ardına gizlenmiş SEVR aynen tedavülde…

Selma ERDAL

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN