Sığır Yetiştiriciliğinde Döl Verim Sorunu

Sığır Yetiştiriciliğinde Döl Verim Sorunu

SIĞIR YETİŞTİRİCİLİĞİNDE REPEAT BREEDER SORUNU

Kudret YENİLMEZ, Süleyman ÇİLEK

ÖZET: Günümüzde ineklerde döl verimi üzerinde yapılan araştırmalar, doğum- yeniden gebe kalma aralığının kısaltılması üzerine yoğunlaşmıştır. Süt sığırı yetiştiriciliğinde, üç veya daha fazla tohumlandığı halde gebe kalmayan repeat breeder inekler doğum- yeniden gebe kalma aralığını uzattığı için önemli bir sorundur. Bu derlemede, repeat breeder’ın etiyoloji, tanı ve tedavisine güncel yaklaşımlar değerlendirilmiş ve konuyla ilgili kaynaklarla tartışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Sığır, Repeat breeder, Döl verimi

ABSTRACT: Nowadays, studies regarding fertility are focused on to shorten days open in dairy cows. Repeat breeder cows, which are not pregnant following three or more insemination, are important in dairy cattle reproduction because they increase days open. In this review, etiology, diagnostic and therapeutic approaches were discussed.
Key Words: Cattle, Repeat breeder, Fertility
Giriş
Evcil hayvanlarda, döl verimi tüm verimlerin başlangıcı olması nedeniyle büyük bir öneme sahiptir. Döl veriminin yüksek olması, sürüde seleksiyon ve ayıklama işlemlerinin daha etkili bir şekilde yapılabilmesi ve ekonomik bir yetiştiricilik için temel şarttır. Üretimin ekonomik olabilmesi, her ineğin yılda bir kez yavru vermesine bağlıdır. İlk tohumlama yaşının (15–18 ay) gecikmesi, doğumdan sonraki ilk tohumlama aralığı (50–85 gün) ve servis periyodunun uzaması, her ineğin yaşamı boyunca vereceği toplam buzağı sayısı ve toplam süt veriminde azalmaya yol açmaktatır (Diskin ve Screenan 1980, Çekgül 1987, Gökçen ve ark. 1987, Alaçam1991).

Tablo 1. Sütçü ineklerde fertilite parametreleri (Diskin ve Sreenan 1980)
Parametreler
Ekonomik Sınırlar
Hedef
Buzağılama aralığı
365- 400 gün
365 gün
Buzağılama-ilk östrus
< 45 gün
21 – 24 gün
Buzağılama-ilk tohumlama
50-85 gün
< 60 gün
Buzağılama aralığı-gebelik
< 120 gün
< 90 gün
İlk tohumlama gebelik oranı
% 60
> % 60
Gebelik başına tohum sayısı
< 2
1.65

Repeat Breeder’ın Tanımı
Repeat breeder, en az bir kez buzağılayan 10 yaşından daha genç, genital organlarında herhangi bir hastalık olmaksızın fertil bir boğa ile üç defa çiftleştiği veya üç defa tohumlandığı halde gebe kalmayan hayvanlar olarak tanımlanır (Lafi ve Kaneene1988, Doğan ve ark 2002).
Süt sığırı yetiştiriciliğinde, döl tutmayan ineklerin oranının %10.2–18.0 arasında değiştiği bildirilmektedir (Arthur ve ark. 1982, Alaçam 1994). Döl tutmayan inekler, yetiştirici için önemli bir sorun olup, her çeviren inek en az iki aylık ekonomik kayba neden olmaktadır (Güney ve Ulusan 1991).
Etiyoloji
Suni Tohumlama İle İlgili Faktörler Repeat breeder’a sebep olan suni tohumlamayla ilgili olan faktörler aşağıda maddeler halinde sunulmuştur.
a- Östrusun doğru belirlenememesi
b- Zamanında yapılmayan (özellikle çok geç yapılan) tohumlama
c- Spermanın dondurma, konteynerde saklama, dışarıya alınma ve eritilmesi sırasında yapılan hatalar
d-Rektovaginal yöntemin uygulama tekniğinde yapılan hatalar
e- Spermanın verilmesi sırasında şok, korku ve ağrı meydana gelmesine sebep olan kaba ve zorlayıcı şekilde tohumlama (Diskin ve Sreenan 1980, Kimura ve ark 1987, İleri ve ark 1998, Yavaşça 1994)
Çevresel faktörler
Bakım ve Beslenme Bozuklukları
Laktasyondaki ineklerden her yıl bir yavru alınabilmesi, ineklerin rasyonel bir şekilde beslenmesine bağlıdır. Bu nedenle rasyondaki ham selüloz, enerji, protein, mineral madde ve vitamin oranlarının iyi bir şekilde hesaplanması gereklidir (Özkoca 1966, Dinç 1990). Beslenmeye bağlı infertilite olgularında en sık rastlanan neden rasyondaki enerji eksikliğidir. Enerji eksikliğinin düvelerde pubertasın gecikmesi, ineklerde gizli kızgınlık ve inaktif ovaryumlara neden olduğu bildirilmektedir (Dinç 1990, Alaçam 1994).
Rasyondaki protein eksikliği düvelerde pubertas’ın gecikmesine, ineklerde ise servis periyodunun uzamasına neden olmaktadır. Ayrıca protein eksikliği sonucu hipofiz bezinin ön lobundan salgılanan Gonodotropik hormon sentezinin de azaldığı bildirilmektedir (Özkoca 1966, Ata ve Tekin 2001).
Döl verimine etkili vitaminlerin başında A vitamini gelmektedir. Süt ineklerinde, A vitamini noksanlıklarında anöstrus, döl tutmama, retentio secundinarum ve metritis olgularında artış görüldüğü bildirilmektedir (Şenel 1993, Alaçam 1994). Vitamin D eksikliğinde ise östrusların başlaması gecikmekte ve östrusun dış belirtileri baskılanarak fertlilite olumsuz etkilenmektedir (Ata ve Tekin 2001).
Normal reprodüktif etkinlik için rasyondaki Ca/P oranı 1.5/1–2.5/1 arasında olmalıdır. Döl tutmayan ineklerin kan serumunda kalsiyum ve fosfor düzeyinin fertil ineklerden düşük olduğu bildirilmiştir (Şenel 1993, Yenilmez 2003). Bunun yanında bakır, kobalt, çinko, manganez ve selenyum reprodüktif etkinlik yönünden önemli minerallerdir (Çekgül 1987, Dinç 1990).
Yüksek Isı
Isı stresi, ineklerde fertlilizasyon zayıflığına sebep olabildiği gibi, özellikle erken embriyonik ölümlere de neden olabilmektedir. Isı stresi, boğalarda ise spermatogenezisi olumsuz yönde etkileyerek, doğal çiftleşmelerde fekondasyon şansını düşürmektedir (Yalçın 1981, Alaçam 1994).
Kışın doğun yapan sığırlarda servis periyodu daha kısa bildirilmiştir. Bu durum, Kışın doğum yapan sığırların yeşil yemlerin bulunduğu ve tüm fizyolojik fonksiyonlar için en uygun mevsim olan ilkbahar aylarında tohumlanmasına bağlanmıştır (Çilek and Tekin 2005).
Genetik Faktörler
Kan Yakınlığı
Holstein düve ve inekleri döl verimi-kan yakınlığı bakımından incelenmiş ve kan yakınlığı uygulanan grubun düvelerinin döl veriminde %2.5, ineklerinin döl veriminde %13 azalma olduğu bildirilmiştir. Kan yakınlığı tatbik edilen grupta fötusun ölüm olayının daha yüksek olduğu bildirilmektedir (Özkoca 1966).
Kalıtsal Hastalılar
Düvelerde görülen doğmasal anomalilerin başlıcaları aşağıda verilmiştir.
Ovaryumun agenesesi : Doğuştan bir veya iki ovaryumun olmayışı ile karakteristiktir.
Oviductun agenesesi : Doğuştan bir veya iki oviductun olmayışı ile karakteristiktir.
Beyaz Düve Hastalığı : Müller kanallarının segmental aplasiasıdır (Alibaşoğlu ve Yeşildere 1994).
Kromozom Bozuklukları
Döl tutmayan ineklerde %14.3 oranında kromozom bozukluklarına rastlandığı bildirilmektedir (İleri ve ark 1998). Döl tutmayan ineklerde kromozom bozuklukların interseksüallite ve fremartinismus şeklinde ortaya çıktığı bildirilmektedir (Alibaşoğlu ve Yeşildere 1994). Her iki gamette ressesive lethal gen mevcutsa, homozigot lethal genlerle embriyonik ölümlerin oluştuğu bildirilmiştir (Özkoca 1966, Dinç 1990).
Bireysel Faktörler
Yaş
Döl verimi genç yaşlarda en düşük düzeyde olup, yaşın ilerlemesiyle birlikte döl verimi düzeyi belirli bir yaşa (4 yaş) kadar yükselmekte, birkaç yıl bu düzeyde kalmakta ve sonra yaşın ilerlemesiyle (6’dan sonra) tekrar düşmektedir (Yalçın 1981, Oğan 2000 ; Çilek and Tekin 2007b).
Süt Verimi
Yüksek süt verimi konsepsiyon oranını olumsuz etkilemektedir. Tohumlama zamanında verimin doruğunda olan sorunlu ineklerde bir enerji imbalansı söz konusudur. Ayrıca yüksek süt verimli ineklerde ovaryum kistlerine daha fazla oranda rastlanmaktadır. Yüksek süt verimine sahip ineklerde postpartum anöstrus nedeni ile doğum-ilk tohumlama arası süre daha uzun olabilir ve döl verimi düşebilir (Çilek 2009). Süt verimi ile servis periyodu arasında istatistiksel olarak önemli ve 0,16 – 0,17 düzeyinde fenotipik korelasyon bulunmuştur (Çilek ve Tekin 2005, Çilek and Tekin 2007a). Dolayısıyla süt verimi yüksek olan ineklerde servis periyodu ve buzağılama aralığının artığı bildirilmektedir (Youngquist 1990, Alaçam 1994, Çilek ve Tekin 2005). Süt verim düzeyi ile embriyonik ölüm oranı arasındaki ilişkinin önemsiz olduğu bildirilmektedir (Silke ve ark. 2002).
Genital Kanalın Fonksiyonel Bozuklukları
Ovum Dejenerasyonu
Tohumlama sırasında ovaryumdaki folikülün gelişmesine devam etmemesi, yapısında bir gerileme meydana gelmesidir. Bu olay sonucunda fertilizasyon şekillenmediği için gebelik oluşmaz (Arthur ve ark 1982, Alaçam 1991).
Ovulasyon Mekanizmasındaki Aksamalar
Ovulasyon Mekanizmasındakibozukluklar, ovulasyonun gecikmesi veya anovulasyon şeklinde ortaya çıkan ovulator mekanizmadaki bozukluklardır. Ovulasyon, östrusun bitiminden 12 saat sonra spontan olarak şekillenir. Geciken olgularda ise ovulasyon 24-48 saat sonra şekillenebilir. Yetersiz beslenme, kalıtsal faktörler ve stres faktörlerin hazırlayıcı nedenler olabileceği, esas nedenin hormonal dengesizlikler olduğu bildirilmektedir (Erk ve ark 1980, Ata ve Tekin 2001).
Hormonal Dengesizlikler
Ovulasyon mekanizmasındaki bozukluklar, çoğunlukla hormonal kaynaklı olup, adenohipofizden LH’nın yeterli düzeyde salgılanamamasına neden olan sebeplerdir. Bu olaya luteal yetmezlik denir. Döl tutmayan ineklere de %62 oranında luteal faz yetmezliğine rastlanmaktadır (Kimura ve ark. 1987, Dinç 1990).
Oviductun Fonksiyon Bozuklukları
Oviductun sekresyon sıklığı ve kompozisyonu, kandaki progesteron ve östrojenik hormonların düzeyine bağlıdır. Bu hormonlar oviductun motilitesini de sağlar. Östrojenik hormonun düşük düzeyi, zigotun uterus’a doğru gidişini yavaşlatırken, yüksek düzeyi zigotun premature olarak hızlı bir şekilde uterusa gelmesine neden olur. Bu olaylar sonucu embriyonik ölüm meydana gelmekte ve repeat breeder oluşmaktadır (Erk ve ark 1980, Güney ve Ulusan 1991).
Subklinik Genetik Kanal Enfeksiyonları
Metritis
Döl tutmayan ineklerde, subklinik seyreden kronik metritisler önemlidir. Kronik metritisler ciddi bir sistemik bozukluk oluşturmamakla birlikte, doğum-yeniden gebe kalma süresini uzatarak infertiliteye ve bazen de steriliteye neden olmaktadır (Erk ve ark 1980, Dinç 1990, Alaçam 1994). Genital organlardaki yangısal bozuklukların çoğunda embriyonik ölüm şekillenmekte, çok az bir bölümünde ise fertilizasyon oluşmamaktadır (Dinç 1990, Alaçam 1991).
Salpingitis
Salpingitis olgularında yapılabilecek fazla bir şey yoktur. Tek taraflı olgularda hayvan diğer tarafı ile gebe kalabilirse de fertilite düşüktür. Hidrosalpinx ise çoğu olguda iki taraflı olmakta ve hayvanın steril kalmasına sebep olmaktadır (Alaçam 1994).
Erken Embriyonik Ölümler
Embriyonik dönem, ineklerde ovulasyondan 0-27 saat sonra başlayıp gebeliğin 45. gününe kadar olan süredir. İneklerde erken embriyonik ölümlerin (ovulasyondan sonraki 12.-15. günden önce olan embriyo kayıpları) repeat breeder’ın en önemli sebeplerinden biri olduğu bildirilmektedir (Sreenan ve Diskin 1983, Kimura ve ark. 1987, Alaçam 1994). Embriyonun yaşadığı süre östrus siklusunun süresini etkilemektedir. Embriyo, östrus siklusunun 15. gününden önce ölürse, inek beklenen zamanda (18.-24. günde) tekrar östrus göstermektedir. Embriyonik ölümler 16. günden sonra olursa, östrus siklusunun süresi uzamaktadır. Bu sürenin 25-35 güne kadar uzayabileceği bildirilmektedir (Diskin ve Sreenan 1980, Arthur ve ark 1982, Dinç 1990). Kalıtım, beslenme, annenin yaşı, uterusta çok sayıda yavru olması, hormanal dengesizlikler ve sıcaklık stresinin embriyonik ölümlere neden olduğu bildirilmektedir (Diskin ve Sreenan 1980, Dinç 1990).
İmmunolojik Faktörler
İneklerde herhangi bir nedene bağlanamayan infertilite olgularında immunulojik reaksiyonlar etkili olabilir. Spermanın immun sistemi uyarması sonucu oluşan humoral ve hücresel immun tepki, spermatozoon’ların immobilize olması, servikal kanaldan geçişi ve ovum membranına tutunmasını engellenmekte ve fertilizasyon sonrası embriyo ölümlerine neden olmaktadır (Gökçen ve ark 1987, Sreenan ve Diskin 1983).
Tanı
Döl tutmayan ineklerde doğru teşhis anamnezin doğru alınmasına bağlıdır. Anamnezde hayvanın yaşı, son buzağılama tarihi, son buzağılamadan sonra retentio secundinarum, puerperal enfeksiyonlar veya metabolik hastalıklar geçirip geçirmediği, anormal bir akıntının varlığı, kaç defa tohumlama yapıldığı ve bunların tarihleri, önceki fertilite parametreleri, bakım-beslenme koşulları, hayvanın genel durumu, süt verimi ve sürüdeki diğer ineklerin fertilite durumu dikkate alınmalıdır (Erk ve ark 1980, Dinç 1990 Alaçam 1991, Aksoy ve ark 1993) .
Döl tutmama sürü problemiyse boğa ve sperma ile ilgili faktörler ele alınmalı, bireysel ise ineklere yönelmelidir (Alaçam 1991, İleri ve ark. 1998). Doğal aşım yaptırılan yetiştirmelerde boğanın genel fiziki durumu, genital organların sağlığı ve sperma kalitesi araştırılmalıdır (Diskin ve Sreenan 1980, Kimura ve ark. 1987).
İneklerin muayenesine fiziki durumla başlanmalıdır. Yetersiz beslenme Repeat Breeder için önemli bir hazırlayıcı faktördür (Arthur ve ark. 1982, Sreenan ve Diskin 1983). İşletmede, östrus belirleme yöntemleri ve tohumlama tekniklerinin incelenmesi gereklidir. Östrusların belirlenmesindeki yetersizlikler ve tohumlamada yanlış zamanlama ve teknik döl tutmama sorununun önemli sebeplerindendir. Yapılan araştırmalar, bazı yetiştirmelerde ineklerin % 40-50 sinin yanlış zamanda tohumlandığını ortaya koymaktadır (Kimura ve ark. 1987, Alaçam 1994, İleri ve ark 1998).
Genital kanalın muayenesinde; rektal muayene ve ultrasonografi teknikleri kullanılarak, cervix, uterus, oviductlar ve ovaryumlar incelenmelidir. Normal ineklerde genellikle muayene edilmeyen oviduct’lar döl tutmayan ineklerde mutlaka araştırılmalıdır. Salpingitis ve Hidrosalpinx fertilizasyonu engelleyen sorunlardır. Gerektiğinde oviductların açıklığı PSP testi ile araştırılabilir. Vulva ve vagina inspeksiyonla kontrol edilmelidir. Vulvadaki bozukluklar kronik pneumovaginaya ve sonunda metritis ve erken embrionik ölümlere neden olabilir (Erk ve ark 1980, Arthur ve Yeşildere 1982, Dinç 1990, Alibaşoğlu ve Yeşildere 1994).
Cervical kanaldaki obstrüksiyonlar fertilizasyonu engellemektedir. Uterusta subklinik endometritise bağlı oluşan gebelik yönünden uygunsuz ortamın fertilizasyon bozukluğunun önemli bir nedeni olduğu bildirilmiştir (Arthur ve ark 1982, Dinç 1990, Alaçam 1994). Döl tutmayan ineklerin muayenesi için en uygun zaman, akıntıların görülüp incelenebildiği tohumlamayı izleyen 24. saattir. İneklerde döl verimi sürecinde başlıca üç çeşit akıntı görülür. Bunlar; östrus sırasındaki saydam ve elastik mukus, metöstrus evresindeki bulanık ve kanlı mukus, doğumdan sonraki kırmızı kahverengi ve kokusuz akıntı (lochia). Bunların dışındaki ve farklı karakterdeki akıntılar patolojiktir. Muko-prulent, prulent, nekrotik akıntılar metritis veya vaginitislere işaret etmektedir (Arthur ve ark 192, Dinç 1990).
Uterus yada cervix’in anteriorundan alınan mukus örnekleri mikrobiyolojik yönden muayene edilebilir. Kültür örnekleri östrusta, östrustan 2 gün önce veya sonra alınmalıdır (Arthur ve ark. 1982, Dinç 1990). Endometrium’dan alınan biyopsi örnekleri ya da sürme preparatları sitolojik olarak muayene edilerek subklinik ve kronik endometritisler ortaya çıkarılabilir (Arthur ve ark. 1982, Alibaşoğlu ve Yeşildere 1994).
Tedavi
Uterusta klinik açıdan belirlenemeyen subklinik bir enfeksiyon varsa ve inek üç kez tohumlandığı halde gebe kalmayıp tekrar östrus gösteriyorsa, tohumlamayı takiben 2, 6 ve 12 saat sonra uterusa yapılan antibiyotik infüzyonların uterusun 4-5 günlük süre içinde (fertilizasyonun gerçekleşip embriyonun uterus lumenine gelme süresi inekte 4 gün civarındadır) tedavisine yardımcı olacağı ve buraya gelen embriyonun sağlıklı bir ortama kavuşacağı bildirilmektedir (Etherington ve ark 1991, İleri ve ark. 1998, Ata ve Tekin 2001).
Tohumlamayı takiben yapılacak intrauterin tedavilerde kullanılacak ilaçlar uterus mukozasını irrite etmeyen, spermatozoitlere zarar vermeyen ve özellikle süspansiyon şeklindeki antibiyotiklerden seçilmelidir. Bu antibiyotikler yanında, enjektabl olan oxytetracyclin, penicilin, streptomycin, gentamycin, lincomycin gibi preparatlarda kullanılabileceği bildirilmektedir (Youngquist 1990, Güney ve Ulusan 1991, Ata ve Tekin 2001). Uterustaki enfeksiyona karşı en etkili antibiyotiği tespit etmek için antibiyogram testleri yapılmalıdır.
Repeat breeder ineklerde GnRH, ovulasyonu uyarmak ve luteal yetersizlikleri engellemek amacıyla, östrusun başlangıcında, suni tohumlamadan 5-6 saat önce veya suni tohumlama sırasında kullanılabilmektedir (Kimura ve ark. 1987, Alaçam 1994). Repeat breeder ineklerde GnRH uygulamalarının gebelik oranlarını %50-70 oranında arttırdığı bildirilmektedir (Kimura ve ark. 1987, Ata ve Tekin 2001, Yenilmez 2003). Aynı amaçla tohumlama anında 1500–2000 İ.Ü. HCG uygulamalarının da kullanılabileceği bildirilmektedir (Alaçam 1994, İleri ve ark. 1998). Repear breeder ineklerde tohumlamadan hemen sonra GnRH uygulamasıyla birlikte, tohumlamadan sonraki 4 ve 5. günlerde progestron uygulamalarının gebelik oranını arttırdığı bildirilmektedir (Yenilmez 2003).
Repeat breeder ineklerde luteal faz yetmezliğini önlemek için progesteron hormonuna, aşım veya tohumlamadan sonraki 4. ve 5. günlerde başlanarak ilave progesteron tedavisi yapılabileceği bildirilmektedir (Kimura ve ark 1987). Progesteronun uzun süre etkili preparatlarının tohumlamadan sonraki 4. ve 10. günlerde 200–500 mg uygulanabileceği bildirilmektedir (Yenilmez 2003). alternatif olarak tohumlamadan sonraki 4. günden başlanarak günde 100 mg progesteronun iki hafta süreyle her gün tekrarlanabileceği, 4. günden önceki progesteron enjeksiyonlarının fertiliteyi düşürdüğü bildirilmektedir (Kimura ve ark 1987, Alaçam 1994, Yenilmez 2003).
SONUÇ
Döl tutmayan inekler her östrusta tohumlanmalıdır. Tohumlamalarda kaliteli sperma veya bilinen fertil boğalar kullanılmalıdır. Sürüde döl tutmayan ineklerin en kısa sürede tedavilerine başlanmalıdır.
Sperma uygun koşullarda saklanmalı ve tecrübeli kişilerce suni tohumlama yapılmalıdır. Tohumlama 12 saat ara ile günde iki defa yapılmalıdır. Önceki östruslarda suni tohumlama uygulanmışsa, doğal aşım yaptırılmalıdır.
Ovulasyonu uyarmak amacıyla tohumlama anında GnRH uygulanmalıdır. Luteal yetmezlikleri ve bunlara bağlı embriyonik ölümleri engellemek için tohumlamadan sonraki 4. ve 5. günlerde pogestron uygulamaları önerilmektedir.
KAYNAKLAR
Aksoy M, Alan M, Tekeli T, Semecan A, Çoyan K (1993) İnek ve Düvelerde Östrus Belirleme Hataları ve Sun’i Tohumlama Uygulamasındaki Önemi. Hay. Araş. Derg.; 3 (1): 28-30.
Alaçam E (1994) Reprodüksiyon Sun’i Tohumlama Doğum ve İnfertilite. Dizgievi, Konya, 265-289.
Alaçam E, Gökçen H (1993) İneklerde Fertilite Sorunları ve Çözüm Yolları. Uludağ Üniv. Vet. Fak. Paneli, Bursa.
Alibaşoğlu M, Yeşildere T (1994) Veteriner Genel Patoloji ve Tümör Bilimi, II. Baskı, İstanbul.
Arthur GH, Noakes DE, Pearson H (1982) Veterinary Reproduction Obstetrics. fifth edition, Bailliere Tindall: 309-315.
Ata A, Tekin N (2001) Repeat Breeder İneklerde GnRH uygulaması ve döl verimi. Lalahan Hay. Araş. Derg.; 41(1): 13-24
Çekgül E (1987) Karacabey Tarım İşletmesindeki İneklerde İnfertilite Nedenleri. Doktora Tezi, İstanbul Üniv. Sağlık Bilimleri Enst., İstanbul.
Çilek S, Tekin ME (2005) Environmental Factors Affecting Milk Yield and Fertility Traits of Simmental Cows Raised at the Kazova State Farm and Phenotypic Correlations between These Traits. Turk J. Vet. Sci.; 29: 987-993.
Çilek, S., Tekin M.E (2007a) Environmental Factors Affecting Milk Yield Traits of Brown Swiss Cows Raised at Ulaş State Farm and Phenotypic Correlations between Milk Yield and Fertility Traits, İndian Journal of Animal Science 77: (2), 154-157.
Çilek, S. ve Tekin M.E (2007b) Environmental Factors Affecting Fertility in Cows. İndian Journal of Animal Science 77: (3), 236-238.
Çilek, S. (2009) Reproductive Traits Of Holstein Cows Raised At Polatli State Farm In Turkey. Published in Journal of Animal and Veterinary Advances, 8 (1) (Basımda)
Dinç DA (1990) Döl Tutmayan (Repeat Breeder) Hayvanlar: Theriogenoloji. Nurol Matbaası, Ankara: 223-224.
Diskin MG, Sreenan JM (1980) Fertilization and embriyonic mortality rates in beef heifers after artificial insemination. J. Reprod. Fertil.; 59 (2): 463 – 468.
Dogan İ, Sönmez G, Sagırkaya H (2002) Histopathological investigation of endometrium in repeat breeder cows. İndian J. Anim. Sci.; 72 (3):223-226.
Erk H, Doğaneli MZ, Akkayan C (1980) Veteriner Doğum Bilgisi (Obstetrik) ve Jinekoloji. 2. Baskı, Ankara Üniv. Vet. Fak. Yayınları No: 363, Ankara.
Etherington WİJ, Seuin BE, Marsh WE, Weawer LD, Raurson VL (1991) Dairy Herd reproductive health management: Evaluating dairy herd reproductive performance. Comp. North American Food Animal; 13: 1353-359.
Gökçen H, Minbay A, Çekgül E, Çarlı T (1987) İneklerde Kimi Fertilite olguları ile Anti-sperma aglutininleri arasındaki ilişkiler üzerinde çalışmalar. Uludağ Üniv. Vet. Fak. Derg.; 3: 5-6
Güney ÖH, Ulusan KHO (1991) Göle Tarım İşletmesindeki Karacabey Esmer Sığırlarının döl verim performansı. Ankara Üniv. Vet. Fak. Derg.; 38 (2):74-83.
İleri K, Ak K, Pabuççuoğlu S, Usta S (1998) Reprodüksiyon ve Suni Tohumlama. İstanbul Üniv. Vet. Fak. yayınları No:84:139-145.
Kimura M, Nakoo T, Moriyoshi M, Kawata K (1987) Luteal Phase deficiency as apossible cause of repeat breeding in dairy cows. British Veterinary Journal; 143 (6):560-566.
Lafi SQ, Kaneene JB (1988) Risk factors and associated economic effects of repeat breeder syndrome in dairy cattle. Veterinary Bulletin; 58: 891-903.
Oğan M (2000) Esmer ırkı ineklerin döl verim özelliklerine etki eden bazı çevre faktörleri. Uludağ Üniv. Vet. Fak. Derg.; 29: 1-20.
Özkoca A (1966) Karacabey Çifteler Haraları ile Lalahan Zootekni Araştırma Enstitüsünde, Suni Tohumlamada kullanılan İneklerde Gebeliğe Tesir Eden Sebepler Üzerinde Araştırmalar. Lalahan Zoot. Araşt. Enst. Yayınları No:19, Ankara.
Silke V, Diskin MG, Kenny DA, Boland MP, Dillon P, Mee JF, Screenan, JM (2002) Extend, Pattern and factors associated with late embryonic loss in dairy cows. Anim Reprod. Sci.; 15 (71): 1-12
Sreenan SM, Diskin MG (1983) Early embryonic mortality in the cow its relationship with progesterone concentration. Vet Rep.; 112 (22): 517-521.
Şenel HS (1993) Hayvan Besleme, İstanbul Üniv. Vet. Fak. Yayınları No: 3210: 175-183.
Yalçın BC (1981) Genel Zootekni. İst. Üniv. Vet. Fak. Yay. No:1, İstanbul.Yavaşça İ (1994) Payetlerde dondurulmuş boğa spermasına uygulanan eritme sonrası değişik süre ve çevre ısılarının fertiliteye etkileri. Doktora Tezi, İst. Üniv. Sağ. Bil. Ens. İstanbul.
Yenilmez K (2003) Repeat Breeder ineklerde tohumlamadan sonra GnRH ve progesteron uygulamalarının gebe kalma üzerine etkisi. Doktora Tezi. İst. Üniv. Sağ. Bil. Enst., İstanbul.
Youngquist RS (1990) Diseases of reproductive system. Large Animal Medicine.: 1364-1434.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın